Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11279 E. 2010/1869 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek zarar↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ sebepsiz zenginleşme↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamın dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, Dolu Sigorta Poliçesi'nden kaynaklanmakta olup, yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere, davacıya ait iki adet üzüm bağının dolu ve don muhataralarına karşı sigorta örtüsü altına alındığı ve sigortalının üzüm bağlarında don olayına dayalı hasarın oluştuğu taraflar arasında çekişmesiz olup, uyuşmazlık uğranılan zararın miktarı noktasındadır.
Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, rizikodan sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen sigorta poliçesindeki dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, sigorta sözleşmeleri hiçbir zaman sebepsiz zenginleşme aracı olamaz.
Bu itibarla, mahkemece, her iki bağ bakımından don olayı olmaması halinde ne kadar ürün elde edilebileceği belirlendikten sonra, don olayı sonrası elde edilen ürün miktarı indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1205 E. 2010/7616 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 18.480 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 18.480 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1223 E. 2010/7618 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 13.204 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 13.204 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1196 E. 2010/7615 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 16.660 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 16.660 YTL’nin 25.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1218 E. 2010/7617 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 12.544 YTL’nin 25.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesinin» zorunlu bir unsuru olan Dolu Sigortası Genel Şartları’nın B.6.1. maddesine göre sigortacı, kesinleşmiş tazminat miktarını en kısa zamanda ve herhalde 30 gün içinde ödemek durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eksper raporu · sigorta teminatı · avans faizi · temerrüt · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından don «rizikosuna» karşı «teminat» altına alınan davacıya ait üzüm bağında meydana gelen don nedeniyle oluşan zararın «sigorta teminatı» altında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 12.544 YTL’nin 25.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde «temerrüde» düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalının zarar miktarını «ekspertiz raporu» tanzim tarihinde öğrendiği, en geç 30 gün içinde davacıya tazminatı ödemesi gerektiği hususu dikkate alınıp, ekspertiz raporu tanzim tarihinden 30 gün sonrası olan 26.04.2006 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14166 E. 2014/4679 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · riziko · sigorta poliçesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, «rizikodan» sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen «sigorta poliçesindeki» dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak «gerçek zararı» karşılamakla yükümlü olup, «sigorta sözleşmeleri» hiçbir zaman «sebepsiz zenginleşme» aracı olamaz.
Bu itibarla, mahkemece, her iki bağ bakımından don olayı olmaması halinde ne kadar ürün elde edilebileceği belirlendikten sonra, don olayı sonrası elde edilen ürün miktarı indirilmek suretiyle davacının «gerçek zararının» belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel dava şartı · acente · teminat kapsamı · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · ihbar · temerrüt faizi · dahili dava
Benzer bu kararda… ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçelerin, Devlet destekli şekilde yani TARSİM A.Ş'ye bağlı akdedilmediği, Sigortası Genel Şartları uyarınca, dolu, kalite «kaybı» ve donma «rizikolarının» «teminata» «dahil» edildiği, sigortalı yerde don hadisesinin meydana geldiği, davacı zararının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 185.775,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari işlerdeki «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacıya ait yedi ayrı üzüm bağı niteliğindeki taşınmazların davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, poliçelerin "Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi" olarak adlandırıldığı, ayrıca dolu ve kalite «kaybı» ek «teminatlarının» verildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı taraf, sigortalı bağlarının don «rizikosuna» maruz kaldığını, davalının «ihbara» rağmen tazminat ödemediğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise, poliçelerin TARSİM A.Ş. adına düzenlendiğini, kendisinin «acente» olarak hareket ettiğini, «husumet» düşmeyeceğini, esasen don rizikosunun «teminat» dışında olduğunu savunmuştur.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin «husumet» ve esasa yönelik savunmaları üzerinde durulup, uyuşmazlığa konu poliçelerin genel ve «özel şartlarını» içeren asılları veya onaylı örnekleri dosyaya getirtilip, aralarında üniversitelerin ziraat fakültelerinden üzüm bağı bitkisi alanında uzman akademisyen ile sigorta alanında uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmesinin» hukuki niteliği, anılan poliçelerin 5363 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olması halinde, özel ve genel şartlar değerlendirilerek davacı bağlarında meydana gelen don «rizikosunun» «teminat» içinde sayılıp sayılmayacağı, «teminat kapsamında» kalması halinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne kadar olacağı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime açık rapor alınması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11279 E. , 2010/1869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2005/671-2008/377 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iki adet tarlasının davalıya "Dolu Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, meydana gelen don olayı sonucunda üzüm veriminin düştüğünü ileri sürerek, 30.720,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarlalarının dekarda 800 Kg kuru üzüm verimi olduğunun kabulü üzerinden sözleşme yapıldığını, halbuki veriminin dekarda 633 Kg olduğunu, bu nedenle de aşkın sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacı tarlalarında don olayı dışında güve hastalığının da bulunduğunu, bu hastalığın verime etki ettiğini ve davacının iddia ettiği kadar verim düşüklüğü olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamın dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, Dolu Sigorta Poliçesi'nden kaynaklanmakta olup, yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere, davacıya ait iki adet üzüm bağının dolu ve don muhataralarına karşı sigorta örtüsü altına alındığı ve sigortalının üzüm bağlarında don olayına dayalı hasarın oluştuğu taraflar arasında çekişmesiz olup, uyuşmazlık uğranılan zararın miktarı noktasındadır.
Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda sigorta örtüsü altına alınan bağlarda gerçekten don olayı olmadığında dekarda ne kadar ürün elde edileceği hususunda bir belirleme yapılmayıp, rizikodan sonra elde edilecek olan ürün miktarı hesaplanmış ve davacının beyanına göre düzenlenen sigorta poliçesindeki dekar başına 800 Kg kuru üzüm elde edileceği esasından hareketle tazminat tutarı bulunmuştur.
Sigorta hukuku hükümleri uyarınca, sigorta şirketleri ancak gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, sigorta sözleşmeleri hiçbir zaman sebepsiz zenginleşme aracı olamaz.
Bu itibarla, mahkemece, her iki bağ bakımından don olayı olmaması halinde ne kadar ürün elde edilebileceği belirlendikten sonra, don olayı sonrası elde edilen ürün miktarı indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009002200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz