Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18168 E. 2014/7056 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkarma↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ el koyma↗ ortaklıktan çıkarılma↗ genel kurul kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ cezai şart↗ hak düşürücü süre↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ limited şirket↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirket genel kurul kararlarının iptali için açılacak olan davaların 3 aylık hak düşürücü sürede açılmasının gerektiği, davacının iptalini istediği kararın 10.11.2006 tarihinde alındığı, davanın ise 27.02.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak alınan ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin ortağı olan davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı ortaklar kurulu toplantısında ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Mülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın temerrüt faizini ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir. Davacı hakkında bu madde hükmüne dayalı olarak ortaklıktan çıkarma kararı alınmıştır. Davacının bu karara karşı dava açma hakkı mevcut olup, şahsı hakkında alınıp, şahsi hukukunu doğrudan etkileyen ve haklarını ortadan kaldırıcı nitelikteki bu karara karşı davacının dava hakkını kullanabilmesi için toplantıda hazır bulunmayan davacıya bu kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, dava açma süresi de davacıya yapılacak tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. Somut olayda, davaya konu çıkarma kararının davacıya tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda davacının şahsına ilişkin olarak alınan ortaklar kurulu kararının iptali konusunda açılan işbu davada hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşıldığından mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken somut olayın açıklanan özelliği nazara alınmadan 3 aylık hak düşürücü sürenin toplantı tarihinden itibaren başlatılması sonucu dava tarihi itibariyle sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10344 E. 2012/5653 K.
Ortak:ortaklıktan çıkarma · el koyma · ortaklıktan çıkarılma · temerrüt faizi · ihtar · temerrüt · dava şartı
İncelediğiniz karardaMülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye «koyma» borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın «temerrüt faizini» ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir.
Davalı şirketin ortağı olan davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı «ortaklar kurulu» toplantısında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
2- Dava, davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin olarak alınan «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece de bu talep yönünden davalı ...'in şirketten çıkarılmasına karar verilmiş ve diğer talepler yönünden davacı taraf kararı temyiz etmemiştir.TTK'nın 529. maddesinde,"Sermaye «koyma» borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortak, «temerrüt faizini» ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükelleftir.
Mahkemece, davalı ...'in şirketin %50 «payı» ile ortak olduğu, anasözleşme ile belirlenen süre içinde sermaye borcunu şirkete ödemediği, usulüne uygun olarak tanzim ve tebliğ edilen «ihtarnamelere» rağmen verilen süre içinde sermaye borcunu ödemeyerek «temerrüde» düştüğü, TTK'nın 529. maddesi, celbedilen «ticaret sicili» kayıtları, ihtarnameler ve yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre, davalı ...'in şirket «ortaklığından çıkarılma» şartlarının gerçekleştiği kanaatiyle davanın kabulüne, davalının Zonguldak Ata Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Ticaret Ltd.
Noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye «koyma» borcunu ödemeyen ortak şirketten çıkarılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · bilirkişi incelemesi · kâr payı · ticaret sicili
Benzer bu karardaDolayısıyla «ortaklıktan çıkarma» davası şirket tarafından, sermaye «koyma» borcunu yerine getirmeyen ortağa karşı açılabileceği ve «husumet ehliyeti» re'«sen gözetilmesi» gereken bir husus olduğu için mahkemece, anılan iddia ve talep yönünden davacının «aktif husumet ehliyeti» olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile anılan istemin kabulü yolunda hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davalı ...'in şirketin %50 «payı» ile ortak olduğu, anasözleşme ile belirlenen süre içinde sermaye borcunu şirkete ödemediği, usulüne uygun olarak tanzim ve tebliğ edilen «ihtarnamelere» rağmen verilen süre içinde sermaye borcunu ödemeyerek «temerrüde» düştüğü, TTK'nın 529. maddesi, celbedilen «ticaret sicili» kayıtları, ihtarnameler ve yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre, davalı ...'in şirket «ortaklığından çıkarılma» şartlarının gerçekleştiği kanaatiyle davanın kabulüne, davalının Zonguldak Ata Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Ticaret Ltd.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaDavalı şirketin ortağı olan davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı «ortaklar kurulu» toplantısında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Mülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye «koyma» borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın «temerrüt faizini» ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davaya konu davalı eyleminin haksız el «koyma» niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13524 E. 2015/2938 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaDavalı şirketin ortağı olan davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı «ortaklar kurulu» toplantısında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Mülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye «koyma» borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın «temerrüt faizini» ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · haciz
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1412 E. 2015/7374 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararının iptali · el koyma · ortaklıktan çıkarılma · genel kurul kararının iptali · ortaklar kurulu kararı · ihtar
İncelediğiniz kararda2- Dava, davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin olarak alınan «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davalı şirketin ortağı olan davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı «ortaklar kurulu» toplantısında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Mülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye «koyma» borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın «temerrüt faizini» ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaÖ. tarafından şirkete «teslim» edilmediğini belirttiği, verilen süreye rağmen 2010 yılı öncesine ait «ticari defterler» sunulmadığından davacının hisse devraldığı tarihte devraldığı hisselerin ne kadar «sermaye taahhüt» borcu bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davalı tarafça her ne kadar davacının üyelikten ihraç edilmesinin dayanağı olarak sermaye «koyma» borcunun yerine getirilmemesi gösterilmiş ise de, davalı kooperatife ait 2010 yılı ve öncesine ait «ticari defterler ibraz» edilmediğinden bu hususun «bilirkişiye incelettirilemediği», dolayısıyla davalı tarafın üzerinde olan ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 15.05.2011 tarihli 2011/4 Karar sayılı davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin ortaklar «genel kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Dava, davacı ortağın şirketten «ıskatına» dair «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 529/2. maddesi "Noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan «ihtara» rağmen sermaye «koyma» borcunu ödemiyen ortak şirketten çıkarılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıskat · ticari defter ibrazı · sermaye taahhüdü · ek mehil · sermaye artırımı · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · ticari defter
Benzer bu karardaÖ. tarafından şirkete «teslim» edilmediğini belirttiği, verilen süreye rağmen 2010 yılı öncesine ait «ticari defterler» sunulmadığından davacının hisse devraldığı tarihte devraldığı hisselerin ne kadar «sermaye taahhüt» borcu bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davalı tarafça her ne kadar davacının üyelikten ihraç edilmesinin dayanağı olarak sermaye «koyma» borcunun yerine getirilmemesi gösterilmiş ise de, davalı kooperatife ait 2010 yılı ve öncesine ait «ticari defterler ibraz» edilmediğinden bu hususun «bilirkişiye incelettirilemediği», dolayısıyla davalı tarafın üzerinde olan ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 15.05.2011 tarihli 2011/4 Karar sayılı davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» ilişkin ortaklar «genel kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin 2010 ve önceki yıllara ait «ticari defterleri ibraz» etmediği, buna göre davacının hisse devraldığı tarihte devre konu hisselerin ne miktarda «sermaye taahhüt» borcu bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bu yükümünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının şirket lehine «çek» keşide etmek ve şirkete ödemeler yapmak suretiyle sermaye «koyma» borcunu ödediğini iddia etmesi nazara alındığında ispat yükü davacı üzerinde bulunduğu halde, beyyine külfeti ters çevrilmek suretiyle davalının savunmalarını ispa …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda değinilmesi üzere davalı vekiline 2007 yılı ve sonraki yıllara ilişkin şirket «defterlerini» sunması konusunda «mehil» verildiği, ancak davalı vekilinin 2010 yılı ve öncesine ait şirket defterlerinin şirketin eski müdürleri olan davacı ve dava dışı H.
Dava, davacı ortağın şirketten «ıskatına» dair «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18168 E. , 2014/7056 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FETHİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 21/06/2012
NUMARASI 2010/493-2012/420
Taraflar arasında görülen davada Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/06/2012 tarih ve 2010/493-2012/420 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A.. Ç.. ile davalı vekili Av. M.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin A. S. G. ile birlikte 1996 yılında davalı şirketi kurduklarını, ancak anılan ortağın ortaklığın devamı sırasında güvenilmez davranışlarda bulunduğunu, müvekkili adına sahte imzalar atmak suretiyle aldığı kararlar nedeniyle Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak evrakta sahtekarlık suçundan cezalandırıldığını, bu arada anılan ortağın şirketteki bir kısım payını karısına devrederek şirketi kendi istediği gibi idare etmeye başladığını, 01.08.2003 tarihinde usulsüz olarak sermayenin artırılması kararı aldıklarını ve yine usulsüz olarak yapılan 28.11.2006 tarihli toplantıda müvekkili hakkında ortaklıktan çıkarma kararı alındığını, ancak bu kararın iptalinin gerektiğini, A.
S.G.'nun ceza mahkumiyeti uyarınca şirket müdürü gibi işlemde bulunarak toplantı çağrısına yetkili olmadığını ve müvekkiline anılan toplantı için usulüne uygun olarak çağrı yapılmadığını, dava konusu ortaklıktan çıkarma kararının iyi niyet esaslarına aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 28.11.2006 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sermaye artırımına ilişkin borcunu yerine getirmediğinden ortaklıktan çıkarıldığını, buna ilişkin 3 aylık hak düşürücü sürede dava açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirket genel kurul kararlarının iptali için açılacak olan davaların 3 aylık hak düşürücü sürede açılmasının gerektiği, davacının iptalini istediği kararın 10.11.2006 tarihinde alındığı, davanın ise 27.02.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak alınan ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin ortağı olan davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 10.11.2006 tarihli davacının katılmadığı ortaklar kurulu toplantısında ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Mülga TTK'nın 529. maddesinde, sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortağın temerrüt faizini ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle mükellef olduğu, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği düzenlenmiştir.
Davacı hakkında bu madde hükmüne dayalı olarak ortaklıktan çıkarma kararı alınmıştır. Davacının bu karara karşı dava açma hakkı mevcut olup, şahsı hakkında alınıp, şahsi hukukunu doğrudan etkileyen ve haklarını ortadan kaldırıcı nitelikteki bu karara karşı davacının dava hakkını kullanabilmesi için toplantıda hazır bulunmayan davacıya bu kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, dava açma süresi de davacıya yapılacak tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. Somut olayda, davaya konu çıkarma kararının davacıya tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda davacının şahsına ilişkin olarak alınan ortaklar kurulu kararının iptali konusunda açılan işbu davada hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşıldığından mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken somut olayın açıklanan özelliği nazara alınmadan 3 aylık hak düşürücü sürenin toplantı tarihinden itibaren başlatılması sonucu dava tarihi itibariyle sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101627200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz