Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3277 E. 2011/996 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan↗ toplantı ve karar nisabı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ ticari defter incelemesi↗ karar nisabı↗ butlan↗ pay devri↗ hakkın kötüye kullanılması↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması nedeniyle, şirket defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesinin, ticaret sicil memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca pay devri yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve yönetim kurulu üyeliğinin sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenemediği davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket hissesi devraldığının tespit edilerek, yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ancak bu kararın, iki kişiden oluşan yönetim kurulu tarafından alındığı ve şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulunun yasal asgari sınır olan üç kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır. Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu asgari toplantı nisabı, üçtür. Bu durumda, davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla malul olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu tarihten sonra, davacının bu kez 18.01.1994 ve 19.07.1994 tarihli genel kurullar tarafından yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ve bunlardan 18.01.1994 tarihli genel kurul hazurun cetvelinde davacının ismi ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığı önem kazandığından, değinilen hususun tespiti için dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10134 E. 2013/9717 K.
Ortak:mutlak butlan · yönetim kurulu üyeliği · butlan · hakkın kötüye kullanılması · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre «tebligat» yapılması nedeniyle, şirket «defterlerinin» incelenmesinin mümkün olmadığı, «bilirkişi incelemesinin», «ticaret sicil» memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli «yönetim kurulu» kararı uyarınca «pay devri» yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve «yönetim kurulu üyeliğinin» sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, «hakkın kötüye kullanılması» anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» malul olduğu kabul edilmelidir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait «ticari defterlerin incelenemediği» davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şi …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece uyulan bozma kararında davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» sakat olduğunun tespit edildiği ve incelemeye konu imzaların davacıya ait olduğunun «kesin» olarak saptanamadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulü yerine reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
… alınan bir kısım kararlara imza attığı ve bunun sorumluluk ve sonuçlarını bilmesi gerektiği, bu durumda davacının 1994-1998 tarihleri arasında üye ve bazı yıllarda «yönetim kurulu» üyesi olarak şirketteki varlığının sakat işlemlere dayandığını bundan 10 yıl sonra ileri sürmesinin MK’nun 2. maddesi uyarınca «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği ve yasa gereğince bir hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddin …
Ancak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut «ticaret sicil» memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve grafoloji ve «sahtecilik» uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını «taşıyan» 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benze …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · sahtecilik · taşıyan · kesin hüküm
Benzer bu karardaAncak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut «ticaret sicil» memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve grafoloji ve «sahtecilik» uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını «taşıyan» 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benze …
Öte yandan aynı bilirkişi raporunda 11.05.1998 tarihli karar fotokopilerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve 18.01.1994 tarihli genel kurul «hazirun cetvelindeki» imzanın da vekaleten imza hanesinde atılı bulunduğu ve mukayese imzalarından farklı olduğundan davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece uyulan bozma kararında davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» sakat olduğunun tespit edildiği ve incelemeye konu imzaların davacıya ait olduğunun «kesin» olarak saptanamadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulü yerine reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2104 E. 2013/19627 K.
Ortak:butlan · hakkın kötüye kullanılması
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre «tebligat» yapılması nedeniyle, şirket «defterlerinin» incelenmesinin mümkün olmadığı, «bilirkişi incelemesinin», «ticaret sicil» memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli «yönetim kurulu» kararı uyarınca «pay devri» yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve «yönetim kurulu üyeliğinin» sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, «hakkın kötüye kullanılması» anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait «ticari defterlerin incelenemediği» davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şi …
Bu durumda, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» malul olduğu kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaButlanın ileri sürülmesi bakımından herhangi bir süreye uyulması zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilmekle beraber «butlana» ilişkin tesbit talebinin maksatlı, gayrımeşru ve icapsız olarak geciktirilmesi, örneğin bir kararın uygulanmasına ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca, itirazsız «rıza» ve tahammül gösterilip de, sonradan butlanının ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararın butlanını eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplayamadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanının tespitini dava etmesi «hakkın kötüye kullanılması» olarak nitelendirilmelidir.
Doktrinde, ortaklık «dahil» hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan «butlanının» ileri sürülmesi «hakkın kötüye kullanılması» olarak nitelendiği gibi, etkisi ve önemi genellikle oldukça kısa bir süre devam eden bilanço, kar ve zarar hesabı kararının butlanının uzunca bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin çok defa hakkın kötüye kullanılması niteliği «taşıyacağına» da işaret edilmektedir. (Bkz.
… Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2009 s.156-157) Somut olayda, 24.06.2006 ile 23.10.2009 tarihleri arasında yapılan 5 adet genel kurul toplantısının ve alınan kararların «yoklukla malul» olduğu yönündeki davanın 15.12.2011 tarihinde açılmış olması karşısında, davacının uzun süre suskun kalarak, ortaklık «dahil» hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan «butlanını» ileri sürmesi «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup, TMK 2. maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» da aykırılık teşkil etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoklukla malul karar · hazirun cetveli · imza incelemesi · yokluk · olağanüstü genel kurul · eş rızası · dürüstlük kuralı · taşıyan
Benzer bu kararda1- Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 370. maddesine göre yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların «yoklukla malul» olduklarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, 24.07.2006 tarihli 2005 tarihli «olağan genel kurul» toplantısı «hazirun cetvelindeki» davacı adına atılan imzanın davacı el ürünü olduğu, diğer genel kurul toplantılarına ilişkin hazurun cetvelindeki davacı adına atılan imzaların davacının eli ürünü …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli «olağan genel kurul» toplantısı hazurun cetvelindeki imzaların pay sahibi davacıya ait olmadığı, 2005(24/07/2006) tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı hazurun cetvelindeki imzanın pay sahibi davacıya ait olduğu gerekçesiyle, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli olağan genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine ve alınan tüm kararların iptaline, 24/07/2006 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
… Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2009 s.156-157) Somut olayda, 24.06.2006 ile 23.10.2009 tarihleri arasında yapılan 5 adet genel kurul toplantısının ve alınan kararların «yoklukla malul» olduğu yönündeki davanın 15.12.2011 tarihinde açılmış olması karşısında, davacının uzun süre suskun kalarak, ortaklık «dahil» hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan «butlanını» ileri sürmesi «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olup, TMK 2. maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» da aykırılık teşkil etmektedir.
Butlanın ileri sürülmesi bakımından herhangi bir süreye uyulması zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilmekle beraber «butlana» ilişkin tesbit talebinin maksatlı, gayrımeşru ve icapsız olarak geciktirilmesi, örneğin bir kararın uygulanmasına ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca, itirazsız «rıza» ve tahammül gösterilip de, sonradan butlanının ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararın butlanını eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplayamadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanının tespitini dava etmesi «hakkın kötüye kullanılması» olarak nitelendirilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3958 E. 2010/10323 K.
Ortak:mutlak butlan · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · butlan · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, «anonim şirket yönetim kurulu» asgari «toplantı nisabı», üçtür.
Bu durumda, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» malul olduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre «tebligat» yapılması nedeniyle, şirket «defterlerinin» incelenmesinin mümkün olmadığı, «bilirkişi incelemesinin», «ticaret sicil» memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli «yönetim kurulu» kararı uyarınca «pay devri» yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve «yönetim kurulu üyeliğinin» sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, «hakkın kötüye kullanılması» anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ekaleten oy kullandıkları, usulüne uygun vekaletname olmadan ve kooperatif ortağı olmayanların vekaleten oy kullandıkları, bu oylar çıkarıldığında 36 olması gereken «toplantı nisabının» 31'e düştüğü, bu durumun anasözleşmenin 33 ve Kooperatifler Kanunu'nun 45/3. maddesine aykırılık oluşturup «mutlak butlan» «sebebi» olduğu, bu nedenle «muhalefet şerhine» de gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.04.2006 tarihli genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, 137 ortağı bulunan davalı kooperatifin 30.04.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemiyle açılmış, mahkemece ise 30.04.2006 tarihinde yapılan genel kurula geçerli olarak 31 ortağın asaleten ve vekaleten katıldığı ve 36 olan «toplantı nisabının» oluşmaması sebebiyle alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı vekili, toplantı yeter sayısının oluştuğunu, «yönetim kurulu» üyelerinin vekaleten oy kullanmadıklarını, davacının muhalif üye olarak red oyu da vermediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoklukla malul karar · muhalefet şerhi · yokluk · genel kurul kararının iptali · ibra · cy/cy şerhi · geçersizlik · yetki
Benzer bu kararda… ekaleten oy kullandıkları, usulüne uygun vekaletname olmadan ve kooperatif ortağı olmayanların vekaleten oy kullandıkları, bu oylar çıkarıldığında 36 olması gereken «toplantı nisabının» 31'e düştüğü, bu durumun anasözleşmenin 33 ve Kooperatifler Kanunu'nun 45/3. maddesine aykırılık oluşturup «mutlak butlan» «sebebi» olduğu, bu nedenle «muhalefet şerhine» de gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.04.2006 tarihli genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiştir.
… etim kurulu üyelerinden vekaleten oy kullananlar bulunduğunu, ortak olmayanların vekaleten oy kullandıklarını, 2004 yılı bilançosunun ve gelir gider tablolarının ve «ibranın» 2005 yılında görüşülmesine rağmen yeniden görüşüldüğünü, elektrik borcunun ibrasına birçok ortak tarafından muhalefet edildiği halde oybirliği ile karar alınmış gibi tutanaklara geçirildiğini ileri sürerek, «genel kurul kararlarının iptalini» talep ve dava etmiştir.
Dava, 137 ortağı bulunan davalı kooperatifin 30.04.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemiyle açılmış, mahkemece ise 30.04.2006 tarihinde yapılan genel kurula geçerli olarak 31 ortağın asaleten ve vekaleten katıldığı ve 36 olan «toplantı nisabının» oluşmaması sebebiyle alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
… aporunda genel kurula geçerli olarak 31 ortağın asaleten ve vekaleten iştirak ettiğini belirtmiş, itiraz üzerine verdiği 19.03.2008 tarihli raporunda ise, daha önce «geçersiz» saydığı vekaleten katılımlarla ilgili vekaletnamelerin Cumhuriyet Savcılığında bulunan kooperatif evrakları arasında yer aldığını, üye ... yerine 1. derecede akrabası ...’nun katıldığı, hazurun cetvelinin 9 ncu sırasında kayıtlı üye ...’un denetim kurulu üyesi ... tarafından «temsil» edildiği, 21. sırada yer alan üye ...’ı eşinin temsil ettiği, ...’in murisi ... adına genel kurula katıldığı, 29. sırada yer alan üyenin savcılık listesinde 4. sırada yazılı ...’e «yetki» verdiği ve ortaklar listesinin 132. sırasında yer aldığı, üye ...’i üye ...’ın temsil ettiği, üye ...’in eşi tarafından temsil edildiği, üye ...’nın, üye ...’e vekalet verdiği, aynı üyenin 2. hissesi için eşine vekalet verdiği, ...’ın başka bir üyeye vekalet verdiği, ...’ın üye ...’a vekalet verdiği, ...’nin başka bir üyeye vekalet verdiği, ...’in, ...’a vekalet verdiği, ...’nın eşine vekalet verdiği, ...’ın, ...’e vekalet verdiği, ...’ı üye ...’ın vekaletle temsil ettiği, ...’in eşine vekalet verdiği belirtilmiş, 09.07.2008 tarihli ek raporunda ise vekaletnamelerin geçerli olup olmadığı, imza sahiplerinin gerçek olup olmadığının uzmanlığında olmadığından «nisaba» ilişkin sayı verilmediği, ancak 2 farklı hazurun cetvelinin mevcudiyetinin anasözleşme ve yasaya aykırı olduğu mütalaasında bulunmuş, buna rağmen mahkemece vekalet …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3277 E. , 2011/996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2009 tarih ve 2008/504-2009/704 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin eski yönetim kurulu başkanı olan Hamit Metin Böke ile 1991 – 1998 tarihleri arasında evli kaldığını, kendisinin haberi olmaksızın davalı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi yapıldığını, bu durumu aradan uzun yıllar geçtikten sonra öğrendiğini ileri sürerek, davacının, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması nedeniyle, şirket defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesinin, ticaret sicil memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca pay devri yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve yönetim kurulu üyeliğinin sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenemediği davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket hissesi devraldığının tespit edilerek, yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ancak bu kararın, iki kişiden oluşan yönetim kurulu tarafından alındığı ve şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulunun yasal asgari sınır olan üç kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu asgari toplantı nisabı, üçtür. Bu durumda, davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla malul olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu tarihten sonra, davacının bu kez 18.01.1994 ve 19.07.1994 tarihli genel kurullar tarafından yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ve bunlardan 18.01.1994 tarihli genel kurul hazurun cetvelinde davacının ismi ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığı önem kazandığından, değinilen hususun tespiti için dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013866500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz