İşyeri sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13368 E. 2010/4811 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işyeri sigorta poliçesi↗ sigorta ettiren↗ keşif↗ işyeri sigortası↗ depo kararı↗ riziko↗ eş rızası↗ iş bölümü↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar v tüm dosya kapsamına göre, hasarın davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden sigorta ettirenin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir. Davalıların bağımsız bölüm maliki olduğu apartmanın alt katında faaliyet gösteren işyerinin davacı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, apartmanın hidroforunun patlaması sonucu zarara uğradığı, davacının sigorta ettirene tazminat ödediği, hasarın meydana gelmesinde bağımsız bölüm malikleri davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Rizikonun meydana geldiği işyerinde sigorta ettirenin kiracı olduğu, anılan işyerinde tadilatlar yapılarak projesinde depo vasıflı olarak görünen bağımsız bölüm ile sığınağın birleştirildiği, geniş bir işyeri haline dönüştürüldüğü, davacının sigortalısının 20.10.1999 tarih ve 910 sayılı ruhsatla bu yerde mobilya ve mefruşat satış izni aldığı ve rizikonun 26.10.2003 tarihinde meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Yapılan yargılama sonucunda işyerinin projesine aykırı şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece, mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davalıların oluşturduğu apartman yönetimince sigortalı işyerinin bu haliyle kullanılmasına yönelik bir karar alınmamış ise de sigorta ettiren, aldığı ruhsatla 1999 yılından rizikonun meydana geldiği 26.10.2003 tarihine ve hatta daha sonraki yıla kadar anılan yerde faaliyet göstermiş, şayet projeye aykırı tadilat yapmış ise karşı konulmamıştır. Mahkemenin kabulünün aksine, rizikodan önce tadilatların projeye aykırılığı noktasında sigorta ettirenin uyarıldığına dair bir yazıya dosyada rastlanılmamış, mevcut uyarı yazısının ise 28.07.2005 tarihli olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda zararın nasıl meydana geldiği tam olarak ortaya konulmamıştır. Esasen, bilirkişi raporunu düzenleyen kurulda hidroforun çalışma tekniğini ve arızasının nasıl gerçekleştiğini açıklayabilecek makine mühendisi uzman da bulunmamaktadır. Davacı vekili, zararın davalıların ortak kullanımı hidroforun patlamasından kaynaklandığını ileri sürmüş, bakım eksikliğine dayanmıştır. O halde, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu durum karşısında, sigorta ettirenin çalışma ruhsatı alımına ilişkin belgelerin asıl veya onaylı örneğinin ilgili belediyeden dosyaya getirtilmesi, hangi koşullarda ruhsat verildiğinin araştırılması, rizikodan önce sigorta ettirenin çalışmasının önlenmesi bakımından usulüne uygun şekilde apartman yönetimi veya ilgili belediyece uyarılıp uyarılmadığı, yasal yollara başvurulup başvurulmadığı hususlarının üzerinde durulması, uzun süre kullanım ve diğer kanıtlar değerlendirilerek projeye aykırı olsa bile davalıların sigorta ettirenin bu şekilde kullanımına rıza gösterip göstermediklerinin değerlendirilmesi, makine mühendisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla mahallinde inceleme yaptırılarak hidroforun bulunması gereken yer de dahil olmak üzere işyerinin projeye aykırı şekilde kullanımlarının tespit ettirilmesi, hidrofor patlaması olarak açıklanan rizikonun nasıl meydana geldiğinin veya gelebileceğinin üzerinde durulması, bu arızanın hidroforun yerinin değiştirilmesinden mi yoksa bakım eksikliğinden mi kaynaklandığının ortaya konulması, başka bir anlatımla meydana gelen arızanın hidroforun projedeki yerinin değiştirilmesiyle doğrudan ilintili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davanın BK'nun 58. maddesine dayalı olarak açıldığı da dikkate alınarak sonucuna göre davalıların sorumluluğunun tayin edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10265 E. 2010/11222 K.
Ortak:sigorta ettiren · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar v tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden «sigorta ettirenin» sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalıların bağımsız «bölüm» maliki olduğu apartmanın alt katında faaliyet gösteren işyerinin davacı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, apartmanın hidroforunun patlaması sonucu zarara uğradığı, davacının «sigorta ettirene» tazminat ödediği, «hasarın» meydana gelmesinde bağımsız bölüm malikleri davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Rizikonun meydana geldiği işyerinde «sigorta ettirenin» kiracı olduğu, anılan işyerinde tadilatlar yapılarak projesinde «depo» vasıflı olarak görünen bağımsız «bölüm» ile sığınağın birleştirildiği, geniş bir işyeri haline dönüştürüldüğü, davacının sigortalısının 20.10.1999 tarih ve 910 sayılı ruhsatla bu yerde mobilya ve mefruşat satış izni aldığı ve «rizikonun» 26.10.2003 tarihinde meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Benzer bu karardaMahkemece, «hasarın» davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden «sigorta ettirenin» sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.05.2010 tarihli kararı ile mah …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tecavüzün önlenmesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3063 E. 2020/1090 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · derdestlik · taraf ehliyeti · ihtar · ihtarname · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, taraflar arasında muhtelif konularda «derdest» davaların bulunduğu, eldeki davanın mahiyeti gereği diğer davaların beklenilmesine gerek olmadığı, davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» olduğu, mimari projenin FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu, FSEK 16/2 maddesi kapsamında zorunlu değişiklikler için eser sahibinin izninin gerekmediği, beledi …
Noterliği’nin 29.08.2016 tarih, 26126 yevmiye numaralı «ihtarname» ve ekinde tadilat projesi davacı şirkete gönderilerek, gönderilen tadilat projesinin onaylanıp belediyeye «teslim» edilmesi «ihtar» edilmiştir.
… ili mali hakka geçerli bir sözleşme sonucu devren sahip olan davalı şirketin, anılan haktan istifade için gerçekleştirilmesi zorunlu ve gerekli değişiklikleri yapma «yetkisinin», FSEK'in 16/2. maddesi hükmünün gereği olduğu, kaldı ki önceden hazırlanıp onaylanan ve buna göre verilen yapı ruhsatı, emsal değişikliği nedeniyle iptal edildiğin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13368 E. , 2010/4811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2004/732 - 2008/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan işyerinin davalıların bağımsız bölüm maliki oldukları binada bulunduğunu, ortak kullanıma tahsisli hidroforun patlaması sonucu hasara uğradığını, sigorta tazminatının ödendiğini, rücu koşullarının olduğunu, davalıların kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.375.561.800.-TL’nın müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, projeye aykırı yapının bulunduğunu, zarardan müvekkillerinin sorumlu olmadığını savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacının sigortalısının zarara kendisinin neden olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar v tüm dosya kapsamına göre, hasarın davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden sigorta ettirenin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir. Davalıların bağımsız bölüm maliki olduğu apartmanın alt katında faaliyet gösteren işyerinin davacı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, apartmanın hidroforunun patlaması sonucu zarara uğradığı, davacının sigorta ettirene tazminat ödediği, hasarın meydana gelmesinde bağımsız bölüm malikleri davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Rizikonun meydana geldiği işyerinde sigorta ettirenin kiracı olduğu, anılan işyerinde tadilatlar yapılarak projesinde depo vasıflı olarak görünen bağımsız bölüm ile sığınağın birleştirildiği, geniş bir işyeri haline dönüştürüldüğü, davacının sigortalısının 20.10.1999 tarih ve 910 sayılı ruhsatla bu yerde mobilya ve mefruşat satış izni aldığı ve rizikonun 26.10.2003 tarihinde meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Yapılan yargılama sonucunda işyerinin projesine aykırı şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece, mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davalıların oluşturduğu apartman yönetimince sigortalı işyerinin bu haliyle kullanılmasına yönelik bir karar alınmamış ise de sigorta ettiren, aldığı ruhsatla 1999 yılından rizikonun meydana geldiği 26.10.2003 tarihine ve hatta daha sonraki yıla kadar anılan yerde faaliyet göstermiş, şayet projeye aykırı tadilat yapmış ise karşı konulmamıştır.
Mahkemenin kabulünün aksine, rizikodan önce tadilatların projeye aykırılığı noktasında sigorta ettirenin uyarıldığına dair bir yazıya dosyada rastlanılmamış, mevcut uyarı yazısının ise 28.07.2005 tarihli olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda zararın nasıl meydana geldiği tam olarak ortaya konulmamıştır. Esasen, bilirkişi raporunu düzenleyen kurulda hidroforun çalışma tekniğini ve arızasının nasıl gerçekleştiğini açıklayabilecek makine mühendisi uzman da bulunmamaktadır. Davacı vekili, zararın davalıların ortak kullanımı hidroforun patlamasından kaynaklandığını ileri sürmüş, bakım eksikliğine dayanmıştır. O halde, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu durum karşısında, sigorta ettirenin çalışma ruhsatı alımına ilişkin belgelerin asıl veya onaylı örneğinin ilgili belediyeden dosyaya getirtilmesi, hangi koşullarda ruhsat verildiğinin araştırılması, rizikodan önce sigorta ettirenin çalışmasının önlenmesi bakımından usulüne uygun şekilde apartman yönetimi veya ilgili belediyece uyarılıp uyarılmadığı, yasal yollara başvurulup başvurulmadığı hususlarının üzerinde durulması, uzun süre kullanım ve diğer kanıtlar değerlendirilerek projeye aykırı olsa bile davalıların sigorta ettirenin bu şekilde kullanımına rıza gösterip göstermediklerinin değerlendirilmesi, makine mühendisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla mahallinde inceleme yaptırılarak hidroforun bulunması gereken yer de dahil olmak üzere işyerinin projeye aykırı şekilde kullanımlarının tespit ettirilmesi, hidrofor patlaması olarak açıklanan rizikonun nasıl meydana geldiğinin veya gelebileceğinin üzerinde durulması, bu arızanın hidroforun yerinin değiştirilmesinden mi yoksa bakım eksikliğinden mi kaynaklandığının ortaya konulması, başka bir anlatımla meydana gelen arızanın hidroforun projedeki yerinin değiştirilmesiyle doğrudan ilintili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davanın BK'nun 58.
maddesine dayalı olarak açıldığı da dikkate alınarak sonucuna göre davalıların sorumluluğunun tayin edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018254600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz