Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5032 E. 2024/1263 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senetle ispat zorunluluğu↗ teminat bonosu↗ senede karşı senetle ispat↗ nakden kaydı↗ yazılı delil ile ispat↗ ödeme savunması↗ talil↗ avalist↗ senetle ispat↗ imzaya itiraz↗ ticari defter incelemesi↗ yemin deliline dayanma↗ delil niteliği↗ mücerretlik↗ borca itiraz↗ kesin delil↗ teminat senedi↗ istinaf başvurusunun reddi↗ peşin karar harcı↗ yemin delili↗ tasdik kararı↗ yazılı delil↗ ticari defter kayıtları↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ mahsup↗ bono↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ haciz↗ iflas↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2018/260 E., 2019/273 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusun reddine, ancak davalı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar aleyhine Kırıkhan İcra Dairesi'nin 2017/539 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu olan senedin, 3-4 yıl önce verilmiş teminat senedi olduğunu, vade ve tanzim tarihleri sonradan doldurulduğunu, nakden verilmiş bir para olmadığını, müvekkillerin, çiftçilikle uğraştığını, yıllardır davalı şirketten, yıl içinde mazot, gübre, tohum alıp, hasat döneminde ürünlerini davalı şirkete sattıklarını, yıl içinde aldıkları mazot, gübre vb. bedelleri de düşülerek, ürünlerinin parasını alamadıklarını, ... yıllardır aynı şekilde çalışan müvekkillerinin, davalı şirkete teminat senedi imzalamakta ve hasat döneminde, hesaplaşılarak senetlerin kendilerine teslim edildiğini, taraflar yıllardır süre geldiği gibi hesaplaşmış, davacıların 110.000,00.TL alacakları olduğu belirlendiğini ancak bu bedel ödenmediği gibi, senetleri de kendilerine teslim edilmediğini ve yıllar önce imzaladıkları senetler, aralarındaki ticari ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, davacıların nakit olarak aldıkları bir para olmadığı gibi, aldıkları mazot, gübre vb. için de hiçbir borçları bulunmadığını, zira ürünlerini satarken belirlenen fiyattan, aldıkları yardımın bedeli mahsup edilip, bakiye bedel kendilerine ödenmekte olduğunu, davacıların ürünlerini teslim ettiğini, ürün bedelinden yıl içinde aldıkları yardımların düşüldüğünü ancak ürün bakiye bedeli ödenmediği gibi, senetlerinde herhangi bir borç olmadığı halde aralarındaki ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, şahısların eylemleri nedeni ile suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespit ile davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu senedin hiç bir şekilde teminat senedi olmadığını, borçluların müvekkili firmadan almış bulundukları borca karşılık olmak üzere ... bulundukları senet olduğunu senedin teminat senedi olduğunu davacı/borçlunun yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, öncelikle bu konuda ki itirazlarını kabul etmediklerini, davacı/borçluların açmış bulundukları davada ki dilekçeleri ile de çeliştiğini, öncelikle senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ardından ise almış bulundukları mazot, gübre ve sair yardımlar için verilmiş bulunan senetler olduğunu iddia ettiklerini, diğer taraftan borçlarını ürün vererek ödediklerini iddia ettiklerini, eğer borçları yok ise neden ürün ile ödediklerini iddia etmediklerini, dava dilekçesinin ilerleyen safahatında ise fabrika yetkililerinin değişmesine müteakip 2016 yılında 110.000,00.TL müvekkili firmanın alacaklı olduğunu iddia etmeleri de ayrı bir çelişki olduğunu, davacıların müvekkili firma da hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari defterlerin incelenmesi hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan bononun defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin son yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter tasdiklerinin incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi göz önüne alındığında birbirini onaylamayan kayıtların bulunması sonucu ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar ... ve ...'in 600.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının açmış olduğu dava ile senede karşı senetle ispat zorunluluğunun göz ardı edilerek herhangi bir delil sunmadan, senetlerden ötürü borçlu olmadıklarının tespitini istediğini, mahkemece toplanan deliller ve dinlenen tanıklar neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu, defterlere ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini, mahkemece müvekkiline ait defter kayıtlarını esas alarak davanın kabulüne karar verildiği gerekçesinin ise tamamen yasaya aykırı ve çelişkili olduğunu, gerekçeli kararın 3 üncü sayfasında mahkemece 213 sayılı Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kanun maddeleri sıralanarak bu maddelere göre hangi defterin nasıl olması gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde de alınan ek rapor da “yevmiye defterinde açık kaydın olmadığı ve fakat defteri kebir de borç kaydının yazılı olduğu” açıkça rapor edildiğini, davacılara ait tüm alacak, borç kayıtlarının defterlerde açıkça görüldüğünü, bunun yanı sıra mahkeme kararının çelişkili olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının 4. sayfasının son parağrafında “Bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığı görülmüş ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer alması da borcun varlığını ispatlamamıştır” demek sureti ile davanın reddine yönelik karar verdiğini gerekçelendirmeye çalıştığını,müvekkiline ait defterlerin ve senedin borcun varlığını ispat etmek için yeterli olması karşısında zaten ispat yükünün davacıda olduğunun da göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir teminat senedi olup, vade ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye defterinde kaydın olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça kesin delil niteliği haiz olan ticari defterlerde yer ... kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde; sırf kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer ... kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, ancak davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hususunda yerel mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile; davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin dava dosyasında yer ... 2017 yılı yevmiye defteri ile defteri kebir kayıtları üzeride yapılan inceleme neticesinde, davacı ...'in 31.03.2017 vade tarihli 600.000,00 TL tutarındaki bonosuyla ilgili davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin 2017 yılı yevmiye defterinde her hangi bir kayda rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, ödeme savunmalarının olmadığı, dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu bononun incelenmesinden teminat bonosu olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde ibraz edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair yazılı delil ibraz etmediği gibi yemin deliline de dayanmadığı, dava konusu bonoda nakden kaydı bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme sebebinin talil edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi ispat yükünün de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacı ...'in dava konusu bonoda avalist olup 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şekle ait noksandan başka bir sebep ileri süremeyeceğine göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticari defter ve belgelerin zayi olduğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4800 E. 2013/21054 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari defterlerin incelenmesi» hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan «bononun» defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin «son» yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter «tasdiklerinin» incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu «borcun itirazlarda» belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı …
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden «mücerret» olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir «teminat senedi» olup, «vade» ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye «defterinde» «kaydın» olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça «kesin delil niteliği» haiz olan «ticari defterlerde» yer ... kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, mahkeme «masrafları» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde; sırf kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayıl …
Şti.'nin 2017 yılı yevmiye «defterinde» her hangi bir «kayda» rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, «ödeme savunmalarının» olmadığı, dava konusu senedin «teminat senedi» olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu «bononun» incelenmesinden «teminat bonosu» olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde «ibraz» edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair «yazılı delil» ibraz etmediği gibi «yemin deliline» de dayanmadığı, dava konusu bonoda «nakden kaydı» bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme «sebebinin» «talil» edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi «ispat yükünün» de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının ta …
Benzer bu karardaDava, 6762 sayılı Yasa'nın 68/4. maddesi gereğince, «ticari defter» ve belgelerin «zayi» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bir kısım «defterler» yönünden defterlerin usulüne uygun «tasdiklerinin» yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, defterlerin açılış tasdiki bulunup, kapanış tasdikinin bulunmaması defterlerin delil mahiyetiyle ilgili olup, defterlerin kapanış tasdikinin olmaması «zayi belgesi» davasının konusu değildir.
Bu nedenle mahkemece, açılış «tasdiki» olduğu halde, kapanış tasdiki bulunmayan «defterler» yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · zayi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu 2010 yılına ait yevmiye «defteri» ve 2009 yılına ait yevmiye defteri, A-3751'den A-4250'e kadar olan (bu numaralar «dahil») seri ve sıra nolu faturalar, A-13001'den A-13500'e kadar olan (bu numaralar dahil) seri ve sıra nolu faturalar, A-18251'den A-18415'e kadar olan (bu numaralar dahil) seri ve sıra nolu faturaların «zayi» nedeni ile iptaline, dava konusu 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait yevmiye, kebir ve envanter defterleri ile 2009 ve 2010 yıllarına ait kebir ve envanter defterleri …
Mahkemece, bir kısım «defterler» yönünden defterlerin usulüne uygun «tasdiklerinin» yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, defterlerin açılış tasdiki bulunup, kapanış tasdikinin bulunmaması defterlerin delil mahiyetiyle ilgili olup, defterlerin kapanış tasdikinin olmaması «zayi belgesi» davasının konusu değildir.
Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 68/4. maddesi gereğince, «ticari defter» ve belgelerin «zayi» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9917 E. 2015/8160 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari defterlerin incelenmesi» hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan «bononun» defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin «son» yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter «tasdiklerinin» incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu «borcun itirazlarda» belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı …
Şti.'nin 2017 yılı yevmiye «defterinde» her hangi bir «kayda» rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, «ödeme savunmalarının» olmadığı, dava konusu senedin «teminat senedi» olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu «bononun» incelenmesinden «teminat bonosu» olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde «ibraz» edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair «yazılı delil» ibraz etmediği gibi «yemin deliline» de dayanmadığı, dava konusu bonoda «nakden kaydı» bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme «sebebinin» «talil» edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi «ispat yükünün» de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının ta …
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden «mücerret» olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir «teminat senedi» olup, «vade» ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye «defterinde» «kaydın» olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça «kesin delil niteliği» haiz olan «ticari defterlerde» yer ... kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, mahkeme «masrafları» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde; sırf kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayıl …
Benzer bu karardaDava, gümrükleme «hizmet sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de bir işletmenin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulduklarından bahsedebilmek için 6762 sayılı TTK'nun 66 ncı maddesinde sayılan defterlerin tamamının «tasdik» işlemlerinin yerine getirilmiş olmasının gerekmesine ve davacı şirketin kebir defterinin kapanış tasdikinin yapılmamış olmasına işaretle de davacı vekilinin karar …
Ancak, anılan Kanunun 71 ncı maddesi hükmü uyarınca «defter» kebirin yalnızca açılış onayının yaptırılmasının yasal zorunluluk olduğu, kapanış «tasdikine» gerek bulunmadığı açıktır.Bu bağlamda davalının «ibraz» ettiği «mutabakat» metnindeki tarihde nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin «mutabakat metnini» aşar şekilde devam ettiği de bilirkişi raporu ile saptanmıştır.Bu bağlamda davacının defterlerinin usulüne uygun tasdiklerinin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılm …
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde taraf «defterleri» değerlendirilerek uyuşmazlık ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat metni · aleyhe delil · mutabakat · maddi hata · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, gümrükleme «hizmet sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de bir işletmenin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulduklarından bahsedebilmek için 6762 sayılı TTK'nun 66 ncı maddesinde sayılan defterlerin tamamının «tasdik» işlemlerinin yerine getirilmiş olmasının gerekmesine ve davacı şirketin kebir defterinin kapanış tasdikinin yapılmamış olmasına işaretle de davacı vekilinin karar …
Ancak, anılan Kanunun 71 ncı maddesi hükmü uyarınca «defter» kebirin yalnızca açılış onayının yaptırılmasının yasal zorunluluk olduğu, kapanış «tasdikine» gerek bulunmadığı açıktır.Bu bağlamda davalının «ibraz» ettiği «mutabakat» metnindeki tarihde nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin «mutabakat metnini» aşar şekilde devam ettiği de bilirkişi raporu ile saptanmıştır.Bu bağlamda davacının defterlerinin usulüne uygun tasdiklerinin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılm …
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar ve saptamalar çerçevesinde Dairemiz bozma ilamının «maddi hataya» dayalı ve maddi hatanında usuli kazanılmış hakkın istisnalarından birisi olduğu, bu nedenle maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile usulü kazanılmış hakkın doğmayacağı da aşikardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2811 E. 2010/3158 K.
Ortak:ispat yükü · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz kararda… i 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının açmış olduğu dava ile «senede karşı senetle ispat zorunluluğunun» göz ardı edilerek herhangi bir delil sunmadan, senetlerden ötürü borçlu olmadıklarının tespitini istediğini, mahkemece toplanan deliller ve dinlenen tanıklar neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, senedin asıl borç ilişkisinden «mücerret» olduğunu, «defterlere» ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini, mahkemece müvekkiline ait defter kayıtlarını esas alarak davanın kabulüne karar verildiği gerekçesinin ise tamamen yasaya aykırı ve çelişkili olduğunu, gerekçeli kararın 3 üncü sayfasında mahkemece 213 sayılı Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kanun maddeleri sıralanarak bu maddelere göre hangi defterin nasıl olması gerektiğinin belirtildiğini, «bilirkişi incelemesi» neticesinde de alınan ek rapor da “yevmiye defterinde açık «kaydın» olmadığı ve fakat defteri kebir de borç kaydının yazılı olduğu” açıkça rapor edildiğini, davacılara ait tüm alacak, borç kayıtlarının defterlerde açıkça görüldüğünü, bunun yanı sıra mahkeme kararının çelişkili olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının 4. sayfasının «son» parağrafında “Bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığı görülmüş ayrıca dava konusu «borcun itirazlarda» belirtilen defterlerde yer alması da borcun varlığını ispatlamamıştır” demek sureti ile davanın reddine yönelik karar verdiğini gerekçelendirmeye çalıştığını,müvekkiline ait defterlerin ve senedin borcun varlığını ispat etmek için yeterli olması karşısında zaten «ispat yükünün» davacıda olduğunun da göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Şti.'nin 2017 yılı yevmiye «defterinde» her hangi bir «kayda» rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, «ödeme savunmalarının» olmadığı, dava konusu senedin «teminat senedi» olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu «bononun» incelenmesinden «teminat bonosu» olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde «ibraz» edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair «yazılı delil» ibraz etmediği gibi «yemin deliline» de dayanmadığı, dava konusu bonoda «nakden kaydı» bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme «sebebinin» «talil» edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının «ticari defterlerinde kayıtlı» olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi «ispat yükünün» de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının ta …
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden «mücerret» olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir «teminat senedi» olup, «vade» ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye «defterinde» «kaydın» olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça «kesin delil niteliği» haiz olan «ticari defterlerde» yer ... kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine, mahkeme «masrafları» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde; sırf kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayıl …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davada «ispat yükü» davalıda olup, davalının savunmalarını kanıtlar şekilde dosyaya herhangi bir delil «ibraz» etmediği, dava konusu borcun bulunup bulunmadığının tespiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak üzere «defter» ve belgelerin ibrazı için davalıya tanınan «kesin süre» içinde istenilen kayıt ve bilgilerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya dava konusu edilen 1.727,00 YTL borcunun bulunmadığının tespiti …
Mahkemece, «bilirkişi incelemesine» esas olmak üzere davalı kooperatifin 2000 ila 2005 yılı «defterleri» ve muavin kayıtlarının «ibrazı» için verilen «kesin sürede» istenilen kayıt ve bilgilerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 20.05.2008 tarihli ek bilirkişi raporunda davalı kooperatifin 2000 il …
Davalı kooperatifin «defterleri» «ibraz» edildiğine göre davalı kooperatif vekilinden kooperatif ortaklarının ödemelerinin kayıtlarının nasıl tutulduğu, her ortak için ödemelerini gösterir defter mi tutulduğu, ortağın «pay defterindeki kaydına» mı işlendiği hususu açıklattırıldıktan sonra davacının ödemelerinin 31.12.2005 tarihinden önceki genel kurul kararları çerçevesinde değerlendirilmesi ve davacının …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · pay defteri · kesin süre
Benzer bu karardaDavalı kooperatifin «defterleri» «ibraz» edildiğine göre davalı kooperatif vekilinden kooperatif ortaklarının ödemelerinin kayıtlarının nasıl tutulduğu, her ortak için ödemelerini gösterir defter mi tutulduğu, ortağın «pay defterindeki kaydına» mı işlendiği hususu açıklattırıldıktan sonra davacının ödemelerinin 31.12.2005 tarihinden önceki genel kurul kararları çerçevesinde değerlendirilmesi ve davacının …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davada «ispat yükü» davalıda olup, davalının savunmalarını kanıtlar şekilde dosyaya herhangi bir delil «ibraz» etmediği, dava konusu borcun bulunup bulunmadığının tespiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak üzere «defter» ve belgelerin ibrazı için davalıya tanınan «kesin süre» içinde istenilen kayıt ve bilgilerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya dava konusu edilen 1.727,00 YTL borcunun bulunmadığının tespiti …
Mahkemece, «bilirkişi incelemesine» esas olmak üzere davalı kooperatifin 2000 ila 2005 yılı «defterleri» ve muavin kayıtlarının «ibrazı» için verilen «kesin sürede» istenilen kayıt ve bilgilerin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 20.05.2008 tarihli ek bilirkişi raporunda davalı kooperatifin 2000 il …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4008 E. 2013/3894 K.
Ortak:teslim · e-defter · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticari defterlerin incelenmesi» hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir «kayda» rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan «bononun» defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin «son» yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter «tasdiklerinin» incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu «borcun itirazlarda» belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı …
… i 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının açmış olduğu dava ile «senede karşı senetle ispat zorunluluğunun» göz ardı edilerek herhangi bir delil sunmadan, senetlerden ötürü borçlu olmadıklarının tespitini istediğini, mahkemece toplanan deliller ve dinlenen tanıklar neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, senedin asıl borç ilişkisinden «mücerret» olduğunu, «defterlere» ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini, mahkemece müvekkiline ait defter kayıtlarını esas alarak davanın kabulüne karar verildiği gerekçesinin ise tamamen yasaya aykırı ve çelişkili olduğunu, gerekçeli kararın 3 üncü sayfasında mahkemece 213 sayılı Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kanun maddeleri sıralanarak bu maddelere göre hangi defterin nasıl olması gerektiğinin belirtildiğini, «bilirkişi incelemesi» neticesinde de alınan ek rapor da “yevmiye defterinde açık «kaydın» olmadığı ve fakat defteri kebir de borç kaydının yazılı olduğu” açıkça rapor edildiğini, davacılara ait tüm alacak, borç kayıtlarının defterlerde açıkça görüldüğünü, bunun yanı sıra mahkeme kararının çelişkili olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının 4. sayfasının «son» parağrafında “Bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığı görülmüş ayrıca dava konusu «borcun itirazlarda» belirtilen defterlerde yer alması da borcun varlığını ispatlamamıştır” demek sureti ile davanın reddine yönelik karar verdiğini gerekçelendirmeye çalıştığını,müvekkiline ait defterlerin ve senedin borcun varlığını ispat etmek için yeterli olması karşısında zaten «ispat yükünün» davacıda olduğunun da göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… /539 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu olan senedin, 3-4 yıl önce verilmiş «teminat senedi» olduğunu, «vade» ve tanzim tarihleri sonradan doldurulduğunu, nakden verilmiş bir para olmadığını, müvekkillerin, çiftçilikle uğraştığını, yıllardır davalı şirketten, yıl içinde mazot, gübre, tohum alıp, hasat döneminde ürünlerini davalı şirkete sattıklarını, yıl içinde aldıkları mazot, gübre vb. bedelleri de düşülerek, ürünlerinin parasını alamadıklarını, ... yıllardır aynı şekilde çalışan müvekkillerinin, davalı şirkete teminat senedi imzalamakta ve hasat döneminde, hesaplaşılarak senetlerin kendilerine «teslim» edildiğini, taraflar yıllardır süre geldiği gibi hesaplaşmış, davacıların 110.000,00.TL alacakları olduğu belirlendiğini ancak bu bedel ödenmediği gibi, senetleri de kendilerine teslim edilmediğini ve yıllar önce imzaladıkları senetler, aralarındaki ticari ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, davacıların nakit olarak aldıkları bir para olmadığı gibi, aldıkları mazot, gübre vb. için de hiçbir borçları bulunmadığını, zira ürünlerini satarken belirlenen fiyattan, aldıkları yardımın bedeli «mahsup» edilip, bakiye bedel kendilerine ödenmekte olduğunu, davacıların ürünlerini teslim ettiğini, ürün bedelinden yıl içinde aldıkları yardımların düşüldüğünü ancak ürün bakiye bedeli ödenmediği gibi, senetlerinde herhangi bir borç olmadığı halde aralarındaki ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, şahısların eylemleri nedeni ile suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespit ile davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… davacıya ait olup notere onaylatıldığına ilişkin belgelere ulaşılan 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait yevmiye ve envanter, 2008 yılına ait yevmiye, envanter ve kebir «defterlerinin» yangın sebebiyle «zayi» olduğu, davacı tarafından 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait kebir defterleri ile 2009 yılına ait yevmiye, envanter ve kebir defterlerinin de iptali talep edilmiş ise de, bu defterleri ilgili notere onaylattığını ve kullandığını ispatlayamadığı gibi 2003, 2004, 2005, 2008 ve 2009 yıllarında kullanılmak üzere «fatura» «teslim» alındığını da kanıtlayamadığı, iptali talep edilen diğer evrakların da ...'nın 68/«son» maddesi uyarınca iptali istenilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait yevmiye ve envanter, 2008 yılına ai …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi · havale · fatura
Benzer bu kararda… davacıya ait olup notere onaylatıldığına ilişkin belgelere ulaşılan 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait yevmiye ve envanter, 2008 yılına ait yevmiye, envanter ve kebir «defterlerinin» yangın sebebiyle «zayi» olduğu, davacı tarafından 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait kebir defterleri ile 2009 yılına ait yevmiye, envanter ve kebir defterlerinin de iptali talep edilmiş ise de, bu defterleri ilgili notere onaylattığını ve kullandığını ispatlayamadığı gibi 2003, 2004, 2005, 2008 ve 2009 yıllarında kullanılmak üzere «fatura» «teslim» alındığını da kanıtlayamadığı, iptali talep edilen diğer evrakların da ...'nın 68/«son» maddesi uyarınca iptali istenilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait yevmiye ve envanter, 2008 yılına ai …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.- Ancak, davacı vekili 18.04.2011 «havale» tarihli dilekçesinde, müvekkili şirketin 2007 yılından önce “...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5032 E. , 2024/1263 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/310 Esas, 2022/467 Karar
DAVACILAR 1-...
2-... vekilleri Avukat ...
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Kırıkhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/260 E., 2019/273 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusun reddine, ancak davalı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar aleyhine Kırıkhan İcra Dairesi'nin 2017/539 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu olan senedin, 3-4 yıl önce verilmiş teminat senedi olduğunu, vade ve tanzim tarihleri sonradan doldurulduğunu, nakden verilmiş bir para olmadığını, müvekkillerin, çiftçilikle uğraştığını, yıllardır davalı şirketten, yıl içinde mazot, gübre, tohum alıp, hasat döneminde ürünlerini davalı şirkete sattıklarını, yıl içinde aldıkları mazot, gübre vb. bedelleri de düşülerek, ürünlerinin parasını alamadıklarını, ... yıllardır aynı şekilde çalışan müvekkillerinin, davalı şirkete teminat senedi imzalamakta ve hasat döneminde, hesaplaşılarak senetlerin kendilerine teslim edildiğini, taraflar yıllardır süre geldiği gibi hesaplaşmış, davacıların 110.000,00.TL alacakları olduğu belirlendiğini ancak bu bedel ödenmediği gibi, senetleri de kendilerine teslim edilmediğini ve yıllar önce imzaladıkları senetler, aralarındaki ticari ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, davacıların nakit olarak aldıkları bir para olmadığı gibi, aldıkları mazot, gübre vb.
için de hiçbir borçları bulunmadığını, zira ürünlerini satarken belirlenen fiyattan, aldıkları yardımın bedeli mahsup edilip, bakiye bedel kendilerine ödenmekte olduğunu, davacıların ürünlerini teslim ettiğini, ürün bedelinden yıl içinde aldıkları yardımların düşüldüğünü ancak ürün bakiye bedeli ödenmediği gibi, senetlerinde herhangi bir borç olmadığı halde aralarındaki ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, şahısların eylemleri nedeni ile suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespit ile davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu senedin hiç bir şekilde teminat senedi olmadığını, borçluların müvekkili firmadan almış bulundukları borca karşılık olmak üzere ... bulundukları senet olduğunu senedin teminat senedi olduğunu davacı/borçlunun yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, öncelikle bu konuda ki itirazlarını kabul etmediklerini, davacı/borçluların açmış bulundukları davada ki dilekçeleri ile de çeliştiğini, öncelikle senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ardından ise almış bulundukları mazot, gübre ve sair yardımlar için verilmiş bulunan senetler olduğunu iddia ettiklerini, diğer taraftan borçlarını ürün vererek ödediklerini iddia ettiklerini, eğer borçları yok ise neden ürün ile ödediklerini iddia etmediklerini, dava dilekçesinin ilerleyen safahatında ise fabrika yetkililerinin değişmesine müteakip 2016 yılında 110.000,00.TL müvekkili firmanın alacaklı olduğunu iddia etmeleri de ayrı bir çelişki olduğunu, davacıların müvekkili firma da hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari defterlerin incelenmesi hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan bononun defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin son yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ...
ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter tasdiklerinin incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi göz önüne alındığında birbirini onaylamayan kayıtların bulunması sonucu ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacılar ...
ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar ... ve ...'in 600.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının açmış olduğu dava ile senede karşı senetle ispat zorunluluğunun göz ardı edilerek herhangi bir delil sunmadan, senetlerden ötürü borçlu olmadıklarının tespitini istediğini, mahkemece toplanan deliller ve dinlenen tanıklar neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu, defterlere ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini, mahkemece müvekkiline ait defter kayıtlarını esas alarak davanın kabulüne karar verildiği gerekçesinin ise tamamen yasaya aykırı ve çelişkili olduğunu, gerekçeli kararın 3 üncü sayfasında mahkemece 213 sayılı Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kanun maddeleri sıralanarak bu maddelere göre hangi defterin nasıl olması gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde de alınan ek rapor da “yevmiye defterinde açık kaydın olmadığı ve fakat defteri kebir de borç kaydının yazılı olduğu” açıkça rapor edildiğini, davacılara ait tüm alacak, borç kayıtlarının defterlerde açıkça görüldüğünü, bunun yanı sıra mahkeme kararının çelişkili olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının 4.
sayfasının son parağrafında “Bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığı görülmüş ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer alması da borcun varlığını ispatlamamıştır” demek sureti ile davanın reddine yönelik karar verdiğini gerekçelendirmeye çalıştığını,müvekkiline ait defterlerin ve senedin borcun varlığını ispat etmek için yeterli olması karşısında zaten ispat yükünün davacıda olduğunun da göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir teminat senedi olup, vade ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye defterinde kaydın olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça kesin delil niteliği haiz olan ticari defterlerde yer ...
kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde;
sırf kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer ... kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, ancak davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hususunda yerel mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile; davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin dava dosyasında yer ... 2017 yılı yevmiye defteri ile defteri kebir kayıtları üzeride yapılan inceleme neticesinde, davacı ...'in 31.03.2017 vade tarihli 600.000,00 TL tutarındaki bonosuyla ilgili davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin 2017 yılı yevmiye defterinde her hangi bir kayda rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, ödeme savunmalarının olmadığı, dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu bononun incelenmesinden teminat bonosu olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde ibraz edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair yazılı delil ibraz etmediği gibi yemin deliline de dayanmadığı, dava konusu bonoda nakden kaydı bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme sebebinin talil edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi ispat yükünün de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacı ...'in dava konusu bonoda avalist olup 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şekle ait noksandan başka bir sebep ileri süremeyeceğine göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018510700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz