Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14877 E. 2014/2386 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ıskat↗ yönetim kurulu kararının iptali↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ karar nisabı↗ pay defteri↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ yönetim kurulu kararı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların sahip oldukları pay miktarlarının tespit edildiği, davacıların toplantıya katılmamış bulunmamalarının toplantı ve karar nisapları ile oylama sonuçlarına etkisinin olmadığı, toplantıya çağrının yetkili yönetim kurulu tarafından yapıldığı, ayrıca şirket anasözleşmesinde aykırı bir hüküm olmadığından merkezi dışında genel kurul toplantı yapılmasının iptali gerektirmediği, davetlerde bazı ortakların adreslerinin kasıtlı olarak yanlış yazıldığı iddiasının kanıtlanmadığı, ancak Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2003 tarih ve 1996/365 esas - 2003/195 karar sayılı ilamıyla aralarında davacıların da bulunduğu bir kısım şirket ortağının ihraçlarına ilişkin yönetim kurulu kararlarının iptallerine hükmedildiği, karar gerekçesinde davacılara ait hisselerin bir kısım şahıslarca dava dışı T. A.Ş'ye devir edilmiş olduğu açıklamasına yer verildiği, davalının bu kararın gereğini yerine getirerek pay defterini yeniden düzenlemesi ve hisselerini davacılara iade etmesi gerektiği, TTK'nın 418. maddesi uyarınca işlem yapamayacağı, aksine MK'nın 2. maddesine aykırı şekilde aksi yönde pasif bir uygulamayı sürdürdüğü, davacılar ile dava dışı bir takım ortakları oy hakkından yoksun kılacak tutum sergilediği, şirketin gerçek pay durumu belirlenmeden ve yeterli nisap sağlandığı belli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 23.05.2006 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin 23.05.2006 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, önceki tesis edilen karar, Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyularak yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Davacıların paylarının haksız yere ıskat edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devir edildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararın kesinleştiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacıların payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devir edilmeden önceki dönemde sahip oldukları pay miktarının gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi, toplantı ve karar nisabı oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespit edilmesi yönü bozma ilamında belirtilmiş, bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda davacıların paylarının usulsüz devir öncesi miktarları tespit edilmiş, tüm pay durumu dikkate alınarak, davacıların toplantıya katılmamalarının sonuca bir etkisinin bulunmadığı açıklanmıştır. Mahkemece, bu rapora itibar edildiği kabul edilmesine rağmen, bozulan ilk karardaki gerekçeler tekrar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece bozmaya uyulmakla gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Ayrıca, bozmaya uymakla taraflarca usulü kazanılmış haklar oluşmaktadır. Bu durum karşısında, bozma ilamına uyulduğu, bilirkişi raporuyla davacıların usulsüz devir öncesi dönem pay miktarlarının belirlendiği, iptali talep edilen genel kurula katılmamaları halinde, toplantı ve karar nisaplarının etkilenmeyeceği ortaya çıktığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12779 E. 2010/2031 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu kararının iptali · nisap · karar nisabı · pay defteri · bilirkişi incelemesi · yönetim kurulu kararı · e-defter · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaA.Ş'ye devir edilmiş olduğu açıklamasına yer verildiği, davalının bu kararın gereğini yerine getirerek «pay defterini» yeniden düzenlemesi ve hisselerini davacılara iade etmesi gerektiği, TTK'nın 418. maddesi uyarınca işlem yapamayacağı, aksine MK'nın 2. maddesine aykırı şekilde aksi yönde pasif bir uygulamayı sürdürdüğü, davacılar ile dava dışı bir takım ortakları oy hakkından yoksun kılacak tutum sergilediği, şirketin gerçek pay durumu belirlenmeden ve yeterli «nisap» sağlandığı belli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 23.05.2006 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devir edildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin mahkeme kararın kesinleştiği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacıların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devir edilmeden önceki dönemde sahip oldukları pay miktarının gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak belirlenmesi, toplantı ve karar «nisabı» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespit edilmesi yönü bozma ilamında belirtilmiş, bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda dava …
Benzer bu karardaOysa, davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin «kesinleşen ilam» üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip «pay defterine» işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasın …
Ne var ki, davacıların «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacıların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacıların net olarak beyan etmelerinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacıların paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre dava tarihi itibariyle «şirket merkezinin» Ankara olması nedeniyle mahkemenin yetkili olduğu, merkez dışında bir yerde de genel kurulun toplanmasına anasözleşmenin ve TTK'nun 371. maddesinin cevaz verdiği, aralarında davacıların da bulunduğu bazı ortakların ihracına ilişkin yönetim kararlarının iptaline ilişkin kesinleşen o ilamın gerekçesinde, davacılara ait hisselerin bir takım şahıslar aracılığı ile Tursoy A.Ş.'ne devredilmiş olduğunun belirtildiği, bu durumda davalı şirketin davacılara hisselerini iade etmesi ve «pay defterini» yeniden düzenlemesi gerektiği, o ilamda davacıların hisselerinin miktarının belirtilmemesine davalının sığınamayacağı, davalının bu tutumu ile şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasına engel olması karşısında, gerçek pay durumu belirlenmeksizin toplanan genel kurulda alınan şirket merkezinin nakli şirket emvalinin satılması gibi önem arzeden kararların yeterli «nisap» sağlandığı belli olmaksızın alınmış kararlar olması nedeniyle iptaline hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile alınan kararların iptaline ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · kesinleşen ilam · hazirun cetveli · yokluk · şirket merkezi mahkemesi · genel kurul kararının iptali · anonim şirket · ticaret sicili
Benzer bu karardaNe var ki, davacıların «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacıların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacıların net olarak beyan etmelerinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacıların paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre dava tarihi itibariyle «şirket merkezinin» Ankara olması nedeniyle mahkemenin yetkili olduğu, merkez dışında bir yerde de genel kurulun toplanmasına anasözleşmenin ve TTK'nun 371. maddesinin cevaz verdiği, aralarında davacıların da bulunduğu bazı ortakların ihracına ilişkin yönetim kararlarının iptaline ilişkin kesinleşen o ilamın gerekçesinde, davacılara ait hisselerin bir takım şahıslar aracılığı ile Tursoy A.Ş.'ne devredilmiş olduğunun belirtildiği, bu durumda davalı şirketin davacılara hisselerini iade etmesi ve «pay defterini» yeniden düzenlemesi gerektiği, o ilamda davacıların hisselerinin miktarının belirtilmemesine davalının sığınamayacağı, davalının bu tutumu ile şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasına engel olması karşısında, gerçek pay durumu belirlenmeksizin toplanan genel kurulda alınan şirket merkezinin nakli şirket emvalinin satılması gibi önem arzeden kararların yeterli «nisap» sağlandığı belli olmaksızın alınmış kararlar olması nedeniyle iptaline hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile alınan kararların iptaline ve …
Oysa, davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin «kesinleşen ilam» üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip «pay defterine» işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9449 E. 2010/4972 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu kararının iptali · karar nisabı · pay defteri · bilirkişi incelemesi · yönetim kurulu kararı · e-defter · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaDavacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devir edildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin mahkeme kararın kesinleştiği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacıların payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devir edilmeden önceki dönemde sahip oldukları pay miktarının gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak belirlenmesi, toplantı ve karar «nisabı» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespit edilmesi yönü bozma ilamında belirtilmiş, bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda dava …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2003 tarih ve 1996/365 esas - 2003/195 karar sayılı ilamıyla aralarında davacıların da bulunduğu bir kısım şirket ortağının ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptallerine» hükmedildiği, karar gerekçesinde davacılara ait hisselerin bir kısım şahıslarca dava dışı T.
Benzer bu karardaOysa, davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin «kesinleşen ilam» üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip «pay defterine» işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasın …
Ne var ki, davacının «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi ve bu arada ortaklık paylarının tespiti yönünde ayrı bir dava açılmış ise bu davanın da «bekletici mesele» yapılması gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ortaklıktan çıkarılan» davacının Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas, 2003/915 Karar sayılı ilamıyla pay sahibi sıfatını ihraç kararının iptali ile kazandığı, şirketin kurucu ortağı olan davacının anılan mahkeme kararına rağmen pay sahibi olduğu halde iptali istenilen genel kurulda oy kullandırılmadığı, bir mahkeme hükmüne rağmen pay sahibi durumundaki ortakların «pay defterine» işlenmeksizin genel kurul yapılmasının afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 31.01.2006 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · kesinleşen ilam · iyiniyet kuralı · ortaklıktan çıkarılma · bekletici mesele · hazirun cetveli · yokluk · genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaNe var ki, davacının «pay defterinde» ve «hazirun cetvelinde» yer almamaları nedeniyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun «yokluk» nedeni olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacının payları «ıskat» edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacının net olarak beyan etmesinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul «toplantı tutanaklarından», hazirun cetvellerinden, celbedilecek «ticaret sicili» kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak davacının paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi ve bu arada ortaklık paylarının tespiti yönünde ayrı bir dava açılmış ise bu davanın da «bekletici mesele» yapılması gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ortaklıktan çıkarılan» davacının Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1996/365 Esas, 2003/915 Karar sayılı ilamıyla pay sahibi sıfatını ihraç kararının iptali ile kazandığı, şirketin kurucu ortağı olan davacının anılan mahkeme kararına rağmen pay sahibi olduğu halde iptali istenilen genel kurulda oy kullandırılmadığı, bir mahkeme hükmüne rağmen pay sahibi durumundaki ortakların «pay defterine» işlenmeksizin genel kurul yapılmasının afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 31.01.2006 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Oysa, davacıların paylarının haksız yere «ıskat» edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararlarının iptaline» ilişkin «kesinleşen ilam» üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip «pay defterine» işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasın …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14877 E. , 2014/2386 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/04/2012
NUMARASI 2011/166-2012/65
Taraflar arasında görülen davada Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/04/2012 tarih ve 2011/166-2012/65 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.D. B.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 23.05.2006 tarihli genel kurul toplantısının yetkisiz kişilerce yapılan çağrıya dayalı olarak gerçekleştirildiğini, aralarında davacıların da bulunduğu 30 şirket kurucu hissedarının usulsüz işlemlerle ortaklıktan ihraç olunarak hisselerinin dava dışı T. A.Ş.'ne tescilinin sağlandığını, bu tescil işleminin Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen ilamı ile iptal edildiğini, T. A.Ş. dışındaki 30 ortağın şirkette % 55.11 oranında hissedar olduklarının kabulü ve pay defterinin buna göre düzenlenmesi gerektiğini, yönetimin mahkeme kararında pay oranlarının belirtilmediğini ileri sürerek, buna yanaşmadığını toplantıya çağrılan ve gelen davacılara bu nedenle oy kullandırılmadığını, bu nedenle genel kurulun yok hükmünde sayılması gerektiğini, bir kısım başka üyelerin de toplantıya katımalarının engellendiğini, şirket merkezinin bulunduğu Ankara'da toplantının yapılması gerekirken İstanbul'da yapıldığını, anılan kararların bu nedenle de geçersiz olduğunu, zira merkezin İstanbul'a nakline ilişkin genel kurul kararının da daha önce iptal edildiğini, şirkete ait taşınmazların satışı için yönetime yetki verildiğini, bu karar ile davacıya ait hisselerin 3.
kişilere devrinin sağlanmak istediğini, bu kararın durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan tüm kararların iptalini ve TTK'nın 382. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların şirket ortağı olduklarına dair verilen ve kesinleşen o ilamda ne oranda hissedar olduklarının belirtilmemesi nedeniyle kararın infaz edilemediğini, T.A.Ş.'nin başka paydaşların hisselerini devir aldığını, hükümet komiserinin davacılara oy kullandırmadığını, genel kurulun mevcut pay defterine göre düzenlenen hazirun cetveli çerçevesinde yapıldığını, aksi düşünülse bile davacıların hisse oranlarının oylamaya etkisinin bulunmadığını, anasözleşmede merkez dışında da genel kurulun yapılabileceğinin öngörüldüğünü, tedbir kararının TTK'nın 382. maddesine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların sahip oldukları pay miktarlarının tespit edildiği, davacıların toplantıya katılmamış bulunmamalarının toplantı ve karar nisapları ile oylama sonuçlarına etkisinin olmadığı, toplantıya çağrının yetkili yönetim kurulu tarafından yapıldığı, ayrıca şirket anasözleşmesinde aykırı bir hüküm olmadığından merkezi dışında genel kurul toplantı yapılmasının iptali gerektirmediği, davetlerde bazı ortakların adreslerinin kasıtlı olarak yanlış yazıldığı iddiasının kanıtlanmadığı, ancak Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2003 tarih ve 1996/365 esas - 2003/195 karar sayılı ilamıyla aralarında davacıların da bulunduğu bir kısım şirket ortağının ihraçlarına ilişkin yönetim kurulu kararlarının iptallerine hükmedildiği, karar gerekçesinde davacılara ait hisselerin bir kısım şahıslarca dava dışı T.
A.Ş'ye devir edilmiş olduğu açıklamasına yer verildiği, davalının bu kararın gereğini yerine getirerek pay defterini yeniden düzenlemesi ve hisselerini davacılara iade etmesi gerektiği, TTK'nın 418. maddesi uyarınca işlem yapamayacağı, aksine MK'nın 2. maddesine aykırı şekilde aksi yönde pasif bir uygulamayı sürdürdüğü, davacılar ile dava dışı bir takım ortakları oy hakkından yoksun kılacak tutum sergilediği, şirketin gerçek pay durumu belirlenmeden ve yeterli nisap sağlandığı belli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 23.05.2006 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin 23.05.2006 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, önceki tesis edilen karar, Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyularak yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Davacıların paylarının haksız yere ıskat edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devir edildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ilişkin yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararın kesinleştiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacıların payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devir edilmeden önceki dönemde sahip oldukları pay miktarının gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi, toplantı ve karar nisabı oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespit edilmesi yönü bozma ilamında belirtilmiş, bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda davacıların paylarının usulsüz devir öncesi miktarları tespit edilmiş, tüm pay durumu dikkate alınarak, davacıların toplantıya katılmamalarının sonuca bir etkisinin bulunmadığı açıklanmıştır.
Mahkemece, bu rapora itibar edildiği kabul edilmesine rağmen, bozulan ilk karardaki gerekçeler tekrar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece bozmaya uyulmakla gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Ayrıca, bozmaya uymakla taraflarca usulü kazanılmış haklar oluşmaktadır. Bu durum karşısında, bozma ilamına uyulduğu, bilirkişi raporuyla davacıların usulsüz devir öncesi dönem pay miktarlarının belirlendiği, iptali talep edilen genel kurula katılmamaları halinde, toplantı ve karar nisaplarının etkilenmeyeceği ortaya çıktığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101723100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz