Kusursuzluk ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12724 E. 2014/8709 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı↗ haksız eylem↗ şirket zararı↗ tmsf↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak teslim alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığı, bu zarardan yönetim kurulu üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B.. U.., A.. Y.. ve S.. G..'nın sorumlu oldukları, diğer yönetim kurulu üyesi olan davalı S.. B..'ın zararlandırıcı işlemle ilgisinin bulunmaması sebebiyle sorumlu tutulamayacağı, şirket denetçileri olan diğer davalılar N.. Ü.. ve P.. K..'nın TTK'nın 359. maddesi kapsamında sorumlu tutulabilecekleri ancak somut olayda denetçilere yüklenebilecek kusurlu bir davranışları bulunmadığı gerekçesi ile, davalılardan S.. B.., N.. Ü.., P.. K.. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.323.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar B.. U.., A.. Y.. ve S.. G..'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalılar N.. Ü.., A.. Y.. ve S.. G.. vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalıların tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Ancak davada, davalı şirket Yönetim Kurulu arasında 6762 sayılı TTK'nın 319. maddesi anlamında bir vazife taksimi bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden, davalılardan da zarardan sorumlu tutulması gerekirken, bu davalı hakkında davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Yönetim Kurulu'nun işlemlerini denetlemeyen murakıpların da 6762 sayılı TTK'nın 359. maddesi uyarınca kusursuzluklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu olacakları düşünülmeden, şirket murakıbı olan davalılar N.. Ü.. ve P.. K.. hakkında davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Ayrıca davalıların eylemi haksız eylem mahiyetinde olduğundan, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4384 E. 2013/20147 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak «teslim» alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle «şirketin zarara» uğratıldığı, bu zarardan «yönetim kurulu» üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
G..'nın sorumlu oldukları, diğer «yönetim kurulu» üyesi olan davalı S..
Benzer bu kararda… nda para transferi yapıldığı, mevzuatta grup şirketlerin aralarında para alışverişini yasaklayan ve sınırlayan bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin «dahil» olduğu grup içinde bulunan başka bir firmaya borç verilmesi nedeni ile kanuna aykırı bir eylemde bulunulduğu hususunun iddia edilemeyeceği, para transferinin ne amaçla yapıldığının dosya kapsamından açıklığa kavuşmadığı, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu hakkında yani yani dava dışı şirketler hakkında borcun takibi için harekete geçilmesi, bunun semeresiz kalması halinde ancak yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında dava açılabileceği, denetçilerin kusurlu davrandığından söz edilemeyeceği, «kasa açığı» ile ilgili olarak ise devir tarihinde eski yöneticiler ve denetçiler ile yapılan bir devir tutanağı ve noter tespitinin bulunmaması, sonradan düzenlenen kasa sayım …
2- Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · kasa açığı · ticari teamül · teamül · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · temlik · kusur
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...
Davacı şirket ortaklarınca paranın davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
… nda para transferi yapıldığı, mevzuatta grup şirketlerin aralarında para alışverişini yasaklayan ve sınırlayan bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin «dahil» olduğu grup içinde bulunan başka bir firmaya borç verilmesi nedeni ile kanuna aykırı bir eylemde bulunulduğu hususunun iddia edilemeyeceği, para transferinin ne amaçla yapıldığının dosya kapsamından açıklığa kavuşmadığı, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu hakkında yani yani dava dışı şirketler hakkında borcun takibi için harekete geçilmesi, bunun semeresiz kalması halinde ancak yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında dava açılabileceği, denetçilerin kusurlu davrandığından söz edilemeyeceği, «kasa açığı» ile ilgili olarak ise devir tarihinde eski yöneticiler ve denetçiler ile yapılan bir devir tutanağı ve noter tespitinin bulunmaması, sonradan düzenlenen kasa sayım …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14212 E. 2012/18724 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak «teslim» alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle «şirketin zarara» uğratıldığı, bu zarardan «yönetim kurulu» üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
G..'nın sorumlu oldukları, diğer «yönetim kurulu» üyesi olan davalı S..
Benzer bu kararda… ce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin tedbir kararına rağmen usulsüz işlemlerle dava dışı şirkete para aktarılmasından davalı «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» oldukları, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere denetçilerin sorumluluklarının bulunmadığı, buna karşın şirkete el konulması aşamasında kasa sayımı yapılmadığı, kasada ne kadar para bulunduğunun, paranın ne zaman kaybolduğunun veya kasaya girip girmediğinin davacı yanca ispatlanamadığı, bilirkişiler tarafından da davalıların sorumluluğunu belirleyecek bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 248.825,94 TL'den 10.000 TL'nın dava tarihinden geriye kalanın «ıslah» tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar Hakan ... ve ... hakkındaki davanın reddi …
2-Dava, davacı «şirketi zarara» uğratan yönetici ve denetçilerin verdikleri zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kusur sorumluluğu · ispat yükü · anonim şirket · ıslah · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, «anonim şirketlerde» denetçilerin sorumluluklarının düzenlendiği 6762 sayılı TTK’nun 359. maddesinde denetçilerin kanun veya anasözleşme ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zarardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumlu olduklarının belirtilmesi karşısında, denetçilerin de «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» esası uyarınca meydana gelen zarardan dolayı sorumlu tutulabilecekleri göz önüne alınarak, anılan madde hükmü uyarınca denetçilerin kusursuz olduklarını ispat etme …
… ce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin tedbir kararına rağmen usulsüz işlemlerle dava dışı şirkete para aktarılmasından davalı «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» oldukları, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere denetçilerin sorumluluklarının bulunmadığı, buna karşın şirkete el konulması aşamasında kasa sayımı yapılmadığı, kasada ne kadar para bulunduğunun, paranın ne zaman kaybolduğunun veya kasaya girip girmediğinin davacı yanca ispatlanamadığı, bilirkişiler tarafından da davalıların sorumluluğunu belirleyecek bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 248.825,94 TL'den 10.000 TL'nın dava tarihinden geriye kalanın «ıslah» tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar Hakan ... ve ... hakkındaki davanın reddi …
3-Öte yandan, davacının zararın tamamı için zarar tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği gözetilmeksizin, faize dava ve «ıslah» tarihinden tarihinden itibaren hükmolunması da bozmayı gerektirmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7106 E. 2014/1347 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak «teslim» alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle «şirketin zarara» uğratıldığı, bu zarardan «yönetim kurulu» üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
G..'nın sorumlu oldukları, diğer «yönetim kurulu» üyesi olan davalı S..
Benzer bu kararda2- Dava, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nın 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Yani «yönetim kurulu» üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · denetime elverişli bilirkişi raporu · kasa açığı · müteselsil sorumluluk · denetime elverişlilik · ispat yükü · kusur · eksik inceleme
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
… iiller sebebiyle zararın bulunup bulunmadığının tespiti, davalıların sorumlukları, zarar miktarının tespiti için yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TMSF tarafından şirkete 13/04/2004 el konulduğu, 28/05/2004 ve 31/08/2004 tarihlerinde «kasa açığının» tespit edilerek toplam 134.416.014.381 TL'sinin kasa noksanı olarak Y. ve Ticaret A.Ş'nin «defter» kayıtlarına intikal ettirildiğinin anlaşıldığı, kasa açığının davalıların «kusuru» ile ortaya çıktığı hususunun ispatlanamadığı, tespitin zamanında yapılamamasının davalıların sorumluluğunu 'tespite dayanmadan' kabul etmek için geçerli ve yeterli …
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
2 benzer karar daha
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:haksız eylem · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak «teslim» alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle «şirketin zarara» uğratıldığı, bu zarardan «yönetim kurulu» üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
G..'nın sorumlu oldukları, diğer «yönetim kurulu» üyesi olan davalı S..
K.. hakkında davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. (3) Ayrıca davalıların eylemi «haksız eylem» mahiyetinde olduğundan, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · ihtar · ıslah · asıl alacak · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15698 E. 2012/6166 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak «teslim» alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle «şirketin zarara» uğratıldığı, bu zarardan «yönetim kurulu» üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
G..'nın sorumlu oldukları, diğer «yönetim kurulu» üyesi olan davalı S..
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · toplantı tutanağı · sorumluluk davası · kesin süre · muvafakat · anonim şirket · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Mahkemece dava tarihi itibariyle «görevli» olan murakıplardan vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12724 E. , 2014/8709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/05/2011
NUMARASI 2007/433-2011/171
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2007/433-2011/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar N.. Ü.., A.. Y.. ve S.. G.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 20.02.2007 tarihinde yapılan 2002-2005 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında gündem maddesi gereği yapılan görüşmeler ve denetim kurulu raporunun incelenmesi sonucunda, şirketi zarara uğratan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına ve bu konuda denetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 435,04 TL nakit paranın takip edilmeyerek zarara dönüşmesi ve 27.06.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile dava dışı Adabank A.Ş'ye ait her biri 100.000 TL nominal değerinde olan 80.000.000 adet hissenin nominal bedelleri üzerinden ve borçları ile birlikte, 8.000.000.00 TL bedelle dava dışı Kemal Uzan'dan alınmasına karar verildiğini, bedelin 27.06.2003 tarihinde adı geçene ödendiğini, bu ödemenin kendi kaynağı bulunmayan şirket ile aynı grup firması olan dava dışı B..
Hidroelektrik Santrali İşletmecilik A.Ş'den nakit olarak tahsil edilen 8.000.000,00 TL bedelle ödendiğini, işlem ile davacı şirket borçlandırılarak dava dışı . nakit fon sağlandığını, B.. A.Ş'ye olan borcun ise büyük ölçüde ödenemediğini, Adabank A.Ş'nin borsada işlem görmediğini, temettü gelriri bulunmadığını, Temmuz 2003 'de TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulduğunu, bu şekilde firmanın sağladığı yabancı kaynakları kendi işletme sermayesi için ve daha rantabl kullanmak yerine Adabank A.Ş. hissesi alımında kullanarak şirketin zarara uğratıldığını, ayrıca muhtemel kazançlardan da mahrum edildiğini, belirtilen yönetim kurulu kararındaki imzaların B.. U.., A.. Y.. ve S.. G..'ya ait olduğunu, şirket varlığının kasten azaltılmasına yönelik işlemlerin yapıldığı tarihlerde davalıların yönetim ve denetim kurulu üyesi olduklarını ve sorumluluklarının bulunduğunu, ibra edilmediklerini ileri sürerek, 10.000.00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 16.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 8.000,435,04 TL'ye yükseltmiş ve bu tutarda ortaklık zararının en yüksek avans ile davalıalrdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, 435,04 TL kasa farkına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, 13.12.2004 tarihinde firma yetkilisi tarafından kasanın tek taraflı olarak teslim alındığına ilişkin kasa sayım tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta şirket muhasebe yetkilisinin olmadığının beyan edildiği, kasadaki bu açığın ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalıalrın bu zarardan sorumlu tutulamayacakları; Adabank A.Ş'nin hisselerinin alımına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, değeri olmayan, borsada işlem görmeyen, temettü alma olasılığı bulunmayan 2003 yılı Temmuz ayında TMSF tarafından yönetim ve denetimine el konulan Adabank A.Ş'ye iştirak yatırımı yapılarak, davacı şirketin kendi kaynaklarının işletme sermayesi olarak kullanmak yerine böyle bir yatırımda bulunmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığı, bu zarardan yönetim kurulu üyesi olarak kararda imzaları bulunan davalılar B..
U.., A.. Y.. ve S.. G..'nın sorumlu oldukları, diğer yönetim kurulu üyesi olan davalı S.. B..'ın zararlandırıcı işlemle ilgisinin bulunmaması sebebiyle sorumlu tutulamayacağı, şirket denetçileri olan diğer davalılar N.. Ü.. ve P.. K..'nın TTK'nın 359. maddesi kapsamında sorumlu tutulabilecekleri ancak somut olayda denetçilere yüklenebilecek kusurlu bir davranışları bulunmadığı gerekçesi ile, davalılardan S.. B.., N.. Ü.., P.. K.. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.323.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar B.. U.., A.. Y.. ve S.. G..'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalılar N.. Ü.., A.. Y.. ve S.. G.. vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalıların tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Ancak davada, davalı şirket Yönetim Kurulu arasında 6762 sayılı TTK'nın 319. maddesi anlamında bir vazife taksimi bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden, davalılardan da zarardan sorumlu tutulması gerekirken, bu davalı hakkında davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Yönetim Kurulu'nun işlemlerini denetlemeyen murakıpların da 6762 sayılı TTK'nın 359. maddesi uyarınca kusursuzluklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu olacakları düşünülmeden, şirket murakıbı olan davalılar N.. Ü.. ve P.. K.. hakkında davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(3) Ayrıca davalıların eylemi haksız eylem mahiyetinde olduğundan, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, mümeyyiz davalıların tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının davalı N.. Ü..'dan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 295.334,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar A.. Y.. ve S.. G..'dan alınmasına, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101696500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz