Ambalaj benzerliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7115 E. 2011/1156 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ambalaj benzerliği↗ şekil şartı↗ basiretli tacir↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ taşıyan↗ tacir↗ haksız rekabet↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının ürettiği poşetlerin gıda üretim sertifikalarının bulunduğu, davalı işyerinde 10.06.1993 ve 06.07.1993 tarihlerinde yapılan arama ve kontrollerde sahte çay poşeti ve konusu suç teşkil edecek herhangi bir eşyaya ve davacı ambalajlarıyla benzer poşet ve klişelere rastlanmadığı, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiş ise de sessiz kalma sebebiyle hak kaybına uğradığı, davalının İzmir'de olması nedeniyle Rize'de bulunan Çaykur'un hangi markalarının tescilli olduğunu hangilerinin olmadığını bilme imkanından uzak olduğu, diğer yandan, dava konusu poşetlerin kullanımı ile ilgili dava dış ... A.Ş yasal temsilcileri aleyhine açılan ceza davasının beraatle sonuçlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı markasını taşıyan çay poşetlerinin benzerlerinin davalı yanca üretilerek davacının rakibi firmalara satıldığı iddiasına dayalı haksız rekabetin men'i, marka hakkına tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, üretimde kullanılan makine ve benzerlerinin imhası istemlerine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK'nin 61/ (c) bendine göre "(a) ve (c) bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak marka hakkına tecavüz sayılır"
Mahkemece alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında dosyada mevcut fatura tarihleri itibariyle davalının marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerini 1999-2004 yılları arasında devam ettiği belirlendiğine göre, devam eden tevacüz eyleminden dolayı dava tarihi olan 02.11.2004 tarihine kadar geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşacağından söz edilemeyeceği gibi, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1995/690 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı alyeyhine açılan davada Mahkemenin kesinleşen 27.12.1996 tarih ve 690/1330 sayılı kararıyla davalının tecavüz oluşturan eyleminin önlenmesine karar verildiğine göre, davalının başka bir şehirde faaliyette bulunması ve uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak davalı tarafından ürün ambalajlarının basımı için dava dışı Karali Firmasından izin belgesi istenilmesi de TTK 20. maddesi anlamında davalının basiretli bir tacir olarak gerekli hassasiyeti gösterdiği ve bu suretle 556 Sayılı KHK'nin 61/(e) bendine göre iştirak eyleminden sorumlu tutulamayacağı sonucunu doğurmaz.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar nazara alınmadan, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10322 E. 2014/3518 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · fatura · taşıyan · tacir · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDava, davacı markasını «taşıyan» çay poşetlerinin benzerlerinin davalı yanca üretilerek davacının rakibi firmalara satıldığı iddiasına dayalı «haksız rekabetin» men'i, «marka hakkına tecavüzün» giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, üretimde kullanılan makine ve benzerlerinin imhası istemlerine ilişkindir.
… ve (c) bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak «marka hakkına tecavüz» sayılır" Mahkemece alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında dosyada mevcut «fatura» tarihleri itibariyle davalının marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerini 1999-2004 yılları arasında devam ettiği belirlendiğine göre, devam eden tevacüz eyleminden dolayı dava tarihi olan 02.11.2004 tarihine kadar geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşacağından söz edilemeyeceği gibi, İzmir 3.
… uğu, davalı işyerinde 10.06.1993 ve 06.07.1993 tarihlerinde yapılan arama ve kontrollerde sahte çay poşeti ve konusu suç teşkil edecek herhangi bir eşyaya ve davacı «ambalajlarıyla benzer» poşet ve klişelere rastlanmadığı, davalı eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği belirtilmiş ise de sessiz kalma sebebiyle hak «kaybına» uğradığı, davalının İzmir'de olması nedeniyle Rize'de bulunan Çaykur'un hangi markalarının tescilli olduğunu hangilerinin olmadığını bilme imkanından uzak olduğu, …
Benzer bu kararda… 996 tarih ve 690/1330 sayılı kararıyla davalının tecavüz oluşturan eyleminin önlenmesine karar verildiğine göre, davalının başka bir şehirde faaliyette bulunması ve «uyuşmazlık konusu» döneme ilişkin olarak davalı tarafından ürün ambalajlarının basımı için dava dışı Karali firmasından izin belgesi istenilmesi de TTK 20. maddesi anlamında davalının basiretli bir «tacir» olarak gerekli hassasiyeti gösterdiği ve bu suretle 556 Sayılı KHK'nın 61/(e) bendine göre iştirak eyleminden sorumlu tutulamayacağı sonucunu doğurmayacağı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, davalının davacıya ait çay poşetlerini basmak suretiyle oluşan «haksız rekabetin» menine ve «marka hakkına tecavüzün» giderilmesine, 45.786,28 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “bilirkişi asıl ve ek raporlarında dosyada mevcut «fatura» tarihleri itibariyle davalının «marka hakkına tecavüz» oluşturan eylemlerini 1999-2004 yılları arasında devam ettiği belirlendiğine göre, devam eden tevacüz eyleminden dolayı dava tarihi olan 02.11.2004 tarihine kadar geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşacağından söz edilemeyeceği gibi, İzmir 3.
2- Dava, davacı markasını «taşıyan» çay poşetlerinin benzerlerinin davalı tarafından üretilerek davacının rakibi firmalara satıldığı iddiasına dayalı «haksız rekabetin» men'i, «marka hakkına tecavüzün» giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet · temerrüt faizi · kötüniyet · eksik inceleme · temerrüt · iltibas
Benzer bu kararda… 996 tarih ve 690/1330 sayılı kararıyla davalının tecavüz oluşturan eyleminin önlenmesine karar verildiğine göre, davalının başka bir şehirde faaliyette bulunması ve «uyuşmazlık konusu» döneme ilişkin olarak davalı tarafından ürün ambalajlarının basımı için dava dışı Karali firmasından izin belgesi istenilmesi de TTK 20. maddesi anlamında davalının basiretli bir «tacir» olarak gerekli hassasiyeti gösterdiği ve bu suretle 556 Sayılı KHK'nın 61/(e) bendine göre iştirak eyleminden sorumlu tutulamayacağı sonucunu doğurmayacağı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, davalının davacıya ait çay poşetlerini basmak suretiyle oluşan «haksız rekabetin» menine ve «marka hakkına tecavüzün» giderilmesine, 45.786,28 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Markanın «kötüniyetli» tescil edilmesi durumunda verilen hükümsüzlük kararı geriye doğru etkili ise de, bu durum, markayı kötünyetli olarak tescil eden için geçerli olup, «iyiniyetli» 3. kişiler için geçerli değildir.
Somut olayda, davacı vekili tarafından müvekkiline ait F., HEDİYELİK, RİZE ve TOMURCUK ibareli markalar ile «iltibas» oluşturacak şekilde davalı tarafından ambalaj üretilerek piyasaya sürüldüğü iddia edilmiş, davalı taraf ise üretimi yapılan K.RİZE HARMAN, K.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce tescilin «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle hükümsüzlük kararı verilmiş ve verilen karar Dairemiz incelemesinden geçerek 10.01.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7115 E. , 2011/1156 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.03.2009 tarih ve 2006/436-2009/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin üreticiden aldığı yaş çayı işleyip çeşitli isimler altında piyasaya sürdüğünü, piyasaya sürülen çay poşetlerinin renk, dizayn, şekil olarak dava dışı TPE nezdinde tescilli olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin yıllardır üretip piyasaya sunduğu maruf ve meşhur hale getirdiği çay paketlerinin benzerini basıp çay üreten firmalara satmak suretiyle dava dışı firmaların haksız rekabet eylemlerine iştirak ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin men'ine, davacının marka hakkına tecavüz fiillerinin giderilmesine, şimdilik 2.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile tahsiline, tecavüz teşkil edecek şekilde çay poşetlerini üretmeye yarayan araç, gereç, cihaz ve makine gibi vasıtalara el konularak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının ürünleriyle iltibasa meydan verecek baskı işini, davacının 05.09.1989 tarihli ihtarı sonrasında yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının ürettiği poşetlerin gıda üretim sertifikalarının bulunduğu, davalı işyerinde 10.06.1993 ve 06.07.1993 tarihlerinde yapılan arama ve kontrollerde sahte çay poşeti ve konusu suç teşkil edecek herhangi bir eşyaya ve davacı ambalajlarıyla benzer poşet ve klişelere rastlanmadığı, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiş ise de sessiz kalma sebebiyle hak kaybına uğradığı, davalının İzmir'de olması nedeniyle Rize'de bulunan Çaykur'un hangi markalarının tescilli olduğunu hangilerinin olmadığını bilme imkanından uzak olduğu, diğer yandan, dava konusu poşetlerin kullanımı ile ilgili dava dış ...
A.Ş yasal temsilcileri aleyhine açılan ceza davasının beraatle sonuçlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı markasını taşıyan çay poşetlerinin benzerlerinin davalı yanca üretilerek davacının rakibi firmalara satıldığı iddiasına dayalı haksız rekabetin men'i, marka hakkına tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, üretimde kullanılan makine ve benzerlerinin imhası istemlerine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK'nin 61/ (c) bendine göre "(a) ve (c) bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak marka hakkına tecavüz sayılır"
Mahkemece alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında dosyada mevcut fatura tarihleri itibariyle davalının marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerini 1999-2004 yılları arasında devam ettiği belirlendiğine göre, devam eden tevacüz eyleminden dolayı dava tarihi olan 02.11.2004 tarihine kadar geçen sürede sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşacağından söz edilemeyeceği gibi, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1995/690 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı alyeyhine açılan davada Mahkemenin kesinleşen 27.12.1996 tarih ve 690/1330 sayılı kararıyla davalının tecavüz oluşturan eyleminin önlenmesine karar verildiğine göre, davalının başka bir şehirde faaliyette bulunması ve uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak davalı tarafından ürün ambalajlarının basımı için dava dışı Karali Firmasından izin belgesi istenilmesi de TTK 20.
maddesi anlamında davalının basiretli bir tacir olarak gerekli hassasiyeti gösterdiği ve bu suretle 556 Sayılı KHK'nin 61/(e) bendine göre iştirak eyleminden sorumlu tutulamayacağı sonucunu doğurmaz.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar nazara alınmadan, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014172900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz