Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13857 E. 2010/5399 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı↗ toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ depo kararı↗ olumsuz oy↗ muvafakat↗ kâr kaybı↗ vade↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dava dışı bankadan depo alarak alınan kaynağın atıl kalması ve fazla faiz ödenmesi nedeniyle oluşan banka zararının eski yönetici olan davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, iddiaya mesnet teftiş raporunda zararın varsayıma dayalı olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunda uzun dönemde davacının kaynak açığı yaşayabileceğinin, alınan depo ile bunun giderildiğinin açıklandığı, bu dönemde disponilibite fazlalıklarının salt alınan depoyla açıklanamayacağı, böyle bir zararın defter ve kayıtlarında yer almadığı, davacı banka zarar iddiasının atıl kaynak kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen fırsat maliyetlerine dayandırıldığı, anılan dönemde alınan depolara ödenen faiz oranlarının aynı dönemde gerçekleşen ortalama faiz oranlarına göre yaklaşık 20 puan yüksek bulunduğu ve oran farkının davacı banka karlılığını olumsuz etkileyebileceği en azından kardan kayba uğramasına neden olabileceğinin raporda açıklandığı, ancak zaman aralığında ve ay sonu itibariyle cari oran üzerinde kaynak açığı göründüğü, fakat likit kaynak ihtiyacı yönünden değerlendirmenin aktif ve pasif kalemlerin dava konusu dönemlerdeki vade dağılımına ilişkin verilerine ihtiyaç duyulduğu, bu verilere göre davacı banka likit kaynak ihtiyacının daha fazla çıkması ya da kaynak ihtiyacının bulunmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, davacının sunduğu belge ve kayıtlar ile böyle bir analiz veya değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla bu iddianın kanıtlanmadığı, yine alternatif getiri oranı olarak esas alınan devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama net faiz oranlarının dava dışı bankaya verilen ortalama faiz oranlarının üstünde bulunduğu, ayrıca dava dışı bankaya verilen faiz oranlarının DİPS faiz oranlarının üstünde bulunduğu iddiasının izaha muhtaç olduğu, ayrıca değerlendirmenin günün ekonomik ve ticari rekabet koşullarına göre bankanın genel ticari politikası ve alabileceği sair risklerde dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, vade süresi dövizpozisyonlarındaki riskler nazara alındığında ve aksi durumda farklı sonuçlar doğuracağı, anılan hususların bir tercihten ibaret bulunduğu, 20 puanlık faiz fazlalığının kesin olarak bankanın zararına bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği, banka kayıtları ile de zararın ispat edilmediği, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve zarar iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı yöneticilerin usulsüz depo kullanımı sonucu davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı banka, TTK.nunda düzenlenen anonim şirket statüsündedir. Bu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan sorumluluk davası niteliğindedir. TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından yönetim kurulu kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmamaktadır. Dairemize intikal eden dosyalardan davacı bankanın anasözleşmesinin 7 nci ve devamı maddelerinde genel kurul ve denetim kurulu gibi organlarının bulunduğu bilinmektedir.
Bu durum karşısında, mahkemece, HUMK’nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/906 E. 2014/7688 K.
Ortak:depo kararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dava dışı bankadan «depo» alarak alınan kaynağın atıl kalması ve fazla faiz ödenmesi nedeniyle oluşan banka zararının eski yönetici olan davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, iddiaya mesnet teftiş raporunda zararın varsayıma dayalı olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunda uzun dönemde davacının kaynak açığı yaşayabileceğinin, alınan depo ile bunun giderildiğinin açıklandığı, bu dönemde disponilibite fazlalıklarının salt alınan depoyla açıklanamayacağı, böyle bir zararın «defter» ve kayıtlarında yer almadığı, davacı banka zarar iddiasının atıl kaynak kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen fırsat maliyetlerine dayandırıldığı, anılan dönemde alınan depolara ödenen faiz oranlarının aynı dönemde gerçekleşen ortalama faiz oranlarına göre yaklaşık 20 puan yüksek bulunduğu ve oran farkının davacı banka karlılığını «olumsuz» etkileyebileceği en azından kardan «kayba» uğramasına neden olabileceğinin raporda açıklandığı, ancak zaman aralığında ve ay sonu itibariyle cari oran üzerinde kaynak açığı göründüğü, fakat likit kaynak ihtiyacı yönünden değerlendirmenin aktif ve pasif kalemlerin dava konusu dönemlerdeki «vade» dağılımına ilişkin verilerine ihtiyaç duyulduğu, bu verilere göre davacı banka likit kaynak ihtiyacının daha fazla çıkması ya da kaynak ihtiyacının bulunmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, davacının sunduğu belge ve kayıtlar ile böyle bir analiz veya değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla bu iddianın kanıtlanmadığı, yine alternatif getiri oranı olarak esas alınan devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama net faiz oranlarının dava dışı bankaya verilen ortalama faiz oranlarının üstünde bulunduğu, ayrıca dava dışı bankaya verilen faiz oranlarının DİPS faiz oranlarının üstünde bulunduğu iddiasının izaha muhtaç olduğu, ayrıca değerlendirmenin günün ekonomik ve ticari rekabet koşullarına göre bankanın genel ticari politikası ve alabileceği sair risklerde dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, vade süresi dövizpozisyonlarındaki riskler nazara alındığında ve aksi durumda farklı sonuçlar doğuracağı, anılan hususların bir tercihten ibaret bulunduğu, 20 puanlık faiz fazlalığının «kesin» olarak bankanın zararına bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği, banka kayıtları ile de «zararın ispat» edilmediği, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına …
1-Dava, davalı yöneticilerin usulsüz «depo» kullanımı sonucu davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından «yönetim kurulu» kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaDava, «yönetim kurulu» başkanı, üyesi ve kaynak yönetim daire başkanı olarak görev yapan davalıların görev yaptıkları süre içinde davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiası ile açılan tazminat istemine ilişkindir.
… şiler tarafından hazırlanan rapor itibari ile davacıların sebep olduğu ileri sürülen zararın dayanaklarının ne olduğu ve davacılar tarafından alındığı ileri sürülen «deponun» «bankacılık işlemleri» yönünden mahiyeti anlaşılabilir şekilde ortaya konularak tartışılmış değildir.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı taraftan zarar iddiasının dayanakları sorulup, kalem kalem belirlendikten sonra, davacılar tarafından yapıldığı iddia olunan «depo» işleminin niteliğinin ne olduğu, ne miktarda depo işlemi yapıldığı, varsa davacı zararını oluşturan koşulların neler olduğu hususları, «denetime elverişli» şekilde tanzim edilecek bilirkişi raporu kapsamında tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre hüküm kurulması gerekirken, içerik denetimi yapılamayan bilirkişi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · denetime elverişlilik · dava sebebi
Benzer bu kararda… şiler tarafından hazırlanan rapor itibari ile davacıların sebep olduğu ileri sürülen zararın dayanaklarının ne olduğu ve davacılar tarafından alındığı ileri sürülen «deponun» «bankacılık işlemleri» yönünden mahiyeti anlaşılabilir şekilde ortaya konularak tartışılmış değildir.
Buna karşın alınan bilirkişi raporunda, davacılar tarafından meydana getirildiği iddia edilen zararın kaynak ve «sebebinin» belirtilmediği, söz konusu işlemin nitelik, mahiyet ve dayanaklarına yer verilmediği, bu hali ile uzmanlığı gerektiren teknik bir konu olmasına karşın rapor içeriğinin tutarlılık denetiminin yapılamadığı, bir başka anlatımla raporun kanaat oluşumu yönünden sonuç ifade etmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı taraftan zarar iddiasının dayanakları sorulup, kalem kalem belirlendikten sonra, davacılar tarafından yapıldığı iddia olunan «depo» işleminin niteliğinin ne olduğu, ne miktarda depo işlemi yapıldığı, varsa davacı zararını oluşturan koşulların neler olduğu hususları, «denetime elverişli» şekilde tanzim edilecek bilirkişi raporu kapsamında tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre hüküm kurulması gerekirken, içerik denetimi yapılamayan bilirkişi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından «yönetim kurulu» kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaYöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir «yetkinin» mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından «yönetim kurulu» kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · ihtar · ıslah · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davacının «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren faiz talep edeceği kabul edilerek, «ıslah» dilekçesi de bu kapsamda değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından «yönetim kurulu» kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» bulunmamaktadır.
Davacı banka, TTK.nunda düzenlenen «anonim şirket» statüsündedir.
Bu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya «muvafakat» verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik · ibraz · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13857 E. , 2010/5399 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2003/719-2008/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın kaynak ihtiyacı olmadığı halde 19.11.1996, 19.12.1996, 27.12.1996 ve 17.02.1997 tarihlerinde dava dışı bankadan piyasa şartlarının çok üstünde depo alındığını, alınan deponun bir kısmının disponibilite fazlası olarak atıl kaldığını, bir kısmının ise maliyetinin altında düşük faiz oranlarından depo edilmek suretiyle plase edilmesiyle zarar doğduğunu, depo alımı ve değerlendirilmesindeki kararların davalı yöneticiler tarafından alındığın ileri sürerek, 1.007.311.739.849 TL zararın 20.05.1997 tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dava dışı bankadan depo alarak alınan kaynağın atıl kalması ve fazla faiz ödenmesi nedeniyle oluşan banka zararının eski yönetici olan davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, iddiaya mesnet teftiş raporunda zararın varsayıma dayalı olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunda uzun dönemde davacının kaynak açığı yaşayabileceğinin, alınan depo ile bunun giderildiğinin açıklandığı, bu dönemde disponilibite fazlalıklarının salt alınan depoyla açıklanamayacağı, böyle bir zararın defter ve kayıtlarında yer almadığı, davacı banka zarar iddiasının atıl kaynak kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen fırsat maliyetlerine dayandırıldığı, anılan dönemde alınan depolara ödenen faiz oranlarının aynı dönemde gerçekleşen ortalama faiz oranlarına göre yaklaşık 20 puan yüksek bulunduğu ve oran farkının davacı banka karlılığını olumsuz etkileyebileceği en azından kardan kayba uğramasına neden olabileceğinin raporda açıklandığı, ancak zaman aralığında ve ay sonu itibariyle cari oran üzerinde kaynak açığı göründüğü, fakat likit kaynak ihtiyacı yönünden değerlendirmenin aktif ve pasif kalemlerin dava konusu dönemlerdeki vade dağılımına ilişkin verilerine ihtiyaç duyulduğu, bu verilere göre davacı banka likit kaynak ihtiyacının daha fazla çıkması ya da kaynak ihtiyacının bulunmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, davacının sunduğu belge ve kayıtlar ile böyle bir analiz veya değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla bu iddianın kanıtlanmadığı, yine alternatif getiri oranı olarak esas alınan devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama net faiz oranlarının dava dışı bankaya verilen ortalama faiz oranlarının üstünde bulunduğu, ayrıca dava dışı bankaya verilen faiz oranlarının DİPS faiz oranlarının üstünde bulunduğu iddiasının izaha muhtaç olduğu, ayrıca değerlendirmenin günün ekonomik ve ticari rekabet koşullarına göre bankanın genel ticari politikası ve alabileceği sair risklerde dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, vade süresi dövizpozisyonlarındaki riskler nazara alındığında ve aksi durumda farklı sonuçlar doğuracağı, anılan hususların bir tercihten ibaret bulunduğu, 20 puanlık faiz fazlalığının kesin olarak bankanın zararına bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği, banka kayıtları ile de zararın ispat edilmediği, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve zarar iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı yöneticilerin usulsüz depo kullanımı sonucu davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı banka, TTK.nunda düzenlenen anonim şirket statüsündedir. Bu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan sorumluluk davası niteliğindedir. TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından yönetim kurulu kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmamaktadır. Dairemize intikal eden dosyalardan davacı bankanın anasözleşmesinin 7 nci ve devamı maddelerinde genel kurul ve denetim kurulu gibi organlarının bulunduğu bilinmektedir.
Bu durum karşısında, mahkemece, HUMK’nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019028700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz