Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14166 E. 2014/4679 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özel dava şartı↗ acente↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite kaybı ve donma rizikolarının teminata dahil edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait yedi ayrı üzüm bağı niteliğindeki taşınmazların davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, poliçelerin "Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi" olarak adlandırıldığı, ayrıca dolu ve kalite kaybı ek teminatlarının verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, sigortalı bağlarının don rizikosuna maruz kaldığını, davalının ihbara rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin acente olarak hareket ettiğini, husumet düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun teminat dışında olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, temel alınan bilirkişi raporları da karar vermeye elverişli değildir. Zira, davacının elindeki poliçeler ile davalının sunduğu poliçeler içeriğindeki farklılıklar üzerinde durulmamış, taraflar arasında düzenlenen poliçelerin özel ve genel şartlarını içeren asılları veya örnekleri dosyaya içerine getirtilerek poliçelerin niteliği, anılan poliçelerin dolu sigorta poliçesi mi yoksa Devlet destekli tarım sigorta poliçesi mi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamış, 5363 sayılı Kanun kapsamında olup olmadıkları, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği yeterince incelenmemiştir.
Ayrıca, poliçe kapsamındaki don rizikosuna ilişkin olarak hükmün değerlendirilmesi, rizikonun teminat içinde sayılıp sayılmayacağı bakımından görüşüne başvurulan bilirkişi raporları ile zarar miktarına yönelik düzenlenen tespit raporu ile bu raporu düzenleyen bilirkişiden alınan ek rapor arasındaki açık çelişkiler giderilmemiş, yetersiz ve çelişkili raporlara itibar edilerek karar verilmesi yanlış olmuştur.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin husumet ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve özel şartlarını içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinin hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don rizikosunun teminat içinde sayılıp sayılmayacağı, teminat kapsamında kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11279 E. 2010/1869 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Bu itibarla, mahkemece, her iki bağ bakımından don olayı olmaması halinde ne kadar ürün elde edilebileceği belirlendikten sonra, don olayı sonrası elde edilen ürün miktarı indirilmek suretiyle davacının «gerçek zararının» belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · sebepsiz zenginleşme · hasar
Benzer bu karardaSigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
2- Dava, Dolu Sigorta Poliçesi'nden kaynaklanmakta olup, yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere, davacıya ait iki adet üzüm bağının dolu ve don muhataralarına karşı sigorta örtüsü altına alındığı ve sigortalının üzüm bağlarında don olayına dayalı «hasarın» oluştuğu taraflar arasında çekişmesiz olup, uyuşmazlık uğranılan zararın miktarı noktasındadır.
Bu itibarla, mahkemece, her iki bağ bakımından don olayı olmaması halinde ne kadar ürün elde edilebileceği belirlendikten sonra, don olayı sonrası elde edilen ürün miktarı indirilmek suretiyle davacının «gerçek zararının» belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1205 E. 2010/7616 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · temerrüt · teminat
İncelediğiniz kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, sigortalı bağlarının don «rizikosuna» maruz kaldığını, davalının «ihbara» rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin «acente» olarak hareket ettiğini, «husumet» düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun «teminat» dışında olduğunu savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 18.480 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 18.480 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1223 E. 2010/7618 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · temerrüt · teminat
İncelediğiniz kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, sigortalı bağlarının don «rizikosuna» maruz kaldığını, davalının «ihbara» rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin «acente» olarak hareket ettiğini, «husumet» düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun «teminat» dışında olduğunu savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 13.204 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 13.204 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1196 E. 2010/7615 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · temerrüt · teminat
İncelediğiniz kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, sigortalı bağlarının don «rizikosuna» maruz kaldığını, davalının «ihbara» rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin «acente» olarak hareket ettiğini, «husumet» düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun «teminat» dışında olduğunu savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 16.660 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 16.660 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1218 E. 2010/7617 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · temerrüt · teminat
İncelediğiniz kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, sigortalı bağlarının don «rizikosuna» maruz kaldığını, davalının «ihbara» rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin «acente» olarak hareket ettiğini, «husumet» düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun «teminat» dışında olduğunu savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 12.544 YTL’nin 25.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 12.544 YTL’nin 25.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14166 E. , 2014/4679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ALAŞEHİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 29/05/2012
NUMARASI 2010/126-2012/118
Taraflar arasında görülen davada Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2012 tarih ve 2010/126-2012/118 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/03/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.N.. Ş. M.. ile davalı vekili Av.B.. F.. K..Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, Alaşehir İlçesi'nin çeşitli köylerinde bulunan yedi ayrı üzüm bağı tarlasının dolu, kalite kaybı ve don zararına karşı davalı tarafından sigortalandığını, don rizikosunun gerçekleşip zararının meydana geldiğini, ödeme yapılmadığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 185.775,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet düşmediğini, TARSİM A.Ş'ye dava açılmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin acente sıfatının bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite kaybı ve donma rizikolarının teminata dahil edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait yedi ayrı üzüm bağı niteliğindeki taşınmazların davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, poliçelerin "Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi" olarak adlandırıldığı, ayrıca dolu ve kalite kaybı ek teminatlarının verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, sigortalı bağlarının don rizikosuna maruz kaldığını, davalının ihbara rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin acente olarak hareket ettiğini, husumet düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun teminat dışında olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, temel alınan bilirkişi raporları da karar vermeye elverişli değildir.
Zira, davacının elindeki poliçeler ile davalının sunduğu poliçeler içeriğindeki farklılıklar üzerinde durulmamış, taraflar arasında düzenlenen poliçelerin özel ve genel şartlarını içeren asılları veya örnekleri dosyaya içerine getirtilerek poliçelerin niteliği, anılan poliçelerin dolu sigorta poliçesi mi yoksa Devlet destekli tarım sigorta poliçesi mi olduğu hususu açıklığa kavuşturulmamış, 5363 sayılı Kanun kapsamında olup olmadıkları, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği yeterince incelenmemiştir.
Ayrıca, poliçe kapsamındaki don rizikosuna ilişkin olarak hükmün değerlendirilmesi, rizikonun teminat içinde sayılıp sayılmayacağı bakımından görüşüne başvurulan bilirkişi raporları ile zarar miktarına yönelik düzenlenen tespit raporu ile bu raporu düzenleyen bilirkişiden alınan ek rapor arasındaki açık çelişkiler giderilmemiş, yetersiz ve çelişkili raporlara itibar edilerek karar verilmesi yanlış olmuştur.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin husumet ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve özel şartlarını içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinin hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don rizikosunun teminat içinde sayılıp sayılmayacağı, teminat kapsamında kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101689100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz