Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10265 E. 2010/11222 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta ettiren↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, hasarın davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden sigorta ettirenin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İşyeri sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13368 E. 2010/4811 K.
Ortak:sigorta ettiren · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, «hasarın» davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden «sigorta ettirenin» sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.05.2010 tarihli kararı ile mah …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar v tüm dosya kapsamına göre, «hasarın» davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden «sigorta ettirenin» sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalıların bağımsız «bölüm» maliki olduğu apartmanın alt katında faaliyet gösteren işyerinin davacı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, apartmanın hidroforunun patlaması sonucu zarara uğradığı, davacının «sigorta ettirene» tazminat ödediği, «hasarın» meydana gelmesinde bağımsız bölüm malikleri davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Rizikonun meydana geldiği işyerinde «sigorta ettirenin» kiracı olduğu, anılan işyerinde tadilatlar yapılarak projesinde «depo» vasıflı olarak görünen bağımsız «bölüm» ile sığınağın birleştirildiği, geniş bir işyeri haline dönüştürüldüğü, davacının sigortalısının 20.10.1999 tarih ve 910 sayılı ruhsatla bu yerde mobilya ve mefruşat satış izni aldığı ve «rizikonun» 26.10.2003 tarihinde meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işyeri sigorta poliçesi · keşif · işyeri sigortası · depo kararı · riziko · eş rızası · iş bölümü · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaRizikonun meydana geldiği işyerinde «sigorta ettirenin» kiracı olduğu, anılan işyerinde tadilatlar yapılarak projesinde «depo» vasıflı olarak görünen bağımsız «bölüm» ile sığınağın birleştirildiği, geniş bir işyeri haline dönüştürüldüğü, davacının sigortalısının 20.10.1999 tarih ve 910 sayılı ruhsatla bu yerde mobilya ve mefruşat satış izni aldığı ve «rizikonun» 26.10.2003 tarihinde meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların bağımsız «bölüm» maliki olduğu apartmanın alt katında faaliyet gösteren işyerinin davacı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, apartmanın hidroforunun patlaması sonucu zarara uğradığı, davacının «sigorta ettirene» tazminat ödediği, «hasarın» meydana gelmesinde bağımsız bölüm malikleri davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, «sigorta ettirenin» çalışma ruhsatı alımına ilişkin belgelerin asıl veya onaylı örneğinin ilgili belediyeden dosyaya getirtilmesi, hangi koşullarda ruhsat verildiğinin araştırılması, «rizikodan» önce sigorta ettirenin çalışmasının önlenmesi bakımından usulüne uygun şekilde apartman yönetimi veya ilgili belediyece uyarılıp uyarılmadığı, yasal yollara başvurulup başvurulmadığı hususlarının üzerinde durulması, uzun süre kullanım ve diğer kanıtlar değerlendirilerek projeye aykırı olsa bile davalıların sigorta ettirenin bu şekilde kullanımına «rıza» gösterip göstermediklerinin değerlendirilmesi, makine mühendisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla mahallinde inceleme yaptırılarak hidroforun bulunması gereken yer de «dahil» olmak üzere işyerinin projeye aykırı şekilde kullanımlarının tespit ettirilmesi, hidrofor patlaması olarak açıklanan rizikonun nasıl meydana geldiğinin veya gelebi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3164 E. 2016/4241 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · marka hakkına tecavüz · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haksız rekabet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDairemizin bozma kararında, “iddianın ileri sürülüş biçimine ve talebin niteliğine nazaran Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin «görevli» olmasını gerektiren bir hususun bulunmadığı” belirtilmiş olup, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, uyuşmazlığın idari yargının «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Ancak, bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacı, dava dilekçesinde, davalı şirketin, «marka hakkına tecavüzden» «ziyade», müvekkili tarafından iptal edilmiş ve geçerliliğini yitirmiş seri tadilat tip onay belgelerini kullanarak seri tadilat projeleri için seri tadilat belgesi düzenlediğini ve bu yolla haksız kazanç elde ettiğini ileri sürmüş olmasına göre, davalının bu eylemi 6762 sayılı TTK’nın 57/5. maddesinde karşılığını bulan ve «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerdendir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava konusu uyuşmazlığın idari yargının «görev alanına» girdiği gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, iddianın ileri sürülüş biçimine ve talebin niteliğine göre uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi’nin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına rağmen yanılgılı değerlendirme ile idari yargıya görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10265 E. , 2010/11222 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 gün ve 2004/732 - 2008/139 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.05.2010 gün ve 2008/13368 - 2010/4811 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan işyerinin davalıların bağımsız bölüm maliki oldukları binada bulunduğunu, ortak kullanıma tahsisli hidroforun patlaması sonucu hasara uğradığını, sigorta tazminatının ödendiğini, rücu koşullarının olduğunu, davalıların kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.375.561.800.-TL’nın müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, projeye aykırı yapının bulunduğunu, zarardan müvekkillerinin sorumlu olmadığını savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacının sigortalısının zarara kendisinin neden olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hasarın davalıların kat maliki olduğu binanın ortak kullanım alanlarından olan bodrum katta gerçekleştiği, davacının sigortalısı olan şirkete kullanıma dair apartman yönetimince veya kat maliklerince izin verildiğine dair kanıt sunulmadığı, belediyece davacının sigortalısına hasardan önce yapılan tadilatın uygun bulunmadığının bildirildiği, sigortalının olaydan sonra da kullanıma devam ettiği, yapılan tadilattan davalıların sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla tadilat nedeniyle meydana gelen su baskınından da sorumluluklarının olmadığı, uyarıya rağmen kullanıma devam eden sigorta ettirenin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 04.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042566600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz