6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3277 E. 2011/996 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan toplantı ve karar nisabı yönetim kurulu üyeliği anonim şirket yönetim kurulu ticari defter incelemesi karar nisabı butlan pay devri hakkın kötüye kullanılması anonim şirket bilirkişi incelemesi ticari defter tebligat ticaret sicili yönetim kurulu kararı e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 330

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması nedeniyle, şirket defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesinin, ticaret sicil memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca pay devri yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve yönetim kurulu üyeliğinin sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenemediği davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket hissesi devraldığının tespit edilerek, yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ancak bu kararın, iki kişiden oluşan yönetim kurulu tarafından alındığı ve şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulunun yasal asgari sınır olan üç kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır. Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu asgari toplantı nisabı, üçtür. Bu durumda, davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla malul olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu tarihten sonra, davacının bu kez 18.01.1994 ve 19.07.1994 tarihli genel kurullar tarafından yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ve bunlardan 18.01.1994 tarihli genel kurul hazurun cetvelinde davacının ismi ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığı önem kazandığından, değinilen hususun tespiti için dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10134 E. 2013/9717 K.

    Ortak: · Menfi tespit

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Dürüstlük kuralına aykırılık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2104 E. 2013/19627 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3958 E. 2010/10323 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3277 E.  ,  2011/996 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2009 tarih ve 2008/504-2009/704 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin eski yönetim kurulu başkanı olan Hamit Metin Böke ile 1991 – 1998 tarihleri arasında evli kaldığını, kendisinin haberi olmaksızın davalı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi yapıldığını, bu durumu aradan uzun yıllar geçtikten sonra öğrendiğini ileri sürerek, davacının, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.

Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması nedeniyle, şirket defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesinin, ticaret sicil memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca pay devri yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve yönetim kurulu üyeliğinin sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenemediği davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket hissesi devraldığının tespit edilerek, yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ancak bu kararın, iki kişiden oluşan yönetim kurulu tarafından alındığı ve şirket ana sözleşmesi gereğince yönetim kurulunun yasal asgari sınır olan üç kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır.

Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu asgari toplantı nisabı, üçtür. Bu durumda, davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla malul olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu tarihten sonra, davacının bu kez 18.01.1994 ve 19.07.1994 tarihli genel kurullar tarafından yönetim kurulu üyesi seçilmesine karar verildiği ve bunlardan 18.01.1994 tarihli genel kurul hazurun cetvelinde davacının ismi ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığı önem kazandığından, değinilen hususun tespiti için dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre sonuca gidilmelidir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013866500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.