Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10134 E. 2013/9717 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan↗ yönetim kurulu üyeliği↗ hazirun cetveli↗ butlan↗ sahtecilik↗ hakkın kötüye kullanılması↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirketin 1993 ve 1998 tarihleri arasında şirkete ait bazı kararlarda imzasının bulunduğu, davacı taraf her ne kadar aksini iddia etmiş ise de, davacının bu tarihler arasında şirket yönetiminde alınan bir kısım kararlara imza attığı ve bunun sorumluluk ve sonuçlarını bilmesi gerektiği, bu durumda davacının 1994-1998 tarihleri arasında üye ve bazı yıllarda yönetim kurulu üyesi olarak şirketteki varlığının sakat işlemlere dayandığını bundan 10 yıl sonra ileri sürmesinin MK’nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği ve yasa gereğince bir hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını taşıyan 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benzerlik nedeniyle davacının eli ürünü olduğunun kuvvetle muhtemel göründüğü ancak mza asıllarının sunulmamış olması ve 1994 yılı ve öncesine ait mukayese imzaların yetersiz olması yanında mevcut davacı imzalarının da çok basit imzalar olması dolayısıyla daha ileri derecede kanaat beyanında bulunmanın mümkün olmadığını bildirmiştir. Öte yandan aynı bilirkişi raporunda 11.05.1998 tarihli karar fotokopilerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve 18.01.1994 tarihli genel kurul hazirun cetvelindeki imzanın da vekaleten imza hanesinde atılı bulunduğu ve mukayese imzalarından farklı olduğundan davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bu itibarla, mahkemece uyulan bozma kararında davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla sakat olduğunun tespit edildiği ve incelemeye konu imzaların davacıya ait olduğunun kesin olarak saptanamadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulü yerine reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3277 E. 2011/996 K.
Ortak:mutlak butlan · yönetim kurulu üyeliği · butlan · hakkın kötüye kullanılması · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece uyulan bozma kararında davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» sakat olduğunun tespit edildiği ve incelemeye konu imzaların davacıya ait olduğunun «kesin» olarak saptanamadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulü yerine reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
… alınan bir kısım kararlara imza attığı ve bunun sorumluluk ve sonuçlarını bilmesi gerektiği, bu durumda davacının 1994-1998 tarihleri arasında üye ve bazı yıllarda «yönetim kurulu» üyesi olarak şirketteki varlığının sakat işlemlere dayandığını bundan 10 yıl sonra ileri sürmesinin MK’nun 2. maddesi uyarınca «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği ve yasa gereğince bir hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddin …
Ancak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut «ticaret sicil» memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve grafoloji ve «sahtecilik» uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını «taşıyan» 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benze …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre «tebligat» yapılması nedeniyle, şirket «defterlerinin» incelenmesinin mümkün olmadığı, «bilirkişi incelemesinin», «ticaret sicil» memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli «yönetim kurulu» kararı uyarınca «pay devri» yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve «yönetim kurulu üyeliğinin» sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, «hakkın kötüye kullanılması» anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacının şirket «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının «mutlak butlanla» malul olduğu kabul edilmelidir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait «ticari defterlerin incelenemediği» davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı ve karar nisabı · anonim şirket yönetim kurulu · ticari defter incelemesi · karar nisabı · pay devri · anonim şirket · ticari defter · tebligat
Benzer bu karardaDairemiz yerleşik uygulaması gereğince, TTK’nun 330. maddesi uyarınca, «anonim şirket yönetim kurulu» asgari «toplantı nisabı», üçtür.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete Tebligat Kanununun 35. maddesine göre «tebligat» yapılması nedeniyle, şirket «defterlerinin» incelenmesinin mümkün olmadığı, «bilirkişi incelemesinin», «ticaret sicil» memurluğundan gönderilen dosya ile sınırlı olmak üzere yapıldığı, davacının 22.12.1993 tarihli «yönetim kurulu» kararı uyarınca «pay devri» yoluyla ortaklığa katıldığı ve genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu, davacının, davalı şirket ortaklığı ve «yönetim kurulu üyeliğinin» sakat işlemlere dayandığını on yıl sonra ileri sürülmesinin, «hakkın kötüye kullanılması» anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davacının, davalı şirket ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete ait «ticari defterlerin incelenemediği» davacının, davalı şirkete ait genel kurul hazurun cetvellerinde imzalarının bulunduğu ve davanın şirket ortaklığından ayrıldıktan 10 yıl sonra açılmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacının, 22.12.1993 tarihinde, davalı şirket yönetim kurulu tarafından şi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3550 E. 2021/68 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaAncak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut «ticaret sicil» memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve grafoloji ve «sahtecilik» uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını «taşıyan» 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benze …
Benzer bu karardaŞu halde yapılacak iş, dava konusu senedin keşide tarihinden önceki tarihlere ait çok sayıda mukayese belge asıllarının ilgili yerlerden getirtilerek yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve alınacak rapor sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · lehtar · tespit davası · keşideci · menfi tespit
Benzer bu karardaDava, senede dayalı «menfi tespit davası» olup davacı vekili, dava konusu senetlerdeki «keşideci» imzalarının davacıya ait olmadığını ileri sürmektedir.
… 000,00 TL bedelli, 25.01.2007 keşide tarihli 28.07.2007 ödeme tarihli 62.000,00 TL bedelli, 25.01.2007 keşide tarihli 30.08.2007 ödeme tarihli 37.500,00 TL bedelli, «lehtarı» ... olan senetler üzerindeki davacı ...'ye atfen atılan «keşideci» borçlu imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10134 E. , 2013/9717 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2012 tarih ve 2011/219-2012/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin eski yönetim kurulu başkanı olan ... ile 1991-1998 yılları arasında evli kaldığını, kendisinin haberi olmaksızın davalı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi yapıldığını, bu durumu aradan uzun yıllar geçtikten sonra öğrendiğini ileri sürerek, davacının, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirketin 1993 ve 1998 tarihleri arasında şirkete ait bazı kararlarda imzasının bulunduğu, davacı taraf her ne kadar aksini iddia etmiş ise de, davacının bu tarihler arasında şirket yönetiminde alınan bir kısım kararlara imza attığı ve bunun sorumluluk ve sonuçlarını bilmesi gerektiği, bu durumda davacının 1994-1998 tarihleri arasında üye ve bazı yıllarda yönetim kurulu üyesi olarak şirketteki varlığının sakat işlemlere dayandığını bundan 10 yıl sonra ileri sürmesinin MK’nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği ve yasa gereğince bir hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını taşıyan 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benzerlik nedeniyle davacının eli ürünü olduğunun kuvvetle muhtemel göründüğü ancak mza asıllarının sunulmamış olması ve 1994 yılı ve öncesine ait mukayese imzaların yetersiz olması yanında mevcut davacı imzalarının da çok basit imzalar olması dolayısıyla daha ileri derecede kanaat beyanında bulunmanın mümkün olmadığını bildirmiştir.
Öte yandan aynı bilirkişi raporunda 11.05.1998 tarihli karar fotokopilerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve 18.01.1994 tarihli genel kurul hazirun cetvelindeki imzanın da vekaleten imza hanesinde atılı bulunduğu ve mukayese imzalarından farklı olduğundan davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bu itibarla, mahkemece uyulan bozma kararında davacının şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının mutlak butlanla sakat olduğunun tespit edildiği ve incelemeye konu imzaların davacıya ait olduğunun kesin olarak saptanamadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulü yerine reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516042200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz