Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18413 E. 2014/9430 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilanen tebligat↗ yenileme talebi↗ şekil şartı↗ tebligat kanunu m.35↗ işlemden kaldırma↗ tahsilde tekerrür↗ adli yardım↗ müteselsil sorumluluk↗ mirasçılık↗ reeskont faizi↗ yenileme↗ tebligat↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve kararlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek konusunda gereken gayret ve basireti göstermeyen, sözleşme imzalanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek şekil şartının yerine getirilmesine bile gerek duymayan ve sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü davalı İ. .ile eski yönetim kurulu üyesi. yasal mirasçıları olan diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 2007/415 esas sayılı kararı ile saptanan 7.779.771,33 TL davacı zararının, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/415 esas sayılı dava dosyasının infazında tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla, 10.01.2003 dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece verilen 13.02.2013 tarihli kararın davacı vekili ile davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekilince adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine dosyada yapılan incelemede davalılardan M.. ve Ş.. O..'ın adli yardıma taleplerinin HMK'nın 334/1,335,336/3 ve 337/1.maddeleri uyarınca kabulüne karar verilerek yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
1- Dava dilekçesinin davalılardan M. ve Ş.. O..'a çıkartılan davetiyenin belirtilen adreste ikamet etmedikleri,muhtarlıkta da kayıtlarının bulunmaması nedeniyle iadesi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 03.01.2005 ve 07.04.2005 tarihlerinde, aynı Kanun'un 28, 29 30 ve 31. maddeleri uyarınca ise 28.07.2005 tarihinde tebliğine çalışıldığı,dosyanın 17.09.2009 tarihinde işlemden kaldırılması üzerine yapılan 13.10.2009 tarihli yenileme istemi üzerine aynı işlemlerin Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 27.10.2009, 28. madde uyarınca ise ilanen tebliğin 26.11.2009 tarihinde tekrarlandığı, dosyanın ikinci kez işlemden kalmasını takiben yapılan 01.06.2011 tarihli yenileme talebi üzerine ise Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre 24.07.2011 ve 28. maddesine 25.11.2011 tarihlerinde aynı işlemlerin yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin tatbik edilebilmesi için ön koşul ilgiliye önceden tebligat yapılmış olması bulunmakla mahkemece 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebligatlar tümüyle usulsüz olduğu gibi 11.01.2011 tarih 6099 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle 35. maddede yapılan değişiklikle adres kayıt sisteminde kayıt olup olmadığı araştırılmaksızın anılan tarihten itibaren 35. maddenin tatbik kabiliyeti de bulunmamaktadır. Kaldı ki davalılardan M.. O.. dava tarihinde reşit dahi değildir. Mahkemece yapılan ilanen tebligat metinlerine bakıldığında ise yapılan ilanların hiçbirinin 7201 sayılı Kanun'un 28, 29/1. ve 30. Maddesi hükümlerine uygun olarak yapılmadığı yasa hükümlerinin gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla dava dilekçesi ve ekleri davalılardan M. ve Ş.. O..'a usulünce tebliğ edilip taraf teşkil sağlanmadan yerel mahkemece işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/392 E. 2015/5404 K.
Ortak:şekil şartı · tahsilde tekerrür · müteselsil sorumluluk · mirasçılık · yönetim kurulu kararı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz kararda… lanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek «şekil şartının» yerine getirilmesine bile gerek duymayan ve sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski «yönetim kurulu» başkanı ve genel müdürü davalı İ. .ile eski yönetim kurulu üyesi. yasal «mirasçıları» olan diğer davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/415 esas sayılı dava dosyasının infazında «tahsilde tekerrür» teşkil etmemek kaydıyla, 10.01.2003 dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek «şekil şartının» yerine getirilmesine bile gerek duymayan ve sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski «yönetim kurulu» başkanı ve genel müdürü davalı ... ile eski yönetim kurulu üyesi...'ın yasal «mirasçıları» olan diğer davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/415 esas sayılı dava dosyasının infazında «tahsilde tekerrür» teşkil etmemek kaydıyla, 10.01.2003 dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile katılma yoluyla davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/519 E. 2019/3856 K.
Ortak:şekil şartı · tahsilde tekerrür · reeskont faizi · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… lanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek «şekil şartının» yerine getirilmesine bile gerek duymayan ve sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski «yönetim kurulu» başkanı ve genel müdürü davalı İ. .ile eski yönetim kurulu üyesi. yasal «mirasçıları» olan diğer davalıların müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/415 esas sayılı dava dosyasının infazında «tahsilde tekerrür» teşkil etmemek kaydıyla, 10.01.2003 dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davanın banka yöneticisi ve «görevlilerinin» sorumluluklarına dayalı bulunduğu, davada uygulanması gereken «zamanaşımının» 6762 sayılı TTK'nın 309/4 maddesinde düzenlendiği üzere 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri olduğu, zamanaşımının zarara ve mesul olan kişiye ıttıladan itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin dava tarihine nazaran dolduğu ve davalılar ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve kararlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek konusunda gereken gayret ve basireti göstermeyen, sözleşme imzalanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek «şekil şartının» yerine getirilmesine bile gerek duymayan, sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski «yönetim kurulu» başkanı ve genel müdürü davalı ...'ın sorumlu olduğu, İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/415 esas sayılı kararı ile saptanan miktar yönünden «tahsilde tekerrür» etmemek «kaydı» ile 7.779.771,33 TL'nin 10/01/2003 dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/415 Esas sayılı dava dosyasının infazında «tahsilde tekerrür» teşkil etmemek kaydıyla bu davalıdan tahsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın davalılar ... ve ... yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine, davanın diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne, İstanbul 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · zamanaşımı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… , davalılar ... ve ... yararına dava değeri olan 79.193.164,78 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, eksik «vekalet ücreti takdiri» doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düze …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davanın banka yöneticisi ve «görevlilerinin» sorumluluklarına dayalı bulunduğu, davada uygulanması gereken «zamanaşımının» 6762 sayılı TTK'nın 309/4 maddesinde düzenlendiği üzere 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri olduğu, zamanaşımının zarara ve mesul olan kişiye ıttıladan itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin dava tarihine nazaran dolduğu ve davalılar ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve kararlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek konusunda gereken gayret ve basireti göstermeyen, sözleşme imzalanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek «şekil şartının» yerine getirilmesine bile gerek duymayan, sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski «yönetim kurulu» başkanı ve genel müdürü davalı ...'ın sorumlu olduğu, İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/415 esas sayılı kararı ile saptanan miktar yönünden «tahsilde tekerrür» etmemek «kaydı» ile 7.779.771,33 TL'nin 10/01/2003 dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18413 E. , 2014/9430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/02/2013
NUMARASI 2003/90-2013/22
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/02/2013 tarih ve 2003/90-2013/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı İ.. ile diğer davalıların murisi . davacı bankanın yönetim kurulu başkanı, genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemde SS. Y.. Uyum Yapı Kooperatifi ile imzaladıkları 24.10.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kooperatif tarafından inşa ettirilen ve davacı banka tarafından satın alınan 200 konuta ilişkin satış sözleşmesinin noterde düzenlenip tapuya şerh ettirilmediğini, arsanın tapu kaydında özel orman ve askeri güvenlik bölgesi olduğu, satılamayacağı, inşaat yapılamayacağı kayıt ve sınırlamalarının bulunduğunu, konutların yapılıp teslim edilemediğini, davalıların banka çıkarlarına aykırı davranmak suretiyle bankanın zararının doğmasına yol açtıklarını ileri sürerek, 79.193.164,78 TL zararın 03.01.2003 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve kararlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek konusunda gereken gayret ve basireti göstermeyen, sözleşme imzalanmadan önce arsa üzerinde takyidatlar bulunmasına rağmen bankanın menfaatlerini koruyucu araştırma yapılmasına imkan tanınmayan ve sözleşmeyi yasal hale getirecek şekil şartının yerine getirilmesine bile gerek duymayan ve sözleşmeyi banka adına imzalayan banka eski yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü davalı İ. .ile eski yönetim kurulu üyesi. yasal mirasçıları olan diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, İstanbul 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 2007/415 esas sayılı kararı ile saptanan 7.779.771,33 TL davacı zararının, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/415 esas sayılı dava dosyasının infazında tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla, 10.01.2003 dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece verilen 13.02.2013 tarihli kararın davacı vekili ile davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekilince adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine dosyada yapılan incelemede davalılardan M.. ve Ş.. O..'ın adli yardıma taleplerinin HMK'nın 334/1,335,336/3 ve 337/1.maddeleri uyarınca kabulüne karar verilerek yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
1- Dava dilekçesinin davalılardan M. ve Ş.. O..'a çıkartılan davetiyenin belirtilen adreste ikamet etmedikleri,muhtarlıkta da kayıtlarının bulunmaması nedeniyle iadesi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 03.01.2005 ve 07.04.2005 tarihlerinde, aynı Kanun'un 28, 29 30 ve 31. maddeleri uyarınca ise 28.07.2005 tarihinde tebliğine çalışıldığı,dosyanın 17.09.2009 tarihinde işlemden kaldırılması üzerine yapılan 13.10.2009 tarihli yenileme istemi üzerine aynı işlemlerin Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 27.10.2009, 28. madde uyarınca ise ilanen tebliğin 26.11.2009 tarihinde tekrarlandığı, dosyanın ikinci kez işlemden kalmasını takiben yapılan 01.06.2011 tarihli yenileme talebi üzerine ise Tebligat Kanunu'nun 35.
maddesine göre 24.07.2011 ve 28. maddesine 25.11.2011 tarihlerinde aynı işlemlerin yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin tatbik edilebilmesi için ön koşul ilgiliye önceden tebligat yapılmış olması bulunmakla mahkemece 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebligatlar tümüyle usulsüz olduğu gibi 11.01.2011 tarih 6099 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle 35. maddede yapılan değişiklikle adres kayıt sisteminde kayıt olup olmadığı araştırılmaksızın anılan tarihten itibaren 35. maddenin tatbik kabiliyeti de bulunmamaktadır. Kaldı ki davalılardan M.. O.. dava tarihinde reşit dahi değildir. Mahkemece yapılan ilanen tebligat metinlerine bakıldığında ise yapılan ilanların hiçbirinin 7201 sayılı Kanun'un 28, 29/1. ve 30. Maddesi hükümlerine uygun olarak yapılmadığı yasa hükümlerinin gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla dava dilekçesi ve ekleri davalılardan M.
ve Ş.. O..'a usulünce tebliğ edilip taraf teşkil sağlanmadan yerel mahkemece işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılardan M.. ve Ş.. O.. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (l) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan M. ve Ş.. O.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın M.. ve Ş.. O.. yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan Ş.. ve M.. O.. vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılar M.. O.. ve Ş.. O..'a iadesine, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101700900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz