6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eşyanın zıyaı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1884 E. 2023/5782 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Usul tespitleri

Zamanaşımı
1 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşyanın zıyaı sorumluluktan kurtulma halleri pervasızca davranış teslimde gecikme sorumluluk sınırı zıya sorumluluk sınırlaması geç teslim ticari itibarın zedelenmesi birim fiyat rayiç değer kusursuz sorumluluk cmr konvansiyonu sorumluluktan kurtulma infazda tereddüt ticari itibar rayiç bedel istinaf başvurusunun reddi sınırlı sorumluluk karine kusur sorumluluğu taşıyıcının sorumluluğu gerçek zarar cmr ziya ara karar tazminat davası infaz kâr kaybı kaldırma ve yeniden hüküm taşıyıcı haksız fiil maddi ve manevi tazminat fatura dosya masrafı maddi tazminat kusur hasar eksik inceleme vekalet ücreti avans faizi zamanaşımı teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK · TTK — TTK 855TTK 875TTK 882

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporlarında zarar miktarının 84.104,42 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi tarafından davalı sürücünün Ulubat ilçesinde ara verdiğinde aracının lastiklerini kontrol etmesi gerektiği, kontrol etmiş ise ve beyanında da belirttiği gibi aracının lastikleri yeni ise aracın yükünün maksimum yükün yaklaşık 1/3'ü kadar olduğu, yolunda standart bir yol olduğu dikkate alındığında aracın lastiğinin patlamaması gerektiği yönünde görüş bildirdiği, teknik arıza kural olarak umulmayan bir hal olup önceden sezilemez ve önlenemez niteliği kanıtlanmadıkça bu hal bakım kusuru oluşturduğu, teknik arıza önlenememişse, işletmede bir eksiklik, hata, bozukluk ve düzensizliğin var demek olduğu, Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu, birleşen dosya yönünden ise de alınan bilirkişi raporunda davacı vekilinin kazadan sonra yeni üretilen trafonun adet fiyatının 2.063,64 euro olduğunu belirttiği, firmanın yeni üretmiş olduğu radyatör fiyatı için belirlediği 2.063,64 euro fiyatı neye göre, hangi kritere veya veriye göre belirlemiş olduğunun anlaşılamadığı, fazla mesaiye ilişkin verilen bilgilerde tutarsızlık olduğu, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde davacının zararının doğmadığı, yerinde incelemenin davanın çözümlenmesine etkisi olmayacağı düşünülerek rapora itirazın reddine karar verilmiş birleşen dosyada davacı zararını ispatlayamadığından asıl davanın kısmen kabulü ile; 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2018/400 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak davalı defterlerinin incelenmediği, aynı malların yeniden üretildiği, tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiği, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığı, fazla mesai ücretinin hesaplanmadığı, kararın eksik incelemeye dayandığı belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir.

2. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı sınırlı sorumluluğunun olup kusursuz sorumluluğunun olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesi birinci fıkrası yerine aynı hükmün beşinci fıkrasında yer alan 3 yıllık zamanaşımın uygulanması gerektiği, bilirkişiler tarafından zarara uğrayan radyatörlerin birim fiyatının sipariş mektubunda belirtilen miktar olan 1.678,21 euro olarak hesaplandığını, oysa fatura bedelinin dikkate alınması gerektiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davalıların kusuru nedeniyle aynı malların yeniden üretildiğini ve tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiğini, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığını, kararın eksik incelemeye dayandığını, bilirkişilerin hesaplamayı maliyet fiyatı üzerinden yaptıklarını, malın farklı bir bedelle başka bir firmaya satılacağını ve bu bedelin ne olduğuna bakılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan bu itirazlar gözletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususu davalı ... için bir yıllık süreye tabi ise, müvekkil yönünden de aynı zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, davalı Musa'nın karakola vermiş olduğu ifadesinde ''... Aracın gerekli muayenelerinin yapılmış olduğunu, lastiğin yeni olduğunu ve nasıl patladığını bilmediğini..'' açıkça beyan ettiği, bu durumda müvekkilinin de kusuru bulunmadığını, bilirkişiler tarafından zarar hesaplaması yapılırken, kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan sadece davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapılmış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmektedir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen ziya veya hasardan taşıyıcının sorumlu olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 880 inci maddenin birinci ve ikinci fırkaları, 875 inci maddenin birinci fıkrası, 856, 882, 886, 881, 882 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

Asıl dava, karayolu ile yurtiçinde yapılan taşımadan doğan zararın 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı maddeleri uyarınca tahsili, birleşen dava ise, taşımada zıyaa sebebiyet veren olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın genel hükümler kapsamında tahsili istemine ilişkindir.

Davalı vekilinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazları ile davalının tazminat hesabına yönelik itirazları yönünden yapılan incelemede;

Asıl davada taşıyıcının sorumluluğu eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Birleşen davada ise sorumluluğun dayanağı anılan Kanun'un 49 vd. maddeleridir.

6102 sayılı Kanun'un 875 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur’ hükmünü, aynı Kanun'un tazminatın hesaplanmasına ilişkin 880 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın tamamen ya da kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.’, hükmünü, aynı maddenin ikinci fıkrası ise ‘Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.’ hükmünü haizdir. Eşya taşımasında zamanaşımını düzenleyen aynı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci fıkrası, zamanaşımı süresini yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yıl, diğer zararlarda ise bir yıl olarak belirttikten sonra beşinci fıkrasında bu bir yıllık sürenin dışından hangi hallerde 3 yıllık sürenin uygulanacağını düzenlemiştir. Bu hükme göre taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa veya hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğunun 3 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.

6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi ise, sorumluluğun sınırlarını CMR konvansiyon hükümlerine uyum sağlamak amacıyla kilogram başına belli bir özel çekme hakkıyla sınırlamıştır. Kanun'un 886 ncı maddesi, anılan sınırlama hakkının kaybı nedenlerini düzenlemiş bulunmaktadır. Bu hükme göre, kasten veya pervasızca bir davranışla ve zarar oluşması ihtimalinin bilinciyle işlenen fiil veya ihmalin sonucu olarak zararın oluştuğu ispat edilirse taşıyıcı veya 879'da belirtilen kişiler sorumluluğu sınırlayan ve sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz.

Asıl davada taşıyıcı kooperatifin sorumluluğu bakımından somut olaya gelince, taşıyıcının yardımcısı konumundaki sürücünün, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, aracı hızlı kullandığı ve olayda asli kusurlu olduğu sabittir. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresinin taşıyıcı yönünden dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira madde 879 uyarınca taşıyıcı yardımcılarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Ancak zararın hesaplanmasında tazminatın hesabına ilişkin yukarıda belirtilen hükümler gözetilmeksizin hasar gören emtianın yerine üretilen emtianın, faturasının dikkate alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece eşyanın teslim edildiği yer ve zamandaki rayiç değeri ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair masraflar dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanması, sonra da mevcut kusur durumunun sorumluluk sınırını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin hasara göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.

Asıl davada taşıyıcının yardımcısı olan sürücü davalı haksız fiili işleyen olması nedeniyle sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un haksız fiili düzenleyen 49 uncu ve devamı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca anılan Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca zamamaşımı süresi bu davalı yönünden iki yıldır. Bu durumda bu davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Birleşen dava yönünden temyiz incelemesine gelince, davalıların sorumlulukları 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin genel hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

Davacı kaza nedeniyle hasarlandığı için süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edilemeyen emtiasını daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını, hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini belirterek genel hükümler uyarınca uğradığı zararın tazminini istemiştir. Bu durumda hasar gören emtianın satış bedeli, ikinci kez üretilmesinin bedeli ve daha sonra teslim edildiği tarihteki rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı, yeniden üretimi için fazladan masraf yapılıp yapılmadığı araştırılıp varsa bunun davacının zararı olup olmayacağı değerlendirilerek maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.

Manevi tazminat yönünden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin hükümlerinden manevi tazminatı düzenleyen 56 ıncı maddesindeki şartları araştırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5930 E. 2018/133 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 886

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11514 E. 2018/3479 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Taşıyıcının nezaret yükümlülüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3745 E. 2022/5461 K.

    Ortak: · zamanaşımı 1 yıllık

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11528 E. 2018/2670 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Pervasızca davranış

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12462 E. 2018/4064 K.

    Ortak: · zamanaşımı 1 yıllık

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 886

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15066 E. 2018/1199 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat | İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14576 E. 2018/5599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2815 E. 2015/7806 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1884 E.  ,  2023/5782 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacak, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı SS44 No'lu Yeniköy Kamyon Damperli ve Çekiciler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi ('davalı taşıyıcı kooperatif) vekilinin başvurularının esastan reddine, davalı ...'nun (davalı sürücü) başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmünü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın davalı SS44 No'lu Yeniköy Kamyon Damperli ve Çekiciler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinden yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 16 adet trafonun taşınması için davalı kooperatif ile anlaştıklarını, taşınma esnasında trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait 16 adet trafonun hasarlandığını, trafik kazası tespit tutanağına göre araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hasarlanan trafoların onarımının mümkün olmadığının 23.07.2016 tarihli teknik rapor ile belirlendiğini, hasarlanan radyatörlerin değerinin KDV hariç 42.752,54 euro olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı 42.752,54 euro+KDV zararının olay günü itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı sürücü vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sürücünün olay anında aracının sol ön tekerleğinin patlaması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın Liberty Sigorta A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; müvekkil kooperatifin işleten sorumluluğunun söz konusu olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan tazminatlarda zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davacının taleplerini söz konusu kaza meydana geldikten 2 yıl sonra talepte bulunduğunu, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin unsurlarının oluşmadığını, davanın davalı müvekkili yönünden reddini talep etmiştir.

3.İhbar olunan Liberty Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde;

23. 07.2016 tarihinde meydana gelen hasar nedeni ile müvekkil şirkete 17.08.2016 tarihinde yapılan hasar ihbarı üzerine, 972003 no’lu hasar dosyası açıldığını, dosyanın incelenmesi esnasında poliçenin peşinatının ödenmediği dolayısı ile poliçe teminatının başlamadığının tespit edildiğini, poliçe incelendiğinde araç başı teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu, bu sebeple müvekkil şirket nezdinde geçerli bir poliçe mevcut olsa dahi, azami sorumluluk miktarının 100.000,00 TL olabileceğini, ihbar edilen olarak müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmamasını talep etmiştir.

Birleşen 2018/400 E. sayılı dosyasında:

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, kaza nedeniyle hasarlanan ve süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edemediği radyatörleri daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, ek işçilik zararı yanında kazadan önce bir radyatörün fiyatının 1.678,21 euro olmasına rağmen kazadan sonra muadili bir radyatörün 2.063,46 euro olduğu ve 16 radyatör için aradaki farkın 6*(2.063,46-1.678,21)=6.160,00 euro maliyet farkı olarak zarar oluştuğu, ürünler zamanında yetişmediği için davacı şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığı, ticari itibarının zedelendiğini belirterek manevi zarara da uğradığını belirtmiştir.

2. Davalı sürücü vekili cevap dilekçesinde; birleştirme talepli 2018/400 E. nolu dava içerikli taleplerinde sunulan talep yazılarının asıl davada sundukları talep yazılarından farklı kalemler olduğunu, müvekkiline daha önce hiç iletilmediğini, bu maksatla zaman aşımı itirazlarının olduğunu, birleştirme talepli 2018/400 E. nolu davanın reddine, masrafların davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

3. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; birleştirilen 2018/400 E. sayılı davayı kabul manasına gelmemekle davacı tarafça iddia edilen munzam zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacı taraf ticari bir şirket olup basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, gerek maddi tazminat taleplerinin gerekse manevi tazminat taleplerinin yasal şartları mevcut olmadığını, asıl davaya karşı sunmuş oldukları cevap dilekçesini tekrarla, açılan asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporlarında zarar miktarının 84.104,42 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi tarafından davalı sürücünün Ulubat ilçesinde ara verdiğinde aracının lastiklerini kontrol etmesi gerektiği, kontrol etmiş ise ve beyanında da belirttiği gibi aracının lastikleri yeni ise aracın yükünün maksimum yükün yaklaşık 1/3'ü kadar olduğu, yolunda standart bir yol olduğu dikkate alındığında aracın lastiğinin patlamaması gerektiği yönünde görüş bildirdiği, teknik arıza kural olarak umulmayan bir hal olup önceden sezilemez ve önlenemez niteliği kanıtlanmadıkça bu hal bakım kusuru oluşturduğu, teknik arıza önlenememişse, işletmede bir eksiklik, hata, bozukluk ve düzensizliğin var demek olduğu, Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu, birleşen dosya yönünden ise de alınan bilirkişi raporunda davacı vekilinin kazadan sonra yeni üretilen trafonun adet fiyatının 2.063,64 euro olduğunu belirttiği, firmanın yeni üretmiş olduğu radyatör fiyatı için belirlediği 2.063,64 euro fiyatı neye göre, hangi kritere veya veriye göre belirlemiş olduğunun anlaşılamadığı, fazla mesaiye ilişkin verilen bilgilerde tutarsızlık olduğu, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde davacının zararının doğmadığı, yerinde incelemenin davanın çözümlenmesine etkisi olmayacağı düşünülerek rapora itirazın reddine karar verilmiş birleşen dosyada davacı zararını ispatlayamadığından asıl davanın kısmen kabulü ile;

84. 104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2018/400 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak davalı defterlerinin incelenmediği, aynı malların yeniden üretildiği, tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiği, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığı, fazla mesai ücretinin hesaplanmadığı, kararın eksik incelemeye dayandığı belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir.

2. Davalı taşıyıcı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasında kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadan davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapıldığı belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı sürücü istinaf dilekçesinde özetle; davacı firmaya karşı sınırlı sorumluluğunun olup kusursuz sorumluluğunun olmadığını, ön lastiğin patlamasına ilişkin kusurunun olmadığı, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince her iki talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde tek bir hükümle taleplerin reddine karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu, maddi zarar hesaplamalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) tazminat hesabına ilişkin 880 vd. maddelerine uygun olduğu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, sürücünün aracı yol ve trafik şartlarına uygun şekilde sevk ve idare etmemesinden kaynaklanması ve sürücünün tam kusurlu olmasının 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kasıt ve pervasızca davranış olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davalı sürücünün istinaf başvrusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dosyada davanın davalı taşıyıcı kooperatif yönünden kısmen kabulü ile 84.104,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı sürücü yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dosyada davalı taşıyıcı kooperatif yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, davalı sürücü yönünden açılan maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesi birinci fıkrası yerine aynı hükmün beşinci fıkrasında yer alan 3 yıllık zamanaşımın uygulanması gerektiği, bilirkişiler tarafından zarara uğrayan radyatörlerin birim fiyatının sipariş mektubunda belirtilen miktar olan 1.678,21 euro olarak hesaplandığını, oysa fatura bedelinin dikkate alınması gerektiği, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davalıların kusuru nedeniyle aynı malların yeniden üretildiğini ve tanesinin 2.063,46 euroya mal edildiğini, bu hesaplamaların bilirkişiler tarafından yapılmadığını, kararın eksik incelemeye dayandığını, bilirkişilerin hesaplamayı maliyet fiyatı üzerinden yaptıklarını, malın farklı bir bedelle başka bir firmaya satılacağını ve bu bedelin ne olduğuna bakılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan bu itirazlar gözletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı taşıyıcı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususu davalı ... için bir yıllık süreye tabi ise, müvekkil yönünden de aynı zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, davalı Musa'nın karakola vermiş olduğu ifadesinde ''... Aracın gerekli muayenelerinin yapılmış olduğunu, lastiğin yeni olduğunu ve nasıl patladığını bilmediğini..'' açıkça beyan ettiği, bu durumda müvekkilinin de kusuru bulunmadığını, bilirkişiler tarafından zarar hesaplaması yapılırken, kaza sırasında radyatörlerin tamamının hurda haline gelip gelmediği, tamirin mümkün olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan sadece davacının soyut beyanına göre karar verildiği, eksik inceleme yapılmış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmektedir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yurtiçinde karayolu ile yapılan eşya taşımasında meydana gelen ziya veya hasardan taşıyıcının sorumlu olup olmadığı ile taşıyıcı yardımcısının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, genel hükümlere göre de davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 880 inci maddenin birinci ve ikinci fırkaları, 875 inci maddenin birinci fıkrası, 856, 882, 886, 881, 882 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

Asıl dava, karayolu ile yurtiçinde yapılan taşımadan doğan zararın 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı maddeleri uyarınca tahsili, birleşen dava ise, taşımada zıyaa sebebiyet veren olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın genel hükümler kapsamında tahsili istemine ilişkindir.

Davalı vekilinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazları ile davalının tazminat hesabına yönelik itirazları yönünden yapılan incelemede;

Asıl davada taşıyıcının sorumluluğu eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Birleşen davada ise sorumluluğun dayanağı anılan Kanun'un 49 vd. maddeleridir.

6102 sayılı Kanun'un 875 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur’ hükmünü, aynı Kanun'un tazminatın hesaplanmasına ilişkin 880 inci maddesinin birinci fıkrası ‘Taşıyıcı eşyanın tamamen ya da kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.’, hükmünü, aynı maddenin ikinci fıkrası ise ‘Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir.

Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.’ hükmünü haizdir. Eşya taşımasında zamanaşımını düzenleyen aynı Kanun'un 855 inci maddesinin birinci fıkrası, zamanaşımı süresini yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yıl, diğer zararlarda ise bir yıl olarak belirttikten sonra beşinci fıkrasında bu bir yıllık sürenin dışından hangi hallerde 3 yıllık sürenin uygulanacağını düzenlemiştir. Bu hükme göre taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşya zıyaa veya hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğunun 3 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.

6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi ise, sorumluluğun sınırlarını CMR konvansiyon hükümlerine uyum sağlamak amacıyla kilogram başına belli bir özel çekme hakkıyla sınırlamıştır. Kanun'un 886 ncı maddesi, anılan sınırlama hakkının kaybı nedenlerini düzenlemiş bulunmaktadır. Bu hükme göre, kasten veya pervasızca bir davranışla ve zarar oluşması ihtimalinin bilinciyle işlenen fiil veya ihmalin sonucu olarak zararın oluştuğu ispat edilirse taşıyıcı veya 879'da belirtilen kişiler sorumluluğu sınırlayan ve sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz.

Asıl davada taşıyıcı kooperatifin sorumluluğu bakımından somut olaya gelince, taşıyıcının yardımcısı konumundaki sürücünün, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, aracı hızlı kullandığı ve olayda asli kusurlu olduğu sabittir. Bu durumda 6102 sayılı Kanun'un 855 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresinin taşıyıcı yönünden dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira madde 879 uyarınca taşıyıcı yardımcılarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Ancak zararın hesaplanmasında tazminatın hesabına ilişkin yukarıda belirtilen hükümler gözetilmeksizin hasar gören emtianın yerine üretilen emtianın, faturasının dikkate alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece eşyanın teslim edildiği yer ve zamandaki rayiç değeri ile gönderenin üstlenmesi durumunda sigorta, taşıma bedeli ve varsa sair masraflar dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanması, sonra da mevcut kusur durumunun sorumluluk sınırını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı değerlendirilerek 6102 sayılı Kanun'un 882 inci maddesindeki sorumluluk sınırına göre sınır belirlenerek, sorumluluk sınırını kaldıran hal yoksa ve gerçek zararda sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra göre, sorumluluk sınırını kaldıran hal varsa gerçek zarara göre karar verilmesi gerekirken anılan hükümler gözetilmeksizin hasara göre emtianın yerine üretilen emtiaya ilişkin sonraki faturanın tazminat hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır.

Asıl davada taşıyıcının yardımcısı olan sürücü davalı haksız fiili işleyen olması nedeniyle sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un haksız fiili düzenleyen 49 uncu ve devamı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca anılan Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca zamamaşımı süresi bu davalı yönünden iki yıldır. Bu durumda bu davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Birleşen dava yönünden temyiz incelemesine gelince, davalıların sorumlulukları 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin genel hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

Davacı kaza nedeniyle hasarlandığı için süresinde dava dışı alıcı firmaya teslim edilemeyen emtiasını daha kısa sürede üretmek ve yeniden alıcıya teslim edebilmek için hem müvekkilinin işyerinde fazla mesailer yapıldığını, hem de gerekli malzemeyi spot piyasadan daha önce temin edilen ve faturalara yansıtılan fiyatlardan daha yüksek bedellerle tedarik etmek zorunda kaldıklarını, şirketin üretim ve pazar kaybına uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini belirterek genel hükümler uyarınca uğradığı zararın tazminini istemiştir. Bu durumda hasar gören emtianın satış bedeli, ikinci kez üretilmesinin bedeli ve daha sonra teslim edildiği tarihteki rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı, yeniden üretimi için fazladan masraf yapılıp yapılmadığı araştırılıp varsa bunun davacının zararı olup olmayacağı değerlendirilerek maddi tazminat yönünden de bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.

Manevi tazminat yönünden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiile ilişkin hükümlerinden manevi tazminatı düzenleyen 56 ıncı maddesindeki şartları araştırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Bozma sebep ve şekline göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012418400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.