Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2900 E. 2010/3764 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çağrı usulü↗ genel kurula çağrı↗ usulüne uygun tebligat↗ iyiniyet kuralı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ iyiniyet↗ hakkaniyet↗ feragat↗ tebligat↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de usulüne uygun tebligat yapılmadığı, yasada öngörülen prosedürün tamamlanmadığı, davacıların genel kurul tarihinde ortaklıklarının devam ettiği, kooperatif ortaklarının genel kurula çağrı usullerinin, kooperatifin 06.07.2007 tarihli yapılan genel kurulunda alınan kararların kooperatifler yasası ve anasözleşmeye aykırı olduğu, genel kurulun kanunda öngörülen sürelere uyulmadan çağrıldığı, usulsüz çağrılarak yapılan genel kurulda alınan kararların 1163 sayılı Yasa ve anasözleşmede belirtilen düzenlemelere aykırı olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi genel kurul kararlarının yasada ve tüzükte öngörülen kurallar dikkate alınmadan, hakkaniyete aykırı alındığı gerekçesiyle davacılar ... ve ...'ün davalarının feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kabulü ile 07.06.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacıların başlangıçta kooperatif ortağı oldukları çekişmesiz olup, ihraç edildiklerinin de kooperatifçe kanıtlanamamış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava genel kurulda alınan kararların iptaline ilişkin olup, 1163 sayılı Yasa’nın 53. maddesi hükmüne göre, çağrıdaki usulsüzlük sadece ortaklara dava hakkı verir. Alınan kararın iptali için ayrıca yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanması gerekir. Dava konusu genel kurulda divan heyetine denetçinin seçilmesi (divan heyetine seçilenlerin denetçi olmadığı anlaşılmaktadır) tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı gibi, birinci toplantı tarihi ile ikinci toplantı tarihi arasında 15 günlük süreye uyulmaması da yine kararların iptali sonucunu doğurmaz. Ayrıca, davada davalı taraf anasözleşmede değişiklik yapılarak yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 3 yıla çıkarıldığını savunduğu halde mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadan bu hususta alınan kararın iptali cihetine gidilmesi de doğru olmamıştır. Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle genel kurulun iptali doğru değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7529 E. 2011/2232 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 29.09.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece yapılan anasözleşme değişikliği üzerinde durulup davaya konu «ortaklar kurulu» kararının yapılan değişiklik uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözkonusu değişiklik nazara alınmadan eski anasözleşme hükmü uyarınca yapılan değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5356 E. 2010/11467 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyi niyet kuralı · yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası
Benzer bu karardaŞayet dava süresinde ise, Kooperatif Kanunu’nun 98.maddesi delaletiyle TTK 368.maddesine göre usulüne uygun çağrı yapılmamış olması genel kurulda alınan kararların «yoklukla» malül olduğu sonucunu doğurmayıp bu usulsüzlüğe muhatap olan ortaklara «iptal davası» açma hakkı verir.
Ancak «genel kurul kararlarının iptali» için de, bu kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğunun ispatı gereklidir, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük iptal nedeni oluşturmaz.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının 18.06.2006 tarihli genel kurul öncesinde kooperatife ortak olduğunun tespit edildiği, buna rağmen genel kurula çağrılmadığı, bu durumda «genel kurul kararının iptalinin» istenebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Dava, kooperatif «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
-
Genel kurul kararının iptal/hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7537 E. 2011/429 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartının kaldırıldığı, buna ilişkin değişikliğin 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmesine göre davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… menin 13 ncü maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 07.05.2003 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 07.05.2003 tarihli «ortaklar kurulu» kararının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece yapılan anasözleşme değişikliğinin geçerli bulunup bulunmadığı, geçerli olduğunun tespiti halinde ise davaya konu «ortaklar kurulu» kararının yapılan değişiklik uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sözkonusu değişiklik nazara alınmadan eski anasözleşme hükmü u …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2900 E. , 2010/3764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Diyarbakır Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/359-2008/372 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, 2007 yılı olağan genel kurulunun 23.5.2007 tarihinde yeterli çoğunluk sağlanmadığından 07.06.2007 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin ortak olmadıkları, ortaklıklarının düşürüldüğü gerekçesiyle genel kurula alınmadıklarını ve oy kullanamadıklarını, ortaklıktan çıkarılmanın yönetim kurulunun teklifi ve genel kurulun kararı ile mümkün olduğunu, ihraç edildiklerine dair tebligat yapılmadığını, anasözleşmenin 86. maddesine göre yönetim ve denetim kurularının görev süresi 1 yıl olmasına rağmen 3 yıl için seçildiğini, 3337 ortaktan 2550 ortağın ortaklığına yasal olmayan yollarla son verilip 795 ortakla genel kurul yapıldığını, genel kurulda alınan tüm kararların yasa, tüzük ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, 06.07.2007 tarihli genel kurulun ve genel kurulda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurulda alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu, davacıların ortaklık sıfatı bulunmadığı için iptal davası açma hakları bulunmadığını, ortak olduklarını gösteren bilgi ve belge bulunmadığını, çağrıda usulsüzlük veya haksız bir şekilde toplantıya alınmamanın genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirmediğini, iptal için alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de usulüne uygun tebligat yapılmadığı, yasada öngörülen prosedürün tamamlanmadığı, davacıların genel kurul tarihinde ortaklıklarının devam ettiği, kooperatif ortaklarının genel kurula çağrı usullerinin, kooperatifin 06.07.2007 tarihli yapılan genel kurulunda alınan kararların kooperatifler yasası ve anasözleşmeye aykırı olduğu, genel kurulun kanunda öngörülen sürelere uyulmadan çağrıldığı, usulsüz çağrılarak yapılan genel kurulda alınan kararların 1163 sayılı Yasa ve anasözleşmede belirtilen düzenlemelere aykırı olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi genel kurul kararlarının yasada ve tüzükte öngörülen kurallar dikkate alınmadan, hakkaniyete aykırı alındığı gerekçesiyle davacılar ...
ve ...'ün davalarının feragat nedeniyle reddine, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kabulü ile 07.06.2007 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacıların başlangıçta kooperatif ortağı oldukları çekişmesiz olup, ihraç edildiklerinin de kooperatifçe kanıtlanamamış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava genel kurulda alınan kararların iptaline ilişkin olup, 1163 sayılı Yasa’nın 53. maddesi hükmüne göre, çağrıdaki usulsüzlük sadece ortaklara dava hakkı verir. Alınan kararın iptali için ayrıca yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanması gerekir. Dava konusu genel kurulda divan heyetine denetçinin seçilmesi (divan heyetine seçilenlerin denetçi olmadığı anlaşılmaktadır) tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı gibi, birinci toplantı tarihi ile ikinci toplantı tarihi arasında 15 günlük süreye uyulmaması da yine kararların iptali sonucunu doğurmaz. Ayrıca, davada davalı taraf anasözleşmede değişiklik yapılarak yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 3 yıla çıkarıldığını savunduğu halde mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadan bu hususta alınan kararın iptali cihetine gidilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle genel kurulun iptali doğru değildir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016846900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz