Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12640 E. 2010/3956 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ uygun illiyet bağı↗ objektif özen yükümlülüğü↗ usulsüz tevdi↗ eft↗ güven kurumu↗ özen yükümlülüğü↗ kusur oranı↗ illiyet bağı↗ basiretli tacir↗ tacir↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirkete internet üzerinden gelen talimat ve gönderilen fax talimatı üzerine diğer davalı adına EFT işlemi gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının şifre ve bilgisayarını korumakla yükümlü olduğu, davalı şirketin bu durumları değerlendirerek EFT yapması gerektiği, fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, güven kurumu olarak basiretli tacir gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin kusur oranının % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ... bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı şirket nezdinde bulunan yatırım hesabındaki paranın talimatı olmaksızın diğer davalı lehine EFT yapılmasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirket nezdinde hesap açarak parasını teslim ettiği, bu paranın, üçüncü kişilerin telefon, fax ve internet üzerinden veridiği talimatla davacı hesabından alınarak davalı gerçek kişi lehine EFT yapıldığı uyuşmazlık dışıdır.
Davacı ile davalı şirket arasındaki delil sözleşmesine göre, müşterinin fax, telefon veya internetin kullanılması sonucu doğacak bütün sonuçları peşinen kabul ettiği yazılıdır.
Yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yatırım amacıyla teslim edilen paraları yatırımcılarına istediklerinde iade etmekle yükümlüdür. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı iade ve eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdi de paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür. Yatırım kuruluşu olan davalı yararlandığı bu parayı hiç bir bahane ile iadeden kaçınamaz. Yatırım kuruluşunun sorumluluğunun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. BK'nun 100. maddesi uyarınca yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yardımcı kişilerin işlerini yaparken verdikleri zararlardan dolayı kusur aranmaksızın sorumlu olur.
Somut olayda, mahkemece de kabul edildiği üzere, davacının kişisel bilgilerini ve internet şifresini koruyamadığını davalı ... şirketi kesin olarak kanıtlayamamıştır. Bu hususu kanıtlayamayan davalı şirket, aldığı mevduatı tam ve eksiksiz olarak iade ile yükümlüdür.
Bu durumda, mahkemece, davacının davalı ... şirketinin verdiği internet şifresini üçüncü kişilere verdiği ispatlanamadığı nazara alınmak suratiyle hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davacının % 50 oranında kusurlu olduğundan bahisle anılan meblağın tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6647 E. 2011/16913 K.
Ortak:eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, davacının davalı ... şirketinin verdiği internet şifresini üçüncü kişilere verdiği ispatlanamadığı nazara alınmak suratiyle hüküm tesisi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde davacının % 50 oranında kusurlu olduğundan bahisle anılan meblağın tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece «bankacılık işlemleri» konusunda uzman bir bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, davacının davalı banka şubesinde hesabının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından kime ait hesaba EFT yapıldığı, şayet EFT yapılan hesap ilgili vergi dairesine ait ise paranın neden bu idareye gitmediği, bu süreçte paranın hangi hesapta tutulduğu, gönderilen paranın davacının vergi borcunu karşılayıp karşılamadığı, daha önce bu şekilde vergi tahsilatının olup olmadığı ve vergi tahsilatlarının davacının iddia ettiği biçimde yapılıp yapılmadığı hususlarında ayrıntılı ve «denetime elverişli bilirkişi raporu» aldırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · bankacılık işlemleri · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece «bankacılık işlemleri» konusunda uzman bir bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, davacının davalı banka şubesinde hesabının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından kime ait hesaba EFT yapıldığı, şayet EFT yapılan hesap ilgili vergi dairesine ait ise paranın neden bu idareye gitmediği, bu süreçte paranın hangi hesapta tutulduğu, gönderilen paranın davacının vergi borcunu karşılayıp karşılamadığı, daha önce bu şekilde vergi tahsilatının olup olmadığı ve vergi tahsilatlarının davacının iddia ettiği biçimde yapılıp yapılmadığı hususlarında ayrıntılı ve «denetime elverişli bilirkişi raporu» aldırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13020 E. 2010/4435 K.
Ortak:usulsüz tevdi · kusur oranı · kusur · hasar
İncelediğiniz kararda… , fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, «güven kurumu» olarak «basiretli tacir» gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin «kusur oranının» % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ... bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca «usulsüz tevdi» de paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür.
BK'nun 100. maddesi uyarınca yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yardımcı kişilerin işlerini yaparken verdikleri zararlardan dolayı «kusur» aranmaksızın sorumlu olur.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi sözleşmesi · eş rızası · üçüncü kişi · mahsup · vade · havale · taşıyan
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
… iği, sürekli farklı IP adresleri kullandığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede davacının internet şifresini koruyacağını, bunun «üçüncü kişi» tarafından kullanılmasının tüm sonuçlarına katlanacağını kabul ettiği, davalının yeterli güvenlik önlemini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12002 E. 2011/5171 K.
Ortak:usulsüz tevdi · kusur oranı · kusur · hasar
İncelediğiniz kararda… , fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, «güven kurumu» olarak «basiretli tacir» gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin «kusur oranının» % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ... bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca «usulsüz tevdi» de paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür.
BK'nun 100. maddesi uyarınca yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yardımcı kişilerin işlerini yaparken verdikleri zararlardan dolayı «kusur» aranmaksızın sorumlu olur.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · eş rızası · mahsup · vade · havale · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «internet bankacılığında» gerekli güvenlik önlemlerini zorunlu kılmayıp müşterilerin tercihine bıraktığı, işlemlerden sonra telefonla teyit almadığı, davacının ise şifresini yeterince koruyamadığı, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.475,00 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14495 E. 2011/6729 K.
Ortak:objektif özen yükümlülüğü · usulsüz tevdi · özen yükümlülüğü · kusur oranı · kusur · hasar
İncelediğiniz kararda… , fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, «güven kurumu» olarak «basiretli tacir» gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin «kusur oranının» % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ... bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca «usulsüz tevdi» de paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür.
Yatırım kuruluşunun sorumluluğunun doğması için «objektif özen yükümlülüğünün» ihlali ile meydana gelen zarar arasında «uygun illiyet bağının» bulunması yeterlidir.
Benzer bu kararda… ce, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisine verilen işlem şifresini gereği gibi koruyamadığı, davalının ise müşterisini «internet bankacılığı» üzerinden yapılan işlemlerde ek güvenlik önlemleri alınması ve risk güvenliği yönünden yeterli şekilde bilgilendirmediği, «objektif özen yükümlülüğünden» kaynaklanan sorumluluğunun bulunduğu, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.850,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · eş rızası · mahsup · vade · havale · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
… ce, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisine verilen işlem şifresini gereği gibi koruyamadığı, davalının ise müşterisini «internet bankacılığı» üzerinden yapılan işlemlerde ek güvenlik önlemleri alınması ve risk güvenliği yönünden yeterli şekilde bilgilendirmediği, «objektif özen yükümlülüğünden» kaynaklanan sorumluluğunun bulunduğu, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.850,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11721 E. 2011/4153 K.
Ortak:usulsüz tevdi · hasar
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca «usulsüz tevdi» de paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte kimlik · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · vade · taşıyan · husumet
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu itibarla «sahtecilik» işlemi Banka'ya karşı gerçekleştiğinden, sahteciliğe konu para da Banka'nın parası olduğundan, davacının davalı ...Ş.'ye «husumet» yöneltmesi mümkün değildir.
… lmaması nedeniyle % 50, davacının kişisel bilgilerini korumakta gerekli özeni göstermemesi nedeniyle % 25, davalı ...’nın ise EFT yapılan bankadan teyit almaması ve «sahte kimlikli» hesap sahibine ödemede bulunması nedeniyle % 25 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.500 TL’nın davalı ...’tan, 1.750 TL’nın davalı ...’ndan ola …
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4891 E. 2011/15552 K.
Ortak:usulsüz tevdi · kusur oranı · kusur · hasar · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… , fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, «güven kurumu» olarak «basiretli tacir» gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin «kusur oranının» % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ... bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca «usulsüz tevdi» de paranın nef'i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür.
BK'nun 100. maddesi uyarınca yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yardımcı kişilerin işlerini yaparken verdikleri zararlardan dolayı «kusur» aranmaksızın sorumlu olur.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle davaya konu olan olayın ne şekilde gerçekleştiği, olayda akıllı şifre tabir edilen tek kullanımlık şifre kullanılıp kullanılmadığı tereddüte yer olmayacak şekilde tespit edildikten sonra tarafların «kusur» ve sorumluluk durumlarının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ve «eksik inceleme» ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · sahtecilik · dolandırıcılık · mahsup · vade · ihtar · taşıyan
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet «dolandırıcılığı» yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12640 E. , 2010/3956 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2008 tarih ve 2002/104-2008/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...Ş. nezdinde yatırım hesabı bulunduğunu, bu hesapta bulunan parasından 55.900,00 TL'lık kısmın müvekkili dışında üçüncü bir kişinin internet, telefon ve faks talimatı üzerine diğer davalı ... adına EFT yapıldığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faizyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirkete internet üzerinden gelen talimat ve gönderilen fax talimatı üzerine diğer davalı adına EFT işlemi gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının şifre ve bilgisayarını korumakla yükümlü olduğu, davalı şirketin bu durumları değerlendirerek EFT yapması gerektiği, fax talimatındaki yazıyı davacı yazısı ile karşılaştırmayan, davacıya telefon ederek onayını almayan, fax numarası 0212 0000043 olup, bu numaradan şüphe duymayan, güven kurumu olarak basiretli tacir gibi davranmayan davalı şirketin kusurlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı şirketin kusur oranının % 50 olduğu, diğer davalının ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan ...
bakımından kabulüne, diğer davalı şirket bakımından ise kısmen kabulü ile 27.950,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı şirket nezdinde bulunan yatırım hesabındaki paranın talimatı olmaksızın diğer davalı lehine EFT yapılmasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirket nezdinde hesap açarak parasını teslim ettiği, bu paranın, üçüncü kişilerin telefon, fax ve internet üzerinden veridiği talimatla davacı hesabından alınarak davalı gerçek kişi lehine EFT yapıldığı uyuşmazlık dışıdır.
Davacı ile davalı şirket arasındaki delil sözleşmesine göre, müşterinin fax, telefon veya internetin kullanılması sonucu doğacak bütün sonuçları peşinen kabul ettiği yazılıdır.
Yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yatırım amacıyla teslim edilen paraları yatırımcılarına istediklerinde iade etmekle yükümlüdür. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı iade ve eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Kanun'un 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdi de paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan bu parayı kendi yararına kullanılabilir, ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür. Yatırım kuruluşu olan davalı yararlandığı bu parayı hiç bir bahane ile iadeden kaçınamaz. Yatırım kuruluşunun sorumluluğunun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.
BK'nun 100. maddesi uyarınca yatırım kuruluşu olan davalı şirket, yardımcı kişilerin işlerini yaparken verdikleri zararlardan dolayı kusur aranmaksızın sorumlu olur.
Somut olayda, mahkemece de kabul edildiği üzere, davacının kişisel bilgilerini ve internet şifresini koruyamadığını davalı ... şirketi kesin olarak kanıtlayamamıştır. Bu hususu kanıtlayamayan davalı şirket, aldığı mevduatı tam ve eksiksiz olarak iade ile yükümlüdür.
Bu durumda, mahkemece, davacının davalı ... şirketinin verdiği internet şifresini üçüncü kişilere verdiği ispatlanamadığı nazara alınmak suratiyle hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davacının % 50 oranında kusurlu olduğundan bahisle anılan meblağın tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.225,69 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı şirketten alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017220700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz