Kurum kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5822 E. 2023/327 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ muvafakat↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasıyla davacının "SULTAN" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresinde geçen SULTANBEYLİ bir ilçe adını taşımakla beraber kapsamındaki emtialarla birlikte ele alındığında aynı sınıfta tescilli olan davacının SULTAN ibareli markalarına yaklaşıldığı, ET&BALIK ibaresinin asli değil tali unsur olarak yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29 uncu sınıftaki mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "SULTAN" ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2018-M-240 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2016/85511 sayılı marka tescil edildiğinden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının benzer olmadığını, dava konusu markanın İstanbul'da bulunan bir ilçe ismi, itiraza mesnet markaların ise hem kız ismi hem de hükümdar, padişah anlamlarına geldiğini, zayıf marka olduğunu, Mahkemece bu husus üzerinde durulmadığını, karıştırılma ihtimalinin olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararı ile çelişen bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, "SULTANBEYLİ" ibaresinin coğrafi işaret olmadığını ve markanın yardımcı unsurlarla birlikte tescil edildiğini, anılan ibarenin özel bir isim olup hecelerine ayrılarak davacı markalarına benzetilmeye çalışılmasının doğru olmadığını, taraf markalarının benzer bulunmadığını, içinde "sultan" ibaresi geçen tüm markaların davacının tekelinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruya konu markada asıl unsur olarak yer alan "Sultanbeyli" ibaresinin İstanbul'da bulunan bir ilçenin adı olduğu, başvuru markasının bu haliyle ortalama tüketici nezdinde davacının “Sultan” ibareleri markalarından tamamen farklı olan bir algıya yol açacağı, bu nedenle taraf markalarını ortak unsur olarak içerdikleri “Sultan” ibaresinden hareketle benzer kabul etmenin mümkün olmadığı, davacının başvuruya konu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden olduğunu savunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 E., 1999/9590 K. sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 E., 2000/2998 K. sayılı kararlarında, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağının tartışıldığı ve neticeten tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “Ankara Pazarları”, “Restaurant İstanbul”, “İzmir Rakısı” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceğinin kabul edildiği, doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığının kabul edildiği, ayrıca aynı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların, (f) bendinde ise mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markaların tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka başvurusuna konu işaretin tek başına bir ilçe ismi olan “Sultanbeyli” olmayıp kullanılacağı mal ile birlikte “SULTANBEYLİ ET & BALIK” olması , “Sultanbeyli” denildiğinde akla hemen 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin gelmemesi ve dosyada Sultanbeyli İlçesi'nin 29 uncu sınıfta yer alan mallarla ünlü bir yer olduğu yönünde delillerin de bulunmaması karşısında dava konusu markanın tescili yönünden yukarıda belirtilen KHK hükümleri uyarınca mutlak red nedeni bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın ortalama tüketici tarafından müvekkilinin “Sultan” ibareli seri markalarından biri olarak veyahut bu markaların yeni bir versiyonu gibi algılanacağını, bu nedenle taraf marka işaretlerinin benzer olduğunu, uyuşmazlık konusu 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve söz konusu malları almak için ayırdıkları zaman da gözetilecek olursa iltibasın kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinin de iltibası artıran bir etken olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda, müvekkilinin “Sultan” ibareli markalarıyla üçüncü kişilere ait “BAĞ SULTAN”, “MİR SULTAN”, "SULTANELİ", "İPEK SULTAN" ve "SULTAN BOHÇASI" ibareli markaların benzer bulunduğunu ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrası ile aynı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12876 E. 2010/4172 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · ziya
Benzer bu kararda… birisi olması nedeniyle Bodrum’da tatil yapan yerli ve yabancı turistlerin rakı malı üzerinde “Bodrum Rakısı” markasını görmeleri halinde sözkonusu ibareyi markadan «ziyade» coğrafi kaynak bildiren bir işaret olarak algılayacakları, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a ve c bentleri kapsamında reddi gerektiği, 7/1-f bendi kap …
… n sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka «tanımını» içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcü …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4953 E. 2011/8160 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın «ortalama tüketici» tarafından müvekkilinin “Sultan” ibareli seri markalarından biri olarak veyahut bu markaların yeni bir versiyonu gibi algılanacağını, bu nedenle taraf marka işaretlerinin benzer olduğunu, «uyuşmazlık konusu» 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve söz konusu malları almak için ayırdıkları zaman da gözetilecek olursa «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinin de iltibası artıran bir etken olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda, …
… ısı belirtilen kararı ile davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasıyla davacının "SULTAN" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresinde geçen SULTANBEYLİ bir ilçe adını taşımakla beraber kapsamındaki emtialarla birlikte ele alındığında …
… ilen kararı ile başvuruya konu markada asıl unsur olarak yer alan "Sultanbeyli" ibaresinin İstanbul'da bulunan bir ilçenin adı olduğu, başvuru markasının bu haliyle «ortalama tüketici» nezdinde davacının “Sultan” ibareleri markalarından tamamen farklı olan bir algıya yol açacağı, bu nedenle taraf markalarını ortak unsur olarak içerdikleri “Sultan …
Benzer bu kararda2) Davacı adına “SULTAN” ibareli markanın tek ve esaslı unsur olarak TPE nezdinde 30. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olması nedeniyle «uyuşmazlık konusu» “SULTAN BOHÇASI” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 8/1-b bendi hükmü bakımından özellikle başvuru kapsamındaki 30.05 alt grupta yer alan ürünlerde «iltibas» tehlikesi yaratacağı gözetilmeksizin bu alt grup yönünden davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… asında benzerlik bulunmadığı, davacı markalarındaki “Hitit Güneşi Şekli” ve “SULTAN” kelimesinin sonundaki “İ” harfinin, “ETİ” ibaresi ve ambalaj şeklinin markalara «ayırt edicilik» sağladığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik
Benzer bu kararda… asında benzerlik bulunmadığı, davacı markalarındaki “Hitit Güneşi Şekli” ve “SULTAN” kelimesinin sonundaki “İ” harfinin, “ETİ” ibaresi ve ambalaj şeklinin markalara «ayırt edicilik» sağladığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17903 E. 2013/15823 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra hukuk mahkemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, Sultanbeyli İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/91 Esas sayılı dosyası, Adli Tıp Kurumu raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinde alınan raporların yeterli olduğu, yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13474 E. 2011/16637 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasıyla davacının "SULTAN" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresinde geçen SULTANBEYLİ bir ilçe adını taşımakla beraber kapsamındaki emtialarla birlikte ele alındığında …
Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın «ortalama tüketici» tarafından müvekkilinin “Sultan” ibareli seri markalarından biri olarak veyahut bu markaların yeni bir versiyonu gibi algılanacağını, bu nedenle taraf marka işaretlerinin benzer olduğunu, «uyuşmazlık konusu» 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve söz konusu malları almak için ayırdıkları zaman da gözetilecek olursa «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinin de iltibası artıran bir etken olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda, …
… ilen kararı ile başvuruya konu markada asıl unsur olarak yer alan "Sultanbeyli" ibaresinin İstanbul'da bulunan bir ilçenin adı olduğu, başvuru markasının bu haliyle «ortalama tüketici» nezdinde davacının “Sultan” ibareleri markalarından tamamen farklı olan bir algıya yol açacağı, bu nedenle taraf markalarını ortak unsur olarak içerdikleri “Sultan …
Benzer bu kararda… asında benzerlik bulunmadığı, davacı markalarındaki “Hitit Güneşi Şekli” ve “SULTAN” kelimesinin sonundaki “İ” harfinin, “ETİ” ibaresi ve ambalaj şeklinin markalara «ayırt edicilik» sağladığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı …
Mahkemece markaların 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2011 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu durumda, taraf markaları arasında ortalama alıcılar ve tüketiciler nezdinde birbiri ile «iltibas» yaratma, aynı «ticari işletme» veya gruba ait birbiri ile bağlantılı markalar olarak algılanma ihtimali bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… asında benzerlik bulunmadığı, davacı markalarındaki “Hitit Güneşi Şekli” ve “SULTAN” kelimesinin sonundaki “İ” harfinin, “ETİ” ibaresi ve ambalaj şeklinin markalara «ayırt edicilik» sağladığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı ve «ortalama tüketiciler» tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı …
Bu durumda, taraf markaları arasında ortalama alıcılar ve tüketiciler nezdinde birbiri ile «iltibas» yaratma, aynı «ticari işletme» veya gruba ait birbiri ile bağlantılı markalar olarak algılanma ihtimali bulunmaktadır.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6440 E. 2024/2558 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ısı belirtilen kararı ile davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasıyla davacının "SULTAN" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresinde geçen SULTANBEYLİ bir ilçe adını taşımakla beraber kapsamındaki emtialarla birlikte ele alındığında …
Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın «ortalama tüketici» tarafından müvekkilinin “Sultan” ibareli seri markalarından biri olarak veyahut bu markaların yeni bir versiyonu gibi algılanacağını, bu nedenle taraf marka işaretlerinin benzer olduğunu, «uyuşmazlık konusu» 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve söz konusu malları almak için ayırdıkları zaman da gözetilecek olursa «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinin de iltibası artıran bir etken olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda, …
… ilen kararı ile başvuruya konu markada asıl unsur olarak yer alan "Sultanbeyli" ibaresinin İstanbul'da bulunan bir ilçenin adı olduğu, başvuru markasının bu haliyle «ortalama tüketici» nezdinde davacının “Sultan” ibareleri markalarından tamamen farklı olan bir algıya yol açacağı, bu nedenle taraf markalarını ortak unsur olarak içerdikleri “Sultan …
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde, dava konusu marka ile itiraz sahibinin markası arasında benzerlik bulunmayıp «iltibas» tehlikesinin mevcut olmadığını, tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, «kötü niyet» iddiasının tamamen asılsız bir iddia olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… PATENT'de müvekkillerinin hak sahibi olduğu 63 adet marka tescilinin bulunduğunu, söz konusu “HAFSA SULTAN” ibaresinin tescil edilmesi halinde, mevcut markaları ile «iltibas» oluşacağından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkrası gereği başvurunun Kurum tarafından reddedilmes …
… ceği, her somut olayın kendi koşullarında incelenmesi gereği “HAFSA SULTAN” ibaresinin bir bütün olarak esas unsur teşkil eden, tarihi bir karakterin ismi olması ve «ayırt ediciliği» düşük olan “SULTAN” ibaresiyle karşılaşan «ortalama tüketicinin» görmüş olduğu her “SULTAN” kelimesini aynı marka ile çağrıştırmayacağı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · ayırt edicilik · ilan
Benzer bu kararda… enzer nitelikteki “HAFSA SULTAN+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvurduğunu, 2017/122934 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde «ilanı» üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi ta …
Şti.’nin en büyük hissedarı ve «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, itiraza konu markaların kullanım haklarının Sultan Et ve Gıda Üretim Tic. ve Paz.
… ceği, her somut olayın kendi koşullarında incelenmesi gereği “HAFSA SULTAN” ibaresinin bir bütün olarak esas unsur teşkil eden, tarihi bir karakterin ismi olması ve «ayırt ediciliği» düşük olan “SULTAN” ibaresiyle karşılaşan «ortalama tüketicinin» görmüş olduğu her “SULTAN” kelimesini aynı marka ile çağrıştırmayacağı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5822 E. , 2023/327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK), Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “Sultan” ibareli markaların sahiplerinden biri olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2016/85511 sayılı, “SULTANBEYLİ ET&BALIK” ibareli marka başvurusuna, iltibas, önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilince dayanılan vakıaların başvuru markasının tesciline engel teşkil eder nitelikte olduğunu, ayrıca başvuru markasına konu işaretin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre de marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden olduğunu ileri sürerek davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında Mahkemece davacı tarafça itiraza mesnet markaların diğer sahiplerinin de davaya muvafakati ve katılımı sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2006 yılında İstanbul'un Sultanbeyli İlçesi'nde "Sultanbeyli Balıkçısı" ünvanlı işletmeyi kurduğunu, daha sonra bu işletmeyi büyüterek et-balık satışı ve restoran haline getirdiğini, dava konusu markadaki "Sultanbeyli" ibaresinin müvekkilinin burada hizmet vermesi nedeniyle seçildiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı markalarından önce tescil edilen "Sultan" ibareli markaların bulunduğunu, anılan ibarenin harcı alem olup kimsenin tekeline verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasıyla davacının "SULTAN" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresinde geçen SULTANBEYLİ bir ilçe adını taşımakla beraber kapsamındaki emtialarla birlikte ele alındığında aynı sınıfta tescilli olan davacının SULTAN ibareli markalarına yaklaşıldığı, ET&BALIK ibaresinin asli değil tali unsur olarak yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29 uncu sınıftaki mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "SULTANBEYLİ ET&BALIK" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "SULTAN" ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2018-M-240 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2016/85511 sayılı marka tescil edildiğinden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının benzer olmadığını, dava konusu markanın İstanbul'da bulunan bir ilçe ismi, itiraza mesnet markaların ise hem kız ismi hem de hükümdar, padişah anlamlarına geldiğini, zayıf marka olduğunu, Mahkemece bu husus üzerinde durulmadığını, karıştırılma ihtimalinin olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararı ile çelişen bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, "SULTANBEYLİ" ibaresinin coğrafi işaret olmadığını ve markanın yardımcı unsurlarla birlikte tescil edildiğini, anılan ibarenin özel bir isim olup hecelerine ayrılarak davacı markalarına benzetilmeye çalışılmasının doğru olmadığını, taraf markalarının benzer bulunmadığını, içinde "sultan" ibaresi geçen tüm markaların davacının tekelinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruya konu markada asıl unsur olarak yer alan "Sultanbeyli" ibaresinin İstanbul'da bulunan bir ilçenin adı olduğu, başvuru markasının bu haliyle ortalama tüketici nezdinde davacının “Sultan” ibareleri markalarından tamamen farklı olan bir algıya yol açacağı, bu nedenle taraf markalarını ortak unsur olarak içerdikleri “Sultan” ibaresinden hareketle benzer kabul etmenin mümkün olmadığı, davacının başvuruya konu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden olduğunu savunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 E., 1999/9590 K.
sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 E., 2000/2998 K. sayılı kararlarında, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağının tartışıldığı ve neticeten tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “Ankara Pazarları”, “Restaurant İstanbul”, “İzmir Rakısı” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceğinin kabul edildiği, doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığının kabul edildiği, ayrıca aynı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların, (f) bendinde ise mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markaların tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka başvurusuna konu işaretin tek başına bir ilçe ismi olan “Sultanbeyli” olmayıp kullanılacağı mal ile birlikte “SULTANBEYLİ ET & BALIK” olması , “Sultanbeyli” denildiğinde akla hemen 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin gelmemesi ve dosyada Sultanbeyli İlçesi'nin 29 uncu sınıfta yer alan mallarla ünlü bir yer olduğu yönünde delillerin de bulunmaması karşısında dava konusu markanın tescili yönünden yukarıda belirtilen KHK hükümleri uyarınca mutlak red nedeni bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın ortalama tüketici tarafından müvekkilinin “Sultan” ibareli seri markalarından biri olarak veyahut bu markaların yeni bir versiyonu gibi algılanacağını, bu nedenle taraf marka işaretlerinin benzer olduğunu, uyuşmazlık konusu 29 uncu sınıfta yer alan ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve söz konusu malları almak için ayırdıkları zaman da gözetilecek olursa iltibasın kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinin de iltibası artıran bir etken olduğunu, daha önce yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda, müvekkilinin “Sultan” ibareli markalarıyla üçüncü kişilere ait “BAĞ SULTAN”, “MİR SULTAN”, "SULTANELİ", "İPEK SULTAN" ve "SULTAN BOHÇASI" ibareli markaların benzer bulunduğunu ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrası ile aynı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/895884700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz