Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12725 E. 2010/4134 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağış↗ borcun ifası↗ rücu↗ istirdat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ... müdürlüklerinin kapatılması ve personelin başka birimlere atanması nedeniyle BK’nun 117/1. madde gereğince borcun ifasının, borçluya yüklenemeyecek durum sonucu imkânsızlaşarak borcun sona erdiği, imkânsız duruma gelen edimin yerine başka bir edimin geçmemiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf davada sözleşme ile kararlaştırılan bağıştan rucu koşulunun oluştuğunu ileri sürerek ödenen bağışın istirdatı talebinde bulunmuştur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı tarafa ait personel maaşlarının davacı banka aracılığıyla ödeneceği ve sözleşme süresi dolmadan davalı tarafın bu edimlerini yerine getirmediği çekişmesiz olup, uyuşmazlık BK 244.'nun maddesinde öngörülen haklı bir nedenin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede süre dolmadan davalı tarafın edimlerini yerine getirmemesi halinde bağışlananın iadesinin gerektiği kararlaştırıldığından, bu husus BK 244/3. madde uyarınca haklı bir neden teşkil eder. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın bağıştan rücu koşullarının varlığını kanıtladığı kabul edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı nedenlerle bu husustaki istemin de reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14125 E. 2011/6570 K.
Ortak:bağış
İncelediğiniz kararda2- Davacı taraf davada sözleşme ile kararlaştırılan bağıştan rucu koşulunun oluştuğunu ileri sürerek ödenen «bağışın» «istirdatı» talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda2-Dava, davalı bakanlığa bağlı okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığıyla ödenmesine ilişkin «protokol» ve «taahhütname» nedeniyle yapıldığı iddia edilen nakdi «bağışın» iadesine ilişkindir.
Davalı bakanlığa bağlı okul, davacı ile 3 yıl süreli imzalanan «protokolü» bu süre dolmadan ve haksız olarak feshettiğine göre, davacının bağışladığı tüm miktarı alabileceği, nitekim Dairemizce verilen 06.10.2008 tarihli bozma kararında da, protokolün haksız feshi halinde bağışlayanın «bağış» konusu şeyin iadesini isteyebileceği belirtilmesine rağmen ve bozma ilamına uyulduğu halde, bağış tutarı olan 3.750,00 TL üzerinden davanın kabülüne karar verilmes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · sebepsiz zenginleşme · protokol · taahhütname · tacir · yasal faiz · temerrüt · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… rak, davacının verdiği toplam 3.750 TL'nın okulun envanter kayıtlarına girdiği, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin ispat edilemediği, davalının bu şekilde «sebepsiz zenginleştiği», sözleşmenin 3 yıllık yapıldığı, ilk 2 yılda tarafların sözleşmeye uydukları, 2 yıl boyunca okulda «görevli» öğretmen ve diğer personelin maaşlarının bankaya yatırıldığı, davacının 2 yıl boyunca gelir sağladığı, dolayısıyla davalının sadece 1 yıllık süre için sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 1.250 TL alacağın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3-Öte yandan, davacı banka «tacir» olup «ticari işletmesiyle» ilgili ve davalı ile yapılan prokokole dayalı olarak bağışta bulunduğu, «protokolde» ticari işletmeyle ilgili olmadığının da belirtilmediği anlaşılmıştır.
2-Dava, davalı bakanlığa bağlı okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığıyla ödenmesine ilişkin «protokol» ve «taahhütname» nedeniyle yapıldığı iddia edilen nakdi «bağışın» iadesine ilişkindir.
Bu durumda TTK'nun 21. maddesi uyarınca ilişkinin ticari iş niteliğinde olmasına göre, ticari işlerde uygulanan «temerrüt» faiziyle tahsile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Bağıştan rücuda husumet hissenin devredildiği kişilere yöneltilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7032 E. 2024/3198 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet · hisse devrinin iptali · nama yazılı pay
Benzer bu kararda… isselerin bizzat davalı şirkete ait olduğunu, dolayısıyla davanın sonucundan birinci derecede etkilenecek olanın şirket olduğunu, davanın bağışlamanın geri alınması «sebebine» dayalı şirket «hisse devrinin iptali» olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle de davanın şirkete de yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemece «nama yazılı pay» senedine bağlanmamış hissenin devrinin tedbir yolu ile önlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle tedbirin hükümsüz kaldığından bahisle kaldırılmasına karar verildiğini, bu noktada hem tedbiren devrinin önlenemeyen hem de «husumet» yönlendirilemeyen şirketin hisseleri üzerinde doğacak hakkın nasıl korunacağı sorusunun cevapsız kaldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «hisse devrinin iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Gemi...AŞ.'ye «husumet» yönelterek 29.03.2017 tarihli dava dilekçesi ile dava açtığı, mahkemenin 2017/369 E. sırasına kaydedildiği, davacının bağıştan dönerek hisselerin tekrardan adına tescili isteminde davanın hisseyi devrettiği kişiye yöneltmesinin gerekli ve yeterli olduğu, eldeki talepte şirketin husumetinin bulunmadığı, bu sebeple davalı ......AŞ yönünden davanın «tefrik» edildiği, bağıştan dönme koşullarının oluşup oluşmadığının 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 276 ve devamı maddeleri uyarınca genel hükümlere göre çözümleneceğinden bu davada davalı şirketin «pasif husumetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı 6098 sayılı Kanun'un 295 ve devamı hükümlerine (818 sayılı Borçlar Kanun'un 244 vd.) dayalı olarak «bağış» yoluyla devrettiğini iddia ettiği şirket hisselerinin iadesini, olmadığı takdirde değerinin ödenmesini talep ettiği, davacının bağıştan dönerek hisselerin adına tekrar tescili isteminde bulunduğundan davanın hisseyi devrettiği kişilere yöneltmesi yeterli olduğu, 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülecek uyuşmazlıkta davalı şirkete «husumet» düşmeyeceğinden mahkemece «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12725 E. , 2010/4134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İskenderun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2008 tarih ve 2006/184-2008/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı D.H.L.
8. Bölge Müdürlüğü arasında 27/05/2004 tarihinde personel maaşlarının müvekkili banka aracılığıyla ödeneceğine ilişkin 2 yıl geçerli olmak üzere sözleşme imzalandığını, ek sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun süresinden önce sona ermesi halinde müvekkilinden makbuz karşılığı bağış olarak alınan 21.500 TL’nin faiziyle birlikte geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 2005 yılının 7, 8, 9 ve 10. aylarında eksik personel maaşı yatırması üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı kurumun Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldığı bildirmiş ise de başka birimlere gönderilen personel maaşlarının bankaya yatırılması suretiyle Türkiye’nin her yerinden ATM makinelerinden para çekilebilmesinin mümkün olduğunu, davalının personel maaşlarını bankaya yatırmamak suretiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyip sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 21.500 TL’nin ve banka zararına karşılık şimdilik 1.000 TL’nın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, Bakanlar Kurulu’nun 2004/8336 sayılı kararı ile müvekkili kurumların kapatıldığını, personel atamalarının Ulaştırma Bakanlığınca çeşitli birimlere yapıldığını, tüm personelin ilişiği kesilene kadar maaşlarının davacı bankaya yatırıldığını, mücbir sebeplerden dolayı maaşların bankaya yatırılamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ... müdürlüklerinin kapatılması ve personelin başka birimlere atanması nedeniyle BK’nun 117/1. madde gereğince borcun ifasının, borçluya yüklenemeyecek durum sonucu imkânsızlaşarak borcun sona erdiği, imkânsız duruma gelen edimin yerine başka bir edimin geçmemiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf davada sözleşme ile kararlaştırılan bağıştan rucu koşulunun oluştuğunu ileri sürerek ödenen bağışın istirdatı talebinde bulunmuştur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı tarafa ait personel maaşlarının davacı banka aracılığıyla ödeneceği ve sözleşme süresi dolmadan davalı tarafın bu edimlerini yerine getirmediği çekişmesiz olup, uyuşmazlık BK 244.'nun maddesinde öngörülen haklı bir nedenin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede süre dolmadan davalı tarafın edimlerini yerine getirmemesi halinde bağışlananın iadesinin gerektiği kararlaştırıldığından, bu husus BK 244/3. madde uyarınca haklı bir neden teşkil eder. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın bağıştan rücu koşullarının varlığını kanıtladığı kabul edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı nedenlerle bu husustaki istemin de reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016849000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz