6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4891 E. 2011/15552 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi usulsüz tevdi sözleşmesi usulsüz tevdi kusur sorumluluğu kusur oranı sahtecilik dolandırıcılık mahsup vade ihtar taşıyan kusur hasar eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · BK — BK 306

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabında bulunan parasının çekilmesine davacının şifresini koruyamamasının neden olduğu, davalı bankanın olay nedeniyle kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet dolandırıcılığı yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paraların müvekkilinin izni ve bilgisi dışında başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, bu şekilde, 25.000 TL tutarında zarar oluştuğunu iddia ederek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının şifresini iyi koruyamadığı ve davalı bankanın olayda kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur.

Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.

Somut olayda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davaya konu dolandırıcılık eyleminin ne şekilde gerçekleştiği tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Dosya içeriğine göre, davalı banka tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarda, davacının hesabında bulunan paraların akıllı şifre kullanılarak hesaptan çekildiği bildirilmiş, bunun üzerine değinilen konu etraflıca incelenmeksizin, bilirkişiler tarafından söz konusu soyut anlatım esas alınarak, davalının kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davalı tarafından yapılan savunma kurgusu içeriğinde de bu hususa temas edilmiş değildir. Bu durumda, mahkemece, öncelikle davaya konu olan olayın ne şekilde gerçekleştiği, olayda akıllı şifre tabir edilen tek kullanımlık şifre kullanılıp kullanılmadığı tereddüte yer olmayacak şekilde tespit edildikten sonra tarafların kusur ve sorumluluk durumlarının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/967 E. 2011/10233 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1457 E. 2011/10490 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14495 E. 2011/6729 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6638 E. 2012/13490 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/269 E. 2011/8552 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/774 E. 2014/8209 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/4891 E.  ,  2011/15552 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Karaman 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.12.2009 tarih ve 2008/320 - 2009/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Karaman şubesi nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet bankacılığı yolu ile davacının izni ve bilgisi dışında başka hesaba aktarılarak çekildiğini, davalı bankanın olay nedeniyle kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek, 25.000 TL’nın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabında bulunan parasının çekilmesine davacının şifresini koruyamamasının neden olduğu, davalı bankanın olay nedeniyle kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet dolandırıcılığı yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paraların müvekkilinin izni ve bilgisi dışında başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, bu şekilde, 25.000 TL tutarında zarar oluştuğunu iddia ederek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının şifresini iyi koruyamadığı ve davalı bankanın olayda kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur.

Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar.

Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.

Somut olayda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davaya konu dolandırıcılık eyleminin ne şekilde gerçekleştiği tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Dosya içeriğine göre, davalı banka tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarda, davacının hesabında bulunan paraların akıllı şifre kullanılarak hesaptan çekildiği bildirilmiş, bunun üzerine değinilen konu etraflıca incelenmeksizin, bilirkişiler tarafından söz konusu soyut anlatım esas alınarak, davalının kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davalı tarafından yapılan savunma kurgusu içeriğinde de bu hususa temas edilmiş değildir. Bu durumda, mahkemece, öncelikle davaya konu olan olayın ne şekilde gerçekleştiği, olayda akıllı şifre tabir edilen tek kullanımlık şifre kullanılıp kullanılmadığı tereddüte yer olmayacak şekilde tespit edildikten sonra tarafların kusur ve sorumluluk durumlarının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1035019700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.