İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4574 E. 2024/778 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk ücreti↗ geçerli icra takibi↗ takip talebi↗ usul ekonomisi↗ arabuluculuk↗ kefalet limiti↗ borca itiraz↗ ödeme emri↗ kefalet sözleşmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ icra inkâr tazminatı↗ itirazın iptali davası↗ bsmv↗ yetki itirazı↗ ilamsız icra takibi↗ şikayet↗ dava şartı yokluğu↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ iptal davası↗ kefil↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ yetki↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/767 E., 2022/222 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl kredi borçlusu ... ... arasında 05.06.2018 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kefalet limitinin 13.300.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalılarca borcun ödenmediğini, bunun üzerine Ankara İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2020/2674 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden ödeme emri çıkarıldığını, davalı borçlular tarafından borca itiraz edildiğini ileri sürerek itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'den ... olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davaya konu edilen krediye kefil olmadığını, bu nedenle takip konusu kredi nedeniyle herhangi bir borçlarının bulunmadığını, takibin iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, kefalet sözleşmesinde kefaletin önceki borçları kapsamadığının açıkça belirtildiğini, takibe konu borcun hangi kredilerden kaynaklandığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu, bu hususun belli olmayıp, yargılamayı gerektiren bir konuda doğrudan icra takibi yapılmasının açıkça kanuna aykırı ve haksız olduğunu, ödeme emrinde talep edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep edilen faiz oranının belirtilmediğini, bundan böyle alacak için faiz talep edilmesine muvafakatlerinin olmadığını, takip tarihine kadar işletilen faiz oranının ise haksız ve fahiş olduğunu, kredi borcuna karşılık yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini ileri sürerek davanın reddi ile takibin iptaline karar verilmesini, kabul etmemekle beraber takibin likit bir alacağa ilişkin olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin ve davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan takip talebi ile takip borçlularına çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, kötü niyet tazminatı isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ödeme emrinin şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra şikayeti de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne kusur atfeder şekilde arabuluculuk ücreti ve vekalet ücreti tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin takip talebine uygunluğunu icra hukuk mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile hukuki yarar ve usul ekonomisi prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisinin de ortada geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamayacağı, bu hususun dava şartı olup, mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, dayanak takip talebi ile takip borçlularına çıkartılan ödeme emrinin talep edilen faiz ve BSMV kalemleri yönünden birbirinden farklı olduğu, bu halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi alacağına ilişkin olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «ödeme emrinin» şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra «şikayeti» de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın «usulden reddine» karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne «kusur» atfeder şekilde «arabuluculuk ücreti» ve «vekalet ücreti» tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin «takip talebine» uygunluğunu «icra hukuk» mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl kredi borçlusu ... ... arasında 05.06.2018 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, «kefalet limitinin» 13.300.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalılarca borcun ödenmediğini, bunun üzerine Ankara İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, «yetki itirazı» üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2020/2674 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden «ödeme emri» çıkarıldığını, davalı borçlular tarafından «borca itiraz» edildiğini ileri sürerek itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'den ... olmamak «kaydı» ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan «takip talebi» ile takip borçlularına çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.
Ortak:ödeme emri · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl kredi borçlusu ... ... arasında 05.06.2018 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, «kefalet limitinin» 13.300.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalılarca borcun ödenmediğini, bunun üzerine Ankara İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, «yetki itirazı» üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2020/2674 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden «ödeme emri» çıkarıldığını, davalı borçlular tarafından «borca itiraz» edildiğini ileri sürerek itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'den ... olmamak «kaydı» ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan «takip talebi» ile takip borçlularına çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «ödeme emrinin» şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra «şikayeti» de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın «usulden reddine» karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne «kusur» atfeder şekilde «arabuluculuk ücreti» ve «vekalet ücreti» tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin «takip talebine» uygunluğunu «icra hukuk» mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSigorta A.Ş. tarafından takip yapılmış, icra müdürlüğünce «yetkisizlik» kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 04.03.2011 tarihinde alacaklı olarak Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yazılmak suretiyle davalı hakkında yeniden takip «ödeme emri» düzenlenmiştir.
Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen «ödeme emri» ekinde sunulan vekaletnamede davacı vekilinin aynı zamanda ... ...
Bu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · sigorta sözleşmesi · rücu · yetkisizlik kararı · hasar · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, «sigorta sözleşmesi» sonucu «rücu» isteminden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı hakkında icra takibinin 04.03.2011'de yapıldığı, «hasarın» ise ....02.2007 tarihinde meydana geldiği, ...
1268. maddesi gereğince iki yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2128 E. 2023/5710 K.
Ortak:ödeme emri · icra hukuk mahkemesi · itirazın iptali davası · şikayet · dava şartı yokluğu · icra takibine itiraz · iptal davası · usulden reddi · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin «ödeme emrinin» şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra «şikayeti» de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın «usulden reddine» karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne «kusur» atfeder şekilde «arabuluculuk ücreti» ve «vekalet ücreti» tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin «takip talebine» uygunluğunu «icra hukuk» mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile «hukuki yarar» ve «usul ekonomisi» prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» açılabilmesinin koşullarından birisinin de ortada geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamayacağı, bu hususun dava şartı olup, mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, dayanak «takip talebi» ile takip borçlularına çıkartılan «ödeme emrinin» talep edilen faiz ve BSMV kalemleri yönünden birbirinden farklı olduğu, bu halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan «takip talebi» ile takip borçlularına çıkarılan «ödeme emrinin» içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir «ilamsız icra takibinin» varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, «kötü niyet tazminatı» isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E., 2017/833 K. sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» devam ederken, davaya konu takibin dayanağı «ödeme emrinin» Bursa 7.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrinin iptali · ödeme emri tebliği · yargılama giderleri · temlik · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E., 2017/833 K. sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Temlik alan davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar icra mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ» iptaline karar verilmişse de bu durumun borçlu davalıların itiraz iradesini ortadan kaldırmadığını, icra mahkemesinin ödeme emrinin tebliğine ilişkin işlemin iptali kararının ödeme emri metninin içeriğine ilişkin olmayıp takip dayanağı belgelerin ödeme emri «tebligatında» bulunmamasına ilişkin olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibe ilişkin «ödeme emrinin tebliğ» işleminin usulsüz olduğundan bahisle Bursa 7.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4574 E. , 2024/778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1210 E., 2022/1174 K.
DAVALILAR 1.... ...
2.Deka Petrol Ürünleri Nak. Tur. İnş. Mağ. İşl. San. ve Tic. Ltd. Şti.
3.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/767 E., 2022/222 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl kredi borçlusu ... ... arasında 05.06.2018 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kefalet limitinin 13.300.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalılarca borcun ödenmediğini, bunun üzerine Ankara İcra Dairesi'nde icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2020/2674 E. sayılı dosyası üzerinden yeniden ödeme emri çıkarıldığını, davalı borçlular tarafından borca itiraz edildiğini ileri sürerek itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'den ... olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davaya konu edilen krediye kefil olmadığını, bu nedenle takip konusu kredi nedeniyle herhangi bir borçlarının bulunmadığını, takibin iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, kefalet sözleşmesinde kefaletin önceki borçları kapsamadığının açıkça belirtildiğini, takibe konu borcun hangi kredilerden kaynaklandığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu, bu hususun belli olmayıp, yargılamayı gerektiren bir konuda doğrudan icra takibi yapılmasının açıkça kanuna aykırı ve haksız olduğunu, ödeme emrinde talep edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep edilen faiz oranının belirtilmediğini, bundan böyle alacak için faiz talep edilmesine muvafakatlerinin olmadığını, takip tarihine kadar işletilen faiz oranının ise haksız ve fahiş olduğunu, kredi borcuna karşılık yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini ileri sürerek davanın reddi ile takibin iptaline karar verilmesini, kabul etmemekle beraber takibin likit bir alacağa ilişkin olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin ve davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak yapılan takip talebi ile takip borçlularına çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu, geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği, geçerli bir takip bulunmadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, kötü niyet tazminatı isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ödeme emrinin şekil unsurlarının varlığını inceleme ve takdir etme yetkisi bulunmadığını, borçlunun da bu yönde bir icra şikayeti de olmadığını, dolayısı ile resen Yerel Mahkemenin ödeme emrindeki unsurları inceleyerek davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, bunun üstüne kusur atfeder şekilde arabuluculuk ücreti ve vekalet ücreti tahmilinin kesinlikle haksız ve kaldırılmaya muhtaç olduğunu, ödeme emrinin takip talebine uygunluğunu icra hukuk mahkemeleri tarafından incelenebileceğini, ödeme emri hazırlanmasının sorumluluğunun kendilerine bırakılamayacağını, yerel mahkemece, tesis edilen bu karar ile hukuki yarar ve usul ekonomisi prensipleri de göz ardı edilerek aleyhe bir hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisinin de ortada geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamayacağı, bu hususun dava şartı olup, mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, dayanak takip talebi ile takip borçlularına çıkartılan ödeme emrinin talep edilen faiz ve BSMV kalemleri yönünden birbirinden farklı olduğu, bu halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi alacağına ilişkin olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017395600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz