6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4181 E. 2011/2727 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tavzih kesin delil temerrüt tarihi kanun yolu ara karar infaz mahsup sebepsiz zenginleşme içtihadı birleştirme kararı feragat temerrüt kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki önceki döneme ilişkin aynı uyuşmazlığın çözümlendiği, kararın kesinleştiği, davalının SMS ücretiyle ilgili uygulamasının yerinde bulunmadığı, SMS sonlandırma ücreti talep edemeyeceği, kesinleşen kararın kesin delil olduğu, taraflar arasındaki ara bağlantı sözleşmesi uyarınca davacı alacağından yaptığı mahsupların yerinde olmadığı, davacı alacağının sözleşmenin Ek C 5/1. maddesinde ödeme günün belirlendiği, esasen tek taraflı kesinti yaparak davalının kesinti tarihi itibariyle sebepsiz zenginleştiği, bu tarih itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davacı alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.479.527.27 YTL’nin her bir kesinti miktarının belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, kararın tavzihini istemiş, mahkemece tavzih talebi kabul edilmiştir.

Tavzih kararı, davalı vekilince ayrıca temyiz edilmiştir.

1-Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin tavzih dilekçesi üzerine hüküm altına alınan alacakla ilgili olarak temerrüt tarihleri başlangıçları yazılmak suretiyle kararda düzeltme yapılmıştır. Tavzih, bir hükmün müphem olması veya birbirine çelişkili fıkralar içermesi halinde, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan kanun yoludur. Bu kanun yolu, hiçbir zaman hükmün değiştirilmesi veya hükme yeni bir şey eklenmesi yolu olarak kullanılamaz. Somut olayda davacı vekilinin tavzih dilekçesi üzerine kısa kararda belirtilmeyen temerrüt tarihleri eklenmiştir. O halde, temerrüt tarihlerinin eklenerek tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacakla ilgili olarak temerrüt tarihleri belirtilmemiş, gerekçeli karara kısa karara aykırı şekilde tavzih yoluyla temerrüt tarihleri ek olarak yazılmıştır. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın, kısa karara uygun yazılmaması da kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.

3-Bozma sebep ve şekillerine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

4-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemine gelince; Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz edilmiştir. Ancak, anılan vekil 02.03.2009 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiştir.

HUMK.nun 91. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. O halde, feragat nedeniyle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10718 E. 2010/1705 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

3 benzer karar daha
  • Faydalı model hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1847 E. 2019/6680 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8204 E. 2014/13020 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4181 E.  ,  2011/2727 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2008 tarih ve 2006/437-2008/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde davacı avukatı ... .... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan ara bağlantı ücreti alacağının bulunduğunu, sözleşmede olmamasına rağmen Ocak 2006-Ağustos 2006 dönemine ilişkin olarak tek taraflı uyguladığı SMS faturaları nedeniyle haksız yere mahsup yaptığını, bu faturaların müvekkilince kabul edilmediğini, önceki dönem itibariyle taraflar arasında görülen davada davalının uygulamasının haksızlığının ortaya çıktığını ileri sürerek, 6.479.527.27 YTL alacağın her ay için ödenmesi gerekli günden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında SMS ücreti ödenmemesi yönünde sözleşme olmadığını, uyuşmazlıkla ilgili olarak taraflar arasında cereyan eden davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, istemlerin yersiz olduğunu savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki önceki döneme ilişkin aynı uyuşmazlığın çözümlendiği, kararın kesinleştiği, davalının SMS ücretiyle ilgili uygulamasının yerinde bulunmadığı, SMS sonlandırma ücreti talep edemeyeceği, kesinleşen kararın kesin delil olduğu, taraflar arasındaki ara bağlantı sözleşmesi uyarınca davacı alacağından yaptığı mahsupların yerinde olmadığı, davacı alacağının sözleşmenin Ek C 5/1. maddesinde ödeme günün belirlendiği, esasen tek taraflı kesinti yaparak davalının kesinti tarihi itibariyle sebepsiz zenginleştiği, bu tarih itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davacı alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.479.527.27 YTL’nin her bir kesinti miktarının belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, kararın tavzihini istemiş, mahkemece tavzih talebi kabul edilmiştir.

Tavzih kararı, davalı vekilince ayrıca temyiz edilmiştir.

1-Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin tavzih dilekçesi üzerine hüküm altına alınan alacakla ilgili olarak temerrüt tarihleri başlangıçları yazılmak suretiyle kararda düzeltme yapılmıştır. Tavzih, bir hükmün müphem olması veya birbirine çelişkili fıkralar içermesi halinde, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan kanun yoludur. Bu kanun yolu, hiçbir zaman hükmün değiştirilmesi veya hükme yeni bir şey eklenmesi yolu olarak kullanılamaz. Somut olayda davacı vekilinin tavzih dilekçesi üzerine kısa kararda belirtilmeyen temerrüt tarihleri eklenmiştir. O halde, temerrüt tarihlerinin eklenerek tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacakla ilgili olarak temerrüt tarihleri belirtilmemiş, gerekçeli karara kısa karara aykırı şekilde tavzih yoluyla temerrüt tarihleri ek olarak yazılmıştır. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın, kısa karara uygun yazılmaması da kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.

3-Bozma sebep ve şekillerine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

4-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemine gelince; Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz edilmiştir. Ancak, anılan vekil 02.03.2009 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiştir.

HUMK.nun 91. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. O halde, feragat nedeniyle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 87,448,40 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017933300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.