Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1742 E. 2013/2434 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükümsüzlüğün tespiti↗ ihtirazi kayıt↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ içtihadı birleştirme kararı↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da geçersizlik taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi
gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak hüküm doğurmak üzere hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava taraflar arasındaki sözleşmenin batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup,mahkemece sözleşmedeki gelir paylaşımına ilişkin maddelerin genel ahlaka aykırı olması nedeniyle sözleşmenin ileriye yönelik olarak hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun .../1.ve .... maddesi uyarınca "Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbestçe tayin olunabilir. Kanunun kat'i surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet, ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir". Aynı kanunun 20. maddesine göre de "Bir akdin mevzuu gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır". Anılan hüküm uyarınca, aktin yapıldığı sırada objektif olarak imkansız olması hukuka yahut ahlaka aykırı olması durumunda akit batıl olacaktır.
Somut olayda davacı, sözleşmenin yapılması aşamasındaki paylaşımın %95-%5 dahilinde olduğunu, kendisinin bu konudaki tecrübesizliği nedeniyle paylaşımın bu şekilde gösterildiğini, sözleşmenin süresi de değerlendirildiğinde bu şekilde devamının kendisi için dayanılmaz hale geldiğini ileri sürmektedir. Mahkemece sözleşmenin genel ahlaka aykırı olduğu kabul edilmiş ise de, 14.01.1948 tarih ve E/30- K/... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kanun ve ahlaka aykırılığın belirlenmesinde ülkenin genel ahlak telakkilerinin göz önünde tutulması gerekir.
Bu durumda, mahkemece, hükümsüzlüğü istenen sözleşmenin paylaşıma ilişkin hükümlerinin serbetçe kararlaştırıldığı, kanuna ve ahlaka aykırı bulunmadığı ve ayrıca da sözleşmenin taraflarca yaklaşık ... yıl boyunca uygulandıktan sonra geçersizliğinin ileri sürülmesinin MK'nın .... maddesine aykırı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9624 E. 2011/2059 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · gecikme faizi · akdi faiz · butlan · emredici hüküm · kira sözleşmesi · cezai şart · kamu düzeni
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece sözleşmede yer alan günlük %5 «gecikme faizi» uygulanacağına ilişkin düzenlemenin «mutlak butlan» ile malul olduğunun kabulü ile daha makul bir «temerrüt faizinin» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait «defterlerde» davacıya 28.412,99 YTL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 YTL’nın 08.06.2006 tarihinden itibaren günlük %5 «akdi faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «cezai şart» isteminin reddine karar verilmiştir.
Yasa koyucu, borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemekle (BK’nun 19/1.) birlikte, bunun sınırlarını «emredici» kurallara, ahlaka (adaba) yada «kamu düzenine» veya kişisel haklara aykırı bulunmama olarak (BK 19/2) belirlemiştir.
Bu durumda yukarıda değinilen ilke ve olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmede yer alan günlük %5 oranında «gecikme faizinin» geçerli olamayacağı ve «butlan» kapsamına gireceği açıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5797 E. 2011/16679 K.
Ortak:geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da «geçersizlik» taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesi gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir «ihtirazi kayıt» konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak …
Bu durumda, mahkemece, hükümsüzlüğü istenen sözleşmenin paylaşıma ilişkin hükümlerinin serbetçe kararlaştırıldığı, kanuna ve ahlaka aykırı bulunmadığı ve ayrıca da sözleşmenin taraflarca yaklaşık ... yıl boyunca uygulandıktan sonra «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin MK'nın .... maddesine aykırı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalının imzaladığı sözleşmede düzenlenen «cezai şart» yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan «geçersiz» olup, buna göre mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda2- Dava, «taşıma sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu ve «cezai şartın» miktarını belirlemede özgür iseler de, bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalının imzaladığı sözleşmede düzenlenen «cezai şart» yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan «geçersiz» olup, buna göre mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… gerek ferden gerek başka bir şirket unvanı altında davacı adına taşıma işleri yaptığı şahıs veya firmaların taşıma işlerini üstlenemeyeceği, aksi halde 10.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceği” düzenlenmiş olup, davalı tarafından davacı adına taşınan öğrencilerin sözleşmenin feshinden sonra taşınmaya devam edildiği ileri sürülerek, cezai şartın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1123 E. 2022/6933 K.
Ortak:geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da «geçersizlik» taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesi gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir «ihtirazi kayıt» konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak …
Bu durumda, mahkemece, hükümsüzlüğü istenen sözleşmenin paylaşıma ilişkin hükümlerinin serbetçe kararlaştırıldığı, kanuna ve ahlaka aykırı bulunmadığı ve ayrıca da sözleşmenin taraflarca yaklaşık ... yıl boyunca uygulandıktan sonra «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin MK'nın .... maddesine aykırı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı ...’in «lehtar», davalı ...’in «hamil» olduğu, ...in “senedin müvekkiline dava dışı...tarafından borçlarına karşı verildiğini, kendisinin de İnternet ... devir borcu ile, bir kısım borçlarına karşılık diğer davalıya verdiğini” ileri sürdüğü, ...’in de diğer davalının savunmasını doğrulayarak “Nadir tarafından bir kısım vadeli çekler verildiğini, ancak ban... «ibraz» edilmemesi, durumunun iyi olmadığını söyleyerek çekleri iade ettiğini, beş adet «çek» karşılığında davaya konu senedi verdiğini” savunduğu, davacının, “dava konusu senedin adam öldürme eylemine aracılık ilişkisinden ve eylemin bedelinin tahsili amacına yönelik düzenlendiğini, bu nedenle de «geçersiz» olduğunu” ileri sürdüğü, davacı ve...’in Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde, davacının eşinin öldürülmesi davasında azmettirici sıfatıyla mahkum edildiği, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde de senedin davacı tarafından bu amaçla dava dışı...’e verildiği ve...’in de Nadir'e verdiğinin açıklandığı, tanzim tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 20. maddesinde “Bir akdin mevzuu gayrı mümkün veya gayrı muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır”, 65. maddesinde “Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi «istirdada» mahal yoktur.” hükümlerinin düzenlendiği, ahlaka aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu ve ahlaka aykırı bir amaç elde etmek için verilen şeyin iadesinin istenemeyeceği, mahkemenin “senedin davacının eşinin öldürülmesi karşılığında açık senet olarak alındığına” dair gerekçesinin taraflarca «istinaf yoluna başvurulmadığından» kesinleştiği, esasen Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında da...tarafından bu hususun beyan edildiği, gerekçeli kararda da açıklandığı, 818 sayılı BK'nın 20. maddesi gereğince, ahlaka aykırı bir amaçla düzenlendiği sabit olan senedin, «mutlak butlanla» batıl olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının icra takibine konu 30.08.2006 tanzim, 30.10.2006 «vade» tarihli 200.000.-TL bedelli senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, davalıların kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı lehine tazminata …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyetli hamil · mutlak butlan · butlan · lehtar · iyiniyet · ciro · hamil · keşideci
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı ...’in «lehtar», davalı ...’in «hamil» olduğu, ...in “senedin müvekkiline dava dışı...tarafından borçlarına karşı verildiğini, kendisinin de İnternet ... devir borcu ile, bir kısım borçlarına karşılık diğer davalıya verdiğini” ileri sürdüğü, ...’in de diğer davalının savunmasını doğrulayarak “Nadir tarafından bir kısım vadeli çekler verildiğini, ancak ban... «ibraz» edilmemesi, durumunun iyi olmadığını söyleyerek çekleri iade ettiğini, beş adet «çek» karşılığında davaya konu senedi verdiğini” savunduğu, davacının, “dava konusu senedin adam öldürme eylemine aracılık ilişkisinden ve eylemin bedelinin tahsili amacına yönelik düzenlendiğini, bu nedenle de «geçersiz» olduğunu” ileri sürdüğü, davacı ve...’in Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde, davacının eşinin öldürülmesi davasında azmettirici sıfatıyla mahkum edildiği, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde de senedin davacı tarafından bu amaçla dava dışı...’e verildiği ve...’in de Nadir'e verdiğinin açıklandığı, tanzim tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 20. maddesinde “Bir akdin mevzuu gayrı mümkün veya gayrı muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır”, 65. maddesinde “Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi «istirdada» mahal yoktur.” hükümlerinin düzenlendiği, ahlaka aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu ve ahlaka aykırı bir amaç elde etmek için verilen şeyin iadesinin istenemeyeceği, mahkemenin “senedin davacının eşinin öldürülmesi karşılığında açık senet olarak alındığına” dair gerekçesinin taraflarca «istinaf yoluna başvurulmadığından» kesinleştiği, esasen Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında da...tarafından bu hususun beyan edildiği, gerekçeli kararda da açıklandığı, 818 sayılı BK'nın 20. maddesi gereğince, ahlaka aykırı bir amaçla düzenlendiği sabit olan senedin, «mutlak butlanla» batıl olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının icra takibine konu 30.08.2006 tanzim, 30.10.2006 «vade» tarihli 200.000.-TL bedelli senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, davalıların kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı lehine tazminata …
Mahkemenin kabulüne göre de dava konusu senet ahlaka aykırı bir amaçla davacı «keşideci» tarafından düzenlendikten sonra boş olarak dava dışı......’ya verilmiş, Metin ... tarafından «lehtar» kısmı doldurulup ...’ne, ondan da «ciro» yoluyla davalı ...’a geçirilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 690. maddesi yollamasıyla 599. maddesi uyarınca borçlu, senet metninden anlaşılmayan şahsi defileri, «hamilin» senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunu kanıtlamadıkça «iyiniyetli hamile» karşı ileri süremez.
Davalılardan senet «hamili» ...’un dava konusu bonoyu davalı ...’nden «ciro» yoluyla devralıp davacıya karşı icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4311 E. 2015/11343 K.
Ortak:hakkaniyet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da «geçersizlik» taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesi gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir «ihtirazi kayıt» konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin «hakkaniyete» aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak …
Benzer bu karardaSözleşmede öngörülen «rekabet yasağı»; ancak işçinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · sözleşme özgürlüğü · hizmet akdi · müşteri portföyü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davalının imzaladığı «hizmet akdinin» «rekabet yasağına» ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı (Tüm Türkiye sınırlarını) kapsaması ve sözleşmede yer alan davacı şirketin faaliyet alanının tüm inşaat sektörünü ilgilendirmesi nedeniyle yukarıda açıklanan «çalışma özgürlüğüne», akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olup, bu nedenle «haksız rekabete» ilişkin sözleşme hükmünün batıl sayılması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının, davacı firmada çalıştığı süre boyunca vakıf olduğu «üretim sırları», «müşteri portföyü» gibi bilgileri «haksız rekabete» sebebiyet verir şekilde kullandığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
818 Sayılı BK'nın 348. ve devamındaki maddelerde ise «haksız rekabetin» özel bir şekli olarak işçi ve işveren arasındaki hizmet akitlerinin devamı ve hitamında «rekabet yasağına» ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1461 E. 2017/4271 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · müşteri portföyü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · şirket zararı · oy yasağı · olumsuz oy
Benzer bu karardaDavalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet kârlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl süre ile rekabet etmeme sorumluluğunun bulunduğu, buna aykırı davrandığı ve bu nedenle davacı «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1742 E. , 2013/2434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08...2011 tarih ve 2009/125-2011/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ...'in mirasçısı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında 1999 yılında yapılan edisyon sözleşmesiyle müvekkilinin hak sahibi olduğu eserlerin pazarlanması ve bu faaliyetten elde edilen gelirin %95'inin davalı şirkete, %5'inin ise davacıya ait olacağının kararlaştırıldığını, oysa gerek ... dışında gerek Türkiye'de bu tür sözleşmelerde editör-eser sahibi paylaşım oranlarının ortalama %30 editör, %70 eser sahibi şeklinde olduğunu, müvekkilinin bilgisizliği ve tecrübesizliği nedeniyle sözleşmenin bu şekilde yapıldığını, sözleşmenin bu hükmünün hukukun emredici kurallarına, ahlaka ve insan haklarına aykırı olduğunu, öte yandan sözleşmenin süresinin de kabul edilemeyecek kadar uzun olduğunu ileri sürerek, Borçlar Kanunu'nun ...
ve 20. maddeleri ile Medeni Kanun'un .... maddesi uyarınca 6/9/1999 tarihli sözleşmenin bütün olarak hükümsüzlüğünün tespitine, bu mümkün olmazsa belirtilen hükümlerinin batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ''sözleşmenin imzalanmasından ... yıl geçtikten sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, irade fesadının bulunmadığını, sözleşme gereği davacıya önemli miktarda ödeme yapıldığı, hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden bu ödemeleri tahsil eden davacının şimdi bilgisiz olduğunu ileri süremeyeceğini, sözleşmenin kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde bulunmadığını, sözleşme konusu ... tarafından üretilen eserlerin klasik müzik olması nedeniyle Türkiye' de dinleyicisinin az olduğunu' savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, Borçlar Kanunu'nun ... ve 20. maddelerine dayalı hükümsüzlük ya da geçersizlik taleplerinin her zaman ileri sürülebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.... maddesindeki düzenlemenin davacının ekonomik varlığını ve geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte bir hüküm olup, davacının 50 yıldan fazla bir süre daha davalıya bağımlı olmasının ve sektörel rayiçlere göre %60-%70 pay alması gerekirken davacıya %5 gibi sembolik bir pay ödenmesinin sözleşme konusu eserlerden elde edilen gelirin neredeyse tamamına davalının sahip olması anlamına geleceği, bunun genel ahlaka aykırı olduğu, sözleşmenin bu en önemli paylaşma hükmünün geçersizliğinin tespiti halinde diğer hükümlerinin ayakta kalmasının mümkün bulunmadığından sözleşmenin tamamının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi
gerektiği, ancak sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın alınması ve sözleşmenin bu kadar süre uygulanmasından sonra geriye doğru hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne taraflar arasındaki 06/09/1999 tarihindeki sözleşmenin tamamının dava tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak hüküm doğurmak üzere hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava taraflar arasındaki sözleşmenin batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup,mahkemece sözleşmedeki gelir paylaşımına ilişkin maddelerin genel ahlaka aykırı olması nedeniyle sözleşmenin ileriye yönelik olarak hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun .../1.ve .... maddesi uyarınca "Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbestçe tayin olunabilir. Kanunun kat'i surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet, ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir". Aynı kanunun 20. maddesine göre de "Bir akdin mevzuu gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır". Anılan hüküm uyarınca, aktin yapıldığı sırada objektif olarak imkansız olması hukuka yahut ahlaka aykırı olması durumunda akit batıl olacaktır.
Somut olayda davacı, sözleşmenin yapılması aşamasındaki paylaşımın %95-%5 dahilinde olduğunu, kendisinin bu konudaki tecrübesizliği nedeniyle paylaşımın bu şekilde gösterildiğini, sözleşmenin süresi de değerlendirildiğinde bu şekilde devamının kendisi için dayanılmaz hale geldiğini ileri sürmektedir. Mahkemece sözleşmenin genel ahlaka aykırı olduğu kabul edilmiş ise de, 14.01.1948 tarih ve E/30- K/... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kanun ve ahlaka aykırılığın belirlenmesinde ülkenin genel ahlak telakkilerinin göz önünde tutulması gerekir.
Bu durumda, mahkemece, hükümsüzlüğü istenen sözleşmenin paylaşıma ilişkin hükümlerinin serbetçe kararlaştırıldığı, kanuna ve ahlaka aykırı bulunmadığı ve ayrıca da sözleşmenin taraflarca yaklaşık ... yıl boyunca uygulandıktan sonra geçersizliğinin ileri sürülmesinin MK'nın .... maddesine aykırı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484537500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz