6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin feshinden tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2559 E. 2012/1904 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sürekli borç ilişkisi denkleştirme (portföy) tazminatı haklı nedenle fesih tahsilat makbuzu bozma sonrası karar kâr mahrumiyeti sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi ifa fesih kâr kaybı dava sebebi eksik inceleme temerrüt teminat

Atıf yapılan mevzuat: BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın reddine karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi B.K. nun 106-107. maddeleri'ndeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, fesih iradesinin açıklandığı tarih itibariyle davacının temerrüde düştüğü ve davalıya oluşan borcunun bulunduğu, davacının kâr mahrumiyeti, müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin haklı nedenle fesih olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı,taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr kaybının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık sözleşmenin davalı yanca feshinin haklı mı haksız mı olduğu noktasına ilişkindir. Mahkemece, salt yukarıda yazılı gerekçe ile haklı nedenle fesih olgusunun gerçekleştiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere davalı şirketin sözleşmeyi feshetmesi iki nedene dayanmaktadır. Bunlardan ilki davacının borçlarını ödemede temerrüde düşmesi, diğeri ise 31/12/2001 tarihinde dolacak olan teminatın süresinin davacı tarafça uzatılmamasıdır. Bozma sonrası alınan bilirkişi kurulu raporunda taraf kayıtları nazara alınarak yapılan değerlendirmede fesih tarihi olan 25/12/2001 tarihi itibariyle davacının temerrüde düştüğü, 28/12/2001 tarihli tahsilat makbuzu ile de borcun tümünün ifa edilmemiş olduğu saptanmıştır.Bu bağlamda, davacının borçlarını ödemede temerrüde düşmesi yönünden sözleşmenin feshedilmesinde davalının dayandığı fesih nedeninin gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

Ancak, davalının diğer fesih nedeni olarak bildirdiği sebebin ise gerçekleşmiş olduğundan sözedilmez. Zira, davalı tarfından teminat süresinin uzatılması için davacıya verilen süre 31/12/2001 tarihinde dolacak olmasına rağmen bu sürenin dolması beklenilmeden 25/12/2001 tarihinde sözleşme feshedilmiştir. Öte yandan, davalı tarafça her iki neden de fesih nedeni olarak bildirildiğine göre her iki nedenin de birlikte gerçekleşmiş olması haklı feshin kabulü için gerekli ve zorunludur. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olması karşısında, sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde de temerrüde düşme durumu ancak karşı taraf için sözleşme ilişkisini çekilmez hale koyuyorsa bu halin haklı nedenle feshe imkan sağlayacağının kabulü gerekir. Bu bağlamda, davalı tarafından davacıya teminatın süresinin uzatılmasına ilişkin süre verilmesi esasen sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi iradesi, başka bir deyişle süre gelen ilişkinin çekilmez hale gelmediğinin kabulü olarak yorumlanmalıdır.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda , davalının sözleşmeyi feshinin haksız bulunduğunun, bu bağlamda BK.nun 106 ve 107'nci maddeleri gereğince davalının sözleşmeyi derhal feshetmekte haklı olmadığının ilke olarak kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve uyulan bozma ilamı kapsamı da nazara alınarak uyuşmazlığın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sözleşmenin feshinden tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2986 E. 2014/7611 K.

    Ortak: · Sözleşmenin feshinden tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/2559 E.  ,  2012/1904 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/11/2009 tarih ve 2007/549-2009/720 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.02.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, Teba Şirketler Gurubu'nun 1984 yılından beri "Braun" markalı çeşitli elektrikli küçük ev aletlerinin ve keşisel bakım ürünlerinin tek satıcılığını yaptığını, Teba Şirketler Gurubu'na bağlı şirketlerden müvekkilinin de 1996 yılından beri "Braun" markalı ürünlerin zincir mağazalar dışında perakende pazarda tek satıcılığını sürdürdüğünü, davalı şirketin 27/12/2001 tarihli ihtarname ile 31/12/2001 tarihi itibariyle davacının tek satıcılık ilişkisine son verdiğini, bilahare davalının müvekkili tarafından oluşturulan bayi ağını kullanarak "Braun"markalı ürünleri bu bayi ağı ile pazarlamaya başladığını, sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğunu ve ihbar sürelerine uymadığını ileri sürerek, 3.600.000 USD müşteri (denkleştirme ) tazminatı ile 3.250.000 USD kâr kaybı olmak üzere toplam 6.850.000 USD.den davacının davalıya olan borçları takas ve mahsup edildikten sonra bakiye 5.922.762 USD.nin 04/02/2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte ayrıca 1.500.000.000.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 11/07/1996 tarihinde Braun AG (yeni adıyla Braun Gmbh) ile yapılan sözleşme gereğince müvekkilinin distribütör olarak atandığını ve bu sözleşmenin halen devam ettiğini, müvekkilince davacı şirkete bayilik verildiğini, yoksa davacının Almanya Braun ürünlerinin tek satıcısı olmadığını, davacı şirketin borçlarını ödemede sık sık temerrüde düşmesi ve borçlarının teminatsız kalması nedeniyle müvekkilince keşide edilen 27/12/2001 tarihli ihtarname ile süre verilerek, iş ilişkisinin 31/12/2001 itibariyle sona erdirildiğini, bayilik ilişkisini bitirmekte müvekkilinin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi B.K. nun 106-107. maddeleri'ndeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, fesih iradesinin açıklandığı tarih itibariyle davacının temerrüde düştüğü ve davalıya oluşan borcunun bulunduğu, davacının kâr mahrumiyeti, müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin haklı nedenle fesih olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı,taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr kaybının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık sözleşmenin davalı yanca feshinin haklı mı haksız mı olduğu noktasına ilişkindir. Mahkemece, salt yukarıda yazılı gerekçe ile haklı nedenle fesih olgusunun gerçekleştiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da açıkça vurgulandığı üzere davalı şirketin sözleşmeyi feshetmesi iki nedene dayanmaktadır. Bunlardan ilki davacının borçlarını ödemede temerrüde düşmesi, diğeri ise 31/12/2001 tarihinde dolacak olan teminatın süresinin davacı tarafça uzatılmamasıdır. Bozma sonrası alınan bilirkişi kurulu raporunda taraf kayıtları nazara alınarak yapılan değerlendirmede fesih tarihi olan 25/12/2001 tarihi itibariyle davacının temerrüde düştüğü, 28/12/2001 tarihli tahsilat makbuzu ile de borcun tümünün ifa edilmemiş olduğu saptanmıştır.Bu bağlamda, davacının borçlarını ödemede temerrüde düşmesi yönünden sözleşmenin feshedilmesinde davalının dayandığı fesih nedeninin gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

Ancak, davalının diğer fesih nedeni olarak bildirdiği sebebin ise gerçekleşmiş olduğundan sözedilmez. Zira, davalı tarfından teminat süresinin uzatılması için davacıya verilen süre 31/12/2001 tarihinde dolacak olmasına rağmen bu sürenin dolması beklenilmeden 25/12/2001 tarihinde sözleşme feshedilmiştir. Öte yandan, davalı tarafça her iki neden de fesih nedeni olarak bildirildiğine göre her iki nedenin de birlikte gerçekleşmiş olması haklı feshin kabulü için gerekli ve zorunludur. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olması karşısında, sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde de temerrüde düşme durumu ancak karşı taraf için sözleşme ilişkisini çekilmez hale koyuyorsa bu halin haklı nedenle feshe imkan sağlayacağının kabulü gerekir.

Bu bağlamda, davalı tarafından davacıya teminatın süresinin uzatılmasına ilişkin süre verilmesi esasen sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesi iradesi, başka bir deyişle süre gelen ilişkinin çekilmez hale gelmediğinin kabulü olarak yorumlanmalıdır.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda , davalının sözleşmeyi feshinin haksız bulunduğunun, bu bağlamda BK.nun 106 ve 107'nci maddeleri gereğince davalının sözleşmeyi derhal feshetmekte haklı olmadığının ilke olarak kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve uyulan bozma ilamı kapsamı da nazara alınarak uyuşmazlığın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047380900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.