Grup muafiyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10309 E. 2014/1890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
grup muafiyeti↗ dikey anlaşma↗ rekabet etmeme yükümlülüğü↗ rekabet etmeme yasağı↗ know-how↗ katma değer vergisi (kdv)↗ çalışma hürriyeti↗ rekabet kurulu kararı↗ franchise sözleşmesi↗ rekabet yasağı↗ muafiyet↗ ihtisas mahkemesi↗ tazminat davası↗ oy yasağı↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ıslah↗ taahhütname↗ maddi tazminat↗ kusur↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının haksız rekabetin men'i talebinde de bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden bu talebin konusunun kalmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki franchıse sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet etmeme yasağının ihlal edilip edilmediğinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin 21.09.2009 tarihinde sona erdiği beyan edilmiş ise de davalı tarafın 2009 Ekim, Kasım ve Aralık aylarıyla ilgili ödemeler yaptığı, sözleşmenin bir süre için daha uygulandığı, 01.01.2010 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığı, defter ve kayıtlara göre davacının 1.550.84 TL alacağının belirlendiği, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun şekilde Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/6. maddesi hükmüne göre, rekabet halindeki mal ve hizmetlerle ilgili olması, faaliyette bulunan tesis ile sınırlı bulunması ve know-how'u korumak için zorunlu bulunması şartıyla 1 yıla kadar rekabet etmeme yükümlülüğünün kararlaştırılabileceği, sözleşmenin 8. maddesinde davalıya know-how'un verildiğinin kararlaştırıldığı, 13. maddesinde ise davalının, kendisine devir edilen know-how'u herhangi bir şekilde kullanmayacağını ve kullanılmasına izin vermeyeceğini taahhüt ettiği, işletme biçimi, işletmenin iç mekan ve tasarımı, işletmede kullanılan tüm malzeme, menü fiyat politikası, ürün çeşitleri, işletme tarzı vs bir bütün olarak know-how'u oluşturacağı, davalının faaliyetinin sözleşmenin 8 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, rekabet yasağının çalışma hürriyetiyle ilgisinin olmadığı, aynı işyerinde aynı konseptte aynı işyeri tasarımı kullanılarak ve davacının, davalıya verdiği know-how'a göre ticari faaliyetinin yürütülmesini içerdiği, davalı eyleminin rekabet etme yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının açık kusuru olduğu, eylemin TTK'nın 58 ve BK'nın 49. maddeleri uyarınca manevi tazminatı da gerektirdiği, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle elde ettiği gelirin belirlendiği, davacının ayrıca sözleşmeden kaynaklı alacağının olduğu gerekçesiyle 95.714.13 TL maddi tazminat, 1.550.84 TL bakiye sözleşme alacağı ile 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, 1 yıllık rekabet yasağının başlama süresi ve karar tarihi itibariyle men talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında esas itibariyle davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanımını da içeren 5 yıl süreli franchise sözleşmesi imzalanmış olmasına, uyuşmazlığın bu sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme yasağının ihlali ile bakiye franchise bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmasına, davacının sözleşme sonrasında tescilli markasının unsuru olduğunu iddia ettiği dekorasyonu ile konseptinin kullanıldığını iddia etmesine, anılan iddianın tescilli markayı da kapsar şekilde bir bütün olarak değerlendirilmesinin ihtisas mahkemesince yapılmasının gerekmesine, mahkemenin kendisini görevli kabul etmesinde bir yanlışlık bulunmamasına, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bakiye franchise alacağının olduğunu da açıklamasına, ıslah dilekçesinde bu alacağı talep etmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, franchise sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet etme yasağının ihlaline dayalı, davalının haksız rekabetinin men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile bakiye alacağın tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmiştir. Anılan bilirkişi raporunda rekabet etme yasağının ihlali sonrasında davacının talep edebileceği tazminat KDV de dahil edilerek belirlenmiş, mahkemece bu tutar aynen hüküm altına alınmıştır. Ancak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun hükümleri ile rekabet etme yasağı ihlaline dayalı istemin maddi tazminat davası niteliğinde bulunduğu da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden KDV'ye hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7552 E. 2023/2296 K.
Ortak:rekabet etmeme yükümlülüğü · know-how · franchise sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı · taahhütname · dahili dava
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «haksız rekabetin» men'i talebinde de bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden bu talebin konusunun kalmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki «franchıse sözleşmesinde» kararlaştırılan «rekabet etmeme yasağının» ihlal edilip edilmediğinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin 21.09.2009 tarihinde sona erdiği beyan edilmiş ise de davalı tarafın 2009 Ekim, Kasım ve Aralık aylarıyla ilgili ödemeler yaptığı, sözleşmenin bir süre için daha uygulandığı, 01.01.2010 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığı, «defter» ve kayıtlara göre davacının 1.550.84 TL alacağının belirlendiği, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun şekilde Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/6. maddesi hükmüne göre, rekabet halindeki mal ve hizmetlerle ilgili olması, faaliyette bulunan tesis ile sınırlı bulunması ve «know-how»'u korumak için zorunlu bulunması şartıyla 1 yıla kadar «rekabet etmeme yükümlülüğünün» kararlaştırılabileceği, sözleşmenin 8. maddesinde davalıya know-how'un verildiğinin kararlaştırıldığı, 13. maddesinde ise davalının, kendisine devir edilen know-how'u herhangi bir şekilde kullanmayacağını ve kullanılmasına izin vermeyeceğini «taahhüt» ettiği, işletme biçimi, işletmenin iç mekan ve tasarımı, işletmede kullanılan tüm malzeme, menü fiyat politikası, ürün çeşitleri, işletme tarzı vs bir bütün olarak know-how'u oluşturacağı, davalının faaliyetinin sözleşmenin 8 ve 13. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, «rekabet yasağının» «çalışma hürriyetiyle» ilgisinin olmadığı, aynı işyerinde aynı konseptte aynı işyeri tasarımı kullanılarak ve davacının, davalıya verdiği know-how'a göre ticari faaliyetinin yürütülmesini içerdiği, davalı eyleminin rekabet etme yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının açık «kusuru» olduğu, eylemin TTK'nın 58 ve BK'nın 49. maddeleri uyarınca manevi tazminatı da gerektirdiği, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle elde ettiği gelirin belirlendiği, davacının ayrıca sözleşmeden kaynaklı alacağının olduğu gerekçesiyle 95.714.13 TL «maddi tazminat», 1.550.84 TL bakiye sözleşme alacağı ile 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, 1 yıllık rekabet yasağının başlama süresi ve karar tarihi itibariyle men talebi konusuz kaldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… e usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında esas itibariyle davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanımını da içeren 5 yıl süreli «franchise sözleşmesi» imzalanmış olmasına, uyuşmazlığın bu sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme «yasağının» ihlali ile bakiye franchise bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmasına, davacının sözleşme sonrasında tescilli markasının unsuru olduğunu iddia ettiği dekorasyonu ile konseptinin kullanıldığını iddia etmesine, anılan iddianın tescilli markayı da kapsar şekilde bir bütün olarak değerlendirilmesinin «ihtisas» mahkemesince yapılmasının gerekmesine, mahkemenin kendisini «görevli» kabul etmesinde bir yanlışlık bulunmamasına, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bakiye franchise alacağının olduğunu da açıklamasına, «ıslah» dilekçesinde bu alacağı talep etmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazl …
2- Dava, «franchise sözleşmesinde» kararlaştırılan rekabet etme «yasağının» ihlaline dayalı, davalının «haksız rekabetinin» men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile bakiye alacağın tahsiline ilişkindir.
Benzer bu kararda… ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşme öncesi sorumluluk ilkesine dayandığı, sözleşme öncesinde yapılan bilgilendirmelerde, sistemden istenildiği zaman «cezai şart» ödenmeksizin çıkılabileceği yönünde bilgi verildiğini, sözleşme içeriğine dair yeterli bilgilendirme yapılmadığını ileri sürdüğü, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü olan davalı şirketin, sözleşmeyi imzalamış olması nedeniyle sözleşme içeriğine ilişkin bilgilendirilmediği ve aldatıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, bu hususun ispatlanamadığı, davalı «sözleşmenin feshi» nedeni olarak davacının "«know-how»" yükümlülüğünün yerine getirmediğini ileri sürdüğü ancak davalının bu nedenle sözleşmeyi haklı bir sebeple sona erdirdiği kanaatini oluşturacak dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmediği iddia edilmiş olmasına rağmen, sözleşmenin 10 aydan fazla bir süre yürürlükte kaldığı ve bu süre içerisinde edimlerin yerine getirilmesi için davalı tarafından davacıya herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı, kaldı ki sözleşmenin 19.1 inci maddesinde bildirim sonrası «fesih» halinin düzenlendiği, davalının sözleşmeyi bildirimsiz olarak feshettiği, somut olay açısından, uygulamadaki sözleşmelerin kapsam, şekil ve içerikleri itibariyle sözleşme metninin özdeş olup olmadığı, sözleşme koşullarının müzakere edilip edilmediği hususlarında dosyaya yansıyan bir delil olmadığı gibi sözleşme öncesi sorumluluk iddiasının da ispatlanamadığı, davalı tarafından sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği kanaatine varıldığı, sözleşmenin 19.2 maddesinde, «rekabet etmeme yükümlülüğünün» düzenlendiği, coğrafi sınırın ise tüm Ülke olarak belirlendiği, rekabet sözleşmesinin, 6098 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddesindeki sınırlamalara uygun olması gerektiği, somut olayda, «rekabet yasağı» sınırlarının, «çalışma özgürlüğünü» ihlal edecek şekilde geniş olarak belirlendiği, bu nedenle cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» olduğu, davacının ancak kâr «mahrumiyeti» talebinin yerinde olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 50 inci maddesindeki düzenlemeye istinaden yapılan değerlendirmede «hizmet bedelinin» sözleşme hükümlerine göre % 2.5 üzerinden düzenlendiği, davacı tarafın hizmet bedeli hesaplamalarının, yani fiili uygulamanın ise % 1.5 olduğu, fiili uygulamanın esas alınmasının tarafların zımni iradesi olarak kabul edilip bu iradeye üstünlük tanınması gerektiği, buna göre hesaplanan 85.852,05 TL üzerinden tarafların ekonomik durumu, davacının başka bir şirketle «franchise sözleşmesi» yaparak zararını azaltabilecek olması ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL kâr «kaybının» davalılardan tahsili gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 20.000,00 TL «kar mahrumiyeti» alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ün davada «pasif husumetinin» bulunmadığını, söz konusu sözleşmenin davacının baskı ve yönlendirmesi sonucu davalı şirket tarafından imzalandığını, sözleşme öncesi dönemde davalı şirkete yanlış ve eksik bilgi verildiğini, sözleşme kapsamında çok önemli "«know-how»" aktarımı yapılacağının ve sözleşmenin istenilen zamanda sonlandırılacağının «taahhüt» edildiğini, böylelikle davacı şirketin kasıtlı olarak yanıltıldığını, sözleşmenin çok kısa süre yürürlükte kaldığını, «mahrum kalınan» kazançın ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığını, sözleşmenin «genel işlem koşulları» içerdiğini, açık olmayan kayıtların düzenlenenin aleyhine yorumlanmasının gerektiğini, «genel işlem koşullarına» «dürüstlük kuralına» aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı hükümlerin konulamayacağını, sözleşmede kararlaştırılan «rekabet yasağının» davalının ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırdığını, davacının sözleşmede üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini bu nedenle «sözleşmenin feshinin» haklı olduğunu, ayrıca sözleşmenin rekabetin korunması hakkındaki mevzuata da aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… unduğunu ancak davalının bildirimsiz fesihte bulunduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, "«know-how»" yükümlülüğünün yerine getirilmediği yönündeki değerlendirmenin, el kitabının verilmemesine bağlanmış olmasının hatalı olduğunu, davalı tarafın bu yönde bir iddiasının dahi bulunmadığını, hatta bu yükümlülük kapsamında uygunluk sertifikaları düzenlendiğini, davalı şirketin de «dahil» edildiği kampanyalar düzenlendiğini, davalının kâr marjındaki düşüşün pek çok sebepten kaynaklanabileceğini, bu durumun davacı aleyhine yorumlanamayacağını, «rekabet etmeme yükümlülüğüne» ilişkin hükmün tamamıyla «geçersiz» görülmesi yerine 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi kapsamında hakimin müdahalesiyle sınırlandırılabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıl …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · genel işlem koşulları · haklı fesih · kar mahrumiyeti · haksız fesih · genel işlem koşulu · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ile 08.10.2012 tarihinde 5 yıl süreli olarak «franchise sözleşmesi» imzaladığını, ek «protokol» ile sözleşmenin 01.02.2013 tarihinde yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin 20.12.2013 tarihinde keşide ettiği «fesih» bildirimi ile sözleşmeyi tek taraflı iradesi ile feshettiğini, feshin haklı bir «sebebe» dayanmadığını, davalının «haksız fesih» nedeniyle davacının sözleşmeden kaynaklanan zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, ayrıca sözleşmede düzenlenen bir yıl süreyle rekabet etmeme «taahhüdünü» de ihlâl ettiğinden sözleşme ile kararlaştırılan «cezai şartı» da ödemesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması nedeniyle «mahrum kalınan» «kazanç kaybı» olarak 145.590,04 TL'nin, rekabet etmeme taahhüdünü ihlâl sebebiyle 145.590,04 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ün davada «pasif husumetinin» bulunmadığını, söz konusu sözleşmenin davacının baskı ve yönlendirmesi sonucu davalı şirket tarafından imzalandığını, sözleşme öncesi dönemde davalı şirkete yanlış ve eksik bilgi verildiğini, sözleşme kapsamında çok önemli "«know-how»" aktarımı yapılacağının ve sözleşmenin istenilen zamanda sonlandırılacağının «taahhüt» edildiğini, böylelikle davacı şirketin kasıtlı olarak yanıltıldığını, sözleşmenin çok kısa süre yürürlükte kaldığını, «mahrum kalınan» kazançın ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığını, sözleşmenin «genel işlem koşulları» içerdiğini, açık olmayan kayıtların düzenlenenin aleyhine yorumlanmasının gerektiğini, «genel işlem koşullarına» «dürüstlük kuralına» aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı hükümlerin konulamayacağını, sözleşmede kararlaştırılan «rekabet yasağının» davalının ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırdığını, davacının sözleşmede üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini bu nedenle «sözleşmenin feshinin» haklı olduğunu, ayrıca sözleşmenin rekabetin korunması hakkındaki mevzuata da aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… 721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ve 138 inci maddesi çerçevesinde haklı nedenle feshettiğini hükmedildiğini, kararda davalının «haklı fesih» gerekçelerinin belirtildiğini, içeriğinde 6098 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca davalı aleyhine birçok yaptırım bulunan sözleşmenin 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddeleri çerçevesinde davalı tarafından haklı olarak feshedildiğinin ispatlandığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacının «know-how» yükümlülüğünü yerine getirmediği hususunu davalının ispatlayamadığı belirtilmiş ise de «ispat yükü» davacı üzerinde olduğunu, davacının «mahrum» kaldığı kazanç payına ilişkin talebinde haklı olmadığını, davacı sözleşme öncesi dönemde davalıyı sözleşmenin içeriği hakkında yanlış ve eksik bilgilendirdiğini, davacı şirket tarafından sözleşme öncesi dönemde kasıtlı olarak yanıltılmasıyla sözleşmenin imzalanmasının sağlandığını, 6098 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının tazminat talebi geçerli olmadığını, sözleşmede «genel işlem koşulları» mevcut olduğunu, «genel işlem koşulu» olarak tek taraflı şekilde davalı şirket aleyhine «franchise sözleşmesinde» yer alan tüm hükümlerin «yoklukla» malül olduğunu, davacı tarafından dikte ettirilen sözleşmelerin, rekabetin korunması hakkında mevzuata da aykırı olduğunu, davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşme öncesi sorumluluk ilkesine dayandığı, sözleşme öncesinde yapılan bilgilendirmelerde, sistemden istenildiği zaman «cezai şart» ödenmeksizin çıkılabileceği yönünde bilgi verildiğini, sözleşme içeriğine dair yeterli bilgilendirme yapılmadığını ileri sürdüğü, basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğü olan davalı şirketin, sözleşmeyi imzalamış olması nedeniyle sözleşme içeriğine ilişkin bilgilendirilmediği ve aldatıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, bu hususun ispatlanamadığı, davalı «sözleşmenin feshi» nedeni olarak davacının "«know-how»" yükümlülüğünün yerine getirmediğini ileri sürdüğü ancak davalının bu nedenle sözleşmeyi haklı bir sebeple sona erdirdiği kanaatini oluşturacak dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmediği iddia edilmiş olmasına rağmen, sözleşmenin 10 aydan fazla bir süre yürürlükte kaldığı ve bu süre içerisinde edimlerin yerine getirilmesi için davalı tarafından davacıya herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı, kaldı ki sözleşmenin 19.1 inci maddesinde bildirim sonrası «fesih» halinin düzenlendiği, davalının sözleşmeyi bildirimsiz olarak feshettiği, somut olay açısından, uygulamadaki sözleşmelerin kapsam, şekil ve içerikleri itibariyle sözleşme metninin özdeş olup olmadığı, sözleşme koşullarının müzakere edilip edilmediği hususlarında dosyaya yansıyan bir delil olmadığı gibi sözleşme öncesi sorumluluk iddiasının da ispatlanamadığı, davalı tarafından sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği kanaatine varıldığı, sözleşmenin 19.2 maddesinde, «rekabet etmeme yükümlülüğünün» düzenlendiği, coğrafi sınırın ise tüm Ülke olarak belirlendiği, rekabet sözleşmesinin, 6098 sayılı Kanun'un 26 ve 27 nci maddesindeki sınırlamalara uygun olması gerektiği, somut olayda, «rekabet yasağı» sınırlarının, «çalışma özgürlüğünü» ihlal edecek şekilde geniş olarak belirlendiği, bu nedenle cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» olduğu, davacının ancak kâr «mahrumiyeti» talebinin yerinde olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 50 inci maddesindeki düzenlemeye istinaden yapılan değerlendirmede «hizmet bedelinin» sözleşme hükümlerine göre % 2.5 üzerinden düzenlendiği, davacı tarafın hizmet bedeli hesaplamalarının, yani fiili uygulamanın ise % 1.5 olduğu, fiili uygulamanın esas alınmasının tarafların zımni iradesi olarak kabul edilip bu iradeye üstünlük tanınması gerektiği, buna göre hesaplanan 85.852,05 TL üzerinden tarafların ekonomik durumu, davacının başka bir şirketle «franchise sözleşmesi» yaparak zararını azaltabilecek olması ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL kâr «kaybının» davalılardan tahsili gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 20.000,00 TL «kar mahrumiyeti» alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10309 E. , 2014/1890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/04/2012
NUMARASI 2010/70-2012/103
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2012 tarih ve 2010/70-2012/103 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.E. C. D. ile davalı vekili Av.S. Ş.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 21.09.2004 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkiline ait '[…] Shıeld' ticari markası kullanarak pup işlettiğini, sözleşmenin süresinin 5 yıl olarak tayin edildiğini, sürenin sona ermesine rağmen sözleşmenin zımnen yenilendiğini, 2010 yılı Ocak ve Şubat ayı alacaklarının bulunduğunu, puplarda kullanılan markanın vazgeçilmez dekorasyonu ile konseptinin bulunduğunu, davalının müvekkiline ait bu konsept ve dekorasyonu kullanarak başka bir markayla pup işlettiğinin tespit edildiğini, bu kullanımının durdurulmasının istendiğini, haksız kullanımın devam ettiğini, esasen sözleşmenin 13. maddesinde de 1 yıl süreli rekabet yasağı öngörüldüğünü ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, müvekkilinin maruz kaldığı haksız rekabetin men'i için davalı işletmenin anılan yerde 1 yıl süre ile benzer işletme işletmesinin men'ine, bakiye cari hesap alacağı 1.550.84 TL ile 95.714.13 TL maddi ve 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davacının dayandığı sözleşmenin 5 yıl sonunda sona erdiğini, kendisine ait işyerinde dekorasyon ve tasarım değişikliği yaparak 'Bow Bels' markasıyla faaliyet gösterdiğini, rekabet yasağının Anayasa'ya ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine aykırı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının haksız rekabetin men'i talebinde de bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiğinden bu talebin konusunun kalmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki franchıse sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet etmeme yasağının ihlal edilip edilmediğinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin 21.09.2009 tarihinde sona erdiği beyan edilmiş ise de davalı tarafın 2009 Ekim, Kasım ve Aralık aylarıyla ilgili ödemeler yaptığı, sözleşmenin bir süre için daha uygulandığı, 01.01.2010 tarihinden itibaren ödeme yapılmadığı, defter ve kayıtlara göre davacının 1.550.84 TL alacağının belirlendiği, 4054 sayılı Kanun'un 4.
maddesine uygun şekilde Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5/6. maddesi hükmüne göre, rekabet halindeki mal ve hizmetlerle ilgili olması, faaliyette bulunan tesis ile sınırlı bulunması ve know-how'u korumak için zorunlu bulunması şartıyla 1 yıla kadar rekabet etmeme yükümlülüğünün kararlaştırılabileceği, sözleşmenin 8. maddesinde davalıya know-how'un verildiğinin kararlaştırıldığı, 13. maddesinde ise davalının, kendisine devir edilen know-how'u herhangi bir şekilde kullanmayacağını ve kullanılmasına izin vermeyeceğini taahhüt ettiği, işletme biçimi, işletmenin iç mekan ve tasarımı, işletmede kullanılan tüm malzeme, menü fiyat politikası, ürün çeşitleri, işletme tarzı vs bir bütün olarak know-how'u oluşturacağı, davalının faaliyetinin sözleşmenin 8 ve 13.
maddelerine aykırılık teşkil ettiği, rekabet yasağının çalışma hürriyetiyle ilgisinin olmadığı, aynı işyerinde aynı konseptte aynı işyeri tasarımı kullanılarak ve davacının, davalıya verdiği know-how'a göre ticari faaliyetinin yürütülmesini içerdiği, davalı eyleminin rekabet etme yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının açık kusuru olduğu, eylemin TTK'nın 58 ve BK'nın 49. maddeleri uyarınca manevi tazminatı da gerektirdiği, davalının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle elde ettiği gelirin belirlendiği, davacının ayrıca sözleşmeden kaynaklı alacağının olduğu gerekçesiyle 95.714.13 TL maddi tazminat, 1.550.84 TL bakiye sözleşme alacağı ile 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, 1 yıllık rekabet yasağının başlama süresi ve karar tarihi itibariyle men talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında esas itibariyle davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından kullanımını da içeren 5 yıl süreli franchise sözleşmesi imzalanmış olmasına, uyuşmazlığın bu sözleşmede kararlaştırılan rekabet etme yasağının ihlali ile bakiye franchise bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmasına, davacının sözleşme sonrasında tescilli markasının unsuru olduğunu iddia ettiği dekorasyonu ile konseptinin kullanıldığını iddia etmesine, anılan iddianın tescilli markayı da kapsar şekilde bir bütün olarak değerlendirilmesinin ihtisas mahkemesince yapılmasının gerekmesine, mahkemenin kendisini görevli kabul etmesinde bir yanlışlık bulunmamasına, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bakiye franchise alacağının olduğunu da açıklamasına, ıslah dilekçesinde bu alacağı talep etmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, franchise sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet etme yasağının ihlaline dayalı, davalının haksız rekabetinin men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile bakiye alacağın tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmiştir. Anılan bilirkişi raporunda rekabet etme yasağının ihlali sonrasında davacının talep edebileceği tazminat KDV de dahil edilerek belirlenmiş, mahkemece bu tutar aynen hüküm altına alınmıştır. Ancak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun hükümleri ile rekabet etme yasağı ihlaline dayalı istemin maddi tazminat davası niteliğinde bulunduğu da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden KDV'ye hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 04/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101530700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz