Eşyanın zıyaı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1884 E. 2023/5782 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşyanın zıyaı↗ sorumluluktan kurtulma halleri↗ pervasızca davranış↗ teslimde gecikme↗ sorumluluk sınırı↗ zıya↗ sorumluluk sınırlaması↗ geç teslim↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ birim fiyat↗ rayiç değer↗ kusursuz sorumluluk↗ cmr konvansiyonu↗ sorumluluktan kurtulma↗ infazda tereddüt↗ ticari itibar↗ rayiç bedel↗ istinaf başvurusunun reddi↗ sınırlı sorumluluk↗ karine↗ kusur sorumluluğu↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ cmr↗ ziya↗ ara karar↗ tazminat davası↗ infaz↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporlarında zarar miktarının 84.104,42 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi tarafından davalı sürücünün Ulubat ilçesinde ara verdiğinde aracının lastiklerini kontrol etmesi gerektiği, kontrol etmiş ise ve beyanında da belirttiği gibi aracının lastikleri yeni ise aracın yükünün maksimum yükün yaklaşık 1/3'ü kadar olduğu, yolunda standart bir yol olduğu dikkate alındığında aracın lastiğinin patlamaması gerektiği yönünde görüş bildirdiği, teknik arıza kural olarak umulmayan bir hal olup önceden sezilemez ve önlenemez niteliği kanıtlanmadıkça bu hal bakım kusuru oluşturduğu, teknik arıza önlenememişse, işletmede bir eksiklik, hata, bozukluk ve düzensizliğin var demek olduğu, Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu, birleşen dosya yönünden ise de alınan bilirkişi raporunda davacı vekilinin kazadan sonra yeni üretilen trafonun adet fiyatının 2.063,64 euro olduğunu belirttiği, firmanın yeni üretmiş olduğu radyatör fiyatı için belirlediği 2.063,64 euro fiyatı neye göre, hangi kritere veya veriye göre belirlemiş olduğunun anlaşılamadığı, fazla mesaiye ilişkin verilen bilgilerde tutarsızlık olduğu, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde davacının zararının doğmadığı, yerinde incelemenin davanın çözümlenmesine etkisi olmayacağı düşünülerek rapora itirazın reddine karar verilmiş birleşen dosyada davacı zararını ispatlayamadığından asıl davanın kısmen kabulü ile; 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2018/400 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak davalı defterlerinin incelenmediği, aynı malların yeniden üretildiği, tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiği, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığı, fazla mesai ücretinin hesaplanmadığı, kararın eksik incelemeye dayandığı belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir.
2. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı sınırlı sorumluluğunun olup kusursuz sorumluluğunun olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesi birinci fıkrası yerine aynı hükmün beşinci fıkrasında yer alan 3 yıllık zamanaşımın uygulanması gerektiği, bilirkişiler tarafından zarara uğrayan radyatörlerin birim fiyatının sipariş mektubunda belirtilen miktar olan 1.678,21 euro olarak hesaplandığını, oysa fatura bedelinin dikkate alınması gerektiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davalıların kusuru nedeniyle aynı malların yeniden üretildiğini ve tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiğini, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığını, kararın eksik incelemeye dayandığını, bilirkişilerin hesaplamayı maliyet fiyatı üzerinden yaptıklarını, malın farklı bir bedelle başka bir firmaya satılacağını ve bu bedelin ne olduğuna bakılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan bu itirazlar gözletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususu davalı ... için bir yıllık süreye tabi ise, müvekkil yönünden de aynı zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, davalı Musa'nın karakola vermiş olduğu ifadesinde ''... Aracın gerekli muayenelerinin yapılmış olduğunu, lastiğin yeni olduğunu ve nasıl patladığını bilmediğini..'' açıkça beyan ettiği, bu durumda müvekkilinin de kusuru bulunmadığını, bilirkişiler tarafından zarar hesaplaması yapılırken, kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan sadece davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapılmış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmektedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen ziya veya hasardan taşıyıcının sorumlu olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 880 inci maddenin birinci ve ikinci fırkaları, 875 inci maddenin birinci fıkrası, 856, 882, 886, 881, 882 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Asıl dava, karayolu ile yurtiçinde yapılan taşımadan doğan zararın 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı maddeleri uyarınca tahsili, birleşen dava ise, taşımada zıyaa sebebiyet veren olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın genel hükümler kapsamında tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazları ile davalının tazminat hesabına yönelik itirazları yönünden yapılan incelemede;
Asıl davada taşıyıcının sorumluluğu eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Birleşen davada ise sorumluluğun dayanağı anılan Kanun'un 49 vd. maddeleridir.
6102 sayılı Kanun'un 875 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur’ hükmünü, aynı Kanun'un tazminatın hesaplanmasına ilişkin 880 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın tamamen ya da kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.’, hükmünü, aynı maddenin ikinci fıkrası ise ‘Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.’ hükmünü haizdir. Eşya taşımasında zamanaşımını düzenleyen aynı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci fıkrası, zamanaşımı süresini yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yıl, diğer zararlarda ise bir yıl olarak belirttikten sonra beşinci fıkrasında bu bir yıllık sürenin dışından hangi hallerde 3 yıllık sürenin uygulanacağını düzenlemiştir. Bu hükme göre taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa veya hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğunun 3 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi ise, sorumluluğun sınırlarını CMR konvansiyon hükümlerine uyum sağlamak amacıyla kilogram başına belli bir özel çekme hakkıyla sınırlamıştır. Kanun'un 886 ncı maddesi, anılan sınırlama hakkının kaybı nedenlerini düzenlemiş bulunmaktadır. Bu hükme göre, kasten veya pervasızca bir davranışla ve zarar oluşması ihtimalinin bilinciyle işlenen fiil veya ihmalin sonucu olarak zararın oluştuğu ispat edilirse taşıyıcı veya 879'da belirtilen kişiler sorumluluğu sınırlayan ve sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz.
Asıl davada taşıyıcı kooperatifin sorumluluğu bakımından somut olaya gelince, taşıyıcının yardımcısı konumundaki sürücünün, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, aracı hızlı kullandığı ve olayda asli kusurlu olduğu sabittir. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresinin taşıyıcı yönünden dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira madde 879 uyarınca taşıyıcı yardımcılarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Ancak zararın hesaplanmasında tazminatın hesabına ilişkin yukarıda belirtilen hükümler gözetilmeksizin hasar gören emtianın yerine üretilen emtianın, faturasının dikkate alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece eşyanın teslim edildiği yer ve zamandaki rayiç değeri ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair masraflar dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanması, sonra da mevcut kusur durumunun sorumluluk sınırını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin hasara göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.
Asıl davada taşıyıcının yardımcısı olan sürücü davalı haksız fiili işleyen olması nedeniyle sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un haksız fiili düzenleyen 49 uncu ve devamı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca anılan Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca zamamaşımı süresi bu davalı yönünden iki yıldır. Bu durumda bu davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen dava yönünden temyiz incelemesine gelince, davalıların sorumlulukları 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin genel hükümlerinden kaynaklanmaktadır.
Davacı kaza nedeniyle hasarlandığı için süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edilemeyen emtiasını daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını, hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini belirterek genel hükümler uyarınca uğradığı zararın tazminini istemiştir. Bu durumda hasar gören emtianın satış bedeli, ikinci kez üretilmesinin bedeli ve daha sonra teslim edildiği tarihteki rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı, yeniden üretimi için fazladan masraf yapılıp yapılmadığı araştırılıp varsa bunun davacının zararı olup olmayacağı değerlendirilerek maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Manevi tazminat yönünden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin hükümlerinden manevi tazminatı düzenleyen 56 ıncı maddesindeki şartları araştırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5930 E. 2018/133 K.
Ortak:pervasızca davranış · teslimde gecikme · sorumluluk sınırı · zıya · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı
İncelediğiniz karardaBu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «maddi tazminat» ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve «pervasızca davranış» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı «taşıyıcı» kooperatif vekilinin «istinaf başvurusunun reddi», davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi «tazminat davalarının» reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen «ziya» veya hasardan «taşıyıcının sorumlu» olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile «zamanaşımı» noktalarında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaGenel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumluluğunun» olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı ...'nin 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ...'nin 880. maddesine göre eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Gönderinin münferit parçalarının «zıyaı» veya «hasarı» hâlinde «taşıyıcının sorumluluğu»; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi
Benzer bu kararda… rkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacıyla arasındaki taşıma ilişkisini inkar etmediği, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi neticesinde kargonun «zayi» olduğu, davacıdan «teslim» aldığı 2 adet koliyi alıcısına teslim ettiğini veya davacının iddia ettiği kargo içeriğinin aksini de ispat edemediği, zayi olan emtianın değeri için davacı tarafından sunulan «fatura» bedelinin esas alınacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 23.914,35 TL’nin 25/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» hesabının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, taşıma esnasında gerçekleşen «zıya» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir Mahkemece, davalı tarafından taşıma ilişkisinin inkar edilmediği, taşınan 2 adet kolinin davalı «taşıyıcının» uhdesinde iken «zayi» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11514 E. 2018/3479 K.
Ortak:pervasızca davranış · teslimde gecikme · sorumluluk sınırı · zıya · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaBu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı «sınırlı sorumluluğunun» olup «kusursuz sorumluluğunun» olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık «zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «maddi tazminat» ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve «pervasızca davranış» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı «taşıyıcı» kooperatif vekilinin «istinaf başvurusunun reddi», davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi «tazminat davalarının» reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar …
Benzer bu karardaGenel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumluluğunun» olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın TTK'nın 880. maddesine göre eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Gönderinin münferit parçalarının «zıyaı» veya «hasarı» hâlinde «taşıyıcının sorumluluğu»; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sovtaj değeri · değer kaybı · sovtaj · eksper raporu · irsaliye · rücuen tahsil · reeskont faizi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaSigorta tazminatı emtiadaki «değer kaybı» oranında ödendiğinden ve sigortalı tarafından emtianın kullanılmasına devam edildiğinden «sovtaj» uygulamasının yapılamayacağı gözetilmeksizin «hasar» bedelinden «sovtaj değerinin» düşüldüğü bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Şti.'ye ait galvanizli sacların nakliyesinin davacı şirketçe sigortalandığı, taşıma «irsaliyesinde» "kamyonun branda örtmesi mecburidir" «kaydının» bulunduğu, yine irsaliyede sürücünün davalı ... olduğunun görüldüğü, galvanizli sacın tamamının su aldığının dava dışı alıcı Öztuğ Metal San. ve Tic.
Şti.'ye ait olduğunun görüldüğü, «ekspertiz raporu» ile «hasar» bedelinin 11.785,98 TL olarak hesaplandığı, davacı ... şirketi tarafından 11.785,98 TL hasar bedeli ödendiği, sigortalı malın hasara uğramasından sürücü, araç sahibi ve nakliye şirketinin birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.715,03 TL'nin 07.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, yurt içi taşıma esnasında hasarlanan emtia için sigortalıya ödenen «hasar» bedelinin «taşıyıcılardan» ve sürücüden «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
-
Taşıyıcının nezaret yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3745 E. 2022/5461 K.
Ortak:pervasızca davranış · teslimde gecikme · zıya · sorumluluk sınırlaması · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaBu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı «sınırlı sorumluluğunun» olup «kusursuz sorumluluğunun» olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık «zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «maddi tazminat» ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve «pervasızca davranış» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı «taşıyıcı» kooperatif vekilinin «istinaf başvurusunun reddi», davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi «tazminat davalarının» reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar …
Benzer bu karardaGenel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumluluğunun» olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı «taşıyıcının» gönderen tarafından kendisine taşınmak üzere «teslim» edilen cihazın hasarlı olarak teslim edildiğini uygun delillerle ispat etmesi gerektiği, kargo tesellüm makbuzunda malın hasarlı teslim alındığına dair kayıt bulunmadığı, davalı, göndericinin ambalajlamayı yüke uygun yapmamasından dolayı zararın meydana geldiğini savunmuşsa da, bu husustaki yetersizliğin «taşıyıcının nezaret yükümlülüğünü» ortadan kaldırmayacağı, zararın meydana gelmesinde davacının %25, taşıyıcının ise %75 oranında kusurlu olduğu, davacının davalının «kusuru» oranında «hasar» bedelini ve «mahrum» kaldığı karı talep edebileceği, davacı yanın «maddi tazminat» talebini yaptığı ıslahla artırdığı ancak davalının süresi içerisinde ıslahla artırılan tutar bakımından «zamanaşımı» definde bulunduğu, TTK 855/5. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, taşıma işleminin 2014 yılında yapıldığı gözetildiğinde «ıslah» tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle maddi tazminat bakımından dava dilekçesiyle belirtilen tutara hükmedildiği, davacının arızalanan cihaz nedeniyle yeni kursiyer «kaydı» yapamadığı, bu hususunda «ticari itibarını zedelediği» gözetildiğinde manevi tazminat şartlarının oluştuğunun da kabulü gerektiği gerekçesiyle, 2.500,00 TL cihaz bedeli ve 2.500,00 TL kâr «kaybı» olmak üzere 5.000.- TL maddi tazminatının ve 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere «teslim» alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya «teslimindeki gecikmeden» doğan zararlardan sorumludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının nezaret yükümlülüğü · nezaret yükümlülüğü · kar mahrumiyeti · mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · kesinlik sınırı · ıslah · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı «taşıyıcının» gönderen tarafından kendisine taşınmak üzere «teslim» edilen cihazın hasarlı olarak teslim edildiğini uygun delillerle ispat etmesi gerektiği, kargo tesellüm makbuzunda malın hasarlı teslim alındığına dair kayıt bulunmadığı, davalı, göndericinin ambalajlamayı yüke uygun yapmamasından dolayı zararın meydana geldiğini savunmuşsa da, bu husustaki yetersizliğin «taşıyıcının nezaret yükümlülüğünü» ortadan kaldırmayacağı, zararın meydana gelmesinde davacının %25, taşıyıcının ise %75 oranında kusurlu olduğu, davacının davalının «kusuru» oranında «hasar» bedelini ve «mahrum» kaldığı karı talep edebileceği, davacı yanın «maddi tazminat» talebini yaptığı ıslahla artırdığı ancak davalının süresi içerisinde ıslahla artırılan tutar bakımından «zamanaşımı» definde bulunduğu, TTK 855/5. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, taşıma işleminin 2014 yılında yapıldığı gözetildiğinde «ıslah» tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle maddi tazminat bakımından dava dilekçesiyle belirtilen tutara hükmedildiği, davacının arızalanan cihaz nedeniyle yeni kursiyer «kaydı» yapamadığı, bu hususunda «ticari itibarını zedelediği» gözetildiğinde manevi tazminat şartlarının oluştuğunun da kabulü gerektiği gerekçesiyle, 2.500,00 TL cihaz bedeli ve 2.500,00 TL kâr «kaybı» olmak üzere 5.000.- TL maddi tazminatının ve 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve cihaz «hasarı» ve «mahrum kalınan» kara ilişkin «maddi tazminat» talebinin davacı bakımından belirsiz alacak niteliğinde olmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
4-) Dava, yurt içi eşya taşımasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının, taşımaya konu cihazı işlettiği kursta kullandığı, «hasar» sebebiyle cihazı belli bir süre kullanamayıp «kar mahrumiyetine» uğradığı gerekçesiyle 2.500.- TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu hale göre, mahkemece, «kar mahrumiyetine» ilişkin talebin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11528 E. 2018/2670 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma halleri · pervasızca davranış · teslimde gecikme · sorumluluk sınırı · zıya · sorumluluk sınırlaması · rayiç değer · kusursuz sorumluluk
İncelediğiniz karardaBu hükme göre, kasten veya pervasızca bir davranışla ve zarar oluşması ihtimalinin bilinciyle işlenen fiil veya ihmalin sonucu olarak zararın oluştuğu ispat edilirse «taşıyıcı» veya 879'da belirtilen kişiler «sorumluluğu sınırlayan» ve «sorumluluktan kurtulma hallerinden» yararlanamaz.
Bu durumda mahkemece eşyanın «teslim» edildiği yer ve zamandaki «rayiç değeri» ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair «masraflar» dikkate alınarak «gerçek zararın» hesaplanması, sonra da mevcut «kusur» durumunun «sorumluluk sınırını» ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin «hasara» göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.
Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı «sınırlı sorumluluğunun» olup «kusursuz sorumluluğunun» olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık «zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Benzer bu karardaGenel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumlu» olması ise de 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Bu itibarla mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesi uyarınca davalıların «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalıların «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın TTK'nın 880. maddesine göre eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Aynı Kanun'un 864. madde hükmünde gönderenin «kusursuz sorumluluk» halleri düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme güvenliği · tam ziya · emtia nakliyat sigortası · ticari teamül · nakliyat sigortası · rücuan tazminat · teamül · istifa
Benzer bu kararda2- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
3- Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkili nezdinde «emtia nakliyat sigorta poliçesi» ile sigorta örtüsü altında bulunan dava dışı firmaya ait konteyner «istif» makinesinin davalı şirket tarafından, davalı sürücü... idaresindeki araçla taşınması esnasında meydana gelen tek taraflı kazada hasarlandığını, «hasar» bedelinden davalıların «müteselsilen sorumlu» olduğunu ileri sürmüştür.
Taşıma ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 863. maddesi hükmüne göre, sözleşmeden, durumun gereğinden veya «ticari teamülden» aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır.
… vunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücü ......'nin %70, davalı şirketin %30 oranında kusurlu olduğu, sigorta eksperinin iş makinesinin «tam ziya» sayılması doğrultusundaki görüşü dikkate alındığında aracın tamirinde ekonomik yarar görülmediği ve makinenin tam ziya sayılmasının uygun olduğu, zararın 145.256,00 TL hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, “145,256,00 TL'nin 13/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan (davalı ......'nin «kusur» durumuna göre 101,679,2 TL’den «müteselsilen sorumlu» olarak, davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12462 E. 2018/4064 K.
Ortak:pervasızca davranış · kâr kaybı · hasar · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «maddi tazminat» ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve «pervasızca davranış» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı «taşıyıcı» kooperatif vekilinin «istinaf başvurusunun reddi», davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi «tazminat davalarının» reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar …
Bu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı «sınırlı sorumluluğunun» olup «kusursuz sorumluluğunun» olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık «zamanaşımının» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Benzer bu karardaDava, yurtiçi kara taşıması esnasında taşınan bir kısım emtianın «kaybı» ve diğer bir kısım emtiada oluşan «hasar» sebebiyle uğranılan zararın tazmini amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak, davalının taşınan bir kısım emtianın kaybından dolayı hiçbir izahat getirememesi karşısında eylemin TTK 855/5 maddesinde ifade edilen «pervasızca davranışla» ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiil niteliğinde bulunması nedeniyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken «zamanaşımı» süresinin üç yıl olduğu halde, davanın zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
855/1'de düzenlenen eşya taşımasına ilişkin bir yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği, davalının «zamanaşımı def»'inde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu kararda855/1'de düzenlenen eşya taşımasına ilişkin bir yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği, davalının «zamanaşımı def»'inde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15066 E. 2018/1199 K.
Ortak:sorumluluk sınırı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · ziya · taşıyıcı · fatura · kusur
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen «ziya» veya hasardan «taşıyıcının sorumlu» olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile «zamanaşımı» noktalarında toplanmaktadır.
… usurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesi birinci fıkrası yerine aynı hükmün beşinci fıkrasında yer alan 3 yıllık «zamanaşımın» uygulanması gerektiği, bilirkişiler tarafından zarara uğrayan radyatörlerin «birim fiyatının» sipariş mektubunda belirtilen miktar olan 1.678,21 euro olarak hesaplandığını, oysa «fatura» bedelinin dikkate alınması gerektiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davalıların «kusuru» nedeniyle aynı malların yeniden üretildiğini ve tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiğini, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığını, kararın «eksik incelemeye» dayandığını, bilirkişilerin hesaplamayı maliyet fiyatı üzerinden yaptıklarını, malın farklı bir bedelle başka bir firmaya satılacağını ve bu bedelin ne olduğuna ba …
Davalı vekilinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazları ile davalının tazminat hesabına yönelik itirazları yönünden yapılan incelemede; Asıl davada «taşıyıcının sorumluluğu» eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un «haksız fiil» hükümlerinden kaynaklanmaktadır.
Benzer bu karardaAncak, 6102 sayılı TTK'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde «tam ziya» (tam kayıp) durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlendiği anlaşılmaktadır. -/- Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «hasara» uğrayan emtianın «poliçe limitini» aşmamak kaydıyla «fatura» bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, TTK'nin yukarıda belirtilen hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti için taraf delillerinin «ibrazı» sağlanarak, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, TTK'nin 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasını gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı olan emtiaların nakliyat sırasında davalılardan araç sürücüsü ...'ın tam «kusuru» ile tamamen hasarlandığı, dava konusu emtianın davacı şirketçe sigortalandığı, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, davacı şirketin «sigorta teminatı» olan 16.616,81 TL'sini sigortalısına ödediği, TTK'nin 1472. maddesi uyarınca 16.616,81 TL'nin ödeme tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · poliçe limiti · sigorta teminatı · rücuen tahsil · teminat kapsamı · ibraz · teminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı olan emtiaların nakliyat sırasında davalılardan araç sürücüsü ...'ın tam «kusuru» ile tamamen hasarlandığı, dava konusu emtianın davacı şirketçe sigortalandığı, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, davacı şirketin «sigorta teminatı» olan 16.616,81 TL'sini sigortalısına ödediği, TTK'nin 1472. maddesi uyarınca 16.616,81 TL'nin ödeme tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde «tam ziya» (tam kayıp) durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlendiği anlaşılmaktadır. -/- Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «hasara» uğrayan emtianın «poliçe limitini» aşmamak kaydıyla «fatura» bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, TTK'nin yukarıda belirtilen hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
2- Dava, yurtiçi kara taşımacılığından kaynaklanan «hasar» bedelinin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti için taraf delillerinin «ibrazı» sağlanarak, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, TTK'nin 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasını gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14576 E. 2018/5599 K.
Ortak:sorumluluk sınırı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece eşyanın «teslim» edildiği yer ve zamandaki «rayiç değeri» ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair «masraflar» dikkate alınarak «gerçek zararın» hesaplanması, sonra da mevcut «kusur» durumunun «sorumluluk sınırını» ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin «hasara» göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.
Davalı «taşıyıcı» kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, «eksik inceleme» yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğu» olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti ile, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, ...'nın 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Dava konusu olayda alacağın tam olarak belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden likit olmayan alacaktan dolayı «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Ancak, 6102 sayılı ...'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde tam veya kısmi «hasar» durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davalının asli derecede %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı emtianın taşınmak üzere «teslim» alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın hasarından «taşıyıcının sorumlu» olduğu, davaya konu emtiada onarım maliyetinin 76.834.56 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davalının asli derecede %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı emtianın taşınmak üzere «teslim» alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın hasarından «taşıyıcının sorumlu» olduğu, davaya konu emtiada onarım maliyetinin 76.834.56 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğu» olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti ile, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, ...'nın 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Dava konusu olayda alacağın tam olarak belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden likit olmayan alacaktan dolayı «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2815 E. 2015/7806 K.
Ortak:pervasızca davranış · sorumluluk sınırlaması · ziya · taşıyıcı · hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBu hükme göre «taşıyıcının» kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı «eşya zıyaa» veya «hasara» uğramış veya «geç teslim» edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, «taşıyıcının sorumluluğunun» 3 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Davalı «taşıyıcı» kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, «eksik inceleme» yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «maddi tazminat» ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve «pervasızca davranış» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı «taşıyıcı» kooperatif vekilinin «istinaf başvurusunun reddi», davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi «tazminat davalarının» reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar …
Benzer bu karardaS.'' isimli ameliyat malzemesinin davalı şirketçe taşınması sırasında «zayi» olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 865. maddesi uyarınca davalı «taşıyıcının» taşınmak üzere «teslim» aldığı eşyanın ziyaından doğan zarardan sorumlu olduğu, «ziya» uğrayan mazemenin değerinin 5.290,00 TL olduğu, tüm ülke çapında kargo işinde faaliyet gösteren bir şirketin taşıma işini icra ederken gönderilerin zarar görmesi kabul edilebilir bir durum sayılabilir ise de, eşyanın tamamen kaybolmasının makul kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla TTK'nın 886. maddesi gereğince gönderinin kaybedilmesi suretiyle davacı şirketin uğradığı zararın davalı şirketin «pervasızca davranışından» kaynaklanması nedeniyle davalı şirketin TTK 882. maddesindeki «sorumluluk sınırlamasından» faydalanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece «hasara» ilişkin olarak belirlenen tazminat miktarı hesabında TTK'nun 880 maddesi kapsamında bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmuştur.Bu itibarla, mahkemece taşınan eşyanın değeri konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, TTK'nun 880. maddesi uyarınca davaya konu emtianın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin dava dışı şirkete gönderilmek üzere davalı şirkete «teslim» ettiği ''M.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaS.'' isimli ameliyat malzemesinin davalı şirketçe taşınması sırasında «zayi» olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 865. maddesi uyarınca davalı «taşıyıcının» taşınmak üzere «teslim» aldığı eşyanın ziyaından doğan zarardan sorumlu olduğu, «ziya» uğrayan mazemenin değerinin 5.290,00 TL olduğu, tüm ülke çapında kargo işinde faaliyet gösteren bir şirketin taşıma işini icra ederken gönderilerin zarar görmesi kabul edilebilir bir durum sayılabilir ise de, eşyanın tamamen kaybolmasının makul kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla TTK'nın 886. maddesi gereğince gönderinin kaybedilmesi suretiyle davacı şirketin uğradığı zararın davalı şirketin «pervasızca davranışından» kaynaklanması nedeniyle davalı şirketin TTK 882. maddesindeki «sorumluluk sınırlamasından» faydalanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1884 E. , 2023/5782 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacak, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı SS44 No'lu Yeniköy Kamyon Damperli ve Çekiciler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi ('davalı taşıyıcı kooperatif) vekilinin başvurularının esastan reddine, davalı ...'nun (davalı sürücü) başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmünü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın davalı SS44 No'lu Yeniköy Kamyon Damperli ve Çekiciler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinden yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 16 adet trafonun taşınması için davalı kooperatif ile anlaştıklarını, taşınma esnasında trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait 16 adet trafonun hasarlandığını, trafik kazası tespit tutanağına göre araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hasarlanan trafoların onarımının mümkün olmadığının 23.07.2016 tarihli teknik rapor ile belirlendiğini, hasarlanan radyatörlerin değerinin KDV hariç 42.752,54 euro olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı 42.752,54 euro+KDV zararının olay günü itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı sürücü vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sürücünün olay anında aracının sol ön tekerleğinin patlaması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın Liberty Sigorta A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; müvekkil kooperatifin işleten sorumluluğunun söz konusu olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan tazminatlarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davacının taleplerini söz konusu kaza meydana geldikten 2 yıl sonra talepte bulunduğunu, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin unsurlarının oluşmadığını, davanın davalı müvekkili yönünden reddini talep etmiştir.
3.İhbar olunan Liberty Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde;
23. 07.2016 tarihinde meydana gelen hasar nedeni ile müvekkil şirkete 17.08.2016 tarihinde yapılan hasar ihbarı üzerine, 972003 no’lu hasar dosyası açıldığını, dosyanın incelenmesi esnasında poliçenin peşinatının ödenmediği dolayısı ile poliçe teminatının başlamadığının tespit edildiğini, poliçe incelendiğinde araç başı teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu, bu sebeple müvekkil şirket nezdinde geçerli bir poliçe mevcut olsa dahi, azami sorumluluk miktarının 100.000,00 TL olabileceğini, ihbar edilen olarak müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
Birleşen 2018/400 E. sayılı dosyasında:
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, kaza nedeniyle hasarlanan ve süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edemediği radyatörleri daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, ek işçilik zararı yanında kazadan önce bir radyatörün fiyatının 1.678,21 euro olmasına rağmen kazadan sonra muadili bir radyatörün 2.063,46 euro olduğu ve 16 radyatör için aradaki farkın 6*(2.063,46-1.678,21)=6.160,00 euro maliyet farkı olarak zarar oluştuğu, ürünler zamanında yetişmediği için davacı şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığı, ticari itibarının zedelendiğini belirterek manevi zarara da uğradığını belirtmiştir.
2. Davalı sürücü vekili cevap dilekçesinde; birleştirme talepli 2018/400 E. nolu dava içerikli taleplerinde sunulan talep yazılarının asıl davada sundukları talep yazılarından farklı kalemler olduğunu, müvekkiline daha önce hiç iletilmediğini, bu maksatla zaman aşımı itirazlarının olduğunu, birleştirme talepli 2018/400 E. nolu davanın reddine, masrafların davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
3. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; birleştirilen 2018/400 E. sayılı davayı kabul manasına gelmemekle davacı tarafça iddia edilen munzam zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacı taraf ticari bir şirket olup basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, gerek maddi tazminat taleplerinin gerekse manevi tazminat taleplerinin yasal şartları mevcut olmadığını, asıl davaya karşı sunmuş oldukları cevap dilekçesini tekrarla, açılan asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporlarında zarar miktarının 84.104,42 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi tarafından davalı sürücünün Ulubat ilçesinde ara verdiğinde aracının lastiklerini kontrol etmesi gerektiği, kontrol etmiş ise ve beyanında da belirttiği gibi aracının lastikleri yeni ise aracın yükünün maksimum yükün yaklaşık 1/3'ü kadar olduğu, yolunda standart bir yol olduğu dikkate alındığında aracın lastiğinin patlamaması gerektiği yönünde görüş bildirdiği, teknik arıza kural olarak umulmayan bir hal olup önceden sezilemez ve önlenemez niteliği kanıtlanmadıkça bu hal bakım kusuru oluşturduğu, teknik arıza önlenememişse, işletmede bir eksiklik, hata, bozukluk ve düzensizliğin var demek olduğu, Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu, birleşen dosya yönünden ise de alınan bilirkişi raporunda davacı vekilinin kazadan sonra yeni üretilen trafonun adet fiyatının 2.063,64 euro olduğunu belirttiği, firmanın yeni üretmiş olduğu radyatör fiyatı için belirlediği 2.063,64 euro fiyatı neye göre, hangi kritere veya veriye göre belirlemiş olduğunun anlaşılamadığı, fazla mesaiye ilişkin verilen bilgilerde tutarsızlık olduğu, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde davacının zararının doğmadığı, yerinde incelemenin davanın çözümlenmesine etkisi olmayacağı düşünülerek rapora itirazın reddine karar verilmiş birleşen dosyada davacı zararını ispatlayamadığından asıl davanın kısmen kabulü ile;
84. 104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2018/400 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak davalı defterlerinin incelenmediği, aynı malların yeniden üretildiği, tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiği, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığı, fazla mesai ücretinin hesaplanmadığı, kararın eksik incelemeye dayandığı belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir.
2. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı sınırlı sorumluluğunun olup kusursuz sorumluluğunun olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesi birinci fıkrası yerine aynı hükmün beşinci fıkrasında yer alan 3 yıllık zamanaşımın uygulanması gerektiği, bilirkişiler tarafından zarara uğrayan radyatörlerin birim fiyatının sipariş mektubunda belirtilen miktar olan 1.678,21 euro olarak hesaplandığını, oysa fatura bedelinin dikkate alınması gerektiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davalıların kusuru nedeniyle aynı malların yeniden üretildiğini ve tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiğini, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığını, kararın eksik incelemeye dayandığını, bilirkişilerin hesaplamayı maliyet fiyatı üzerinden yaptıklarını, malın farklı bir bedelle başka bir firmaya satılacağını ve bu bedelin ne olduğuna bakılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan bu itirazlar gözletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususu davalı ... için bir yıllık süreye tabi ise, müvekkil yönünden de aynı zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, davalı Musa'nın karakola vermiş olduğu ifadesinde ''... Aracın gerekli muayenelerinin yapılmış olduğunu, lastiğin yeni olduğunu ve nasıl patladığını bilmediğini..'' açıkça beyan ettiği, bu durumda müvekkilinin de kusuru bulunmadığını, bilirkişiler tarafından zarar hesaplaması yapılırken, kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan sadece davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapılmış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmektedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen ziya veya hasardan taşıyıcının sorumlu olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 880 inci maddenin birinci ve ikinci fırkaları, 875 inci maddenin birinci fıkrası, 856, 882, 886, 881, 882 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Asıl dava, karayolu ile yurtiçinde yapılan taşımadan doğan zararın 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı maddeleri uyarınca tahsili, birleşen dava ise, taşımada zıyaa sebebiyet veren olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın genel hükümler kapsamında tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazları ile davalının tazminat hesabına yönelik itirazları yönünden yapılan incelemede;
Asıl davada taşıyıcının sorumluluğu eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Birleşen davada ise sorumluluğun dayanağı anılan Kanun'un 49 vd. maddeleridir.
6102 sayılı Kanun'un 875 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur’ hükmünü, aynı Kanun'un tazminatın hesaplanmasına ilişkin 880 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın tamamen ya da kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.’, hükmünü, aynı maddenin ikinci fıkrası ise ‘Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir.
Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.’ hükmünü haizdir. Eşya taşımasında zamanaşımını düzenleyen aynı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci fıkrası, zamanaşımı süresini yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yıl, diğer zararlarda ise bir yıl olarak belirttikten sonra beşinci fıkrasında bu bir yıllık sürenin dışından hangi hallerde 3 yıllık sürenin uygulanacağını düzenlemiştir. Bu hükme göre taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa veya hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğunun 3 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi ise, sorumluluğun sınırlarını CMR konvansiyon hükümlerine uyum sağlamak amacıyla kilogram başına belli bir özel çekme hakkıyla sınırlamıştır. Kanun'un 886 ncı maddesi, anılan sınırlama hakkının kaybı nedenlerini düzenlemiş bulunmaktadır. Bu hükme göre, kasten veya pervasızca bir davranışla ve zarar oluşması ihtimalinin bilinciyle işlenen fiil veya ihmalin sonucu olarak zararın oluştuğu ispat edilirse taşıyıcı veya 879'da belirtilen kişiler sorumluluğu sınırlayan ve sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz.
Asıl davada taşıyıcı kooperatifin sorumluluğu bakımından somut olaya gelince, taşıyıcının yardımcısı konumundaki sürücünün, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, aracı hızlı kullandığı ve olayda asli kusurlu olduğu sabittir. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresinin taşıyıcı yönünden dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira madde 879 uyarınca taşıyıcı yardımcılarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Ancak zararın hesaplanmasında tazminatın hesabına ilişkin yukarıda belirtilen hükümler gözetilmeksizin hasar gören emtianın yerine üretilen emtianın, faturasının dikkate alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece eşyanın teslim edildiği yer ve zamandaki rayiç değeri ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair masraflar dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanması, sonra da mevcut kusur durumunun sorumluluk sınırını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin hasara göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.
Asıl davada taşıyıcının yardımcısı olan sürücü davalı haksız fiili işleyen olması nedeniyle sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un haksız fiili düzenleyen 49 uncu ve devamı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca anılan Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca zamamaşımı süresi bu davalı yönünden iki yıldır. Bu durumda bu davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen dava yönünden temyiz incelemesine gelince, davalıların sorumlulukları 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin genel hükümlerinden kaynaklanmaktadır.
Davacı kaza nedeniyle hasarlandığı için süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edilemeyen emtiasını daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını, hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini belirterek genel hükümler uyarınca uğradığı zararın tazminini istemiştir. Bu durumda hasar gören emtianın satış bedeli, ikinci kez üretilmesinin bedeli ve daha sonra teslim edildiği tarihteki rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı, yeniden üretimi için fazladan masraf yapılıp yapılmadığı araştırılıp varsa bunun davacının zararı olup olmayacağı değerlendirilerek maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Manevi tazminat yönünden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin hükümlerinden manevi tazminatı düzenleyen 56 ıncı maddesindeki şartları araştırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bozma sebep ve şekline göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012418400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz