İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4488 E. 2010/4898 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme cezası↗ kısmi itiraz↗ tebliğ tarihi↗ temerrüt tarihi↗ sulh hukuk mahkemesi↗ vade↗ temerrüt faizi↗ ortaklık ilişkisi↗ sulh↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2010/4488 E. , 2010/4898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çumra Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2008 tarih ve 2006/586-2008/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak kısmi itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL asıl alacak, 3.029 YTL gecikme cezası üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile icra takibinin asıl alacak miktarı olan 2.901,50 YTL’nin takip tarihinden itibaren...’ın uyguladığı faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait sulama borcunun tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif ana sözleşmesinin 110. maddesinde sulama fiyatlarının tesislerin işletme masraflarını karşılayacak ve Köy Hizmetleri’nce hazırlanacak esaslar dâhilinde yönetim kurulunca ayarlanacağı, 111. maddesinde de sulama ücretlerinin prensip itibarı ile peşin ödeneceği, ortağın müracaatı ile kendisine vade verilmesi halinde ise borcun tahsiline kadar ortaktan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve masrafın alınacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, ana sözleşmenin anılan hükmü uyarınca ortakların ödenmeyen borçları için davacı kooperatifçe elektrik satın alınan... AŞ.’nin kooperatife uyguladığı faiz oranında temerrüt faizi uygulanabileceği kabul edilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmemiştir. Dolayısıyla artık davalının temerrüde düştüğü sulama borçları yönünden,... AŞ.’nin bu tarihler için uyguladığı değişir oranlarda temerrüt faizlerinin uygulanması gereklidir.
Ancak, yine mahkemece temerrüt tarihinin belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının tebliğ tarihi olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür. Oysa Borçlar Kanunu’na göre yapılan ve her yılın sulama bedelinin ortaklara tebliği gerektiği sonucunu doğuran bu değerlendirme, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine uygun düşmediği gibi, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporunda da uygulamada her yılın sulama bedeli borcu toplamına, bir sonraki yılın başından itibaren temerrüt faizi yürütüldüğü bildirilmiştir. Buna göre mahkemece, ana sözleşmenin anılan maddesi uyarınca, davalı kooperatifin vadesinde ödenmeyen sulama ücretlerinin ödeme zamanları konusunda, takibe konu yıllara ilişkin olarak genel kurullarda alınmış bir kararın bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmadığı takdirde bu kez de bu türden uyuşmazlılarda bilirkişi raporunda bildirilen uygulamanın ve bu uygulamanın dayanağının ne olduğunun tespit edilmesi ve sonucuna göre davacı kooperatifin faiz alacağının belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif ortaklık ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İcra itirazının iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4454 E. 2010/4425 K.
Ortak:gecikme cezası · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · vade · temerrüt faizi · ortaklık ilişkisi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… , incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak «kısmi itiraz» ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL «asıl alacak», 3.029 YTL «gecikme cezası» üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ancak, yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «görevli» mahkemenin Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının, davalıdan «gecikme cezası» veya faiz talep edebilmesi için borçlunun usulüne uygun bir şekilde çekilen «ihtarname» ile «temerrüde» düşürülmesi gerektiği, davacı kooperatif tarafından düzenlendiği anlaşılan ve davalının borcunu gösteren 03.11.2003 tarihli ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü, anılan bu tarih itibariyle dava konusu borca faiz işletildiği, davacı kooperatif anasözleşmesinin 111/2 maddesi hükmününün nazara alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2-Öte yandan, icra takibine konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, «görevli» mahkemenin Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının, davalıdan «gecikme cezası» veya faiz talep edebilmesi için borçlunun usulüne uygun bir şekilde çekilen «ihtarname» ile «temerrüde» düşürülmesi gerektiği, davacı kooperatif tarafından düzenlendiği anlaşılan ve davalının borcunu gösteren 03.11.2003 tarihli ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü, anılan bu tarih itibariyle dava konusu borca faiz işletildiği, davacı kooperatif anasözleşmesinin 111/2 maddesi hükmününün nazara alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
-
İcra itirazının iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3607 E. 2010/3716 K.
Ortak:gecikme cezası · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · vade · temerrüt faizi · ortaklık ilişkisi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… , incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak «kısmi itiraz» ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL «asıl alacak», 3.029 YTL «gecikme cezası» üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ancak, yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının, davalıdan «gecikme cezası» veya faiz talep edebilmesi için borçlunun usulüne uygun bir şekilde çekilen «ihtarname» ile «temerrüde» düşürülmesi gerektiği, davacı kooperatif tarafından düzenlendiği anlaşılan ve davalının borcunu gösteren 03.11.2003 tarihli ihtarname davalının temerrüde düşürüldüğü,anılan bu tarih itibariyle dava konusu borca faiz işletildiği, davacı kooperatif anasözleşmesinin 111/2 maddesi hükmününün nazara alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2-Öte yandan, icra takibine konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının, davalıdan «gecikme cezası» veya faiz talep edebilmesi için borçlunun usulüne uygun bir şekilde çekilen «ihtarname» ile «temerrüde» düşürülmesi gerektiği, davacı kooperatif tarafından düzenlendiği anlaşılan ve davalının borcunu gösteren 03.11.2003 tarihli ihtarname davalının temerrüde düşürüldüğü,anılan bu tarih itibariyle dava konusu borca faiz işletildiği, davacı kooperatif anasözleşmesinin 111/2 maddesi hükmününün nazara alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3609 E. 2010/3980 K.
Ortak:tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · vade · temerrüt faizi · ortaklık ilişkisi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaAncak, yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… , incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak «kısmi itiraz» ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL «asıl alacak», 3.029 YTL «gecikme cezası» üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaAncak yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalıdan talep edebileceği asıl alacağın 1.330,00 TL, «işlemiş faiz» alacağının 2.446,77 TL olduğu gerekçesiyle bu miktar alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin bu mikta üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talep ile «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalıdan talep edebileceği asıl alacağın 1.330,00 TL, «işlemiş faiz» alacağının 2.446,77 TL olduğu gerekçesiyle bu miktar alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin bu mikta üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talep ile «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3605 E. 2010/3746 K.
Ortak:kısmi itiraz · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · vade · temerrüt faizi · ortaklık ilişkisi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… , incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak «kısmi itiraz» ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL «asıl alacak», 3.029 YTL «gecikme cezası» üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ancak, yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile icra takibinin «asıl alacak» miktarı olan 2.901,50 YTL’nin takip tarihinden itibaren...’ın uyguladığı faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, alacak likit olmadığından davacının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e bilirkişi raporuna dayanılarak, kooperatif anasözleşmesinin 111/2. maddesinde ortaklardan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve «masraf» karşılığı alınır hükmünün yer aldığı, daha önce bildirildiğine ilişkin belge veya «ilan» tutanağı sunulmadığından, kooperatifin davalıya borcun bildirdiği «ihtarname» tarihi olan 03/11/2003 tarihinin «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, bu tarihten önce faiz talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile icra takibinde itiraz edilen ancak yargılama sırasında davalı tarafından kabul edilen «asıl alacak» miktarı 2.300 TL’den, 31/08/2004 tarihli takipten önce 30/03/2004 tarihinde yapılan ve henüz temerrüde düşmediği hâlde gecikme cezasından düşülen 399,50 TL’nin «mahsup» edilmesi suretiyle asıl alacağın 1.900,50 TL kısmına yönelik itirazın iptaline, itiraz edilmeyen 1.495 TL asıl alacak ile itirazın iptaline karar verilen 1.900,50 TL asıl alacağın toplamı olan 3.395,50 TL’ye davalının temerrüde düşürüldüğü 03/11/2003 tarihinden icra takibine başlandığı 31/08/2004 tarihine kadar işleyen (Medaş’ın alacaklarına uyguladığı faiz oranı olan) aylık %4 oranı üzerinden hesaplanan 1.349,14 TL «gecikme faizine» yönelik itirazın iptaline, toplam asıl alacak olan kabul edilen 3.395,50 TL’ye Medaş’ın ödenmeyen borçlara uyguladığı (31/08/2004 tarihinden 30/09/2004 tarihinde kadar aylık %4, 01/10/2004 tarihinden itibaren aylık %2 oranında) faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · mahsup · ihtarname · ilan
Benzer bu kararda… e bilirkişi raporuna dayanılarak, kooperatif anasözleşmesinin 111/2. maddesinde ortaklardan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve «masraf» karşılığı alınır hükmünün yer aldığı, daha önce bildirildiğine ilişkin belge veya «ilan» tutanağı sunulmadığından, kooperatifin davalıya borcun bildirdiği «ihtarname» tarihi olan 03/11/2003 tarihinin «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, bu tarihten önce faiz talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile icra takibinde itiraz edilen ancak yargılama sırasında davalı tarafından kabul edilen «asıl alacak» miktarı 2.300 TL’den, 31/08/2004 tarihli takipten önce 30/03/2004 tarihinde yapılan ve henüz temerrüde düşmediği hâlde gecikme cezasından düşülen 399,50 TL’nin «mahsup» edilmesi suretiyle asıl alacağın 1.900,50 TL kısmına yönelik itirazın iptaline, itiraz edilmeyen 1.495 TL asıl alacak ile itirazın iptaline karar verilen 1.900,50 TL asıl alacağın toplamı olan 3.395,50 TL’ye davalının temerrüde düşürüldüğü 03/11/2003 tarihinden icra takibine başlandığı 31/08/2004 tarihine kadar işleyen (Medaş’ın alacaklarına uyguladığı faiz oranı olan) aylık %4 oranı üzerinden hesaplanan 1.349,14 TL «gecikme faizine» yönelik itirazın iptaline, toplam asıl alacak olan kabul edilen 3.395,50 TL’ye Medaş’ın ödenmeyen borçlara uyguladığı (31/08/2004 tarihinden 30/09/2004 tarihinde kadar aylık %4, 01/10/2004 tarihinden itibaren aylık %2 oranında) faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4488 E. , 2010/4898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çumra Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2008 tarih ve 2006/586-2008/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak kısmi itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL asıl alacak, 3.029 YTL gecikme cezası üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile icra takibinin asıl alacak miktarı olan 2.901,50 YTL’nin takip tarihinden itibaren...’ın uyguladığı faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait sulama borcunun tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif ana sözleşmesinin 110. maddesinde sulama fiyatlarının tesislerin işletme masraflarını karşılayacak ve Köy Hizmetleri’nce hazırlanacak esaslar dâhilinde yönetim kurulunca ayarlanacağı, 111. maddesinde de sulama ücretlerinin prensip itibarı ile peşin ödeneceği, ortağın müracaatı ile kendisine vade verilmesi halinde ise borcun tahsiline kadar ortaktan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve masrafın alınacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, ana sözleşmenin anılan hükmü uyarınca ortakların ödenmeyen borçları için davacı kooperatifçe elektrik satın alınan... AŞ.’nin kooperatife uyguladığı faiz oranında temerrüt faizi uygulanabileceği kabul edilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmemiştir.
Dolayısıyla artık davalının temerrüde düştüğü sulama borçları yönünden,... AŞ.’nin bu tarihler için uyguladığı değişir oranlarda temerrüt faizlerinin uygulanması gereklidir.
Ancak, yine mahkemece temerrüt tarihinin belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının tebliğ tarihi olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür. Oysa Borçlar Kanunu’na göre yapılan ve her yılın sulama bedelinin ortaklara tebliği gerektiği sonucunu doğuran bu değerlendirme, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine uygun düşmediği gibi, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporunda da uygulamada her yılın sulama bedeli borcu toplamına, bir sonraki yılın başından itibaren temerrüt faizi yürütüldüğü bildirilmiştir.
Buna göre mahkemece, ana sözleşmenin anılan maddesi uyarınca, davalı kooperatifin vadesinde ödenmeyen sulama ücretlerinin ödeme zamanları konusunda, takibe konu yıllara ilişkin olarak genel kurullarda alınmış bir kararın bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmadığı takdirde bu kez de bu türden uyuşmazlılarda bilirkişi raporunda bildirilen uygulamanın ve bu uygulamanın dayanağının ne olduğunun tespit edilmesi ve sonucuna göre davacı kooperatifin faiz alacağının belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca takibe konu borç kooperatif ortaklık ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018846400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz