Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3566 E. 2010/3431 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme faizi↗ ziya↗ mirasçılık↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ ihtarname↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin davalının ortağı olduğu, mali yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle ihtarlar çekildiği, ihtarların ortağın gaip olması nedeniyle alınmadığı, ihraç kararının ilanen tebliğ edildiği, öncesinde aidatların tahsili için icra takibi yapıldığı, davacı eşin ortak eşinin kayıp olduğunu bildirdiği, iptal davasının üç aylık sürede açılmadığı, gaiplik kararının ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haber alınması tarihinden hüküm ifade edeciği, ancak davalının bu durumu bilemeyeceği, ortağın mirasçılarının ödeme yapması gerektiği, kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali ile ortaklığın tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacıların murisinin davalı kooperatifte birden ziyade ortaklığının bulunduğu ve parasal edimlerini yerine getirmediğinden bahisle bu ortaklıklardan ihracına karar verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davalı tarafından verilen ihraç kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalının, davacıların murisinin ortaklıklarına ilişkin aidat ve gecikme faizi borcunu ödemediğinden bahisle 21.11.2001 tarihinde icra takibi başlattığı, bu takip sonrasında ortağın eşi davacı ...’in davalıya 07.03.2002 tarihli ihtarname ile ortağın 26.09.2000 tarihinden beri kayıp olduğunu, durumun emniyet kayıtları ile sabit bulunduğunu bildirmiştir. Ayrıca, davalının mali edimlerin yerine getirilmesine ilişkin keşide ettiği ihtarnameler de muhatap ortağın kayıp olmasından dolayı alınmamıştır. Davalı, 2003 yılında ilanen bildirdiği ihtarnameler sonucu davacıların murisini ortaklıktan ihraç etmiş, bu kararı da aynı yıl ilanen tebliğ etmiştir. Ancak, Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2006 tarih, 2005/444 Esas ve 2006/310 Karar sayılı ilamı ile davacıların murisi ortak Fikret Ziya Bener’in 26.09.2000 tarihinden beri kendisinden haber alınamadığından dolayı gaipliğine karar verilmiştir.
TMK.nun 32 nci maddesi uyarınca ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Aynı Kanunun 35 nci maddesine göre de, ilandan sonuç alınmazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.
Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.
Bu durum karşısında, ihraç edilen ortağın kendisinden en son 26.09.2000 tarihinde haber alındığı, durumun davalıya bildirildiği, bu tarihten sonra yapılan ihtarlar ile verilen çıkarma kararının usulsüz bulunduğu, gaipliğe ilişkin mahkeme kararı uyarınca en son haber alınma tarihinden sonra 1163 sayılı Yasa ile davalı anasözleşmesinin ölmüş ortak hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3599 E. 2010/3734 K.
Ortak:ihtarname
İncelediğiniz karardaDavalının, davacıların murisinin ortaklıklarına ilişkin aidat ve «gecikme faizi» borcunu ödemediğinden bahisle 21.11.2001 tarihinde icra takibi başlattığı, bu takip sonrasında ortağın eşi davacı ...’in davalıya 07.03.2002 tarihli «ihtarname» ile ortağın 26.09.2000 tarihinden beri kayıp olduğunu, durumun emniyet kayıtları ile sabit bulunduğunu bildirmiştir.
Ayrıca, davalının mali edimlerin yerine getirilmesine ilişkin keşide ettiği «ihtarnameler» de muhatap ortağın kayıp olmasından dolayı alınmamıştır.
Davalı, 2003 yılında ilanen bildirdiği «ihtarnameler» sonucu davacıların murisini ortaklıktan ihraç etmiş, bu kararı da aynı yıl ilanen tebliğ etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortaklığından ihraç edildiği, bu karara esas «ihtarnameler» ile ihraç kararının ilanen tebliğinin yapıldığı, bunun usulsüz olduğu, davanın süresinde açıldığı, ihraç kararının haricen öğrenilmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, kesinleşmiş ihraç kararı olmadığı gerekçesiyle davacının davalının ortağı bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · iptal davası · hak düşürücü süre · hukuki yarar · tebligat · geçersizlik
Benzer bu karardaTebliğin yapılmamasının veya «usulsüz tebliğin» müeyyidesi, ihraç edilen ortağın «iptal davası» açması için gerekli «hak düşürücü sürenin» başlamamasıdır.
Davacı vekili, başvuru sonrasında müvekkilinin davalının ortaklığından ihracına karar verildiğini öğrendiğini, kendisine «tebligat» yapılmadığını, bu kararın «geçersiz» olduğunu ileri sürerek ortaklığın tespitine karar verilmesini istemiştir.
1- Dava, ihraç kararının «geçersizliği» nedeniyle kooperatif ortaklığının tespiti istemine ilişkindir.
Esasen, davacı vekili de müvekkili hakkında verilen ihraç kararının «geçersiz» olduğunu belirterek ortaklığın tespitine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5078 E. 2014/12331 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · veraset ilamı · zayi · ek prim · olumsuz oy · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaO halde öncelikle, değinilen hususlar araştırılarak, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra işin esasına girilip, oluşacak kanaate göre olumlu ya da «olumsuz» hüküm kurulması gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş 1086 sayılı Kanun'un 5236 sayılı Kanun ile değişik 435/1. maddesi uyarınca hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Davacı, davaya konu «sigorta poliçesinin» babası ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlendiğini, sigortalı teknenin denizde sefer halinde iken yanarak «zayi» olduğunu, yangın sırasında teknede bulunan ve kendisinden bir daha haber alınamayan babası hakkında Marmaris 3.
Aktif dava «ehliyeti», mahkemece re'«sen araştırılması» gereken hususlardan olup, yargılama sırasında bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmış değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 1268. maddesine göre sebepsiz yere ödenmiş bulunan «primin» veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları «dahil» sigorta mukavelesinden doğan bütün taleplerin iki yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, kazanın 30.11.2004 tarihinde meydana geldiği, bu hali ile iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar davacı tarafından devam eden ceza davas …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3566 E. , 2010/3431 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2007/61-2008/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin davalı kooperatifin 13 paylı ortağı bulunduğunu, 26.09.2000 tarihinden itibaren kayıp olduğunu, durumun 07.03.2002 tarihinde davalıya bildirildiğini, ancak ihraç prosedürünü işleterek murisin ortaklıklardan ihraç edildiğini, gaipliğin mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, 26.09.2000 tarihinden itibaren gaip bulunduğunun kesinleştiğini, davalının işlemleri durdurması gerektiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline, müvekkillerinin ortaklığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç kararın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların murisinin davalının ortağı olduğu, mali yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle ihtarlar çekildiği, ihtarların ortağın gaip olması nedeniyle alınmadığı, ihraç kararının ilanen tebliğ edildiği, öncesinde aidatların tahsili için icra takibi yapıldığı, davacı eşin ortak eşinin kayıp olduğunu bildirdiği, iptal davasının üç aylık sürede açılmadığı, gaiplik kararının ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haber alınması tarihinden hüküm ifade edeciği, ancak davalının bu durumu bilemeyeceği, ortağın mirasçılarının ödeme yapması gerektiği, kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali ile ortaklığın tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacıların murisinin davalı kooperatifte birden ziyade ortaklığının bulunduğu ve parasal edimlerini yerine getirmediğinden bahisle bu ortaklıklardan ihracına karar verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davalı tarafından verilen ihraç kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalının, davacıların murisinin ortaklıklarına ilişkin aidat ve gecikme faizi borcunu ödemediğinden bahisle 21.11.2001 tarihinde icra takibi başlattığı, bu takip sonrasında ortağın eşi davacı ...’in davalıya 07.03.2002 tarihli ihtarname ile ortağın 26.09.2000 tarihinden beri kayıp olduğunu, durumun emniyet kayıtları ile sabit bulunduğunu bildirmiştir. Ayrıca, davalının mali edimlerin yerine getirilmesine ilişkin keşide ettiği ihtarnameler de muhatap ortağın kayıp olmasından dolayı alınmamıştır. Davalı, 2003 yılında ilanen bildirdiği ihtarnameler sonucu davacıların murisini ortaklıktan ihraç etmiş, bu kararı da aynı yıl ilanen tebliğ etmiştir. Ancak, Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2006 tarih, 2005/444 Esas ve 2006/310 Karar sayılı ilamı ile davacıların murisi ortak Fikret Ziya Bener’in 26.09.2000 tarihinden beri kendisinden haber alınamadığından dolayı gaipliğine karar verilmiştir.
TMK.nun 32 nci maddesi uyarınca ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Aynı Kanunun 35 nci maddesine göre de, ilandan sonuç alınmazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.
Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.
Bu durum karşısında, ihraç edilen ortağın kendisinden en son 26.09.2000 tarihinde haber alındığı, durumun davalıya bildirildiği, bu tarihten sonra yapılan ihtarlar ile verilen çıkarma kararının usulsüz bulunduğu, gaipliğe ilişkin mahkeme kararı uyarınca en son haber alınma tarihinden sonra 1163 sayılı Yasa ile davalı anasözleşmesinin ölmüş ortak hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015151900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz