Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10014 E. 2014/851 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekince (ihtirazi kayıt)↗ tanıma ve tenfiz↗ yabancı mahkeme ilamı↗ kesinleşen ilam↗ tebligat kanunu m.35↗ savunma hakkı↗ tanıma↗ adli yardım↗ möhuk 47↗ tenfiz↗ tebligat↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 53. maddesinde tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiğinin belirtildiği, 54. maddesinde de tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve
Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılacak tebligatlarda anılan madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa belirtilen şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediği, bu itibarla MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tanıma ve tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde tebligatın bakanlık aracılığıyla yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı'nın Hukuki Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma Taleplerine Uygulanacak Esaslara İlişkin 63 sayılı Genelge'ye göre Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na gönderilen tebliğ evrakının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na da tebligatın PTT aracılığıyla Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yurt içi tebligatta olduğu gibi yaptırılarak düzenlenecek tebliğ mazbatasının bakanlığa gönderilmesi, bakanlıkça da yabancı devlet makamına iletilmesi gerekmektedir. Somut olayda, dosya içerisinde davalıya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Tebligat Kanunu hükümlerine göre evrakın tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakı bulunmaktadır. Bu durumda tenfizi talep edilen yabancı mahkeme ilamının, ilam üzerinde de yazılı olduğu üzere o yer kanunları mucibince ve usulünce kesinleşmiş olduğunun kabulü ile tenfiz koşullarının bulunup bulunmadığının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Lahey Sözleşmesi'ne göre tebliğ edilmediğinden bahisle ortada kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle ve bu nedene dayalı olarak davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3941 E. 2013/3289 K.
Ortak:savunma hakkı · tenfiz · tebligat · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiğinin belirtildiği, 54. maddesinde de tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılacak «tebligatlarda» anılan madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa belirtilen şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediği, bu itibarla MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının «tanıma» ve «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde «tebligatın» bakanlık aracılığıyla yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… göre Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na gönderilen tebliğ evrakının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na da «tebligatın» PTT aracılığıyla Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yurt içi tebligatta olduğu gibi yaptırılarak düzenlenecek tebliğ mazbatasının bakanlığa gönder …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · temsil
Benzer bu karardaAncak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1243 E. 2012/8911 K.
Ortak:savunma hakkı · tenfiz · tebligat · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiğinin belirtildiği, 54. maddesinde de tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılacak «tebligatlarda» anılan madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa belirtilen şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediği, bu itibarla MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının «tanıma» ve «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde «tebligatın» bakanlık aracılığıyla yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… göre Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na gönderilen tebliğ evrakının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na da «tebligatın» PTT aracılığıyla Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yurt içi tebligatta olduğu gibi yaptırılarak düzenlenecek tebliğ mazbatasının bakanlığa gönder …
Benzer bu karardaSomut olayda, «tenfizi» istenen kararın bir suretinin davalıya posta yolu ile tebliğ edildiği mahkemece kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi dosya içinde davalıya «tebligatın» nasıl yapıldığına ilişkin de herhangi bir belge mevcut değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesindeki posta yoluyla «tebligat» usulüne Türkiye’nin çekince koyduğu, «tenfizi» istenen kararın da davalıya posta yoluyla tebliğ edildiği için tenfizi mümkün olan kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanunlar ihtilafı · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu itibarla mahkemece, «tenfize» konu kararın davalıya tebliğine ilişkin belgelerin dosyaya «ibrazı» sağlanmak suretiyle 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi ve MÖHUK uyarınca usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4510 E. 2018/3241 K.
Ortak:kesinleşen ilam · adli yardım · tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiğinin belirtildiği, 54. maddesinde de tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılacak «tebligatlarda» anılan madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa belirtilen şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediği, bu itibarla MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının «tanıma» ve «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde «tebligatın» bakanlık aracılığıyla yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… göre Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na gönderilen tebliğ evrakının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na da «tebligatın» PTT aracılığıyla Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yurt içi tebligatta olduğu gibi yaptırılarak düzenlenecek tebliğ mazbatasının bakanlığa gönder …
Benzer bu karardaO halde, yabancı bir mahkeme ilamının «kesinleşmesi, ilamın» yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde «adli yardımlaşma» yoluyla tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Ayrıca, mahkemece, yabancı mahkeme kararının tebliğ evraklarını sunması için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin ise 08.04.2013 tarihli dilekçe ile yabancı mahkeme kararının posta yoluyla tebliğ edildiğini, «adli yardımlaşma» aracılığıyla tebliğ edilmediğini belirterek kararın bu haliyle «tenfizini» talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma kararına uyulmakla bozmada belirtilen ve bozma dışında tutulan hususlar lehine bozma yapılan taraf için usulü «müktesep hak» oluşturduğu, bu nedenle davaya konu ilamın «tenfiz» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma kararına uyulmakla bozmada belirtilen ve bozma dışında tutulan hususlar lehine bozma yapılan taraf için usulü «müktesep hak» oluşturduğu, bu nedenle davaya konu ilamın «tenfiz» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işbu dava tarihi itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş yabancı mahkeme kararı bulunmadığı, kesinleşmenin «tenfiz» davası için dava şartı olduğu gözetilerek davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10014 E. , 2014/851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/03/2013
NUMARASI 2011/602-2013/141
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.03.2013 tarih ve 2011/602-2013/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip, geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine Almanya Stutgart Eyalet Mahkemesi'nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada verilen karar ile davalı tarafından 38.346,89 Euro ana paranın ve 1.419,19 Euro tutarındaki ek meblağın 06.01.2009 tarihinden itibaren baz faize ek %5 faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın davalıya 17.07.2009 tarihinde tebliğ edildiğini ve 14.10.2009 tarihinde de kesinleştiğini ileri sürerek, Almanya Stuttgart Eyalet Mahkemesi'nin 17.3.2009 tarih ve 12 O 351/08 sayılı kararının tanıma ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının TTK'nın 329 ile 405. maddelerine, kamu düzenine, eşitlik ilkesine, MK'nın 2. maddesine aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte olduğunu, anılan karar için “revision au fond” yasağının istisnasının uygulanması gerektiğini, yabancı mahkeme kararının davacı tarafa mükerrer tahsilat yolu açmasına sebep olduğundan MÖHUK'un 52/2. gereği kararın tenfizine engel teşkil ettiğini, mahkeme kararının Türk yargı kararları ile çeliştiğini, bu çelişkinin kamu düzenini ihlal edecek nitelikte olduğunu, karara konu teşkil eden ihtilafta Türk mahkemelerinin münhasır yetkili bulunduğunu, tenfizi istenen kararın kendilerine tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 53. maddesinde tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiğinin belirtildiği, 54. maddesinde de tenfiz kararı verilebilmesinin şartlarının düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve
Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılacak tebligatlarda anılan madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa belirtilen şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediği, bu itibarla MÖHUK'un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tanıma ve tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde tebligatın bakanlık aracılığıyla yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı'nın Hukuki Konularda Uluslararası Adli Yardımlaşma Taleplerine Uygulanacak Esaslara İlişkin 63 sayılı Genelge'ye göre Lahey Sözleşmesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na gönderilen tebliğ evrakının ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na da tebligatın PTT aracılığıyla Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre yurt içi tebligatta olduğu gibi yaptırılarak düzenlenecek tebliğ mazbatasının bakanlığa gönderilmesi, bakanlıkça da yabancı devlet makamına iletilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, dosya içerisinde davalıya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Tebligat Kanunu hükümlerine göre evrakın tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakı bulunmaktadır. Bu durumda tenfizi talep edilen yabancı mahkeme ilamının, ilam üzerinde de yazılı olduğu üzere o yer kanunları mucibince ve usulünce kesinleşmiş olduğunun kabulü ile tenfiz koşullarının bulunup bulunmadığının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Lahey Sözleşmesi'ne göre tebliğ edilmediğinden bahisle ortada kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle ve bu nedene dayalı olarak davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü iel kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101818000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz