6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Icra takibinin kesinleşmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7780 E. 2011/1639 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra takibinin kesinleşmesi ana sözleşme değişikliği takibin kesinleşmesi dosyanın gönderilmesi pay devri şirketin feshi şirketin tasfiyesi ticaret sicili tescili tasdik kararı pay defteri muvafakat ihtar ticaret sicili haciz ek tasfiye ihtarname ilan dava sebebi e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 520TTK 522

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan icra takibinin kesinleştiği, dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin ticaret siciline tescil edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine haciz konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya ihtarname gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve tasfiye payına ilişkin bilgilerin dosyaya gönderilmesinin istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı şirketin tasfiyesini istemesinde haklı sebebin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, TTK’nun 522. maddesi uyarınca açılmıştır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının şirketin feshini isteme hakkı bulunmaktadır. TTK’nun 520. maddesine göre ise bir payın devri için pay devrinin noterde tasdik ettirilmiş olması, ortakların en az 3/4 ünün bu devre muvafakat etmesi ve devir hususunun pay defterine işlenmesi gerekli ve yeterlidir. Pay devrine ilişkin ana sözleşme değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi, payın devri için zorunlu bir unsur değildir.

Dava konusu olayda, haciz tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca şirketin feshi istenemez. Bu itibarla, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabul hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Münfesihlik

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6595 E. 2014/12659 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6089 E. 2010/12370 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/7780 E.  ,  2011/1639 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/03/2009 tarih ve 2008/345-2009/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket ortağı ... hakkında yapılan icra takibinin kesinleştiğini, alacağın tahsil edilemediğini ancak borçlunun davalı şirketteki ortaklığının devam etmesi nedeniyle hissesine haciz şerhinin konulduğunu, davalı şirkete, Aksaray 1. İcra Müdürlüğü kanalıyla ihtar gönderilerek, haczedilen paylar nedeniyle, kullanım hakkı kapsamında, borçlunun hissesine düşen hak ve alacaklar, tasfiye payı ve şirket bilançolarının dosyaya gönderilmesinin talep edildiğini, davalının yasal süre içinde cevap vermediği gibi bu ihtarın gönderilmesine ilişkin icra müdürlüğü işlemine karşı şikayet yoluna başvurduğunu, bu talebin İcra Mahkemesi tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı borçlu ...’ın hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan icra takibinin kesinleştiği, dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin ticaret siciline tescil edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine haciz konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya ihtarname gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve tasfiye payına ilişkin bilgilerin dosyaya gönderilmesinin istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı şirketin tasfiyesini istemesinde haklı sebebin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, TTK’nun 522. maddesi uyarınca açılmıştır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının şirketin feshini isteme hakkı bulunmaktadır. TTK’nun 520. maddesine göre ise bir payın devri için pay devrinin noterde tasdik ettirilmiş olması, ortakların en az 3/4 ünün bu devre muvafakat etmesi ve devir hususunun pay defterine işlenmesi gerekli ve yeterlidir. Pay devrine ilişkin ana sözleşme değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi, payın devri için zorunlu bir unsur değildir.

Dava konusu olayda, haciz tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca şirketin feshi istenemez. Bu itibarla, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabul hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014388600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.