İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8209 E. 2014/13290 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': ['6102/1067']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumsuzluk kaydı↗ nezaret görevi↗ hasar ihbarı↗ taşıyanın sorumluluğu↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ pasif husumet ehliyeti↗ istifa↗ rücuen tahsil↗ aktif dava ehliyeti↗ husumet ehliyeti↗ riziko↗ cy/cy şerhi↗ pasif husumet↗ hak düşürücü süre↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ teslim↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin rizikonun doğumundan önce düzenlendiği, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davanın TTK m. 1067 kapsamında 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, konişmentoda yazılı bazı ruloların hafif hasarlı, bazı ruloların yağ lekeli olduğuna dair şerhlerin ambalajlardaki yırtık ve ezikliğe ilişkin olduğu, şerhlerin ovalleşmelere ilişkin bulunmadığı, tazminat talebine esas dört adet rulodaki ovalleşmenin yükün taşıyana teslimi sırasında meydana gelmediğine dair karinenin aksinin taşıyan tarafından ispat edilemediği, hasar ihbarının TTK m. 1066 kapsamında usulüne uygun şekilde ve süresinde yapılmadığı sabit olmakla birlikte TTK m. 1066/son gereğince yükün konişmentoda yazılı şekilde teslim edildiği, yükte hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispat edildiği, konişmentoda yer alan FIO kaydı gereğince taşıyan yükleme ve boşaltmadan sorumlu değil ise de bu şerhin istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermediği, kaptanın nezaret görevini, yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasına
gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dava konusu taşımaya esas rulo sacların yanlış istiflendiğinin sabit olduğu, taşıyanın yanlış istiften kaynaklanan zarardan TTK m. 1061 vd. gereğince sorumlu bulunduğu, zarar miktarının 22.537,60 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin 22.537,60 TL üzerinden ödeme tarihi olan 26/07/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu halde, hükümde alacağın tahsiline karar verilmesi usule uygun olmadığı gibi, itirazın iptali davasında icra inkar tazminatı talebi bulunmamasına rağmen, talep aşılmak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8214 E. 2013/23463 K.
Ortak:hasar ihbarı · taşıyanın sorumluluğu · konişmento · rücuen tahsil · ihbar · taşıyan · sigorta poliçesi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda1067 kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğu, «konişmentoda» yazılı bazı ruloların hafif hasarlı, bazı ruloların yağ lekeli olduğuna dair şerhlerin ambalajlardaki yırtık ve ezikliğe ilişkin olduğu, şerhlerin ovalleşmelere ilişkin bulunmadığı, tazminat talebine esas dört adet rulodaki ovalleşmenin yükün «taşıyana» «teslimi» sırasında meydana gelmediğine dair karinenin aksinin taşıyan tarafından ispat edilemediği, «hasar ihbarının» TTK m.
1066/«son» gereğince yükün «konişmentoda» yazılı şekilde «teslim» edildiği, yükte «hasarın» «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispat edildiği, konişmentoda yer alan FIO «kaydı» gereğince taşıyan yükleme ve boşaltmadan sorumlu değil ise de bu «şerhin» istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermediği, kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi halde bulunmasını sağlamak ve «istifin» denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasına gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dava konusu taşımaya esas rulo sacların yanlış istiflendiğinin s …
1- Dava, «nakliyat sigorta poliçesi» kapsamında ödenen tazminatın «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu halde, hükümde alacağın tahsiline karar verilmesi usule uygun olmadığı gibi, itirazın iptali davasında «icra inkar tazminatı» talebi bulunmamasına rağmen, talep aşılmak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşımaya esas «konişmentoda» emtianın hasarlı olduğuna dair herhangi bir «kaydın» yer almaması sebebiyle TTK 1110.madde gereğince yükün «taşıyan» tarafından yükleme limanında konteyner içinde hasarsız ve iyi durumda «teslim» alındığına dair «karine» teşkil eder ise de, TTK 1066/1.fıkraya uygun şekilde «hasar» ihbarında bulunulmaması karşısında TTK 1066/«son» fıkra gereğince yükün konişmentoda yazılı şekilde teslim edildiği, yükte hasarın «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde «taşıyan lehine karine» doğduğu, ancak TTK 1066/son fıkra son cümle gereğince bu karinenin aksinin yani hasarın taşıyanın yada fiillerinden sorumlu bulunduğu kişilerin «kusuru» sonucu meydana geldiğinin ispat olunabileceği, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, emtianın taşıyanın muhafazası altında iken ve taşıyanın ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin ticari kusurundan doğduğunun ispatlan …
Konuyla ilgili TTK’nun 1066.maddesinin «son» fıkrasında zamanında yapılmış bir «ihbar» veya tespitin olmaması hali «taşıyanın» malları «konişmentoda» yazılı olan halde «teslim» ettiği, şayet mallarda bir «ziya» veya «hasar» belirlenirse bu zararın «taşıyanın sorumlu» olmayacağı bir sebepten ileri geldiği şeklinde yorumlanmış, ancak bu karinelerin aksinin ispat olunabileceği de belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeden «ziya» veya «hasarın ihbar» edilmemesi veya tespit ettirilmemiş olmasının dava hakkını düşürmediği, ancak «taşıyan» lehine bir «karine» doğurduğu, bunun aksinin de ispat olunabileceği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan lehine karine · hasar bildirimi · üst taşıyıcı · navlun sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · karine · navlun · ziya
Benzer bu karardaKısmi «ziya» veya «hasar» halinde gönderilen, en geç yükün «navlun sözleşmesi» veya «konişmento» gereğince onu «teslim» almak hakkını haiz şahsa teslimi sırasında «taşıyan» veya boşaltma limanındaki bir «temsilcisine» yazılı olarak «hasarı bildirmek» zorundadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taşımaya esas «konişmentoda» emtianın hasarlı olduğuna dair herhangi bir «kaydın» yer almaması sebebiyle TTK 1110.madde gereğince yükün «taşıyan» tarafından yükleme limanında konteyner içinde hasarsız ve iyi durumda «teslim» alındığına dair «karine» teşkil eder ise de, TTK 1066/1.fıkraya uygun şekilde «hasar» ihbarında bulunulmaması karşısında TTK 1066/«son» fıkra gereğince yükün konişmentoda yazılı şekilde teslim edildiği, yükte hasarın «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde «taşıyan lehine karine» doğduğu, ancak TTK 1066/son fıkra son cümle gereğince bu karinenin aksinin yani hasarın taşıyanın yada fiillerinden sorumlu bulunduğu kişilerin «kusuru» sonucu meydana geldiğinin ispat olunabileceği, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, emtianın taşıyanın muhafazası altında iken ve taşıyanın ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin ticari kusurundan doğduğunun ispatlan …
Bu yasal düzenlemeden «ziya» veya «hasarın ihbar» edilmemesi veya tespit ettirilmemiş olmasının dava hakkını düşürmediği, ancak «taşıyan» lehine bir «karine» doğurduğu, bunun aksinin de ispat olunabileceği anlaşılmaktadır.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminatının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17451 E. 2014/18344 K.
Ortak:sorumsuzluk kaydı · nezaret görevi · taşıyanın sorumluluğu · istifa · rücuen tahsil · taşıyan · cy/cy kaydı · hasar
İncelediğiniz kararda1066/«son» gereğince yükün «konişmentoda» yazılı şekilde «teslim» edildiği, yükte «hasarın» «taşıyanın sorumlu» olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispat edildiği, konişmentoda yer alan FIO «kaydı» gereğince taşıyan yükleme ve boşaltmadan sorumlu değil ise de bu «şerhin» istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermediği, kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi halde bulunmasını sağlamak ve «istifin» denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasına gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dava konusu taşımaya esas rulo sacların yanlış istiflendiğinin s …
1067 kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğu, «konişmentoda» yazılı bazı ruloların hafif hasarlı, bazı ruloların yağ lekeli olduğuna dair şerhlerin ambalajlardaki yırtık ve ezikliğe ilişkin olduğu, şerhlerin ovalleşmelere ilişkin bulunmadığı, tazminat talebine esas dört adet rulodaki ovalleşmenin yükün «taşıyana» «teslimi» sırasında meydana gelmediğine dair karinenin aksinin taşıyan tarafından ispat edilemediği, «hasar ihbarının» TTK m.
1- Dava, «nakliyat sigorta poliçesi» kapsamında ödenen tazminatın «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu halde, hükümde alacağın tahsiline karar verilmesi usule uygun olmadığı gibi, itirazın iptali davasında «icra inkar tazminatı» talebi bulunmamasına rağmen, talep aşılmak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Daireizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davanın «taşıyan» Normed International BV'ye «izafeten» «acentesine» karşı açılmış bir dava olduğu, «hasarın» yetersiz bağlama sonucu güverte üzerindeki boruların yanlamasına ve boylamasına kayarak sancak güvertedeki borulardan birinin taban kilitlerinin kısmen kayması, ambar içlerindeki boruların boylamasına hareket etmesi, yetersiz ambalajlama sonucunda boruların uç noktalarında civata bağlamalarının boru dış kaplamasına yaptığı hasar ve tahliye limanında istifleme sırasında hasar ile ısınmak amacı ile yakılan ateşe bağlı islenme sonucu oluştuğu, dolayısı ile hasarın «istif», ambalajlama ve boşaltma limanı işçilerinin (stevedor) ihmalinden doğduğu, meydana gelen zararın deniz taşımasının doğasından kaynaklanmadığı, «konşimentolardaki» FIO «kaydı» gereğince taşıyanın yükleme ve boşaltmada sorumluluğunun bulunmadığı, FIO kaydının yükleme ve boşaltmaya dair «sorumsuzluk kaydı» olması, istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermemesi, konulan kaydın kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi bir halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki istif yönünden bir sorumsuzluk kaydı konmadığına göre kaptanın istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetleme yükümlülüğünün ihlalinden doğan zarardan «taşıyanın sorumlu» olduğu, davalı taşıyanın kendi yükümlülüğünde bulunan yanlış istiften kaynaklanan hasardan sorumlu olduğu, istiften dolayı chartererler ve gönderilenlere izafe edebilecek herhangi bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… i kez bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen benimsediği bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, bozma ilamınına uyulmakla davalı lehine de oluşan «usulü kazanılmış hak» olgusu, (yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı «istif» ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kusurunun var olduğu ve yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerekmesi konusunda) ihlal edilerek bozma ilamı içeriğine aykırı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2-Dava, deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeni ile davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulü «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.0 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:izafeten dava · konşimento · kusur oranı · usuli kazanılmış hak · maddi hata · münhasırlık · acentelik · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… i kez bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen benimsediği bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, bozma ilamınına uyulmakla davalı lehine de oluşan «usulü kazanılmış hak» olgusu, (yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı «istif» ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kusurunun var olduğu ve yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerekmesi konusunda) ihlal edilerek bozma ilamı içeriğine aykırı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Daireizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davanın «taşıyan» Normed International BV'ye «izafeten» «acentesine» karşı açılmış bir dava olduğu, «hasarın» yetersiz bağlama sonucu güverte üzerindeki boruların yanlamasına ve boylamasına kayarak sancak güvertedeki borulardan birinin taban kilitlerinin kısmen kayması, ambar içlerindeki boruların boylamasına hareket etmesi, yetersiz ambalajlama sonucunda boruların uç noktalarında civata bağlamalarının boru dış kaplamasına yaptığı hasar ve tahliye limanında istifleme sırasında hasar ile ısınmak amacı ile yakılan ateşe bağlı islenme sonucu oluştuğu, dolayısı ile hasarın «istif», ambalajlama ve boşaltma limanı işçilerinin (stevedor) ihmalinden doğduğu, meydana gelen zararın deniz taşımasının doğasından kaynaklanmadığı, «konşimentolardaki» FIO «kaydı» gereğince taşıyanın yükleme ve boşaltmada sorumluluğunun bulunmadığı, FIO kaydının yükleme ve boşaltmaya dair «sorumsuzluk kaydı» olması, istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermemesi, konulan kaydın kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi bir halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki istif yönünden bir sorumsuzluk kaydı konmadığına göre kaptanın istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetleme yükümlülüğünün ihlalinden doğan zarardan «taşıyanın sorumlu» olduğu, davalı taşıyanın kendi yükümlülüğünde bulunan yanlış istiften kaynaklanan hasardan sorumlu olduğu, istiften dolayı chartererler ve gönderilenlere izafe edebilecek herhangi bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı sıfatında yapılan yanlışlığın «maddi hataya» dayalı olduğunun ve mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeni ile davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulü «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.0 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8209 E. , 2014/13290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 51. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/12/2012
NUMARASI 2008/160-2012/263
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2008/160-2012/263 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. K.E. D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik […] K. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan rulo sac cinsi emtianın N. İnternatıonal şirketi sorumluluğunda Normed Gemlik gemisi ile Almanya'dan Gemlik/Türkiye'ye nakliyesi sırasında hasarlandığını, hasar bedeli olarak sigortalıya ödenen 22.537,60 TL'nin rucuen tahsili için icra takibi başlatılmış ise de, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK m. 1067 gereğince hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığını, TTK m. 1065 ve 1066'da belirtilen yükümlülüklerin davacı tarafça yerine getirilmediğini, hasarın taşıma sırasında meydana gelmediğini, talebin fahiş olduğunu, sovtaj miktarlarının talepten düşülmediğini, sigorta poliçesinin hasarın öğrenilmesinden sonra düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin rizikonun doğumundan önce düzenlendiği, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davanın TTK m. 1067 kapsamında 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, konişmentoda yazılı bazı ruloların hafif hasarlı, bazı ruloların yağ lekeli olduğuna dair şerhlerin ambalajlardaki yırtık ve ezikliğe ilişkin olduğu, şerhlerin ovalleşmelere ilişkin bulunmadığı, tazminat talebine esas dört adet rulodaki ovalleşmenin yükün taşıyana teslimi sırasında meydana gelmediğine dair karinenin aksinin taşıyan tarafından ispat edilemediği, hasar ihbarının TTK m.
1066 kapsamında usulüne uygun şekilde ve süresinde yapılmadığı sabit olmakla birlikte TTK m. 1066/son gereğince yükün konişmentoda yazılı şekilde teslim edildiği, yükte hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispat edildiği, konişmentoda yer alan FIO kaydı gereğince taşıyan yükleme ve boşaltmadan sorumlu değil ise de bu şerhin istiflemeden sorumsuzluğa dair bir kaydı içermediği, kaptanın nezaret görevini, yükleme ve boşaltma teçhizatlarının iyi halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasına
gözetlemek yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dava konusu taşımaya esas rulo sacların yanlış istiflendiğinin sabit olduğu, taşıyanın yanlış istiften kaynaklanan zarardan TTK m. 1061 vd. gereğince sorumlu bulunduğu, zarar miktarının 22.537,60 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin 22.537,60 TL üzerinden ödeme tarihi olan 26/07/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu halde, hükümde alacağın tahsiline karar verilmesi usule uygun olmadığı gibi, itirazın iptali davasında icra inkar tazminatı talebi bulunmamasına rağmen, talep aşılmak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101884900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz