6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13857 E. 2010/5399 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı toplantı tutanağı sorumluluk davası depo kararı olumsuz oy muvafakat kâr kaybı vade anonim şirket yönetim kurulu kararı kesin hüküm e-defter

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 39 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dava dışı bankadan depo alarak alınan kaynağın atıl kalması ve fazla faiz ödenmesi nedeniyle oluşan banka zararının eski yönetici olan davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, iddiaya mesnet teftiş raporunda zararın varsayıma dayalı olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunda uzun dönemde davacının kaynak açığı yaşayabileceğinin, alınan depo ile bunun giderildiğinin açıklandığı, bu dönemde disponilibite fazlalıklarının salt alınan depoyla açıklanamayacağı, böyle bir zararın defter ve kayıtlarında yer almadığı, davacı banka zarar iddiasının atıl kaynak kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen fırsat maliyetlerine dayandırıldığı, anılan dönemde alınan depolara ödenen faiz oranlarının aynı dönemde gerçekleşen ortalama faiz oranlarına göre yaklaşık 20 puan yüksek bulunduğu ve oran farkının davacı banka karlılığını olumsuz etkileyebileceği en azından kardan kayba uğramasına neden olabileceğinin raporda açıklandığı, ancak zaman aralığında ve ay sonu itibariyle cari oran üzerinde kaynak açığı göründüğü, fakat likit kaynak ihtiyacı yönünden değerlendirmenin aktif ve pasif kalemlerin dava konusu dönemlerdeki vade dağılımına ilişkin verilerine ihtiyaç duyulduğu, bu verilere göre davacı banka likit kaynak ihtiyacının daha fazla çıkması ya da kaynak ihtiyacının bulunmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, davacının sunduğu belge ve kayıtlar ile böyle bir analiz veya değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla bu iddianın kanıtlanmadığı, yine alternatif getiri oranı olarak esas alınan devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama net faiz oranlarının dava dışı bankaya verilen ortalama faiz oranlarının üstünde bulunduğu, ayrıca dava dışı bankaya verilen faiz oranlarının DİPS faiz oranlarının üstünde bulunduğu iddiasının izaha muhtaç olduğu, ayrıca değerlendirmenin günün ekonomik ve ticari rekabet koşullarına göre bankanın genel ticari politikası ve alabileceği sair risklerde dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, vade süresi dövizpozisyonlarındaki riskler nazara alındığında ve aksi durumda farklı sonuçlar doğuracağı, anılan hususların bir tercihten ibaret bulunduğu, 20 puanlık faiz fazlalığının kesin olarak bankanın zararına bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği, banka kayıtları ile de zararın ispat edilmediği, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve zarar iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davalı yöneticilerin usulsüz depo kullanımı sonucu davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı banka, TTK.nunda düzenlenen anonim şirket statüsündedir. Bu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan sorumluluk davası niteliğindedir. TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından yönetim kurulu kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmamaktadır. Dairemize intikal eden dosyalardan davacı bankanın anasözleşmesinin 7 nci ve devamı maddelerinde genel kurul ve denetim kurulu gibi organlarının bulunduğu bilinmektedir.

Bu durum karşısında, mahkemece, HUMK’nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/906 E. 2014/7688 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatifler kanunu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/13857 E.  ,  2010/5399 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2003/719-2008/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili bankanın kaynak ihtiyacı olmadığı halde 19.11.1996, 19.12.1996, 27.12.1996 ve 17.02.1997 tarihlerinde dava dışı bankadan piyasa şartlarının çok üstünde depo alındığını, alınan deponun bir kısmının disponibilite fazlası olarak atıl kaldığını, bir kısmının ise maliyetinin altında düşük faiz oranlarından depo edilmek suretiyle plase edilmesiyle zarar doğduğunu, depo alımı ve değerlendirilmesindeki kararların davalı yöneticiler tarafından alındığın ileri sürerek, 1.007.311.739.849 TL zararın 20.05.1997 tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın dava dışı bankadan depo alarak alınan kaynağın atıl kalması ve fazla faiz ödenmesi nedeniyle oluşan banka zararının eski yönetici olan davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, iddiaya mesnet teftiş raporunda zararın varsayıma dayalı olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunda uzun dönemde davacının kaynak açığı yaşayabileceğinin, alınan depo ile bunun giderildiğinin açıklandığı, bu dönemde disponilibite fazlalıklarının salt alınan depoyla açıklanamayacağı, böyle bir zararın defter ve kayıtlarında yer almadığı, davacı banka zarar iddiasının atıl kaynak kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen fırsat maliyetlerine dayandırıldığı, anılan dönemde alınan depolara ödenen faiz oranlarının aynı dönemde gerçekleşen ortalama faiz oranlarına göre yaklaşık 20 puan yüksek bulunduğu ve oran farkının davacı banka karlılığını olumsuz etkileyebileceği en azından kardan kayba uğramasına neden olabileceğinin raporda açıklandığı, ancak zaman aralığında ve ay sonu itibariyle cari oran üzerinde kaynak açığı göründüğü, fakat likit kaynak ihtiyacı yönünden değerlendirmenin aktif ve pasif kalemlerin dava konusu dönemlerdeki vade dağılımına ilişkin verilerine ihtiyaç duyulduğu, bu verilere göre davacı banka likit kaynak ihtiyacının daha fazla çıkması ya da kaynak ihtiyacının bulunmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, davacının sunduğu belge ve kayıtlar ile böyle bir analiz veya değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla bu iddianın kanıtlanmadığı, yine alternatif getiri oranı olarak esas alınan devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama net faiz oranlarının dava dışı bankaya verilen ortalama faiz oranlarının üstünde bulunduğu, ayrıca dava dışı bankaya verilen faiz oranlarının DİPS faiz oranlarının üstünde bulunduğu iddiasının izaha muhtaç olduğu, ayrıca değerlendirmenin günün ekonomik ve ticari rekabet koşullarına göre bankanın genel ticari politikası ve alabileceği sair risklerde dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, vade süresi dövizpozisyonlarındaki riskler nazara alındığında ve aksi durumda farklı sonuçlar doğuracağı, anılan hususların bir tercihten ibaret bulunduğu, 20 puanlık faiz fazlalığının kesin olarak bankanın zararına bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği, banka kayıtları ile de zararın ispat edilmediği, temin edilen kaynağın döviz riskinin azaltılmasında ve banka açığının kapatılmasında kullanılmasının bankanın menfaatine ve günün ekonomik koşullarına uygun bir durum olduğu ve zarar iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davalı yöneticilerin usulsüz depo kullanımı sonucu davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı banka, TTK.nunda düzenlenen anonim şirket statüsündedir. Bu dava, esas itibariyle yöneticiler hakkında açılan sorumluluk davası niteliğindedir. TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.

Uyuşmazlığa konu olayda davacı banka vekili tarafından yönetim kurulu kararına istinaden dava açılmış olup, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmamaktadır. Dairemize intikal eden dosyalardan davacı bankanın anasözleşmesinin 7 nci ve devamı maddelerinde genel kurul ve denetim kurulu gibi organlarının bulunduğu bilinmektedir.

Bu durum karşısında, mahkemece, HUMK’nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019028700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.