Haksız fiilden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13020 E. 2010/4435 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ eft↗ kusur oranı↗ eş rızası↗ üçüncü kişi↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadaki hesabından 19-20.06.2006 tarihinde beş ayrı kişiye internet yoluyla EFT yapıldığı, bu tarihlerdeki işlemlerin ayrı IP numaraları üzerinden gerçekleştirildiği, sürekli farklı IP adresleri kullandığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede davacının internet şifresini koruyacağını, bunun üçüncü kişi tarafından kullanılmasının tüm sonuçlarına katlanacağını kabul ettiği, davalının yeterli güvenlik önlemini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda davacıya ait hesaptan 19.06.2006-20.06.2006 tarihlerinde beş ayrı kişi adına internet yoluyla havale yapıldığı hususu çekişmesizdir. Davacı taraf bu işlemleri yaptığı iddia edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup, halen soruşturma devam etmektedir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemlerin nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklanmamış, usulsüz yapıldığı iddia edilen havalelerde farklı IP numaralarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacının normal işlemlerinde farklı IP numarası kullandığı sonucuna nasıl ulaşıldığı ve farklı IP numarası kullanılmasının şifre ve diğer kişisel güvenlik bilgilerinin ele geçirilmesinde nasıl bir etkisinin olduğu karar yerinde tartışılmamıştır. Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmede mevcut sorumsuzluk hükmünün BK.nun 99/2 nci maddesi karşısında davacıyı bağlayıcı yönün de bulunmadığı dikkate alınmamıştır. Bu durum karşısında, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa kusur oranın tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13414 E. 2010/4810 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan · Haksız fiilden tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bu durum karşısında, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacıya kusur izafe edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının %10 «kusuru» oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararının doğmasında davalı bankanın %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.750,00 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/269 E. 2011/8552 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, bankanın sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14495 E. 2011/6729 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · müterafik kusur · özen yükümlülüğü · internet bankacılığı · kötüniyet · avans faizi
Benzer bu kararda… ce, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisine verilen işlem şifresini gereği gibi koruyamadığı, davalının ise müşterisini «internet bankacılığı» üzerinden yapılan işlemlerde ek güvenlik önlemleri alınması ve risk güvenliği yönünden yeterli şekilde bilgilendirmediği, «objektif özen yükümlülüğünden» kaynaklanan sorumluluğunun bulunduğu, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.850,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1084 E. 2010/6778 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12002 E. 2011/5171 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · internet bankacılığı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «internet bankacılığında» gerekli güvenlik önlemlerini zorunlu kılmayıp müşterilerin tercihine bıraktığı, işlemlerden sonra telefonla teyit almadığı, davacının ise şifresini yeterince koruyamadığı, tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.475,00 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından elde edilerek banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştirilmiş olduğu kanaatine varılarak, davacının «müterafik kusuru» nazara alınıp %50 kusuru oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının «kusuru» ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı «kötüniyetli» kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5096 E. 2010/11130 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · maddi tazminat · temerrüt
Benzer bu kararda… üşterileri için zorunlu hale getirmemesi nedeniyle tarafların olayda eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.000,00 TL’nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalarda sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemle davacı hesabından «uyuşmazlık konusu» paranın dava dışı kimliği belirli kişi adına «havale» edildiği çekişmesizdir.
Bu durum karşısında, davacının yarı oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kararın «maddi tazminat» yönünden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13800 E. 2010/5642 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · eş rızası · mahsup · vade · havale · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… nda, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve «rızası» dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa «kusur oranın» tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.BK’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… tirmesi mümkün iken bunu yerine getirmediğinden kısmen kusurlu olduğu, bu durumda olayda davacının ¾, davalının ise ¼ oranında kusurlu bulundukları, davalı bankanın «kusur oranına» isabet eden miktardan sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.650,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ait istemin r …
… davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davaya konu «havale» işleminin davacıya ait kişisel bilgilerin davacının bilgisayar kayıtlarından temin edilerek üçüncü şahıslar tarafından banka hesabına girilmesi sonucu gerçekleştir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13020 E. , 2010/4435 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2008 tarih ve 2006/827-2008/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının İzmir-Mithatpaşa Şubesinin mudisi olduğunu, internet kanalıyla hesabından beş ayrı kişi adına talimatı olmadan havale yapıldığını, durumu davalının personelinin bildirdiğini, zararının kısmen karşılandığını ileri sürerek, 14.228.25 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının güvenlik kurallarına uymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadaki hesabından 19-20.06.2006 tarihinde beş ayrı kişiye internet yoluyla EFT yapıldığı, bu tarihlerdeki işlemlerin ayrı IP numaraları üzerinden gerçekleştirildiği, sürekli farklı IP adresleri kullandığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede davacının internet şifresini koruyacağını, bunun üçüncü kişi tarafından kullanılmasının tüm sonuçlarına katlanacağını kabul ettiği, davalının yeterli güvenlik önlemini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda davacıya ait hesaptan 19.06.2006-20.06.2006 tarihlerinde beş ayrı kişi adına internet yoluyla havale yapıldığı hususu çekişmesizdir. Davacı taraf bu işlemleri yaptığı iddia edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup, halen soruşturma devam etmektedir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemlerin nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklanmamış, usulsüz yapıldığı iddia edilen havalelerde farklı IP numaralarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacının normal işlemlerinde farklı IP numarası kullandığı sonucuna nasıl ulaşıldığı ve farklı IP numarası kullanılmasının şifre ve diğer kişisel güvenlik bilgilerinin ele geçirilmesinde nasıl bir etkisinin olduğu karar yerinde tartışılmamıştır.
Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmede mevcut sorumsuzluk hükmünün BK.nun 99/2 nci maddesi karşısında davacıyı bağlayıcı yönün de bulunmadığı dikkate alınmamıştır. Bu durum karşısında, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa kusur oranın tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017329200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz