Icra takibinin kesinleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7780 E. 2011/1639 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra takibinin kesinleşmesi↗ ana sözleşme değişikliği↗ takibin kesinleşmesi↗ dosyanın gönderilmesi↗ pay devri↗ şirketin feshi↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ tasdik kararı↗ pay defteri↗ muvafakat↗ ihtar↗ ticaret sicili↗ haciz↗ ek tasfiye↗ ihtarname↗ ilan↗ dava sebebi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan icra takibinin kesinleştiği, dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin ticaret siciline tescil edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine haciz konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya ihtarname gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve tasfiye payına ilişkin bilgilerin dosyaya gönderilmesinin istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı şirketin tasfiyesini istemesinde haklı sebebin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 522. maddesi uyarınca açılmıştır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının şirketin feshini isteme hakkı bulunmaktadır. TTK’nun 520. maddesine göre ise bir payın devri için pay devrinin noterde tasdik ettirilmiş olması, ortakların en az 3/4 ünün bu devre muvafakat etmesi ve devir hususunun pay defterine işlenmesi gerekli ve yeterlidir. Pay devrine ilişkin ana sözleşme değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi, payın devri için zorunlu bir unsur değildir.
Dava konusu olayda, haciz tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca şirketin feshi istenemez. Bu itibarla, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabul hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6595 E. 2014/12659 K.
Ortak:şirketin feshi · ihtar · haciz · ihtarname
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan «icra takibinin kesinleştiği», dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin «ticaret siciline tescil» edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine «haciz» konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya «ihtarname» gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve «tasfiye» payına ilişkin bilgilerin «dosyaya gönderilmesinin» istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde «ihtarın» gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı «şirketin tasfiyesini» istemesinde haklı «sebebin» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, «haciz» tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca «şirketin feshi» istenemez.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteme hakkı bulunmaktadır.
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin ortağının davacıya olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibinde, borçlunun davalı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu ve ortaklara TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbar» «tebligatlarının» yapılarak süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · fesih · ihbar · limited şirket · tebligat · husumet
Benzer bu karardaBu tür uyuşmazlıklarda, alacaklının feshi «ihbar» yapması, «limited şirketin» «münfesih» duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
Ayrıca «fesih» davasının açılması gerekir ve bu fesih davasında, alacaklı davacı olup, davalı olarak da «limited şirketin» yanında limited ortaklığın tüm ortaklarına «husumet» yöneltilmesi gerekmektedir.
Somut davada «husumet» yalnızca «fesih» ve tasfiyesi istenen «limited şirkete» yöneltilmiş, şirketin ortakları davada yer almamıştır.
1- Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 522. maddesi uyarınca açılan «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6089 E. 2010/12370 K.
Ortak:şirketin feshi · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan «icra takibinin kesinleştiği», dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin «ticaret siciline tescil» edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine «haciz» konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya «ihtarname» gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve «tasfiye» payına ilişkin bilgilerin «dosyaya gönderilmesinin» istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde «ihtarın» gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı «şirketin tasfiyesini» istemesinde haklı «sebebin» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteme hakkı bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, «haciz» tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca «şirketin feshi» istenemez.
Benzer bu kararda… göre, davalı şirket ortaklarından birisinin alacaklısı konumunda olan davacının borçlu ortağın şirketteki payını haczettirmiş olduğu, davalı şirkete borçtan dolayı «fesih» ve «tasfiye» istenebileceğinin de tebliğ edildiği, borcun ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak... ’nun tayin edilmesine, kendisine aylık 300,00 YTL ücret takdirine karar verilmiştir.
Dava, TTK’nun 522 nci maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.Anılan madde uyarınca bir ortağın borcundan dolayı «şirketin feshinin» istenebilmesi için şirkete bu durumun en az 6 ay önce «ihbar» edilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · fesih · ihbar
Benzer bu kararda… göre, davalı şirket ortaklarından birisinin alacaklısı konumunda olan davacının borçlu ortağın şirketteki payını haczettirmiş olduğu, davalı şirkete borçtan dolayı «fesih» ve «tasfiye» istenebileceğinin de tebliğ edildiği, borcun ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak... ’nun tayin edilmesine, kendisine aylık 300,00 YTL ücret takdirine karar verilmiştir.
Dava, TTK’nun 522 nci maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.Anılan madde uyarınca bir ortağın borcundan dolayı «şirketin feshinin» istenebilmesi için şirkete bu durumun en az 6 ay önce «ihbar» edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davalışirket ortağı olan ...’ın borcundan dolayı davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibi sırasında davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesinin istenebileceği hususunun davalı şirkete 08.02.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına göre bu konuda açılacak davanın 6 aylık süre dolduktan sonra e …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7780 E. , 2011/1639 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/03/2009 tarih ve 2008/345-2009/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ortağı ... hakkında yapılan icra takibinin kesinleştiğini, alacağın tahsil edilemediğini ancak borçlunun davalı şirketteki ortaklığının devam etmesi nedeniyle hissesine haciz şerhinin konulduğunu, davalı şirkete, Aksaray 1. İcra Müdürlüğü kanalıyla ihtar gönderilerek, haczedilen paylar nedeniyle, kullanım hakkı kapsamında, borçlunun hissesine düşen hak ve alacaklar, tasfiye payı ve şirket bilançolarının dosyaya gönderilmesinin talep edildiğini, davalının yasal süre içinde cevap vermediği gibi bu ihtarın gönderilmesine ilişkin icra müdürlüğü işlemine karşı şikayet yoluna başvurduğunu, bu talebin İcra Mahkemesi tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı borçlu ...’ın hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı şirket ortağından alacaklı olduğu, bu alacağa yönelik yapılan icra takibinin kesinleştiği, dava dışı borçlunun, davalı şirkette bulunan hisselerini devrettiği ancak bu devrin ticaret siciline tescil edilmediği, borçlunun şirket hissesi üzerine haciz konulmasının ardından, davacı tarafça icra müdürlüğü kanalıyla davalıya ihtarname gönderilerek, borçlunun hak ve alacakları ile şirket bilançosu ve tasfiye payına ilişkin bilgilerin dosyaya gönderilmesinin istendiği ancak borçlunun davalı şirkette hissesinin olmadığı gerekçesiyle bu bilgilerin gönderilmediği, bu şekilde ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi ile davacı alacaklının, davalı şirketin tasfiyesini istemesinde haklı sebebin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 522. maddesi uyarınca açılmıştır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının şirketin feshini isteme hakkı bulunmaktadır. TTK’nun 520. maddesine göre ise bir payın devri için pay devrinin noterde tasdik ettirilmiş olması, ortakların en az 3/4 ünün bu devre muvafakat etmesi ve devir hususunun pay defterine işlenmesi gerekli ve yeterlidir. Pay devrine ilişkin ana sözleşme değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi, payın devri için zorunlu bir unsur değildir.
Dava konusu olayda, haciz tarihi itibari ile davacının alacaklı olduğu kişi, şirket ortağı olmadığından TTK’nun 522. maddesi uyarınca şirketin feshi istenemez. Bu itibarla, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabul hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014388600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz