Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12253 E. 2010/1136 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı↗ gıyapta karar↗ tefrik↗ savunma hakkı↗ aktif husumet↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı ... İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve yetkisizlik kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, tenfizi istenen kararın gıyabi karar olduğu, gerekçesi bulunmadığı, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38.maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve yabancı mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığından bahisle tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak dosya arasında bulunan ve tenfizi istenen Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait belgelerin davalılar vekili Ahmet Güney'e 30.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna dair belge değerlendirilmemiş olup, davalıya savunma imkanı tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
2-Bunun yanında mahkemece yabancı mahkeme kararında gerekçe bulunmadığı belirtilmiş ise de, dosya arasında bulunan Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının tercümesinde bu kararın icraya yönelik kısa karar olduğu belirtilmiş bulunmasına göre mahkemece tenfiz istemine konu edilen Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli karar metninin tamamının onaylı çevirisi dosyaya sağlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlığın niteliği ve 2675 sayılı MÖHUK' nun 38. maddesinin b ve d bentlerine aykırılık ve tenfize engel bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken bu konuda da eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, kabul şekli itibariyle, davacılar vekili dava dilekçesinde tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararına göre, müvekkillerinden ...'un her iki davalıdan alacağı bulunduğunu, diğer davacı müvekkillerinin ise davalı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş.den alacağı bulunduğunu belirtmiştir.
Davalı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş. hakkındaki dava, bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmiş olup, bu davada davalı olarak sadece Kombassan Holding A.Ş. kalmıştır.
Taraf sıfatındaki eksiklikler, temyiz dahil yargılamanın her aşamasında davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Bu durumda mahkemece, davacı ... dışında kalan davacıların bu davada aktif husumetlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12548 E. 2010/7403 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve yabancı mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığından bahisle tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve «yetkisizlik» kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece «gıyapta» görülen davada doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının «savunma hakkını kısıtladığı» gibi esasen MÖHUK.nun 38/c maddesi gereğince «kamu düzenine» aykırı da olduğu, kaldı ki aynı Kanunun 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · tebliğ tarihi · usulüne uygun tebliğ · kısıtlılık · havale · tebligat · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaDavalı vekilinin dilekçesi 24.10.2008 tarihinde hakim tarafından «havale» edilmekle birlikte, dilekçenin harcı yatırılmadığı gibi temyiz «defterine» de «kaydı» yapılmamıştır.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece «gıyapta» görülen davada doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının «savunma hakkını kısıtladığı» gibi esasen MÖHUK.nun 38/c maddesi gereğince «kamu düzenine» aykırı da olduğu, kaldı ki aynı Kanunun 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
… 5 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 17.08.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 16.10.2006 tarihi yazılı olduğu halde «tenfize» konu kararın doğrudan posta yolu ile davalıya tebliğ edildiği bu nedenle de «usulüne uygun tebliğ» edilip kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı sonucuna nasıl ulaşıldığı karar yerinde tartışılmamıştır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/18 E. 2010/5798 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve «yetkisizlik» kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, «tenfizi» istenen kararın gıyabi karar olduğu, gerekçesi bulunmadığı, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAynı yasanın 38.maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… nca davalıya kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise «tenfiz» isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 8 0 «308»/06 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle MÖHUK 54 madde uyarınca ilamın «tenfizine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 308/b · tebliğ tarihi · tebligat
Benzer bu kararda… nca davalıya kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise «tenfiz» isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 8 0 «308»/06 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle MÖHUK 54 madde uyarınca ilamın «tenfizine» karar verilmiştir.
… Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.1965 tari …
Türkiye, 10.maddedeki «tebligat» yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5075 E. 2013/11155 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, «tenfizi» istenen kararın gıyabi karar olduğu, gerekçesi bulunmadığı, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı tarafça Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2009 tarihli kararın ve «masraf» tespit kararının «tenfizi» talep edildiği halde mahkemece yalnızca yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilerek masraf tespit kararı hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · dosya masrafı
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı tarafça Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2009 tarihli kararın ve «masraf» tespit kararının «tenfizi» talep edildiği halde mahkemece yalnızca yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilerek masraf tespit kararı hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10526 E. 2010/1403 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve «yetkisizlik» kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, «tenfizi» istenen kararın gıyabi karar olduğu, gerekçesi bulunmadığı, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… esi’nin 11 O 1820/05 sayılı dosyasının 25.12.2005 tarihinde sonuçlandığı, 23.03.2006 tarih ve aynı sayı ile Masraf Belirleme Kararı verildiği, kararın 10.01.2006 ve «masraf» belirleme kararının 27.03.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalı tarafa tebliğe çıkartıldığı ve kararın 10.03.2006 tarihinde kesinleştiğinin «şerh» edildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne göre sözleşmeye taraf olan ülkeler arası yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından yerine getirileceği ve tebligatın hangi usul ile yerine getirileceğinin belirlendiği, «tenfizi» istenen kararın tebliğinin sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebliğ tarihi · usulüne uygun tebliğ · cy/cy şerhi · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu kararda… esi’nin 11 O 1820/05 sayılı dosyasının 25.12.2005 tarihinde sonuçlandığı, 23.03.2006 tarih ve aynı sayı ile Masraf Belirleme Kararı verildiği, kararın 10.01.2006 ve «masraf» belirleme kararının 27.03.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalı tarafa tebliğe çıkartıldığı ve kararın 10.03.2006 tarihinde kesinleştiğinin «şerh» edildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne göre sözleşmeye taraf olan ülkeler arası yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından yerine getirileceği ve tebligatın hangi usul ile yerine getirileceğinin belirlendiği, «tenfizi» istenen kararın tebliğinin sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, tebligat «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
… 5 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 10.01.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 10.03.2006 tarihi yazılı olduğu halde «tenfize» konu kararın doğrudan posta yolu ile davalıya tebliğ edildiği bu nedenle de «usulüne uygun tebliğ» edilip kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı sonucuna nasıl ulaşıldığı karar yerinde tartışılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12881 E. 2010/7974 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve yabancı mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığından bahisle tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve «yetkisizlik» kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · tebligat · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3197 E. 2014/9314 K.
Ortak:savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Ancak dosya arasında bulunan ve «tenfizi» istenen Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait belgelerin davalılar vekili Ahmet Güney'e 30.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna dair belge değerlendirilmemiş olup, davalıya savunma imkanı tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin «eksik incelemeye» dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
… de, dosya arasında bulunan Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının tercümesinde bu kararın icraya yönelik kısa karar olduğu belirtilmiş bulunmasına göre mahkemece «tenfiz» istemine konu edilen Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli karar metninin tamamının onaylı çevirisi dosyaya sağlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlığın niteliği ve 2675 sayılı MÖHUK' nun 38. maddesinin b ve d bentlerine aykırılık ve tenfize engel bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken bu konuda da «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olmasıdır.
Davalının savunmasının doğru olması halinde, «savunma hakkının kısıtlanmış» olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk «kamu düzenine» aykırı bulunduğundan «tenfiz» engeli oluşturacağı tabiidir.
… şısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu konuda ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacıya süre verilip tebliğ belgelerinin getirtilmesi ve «tenfizi» istenen kararlarda yabancı mahkemelerce, davalıya dava dilekçesinin ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla davalının «savunma hakkının kısıtlanmış» olup olmadığının araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · dava dilekçesinin tebliği · kısıtlılık
Benzer bu karardaDavalının savunmasının doğru olması halinde, «savunma hakkının kısıtlanmış» olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk «kamu düzenine» aykırı bulunduğundan «tenfiz» engeli oluşturacağı tabiidir.
… şısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu konuda ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacıya süre verilip tebliğ belgelerinin getirtilmesi ve «tenfizi» istenen kararlarda yabancı mahkemelerce, davalıya dava dilekçesinin ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla davalının «savunma hakkının kısıtlanmış» olup olmadığının araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı vekilince, yabancı mahkemelerce müvekkiline dava «dilekçesinin tebliğ» edilmediği ve müvekkilinin usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmediği savunulduğu halde, mahkemece davalı vekilinin bu savunması üzerinde durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12796 E. 2010/7975 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve yabancı mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığından bahisle tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava «tefrik» edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve «yetkisizlik» kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · tebligat · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12253 E. , 2010/1136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.11.2007 tarih ve 2007/653-2007/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla,
duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davacılar avukatı ...ile davalılar avukatı S.Alatlı ... ve avukat ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların müvekkillerinden para tahsil edip geriye ödemediklerini, bunun üzerine davalılar aleyhine Essen Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açıldığını, 19.01.2005 tarihinde davanın müvekkilleri lehine sonuçlandığını, kararın 21.07.2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme kararı ile masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerininden Kombassan İnşaat Tarım A.Ş.nin merkezinin Konya olması nedeniyle mahkemenin yetkili olmadığını, bu davalı hakkındaki davanın tefriki ile yetkisizlik kararı verilmesini, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararında MÖHUK 34 ve 38. maddelerdeki usuli şartların oluşmamış olduğunu, müvekkillerine dava dilekçesinin ve kararın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ayrıca kararın gerekçesinin de bulunmadığını, aynı konuda Türk Mahkemelerinden verilen kararlar ile çeliştiğini, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğunu, bu nedenle kararın kamu düzenine de aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ... İnşaat Tarım A.Ş. hakkındaki dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiş ve yetkisizlik kararı verilmiş, bu davaya davalı ...Ş. yönünden devam edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, tenfizi istenen kararın gıyabi karar olduğu, gerekçesi bulunmadığı, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, tenfiz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1.maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38.maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve yabancı mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığından bahisle tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak dosya arasında bulunan ve tenfizi istenen Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait belgelerin davalılar vekili Ahmet Güney'e 30.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna dair belge değerlendirilmemiş olup, davalıya savunma imkanı tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
2-Bunun yanında mahkemece yabancı mahkeme kararında gerekçe bulunmadığı belirtilmiş ise de, dosya arasında bulunan Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının tercümesinde bu kararın icraya yönelik kısa karar olduğu belirtilmiş bulunmasına göre mahkemece tenfiz istemine konu edilen Essen Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli karar metninin tamamının onaylı çevirisi dosyaya sağlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlığın niteliği ve 2675 sayılı MÖHUK' nun 38. maddesinin b ve d bentlerine aykırılık ve tenfize engel bir halin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken bu konuda da eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, kabul şekli itibariyle, davacılar vekili dava dilekçesinde tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararına göre, müvekkillerinden ...'un her iki davalıdan alacağı bulunduğunu, diğer davacı müvekkillerinin ise davalı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş.den alacağı bulunduğunu belirtmiştir.
Davalı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş. hakkındaki dava, bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmiş olup, bu davada davalı olarak sadece Kombassan Holding A.Ş. kalmıştır.
Taraf sıfatındaki eksiklikler, temyiz dahil yargılamanın her aşamasında davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Bu durumda mahkemece, davacı ... dışında kalan davacıların bu davada aktif husumetlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008812700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz