6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4934 E. 2014/12816 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aaüt def'i marka hakkına tecavüz maddi ve manevi tazminat haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi vekalet ücreti

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların kullanımları daha eskiye dayandığından davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, herhangi bir haksız rekabet unsuru taşımadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve önceye dayalı hak iddiasının marka hakkına tecavüz davasında def'i olarak ileri sürülebilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, davacı taraf, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, objektif dava birleştirmesi sözkonusudur. Öte yandan, mahkemece davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. AAÜT’de Fikri Sınai Haklar Mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda hükmedilecek vekalet ücreti genel mahkemelerden farklı olarak düzenlenmiştir. Bu durum karşısında, reddedilen taleplerin her biri için davalı yararına üç ayrı ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için geçerli vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tek ve genel mahkemeler için geçerli vekalet ücretine göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1357 E. 2017/4130 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Aaüt

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8684 E. 2010/94 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/4934 E.  ,  2014/12816 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(FİKRİ SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ 24/09/2013

NUMARASI 2010/501-2013/303

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2013 tarih ve 2010/501-2013/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin "Korkuteli" markası ve ticaret unvanı altında faaliyet gösterdiğini, davalıların "Korkuteli" ibaresini aynı şekilde kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalıların müvekkilinin ününden ticari kazanç sağlamaya çalıştıklarını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasını ve önlenmesini, haksız rekabetin tespiti ve men'ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, kararın ilanını talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkili kooperatifin 1999 yılında kurulduğunu, diğer davalı müvekkilinin ise 1991 yılında "Korkuteli Birlik" ticaret unvanı ile işe başladığını, müvekkillerinin kullanımının daha eski olduğunu, ayrıca "Korkuteli" gibi yer isimlerinin marka olarak tescil ettirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların kullanımları daha eskiye dayandığından davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, herhangi bir haksız rekabet unsuru taşımadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve önceye dayalı hak iddiasının marka hakkına tecavüz davasında def'i olarak ileri sürülebilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, davacı taraf, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, objektif dava birleştirmesi sözkonusudur. Öte yandan, mahkemece davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. AAÜT’de Fikri Sınai Haklar Mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda hükmedilecek vekalet ücreti genel mahkemelerden farklı olarak düzenlenmiştir. Bu durum karşısında, reddedilen taleplerin her biri için davalı yararına üç ayrı ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için geçerli vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tek ve genel mahkemeler için geçerli vekalet ücretine göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101894500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.