Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16037 E. 2014/6371 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maluliyet oranı↗ müzayaka↗ müterafik kusur↗ ibraname↗ gerçek zarar↗ ibra↗ denetime elverişlilik↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ geçersizlik↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ kusur↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, olay tarihinde meydana gelen kaza sonucu araç içinde bulunan davacının % 65 oranında meslekte kazanma gücünden kaybedecek şekilde yaralandığı, maluliyeti sebebiyle maddi zararının belirlendiği, kaza yapanın davacının arkadaşı olduğu, dava konusu araçta hatıra binaen bulunduğu ve müterafik kusuru olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, maddi tazminat miktarından %25 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.953,5 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, maluliyet tazminatının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacının, dava dışı T. D.'e ait ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada 03.10.2008 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, anılan aracın trafik sigorta poliçesinin bulunmadığı, bu nedenle davalıya başvurduğu, davalı tarafından kendisine 12.11.2010 tarihinde 20.223 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, trafik sigorta poliçesi yaptırmadan aracını trafiğe çıkaran dava dışı kişi ile davacının arkadaş oldukları, davacının hatır amaçlı olarak kaza yapan araçta taşındığı, sürücünün alkollü olduğu, kendisi de alkollü olan davacının bu durumu bilerek araca bindiği ve sonra kazanın meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, tam zararının karşılanmadığını, ibranamenin müzayaka altında imzalandığını ileri sürmüş, davalı ise, davacı zararının ödendiğini, ibraname alındığını, bir alacağının kalmadığını savunmuştur. Uyuşmazlığın çözümlenmesi için, öncelikle davalının yaptığı ödemenin 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca geçerli bir ödeme olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Kanun'un bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Somut olayda davacı taraf, zararının tam ödenmediğini, ibranamenin geçerli bulunmadığını işbu dava ile süresinde ileri sürmüştür. Çekişme, ibraname tarihi itibariyle davalının, davacının gerçek zararını ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yapılan inceleme yeterli olmadığı gibi karar da doğru değerlendirmeler içermemektedir. Davacının, kaza sonrasında % 65 oranında malul kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, davacının maluliyet oranının tespitine ilişkin Bursa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen bu rapor, denetime elverişli olmadığı gibi tedavi gördüğü Uludağ Üniversitesi tıbbi kayıtlarının değerlendirilmesini de içermemektedir. Ayrıca, davacının maluliyetinin ve oranının uyuşmazlık konusu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını da tam olarak açıklamamaktadır. Öte yandan, davalının yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi tarihi ve şekli de yanlış olmuştur. Zira, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle davacı gerçek zararının belirlenmesi, yapılan ödemenin buna göre yerinde olup olmadığı incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde rapor tarihi itibariyle inceleme yapılması, davalı ödemesinin bu tarihe göre uyarlanması yerinde görülmemiştir. Keza, hatır taşıması ve davacının sürücüsü alkol almış olan araca bilerek bindiği dikkate alınıp, somut olaya uygulanması gereken 818 BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca somut olayın diğer özellikleri de değerlendirilerek tespit edilen nihai tazminattan daha fazla bir oranda indirim yapılması gerekirken % 25 oranında indirim yapılması da yanlış olmuştur. Ayrıca, davacı gerçek zararı belirlenirken, 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddesi uyarınca yapılan indirim sonrası gerçek zarar bulunup, davalı ödemesinin bundan sonra mahsubu gerekirken, yazılı şekilde önce davalı ödemesi mahsup edilip, sonra indirim yapılması da doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin itirazları da dikkate alınıp, SSK Çalışma Tüzüğü hükümleri çerçevesinde davacı zarar görenin maluliyet oranın tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu’ndan denetime uygun rapor alınması, yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı gibi hususlar dikkate alınarak, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle gerçek zararının belirlenmesi, yukarıda açıklandığı şekilde mülga 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca uygun indirim yapılması, davalının ödemesinin yerinde olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi, yerinde olmadığının kabulü halinde, davalının ödemesinin mahsubu ile kalan kısmının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11564 E. 2010/2235 K.
Ortak:denetime elverişlilik · maddi tazminat · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… edecek şekilde yaralandığı, maluliyeti sebebiyle maddi zararının belirlendiği, kaza yapanın davacının arkadaşı olduğu, dava konusu araçta hatıra binaen bulunduğu ve «müterafik kusuru» olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, «maddi tazminat» miktarından %25 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.953,5 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davacının «maluliyet oranının» tespitine ilişkin Bursa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen bu rapor, «denetime elverişli» olmadığı gibi tedavi gördüğü Uludağ Üniversitesi tıbbi kayıtlarının değerlendirilmesini de içermemektedir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin itirazları da dikkate alınıp, SSK Çalışma Tüzüğü hükümleri çerçevesinde davacı zarar görenin «maluliyet oranın» tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu’ndan denetime uygun rapor alınması, yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı gibi hususlar dikkate alınarak, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle «gerçek zararının» belirlenmesi, yukarıda açıklandığı şekilde mülga 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca uygun indirim yapılması, davalının ödemesinin yerinde olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi, yerinde olmadığının kabulü halinde, davalının ödemesinin mahsubu ile kalan kısmının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, dava konusu taşımanın hatır taşıması olduğuna ilişkin kabulün dayanakları «denetime elverişli» bir şekilde karar yerinde gösterilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu hususta «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
… ır yolucusu olarak araçta bulunduğu, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği, bu nedenlerle BK.nun 43 ve 44 ncü maddelerinin uygulanması ve tespit edilecek «maddi tazminattan» uygun bir miktar indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 25.000,00- YTL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
Benzer bu kararda2-Dava, «zorunlu mali sorumluk sigortası» bulunmayan araçta yolcu olan davacıların murisinin ölümünden kaynaklanan destek tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davalı yanca taşımanın hatır taşıması olduğu savunulmuş, mahkemece, dayanakları da gösterilmeden taşımanın hatır taşıması olduğu kabul edilerek tazminat miktarından indirim cihetine gidilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5520 E. 2011/4634 K.
Ortak:gerçek zarar · maddi tazminat · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davalı vekilinin itirazları da dikkate alınıp, SSK Çalışma Tüzüğü hükümleri çerçevesinde davacı zarar görenin «maluliyet oranın» tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu’ndan denetime uygun rapor alınması, yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı gibi hususlar dikkate alınarak, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle «gerçek zararının» belirlenmesi, yukarıda açıklandığı şekilde mülga 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca uygun indirim yapılması, davalının ödemesinin yerinde olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi, yerinde olmadığının kabulü halinde, davalının ödemesinin mahsubu ile kalan kısmının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… edecek şekilde yaralandığı, maluliyeti sebebiyle maddi zararının belirlendiği, kaza yapanın davacının arkadaşı olduğu, dava konusu araçta hatıra binaen bulunduğu ve «müterafik kusuru» olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, «maddi tazminat» miktarından %25 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.953,5 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Çekişme, «ibraname» tarihi itibariyle davalının, davacının «gerçek zararını» ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin, davalıların işleten, trafik ve ihtiyari «mali sorumluluk sigortacısı» bulunduğu araçta yolcu olduğu, meydana gelen kazada öldüğü, aracı kazada ölen başka kişinin kullandığı, bu kişinin alkolsüz olduğu, tam kusurlu bulunduğu, aracın «rıza» dışında alındığının kanıtlanmadığı, destek tazminatının asgari ücrete göre tayin edildiği, davacıların maddi ve manevi zarara uğradıkları, davalı ... şirketinin «poliçe limitlerine» göre sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı ... için 63.012.86 YTL, diğer davacı için 22.843.58 YTL «maddi tazminat» ile her bir davacı için 10.000.00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...’tan, 35.000 YTL maddi tazminatın dava tarihind …
Karar gerekçesinde de davalı ... şirketinin, hüküm altına alınan «maddi tazminatın» limitler toplamı 35.000 YTL’lik kısmından sorumlu olduğu açıklanmıştır.
Bu durum karşısında, davacıların belirlenen «maddi tazminat» alacaklarının poliçe limitleri kapsamında kalan kısmının her iki davalıdan, bakiye kısmının ise, davalı işletenden tahsili yönünde karar verilmesi gerekirken HUMK.nun 74. maddesine aykırı olarak ve gerekçe ile hükmün çelişmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · destekten yoksun kalma tazminatı · mali sorumluluk sigortası · tanık beyanı · sorumluluk sigortası · eş rızası · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin, davalıların işleten, trafik ve ihtiyari «mali sorumluluk sigortacısı» bulunduğu araçta yolcu olduğu, meydana gelen kazada öldüğü, aracı kazada ölen başka kişinin kullandığı, bu kişinin alkolsüz olduğu, tam kusurlu bulunduğu, aracın «rıza» dışında alındığının kanıtlanmadığı, destek tazminatının asgari ücrete göre tayin edildiği, davacıların maddi ve manevi zarara uğradıkları, davalı ... şirketinin «poliçe limitlerine» göre sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı ... için 63.012.86 YTL, diğer davacı için 22.843.58 YTL «maddi tazminat» ile her bir davacı için 10.000.00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...’tan, 35.000 YTL maddi tazminatın dava tarihind …
… me kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların işleten, trafik ve ihtiyari «mali sorumluluk sigortacısı» oldukları aracın, davalı işletenin işçisi olan ve kazada ölen kişi tarafından kullanıldığının sabit olmasına, «rıza» hilafına bulunduğu yerden alındığı savunmasının kanıtlanmamış bulunmasına göre, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerek …
Davacıların murisinin davalıların işleten, trafik ve ihtiyari «mali sorumluluk sigortacısı» oldukları araçta bulunduğu sırada meydana gelen kaza sonucu öldüğü hususu çekişmesizdir.
Davacılar vekili, «ıslah» ettiği «destekten yoksun kalma tazminatının» davalı ... şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12284 E. 2018/4949 K.
Ortak:müterafik kusur · kusur
İncelediğiniz kararda… edecek şekilde yaralandığı, maluliyeti sebebiyle maddi zararının belirlendiği, kaza yapanın davacının arkadaşı olduğu, dava konusu araçta hatıra binaen bulunduğu ve «müterafik kusuru» olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, «maddi tazminat» miktarından %25 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.953,5 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… müş, davalı vekili ise sigortalı araç sürücüsünün ve davacıların murisinin kaza anında alkollü olduklarını, davacıların murisinin hatır için taşındığını, bu nedenle «müterafik kusur» ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur.
… erek binmesinden dolayı BK’nun 44 maddesi uyarınca müterafik kusurundan dolayı bir indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile hatır taşıması ve «müterafik kusur» indirimi yapılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı ... şirketi vekilinin davacı ... ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekm …
… ikte gezmesi şeklindeki bu seyahatin hatır taşıması olarak kabul edilemeyeceği, davacıların desteğinin sürücünün alkollü olduğunu bile bile o araca binmesi birlikte «kusur» oluşturur ise de kazanın «münhasıran» alkolün etkisi altında gerçekleştiğine dair nörolog bilirkişinin de içinde bulunduğu bir heyet tarafından tespit edilmeden kazanın alkol nedeniyle meydan geldiğinin ve ölenin de bilerek bindiği için taktiri indirim «sebebi» yapılmasının mümkün olmadığı, davacıların 3. kişi konumunda olup bu kişilerin kusuru olmaması nedeniyle mütevaffanın kusurunun tazminattan indirim sebebi sayılamayacağı gerekçesiyle davanın «ıslah» edilmiş hali ile kabulüne...” karar verilmiş ise de dosyadaki tutanak ve ifadelerden somut uyuşmalıkta sürücü ... ile davacıların murisi ... ...’ın arkadaş oldukla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ıslah · dava sebebi
Benzer bu kararda… ikte gezmesi şeklindeki bu seyahatin hatır taşıması olarak kabul edilemeyeceği, davacıların desteğinin sürücünün alkollü olduğunu bile bile o araca binmesi birlikte «kusur» oluşturur ise de kazanın «münhasıran» alkolün etkisi altında gerçekleştiğine dair nörolog bilirkişinin de içinde bulunduğu bir heyet tarafından tespit edilmeden kazanın alkol nedeniyle meydan geldiğinin ve ölenin de bilerek bindiği için taktiri indirim «sebebi» yapılmasının mümkün olmadığı, davacıların 3. kişi konumunda olup bu kişilerin kusuru olmaması nedeniyle mütevaffanın kusurunun tazminattan indirim sebebi sayılamayacağı gerekçesiyle davanın «ıslah» edilmiş hali ile kabulüne...” karar verilmiş ise de dosyadaki tutanak ve ifadelerden somut uyuşmalıkta sürücü ... ile davacıların murisi ... ...’ın arkadaş oldukla …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16037 E. , 2014/6371 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 21/06/2012
NUMARASI 2010/856-2012/247
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2010/856-2012/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.04.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve trafik sigorta poliçesi olmayan .. plakalı aracın kaza yapması sonucu %65 oranında çalışma gücü kaybına uğradığını, başvuru sonrası bir takım indirimler dikkate alınarak 20.223,00 TL ödeme yapıldığını, tespit edilen tazminatın çok düşük olduğunu, ibranameye bakiye haklarının saklı olduğuna ilişkin çekince koymak istediğini, davalı kurumca buna izin verilmediğini, çalışma gücünü % 65 oranında kaybetmiş ve halen Bursa E Tipi Kapalı Ceza Evi'nde bulunan müvekkilinin maddi açıdan çok zor durumda olduğundan müzakaya halinde ister istemez ibranameyi imzalayarak ödenmek istenen bedeli almak zorunda kaldığını, müvekkilinin iş gücü kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi kaybın fazla bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 39.938.00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, olayda hatır taşıması olduğundan davanın müvekkili kuruma yöneltilmemesi gerektiğini, dava öncesinde davacıya ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, olay tarihinde meydana gelen kaza sonucu araç içinde bulunan davacının % 65 oranında meslekte kazanma gücünden kaybedecek şekilde yaralandığı, maluliyeti sebebiyle maddi zararının belirlendiği, kaza yapanın davacının arkadaşı olduğu, dava konusu araçta hatıra binaen bulunduğu ve müterafik kusuru olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından, maddi tazminat miktarından %25 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.953,5 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, maluliyet tazminatının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacının, dava dışı T. D.'e ait ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada 03.10.2008 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, anılan aracın trafik sigorta poliçesinin bulunmadığı, bu nedenle davalıya başvurduğu, davalı tarafından kendisine 12.11.2010 tarihinde 20.223 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, trafik sigorta poliçesi yaptırmadan aracını trafiğe çıkaran dava dışı kişi ile davacının arkadaş oldukları, davacının hatır amaçlı olarak kaza yapan araçta taşındığı, sürücünün alkollü olduğu, kendisi de alkollü olan davacının bu durumu bilerek araca bindiği ve sonra kazanın meydana geldiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, tam zararının karşılanmadığını, ibranamenin müzayaka altında imzalandığını ileri sürmüş, davalı ise, davacı zararının ödendiğini, ibraname alındığını, bir alacağının kalmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlığın çözümlenmesi için, öncelikle davalının yaptığı ödemenin 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca geçerli bir ödeme olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Kanun'un bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Somut olayda davacı taraf, zararının tam ödenmediğini, ibranamenin geçerli bulunmadığını işbu dava ile süresinde ileri sürmüştür. Çekişme, ibraname tarihi itibariyle davalının, davacının gerçek zararını ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yapılan inceleme yeterli olmadığı gibi karar da doğru değerlendirmeler içermemektedir. Davacının, kaza sonrasında % 65 oranında malul kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, davacının maluliyet oranının tespitine ilişkin Bursa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen bu rapor, denetime elverişli olmadığı gibi tedavi gördüğü Uludağ Üniversitesi tıbbi kayıtlarının değerlendirilmesini de içermemektedir.
Ayrıca, davacının maluliyetinin ve oranının uyuşmazlık konusu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını da tam olarak açıklamamaktadır. Öte yandan, davalının yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi tarihi ve şekli de yanlış olmuştur. Zira, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle davacı gerçek zararının belirlenmesi, yapılan ödemenin buna göre yerinde olup olmadığı incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde rapor tarihi itibariyle inceleme yapılması, davalı ödemesinin bu tarihe göre uyarlanması yerinde görülmemiştir. Keza, hatır taşıması ve davacının sürücüsü alkol almış olan araca bilerek bindiği dikkate alınıp, somut olaya uygulanması gereken 818 BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca somut olayın diğer özellikleri de değerlendirilerek tespit edilen nihai tazminattan daha fazla bir oranda indirim yapılması gerekirken % 25 oranında indirim yapılması da yanlış olmuştur.
Ayrıca, davacı gerçek zararı belirlenirken, 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddesi uyarınca yapılan indirim sonrası gerçek zarar bulunup, davalı ödemesinin bundan sonra mahsubu gerekirken, yazılı şekilde önce davalı ödemesi mahsup edilip, sonra indirim yapılması da doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, davalı vekilinin itirazları da dikkate alınıp, SSK Çalışma Tüzüğü hükümleri çerçevesinde davacı zarar görenin maluliyet oranın tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu’ndan denetime uygun rapor alınması, yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı gibi hususlar dikkate alınarak, davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle gerçek zararının belirlenmesi, yukarıda açıklandığı şekilde mülga 818 sayılı BK'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca uygun indirim yapılması, davalının ödemesinin yerinde olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi, yerinde olmadığının kabulü halinde, davalının ödemesinin mahsubu ile kalan kısmının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101641800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz