6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigortacının halefiyet davasında yetkili icra dairesinin tespiti

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/855 E. 2022/759 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Yetkili İcra Dairesi Tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

rücu (taşıma temelli)

Gerekçe özeti

Sigortacının, sigortalısına ödediği tazminat bedelini TTK 1472 uyarınca halefiyet yoluyla sorumlulardan rücuen talep ettiği davada/takipte yetkili icra dairesi, sigortalı ile sorumlular arasındaki asıl hukuki ilişkinin (somut olayda taşıma sözleşmesi) niteliğine göre belirlenir; sigortacı, sigortalısının açabileceği yerlerde dava/takip başlatabilir, kendi merkezi esas alınamaz. Dava şartı yokluğu (bu arada yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip) nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde, davalı yararına hükmedilecek avukatlık ücreti, AAÜT'nin ilgili maddesi uyarınca ikinci kısım ikinci bölümde belirtilen miktarı aşamaz; nispi ücrete hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Sigortacının halefiyet yoluyla açtığı rücu davasında yetkili icra dairesinin tespiti → ret

İddia: Davacı vekili, sigortalının zararını tazmin eden sigorta şirketinin alacaklı konumuna geçtiğini ve TBK m.89 uyarınca kendi ikametgahında takip başlatmasının mümkün olduğunu, haksız fiil hükümlerine göre de takibin yetkili yerde başlatıldığını, temlik sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı söz konusu olduğundan TBK m.89 uyarınca kendi merkez adresinde dava açabileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava, TTK 1472 gereğince sigortalıya ödenen hasar bedelinin taşıma sözleşmesi ve haksız fiil sorumluluğu kapsamında sorumlularından rücuen tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK 1472/1 uyarınca sigortacı, tazminatı ödediğinde sigortalının yerine halef olur ve sigortalının sorumlulara karşı dava hakkı, ödediği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarih 37 Esas 9 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp, aynen sigortalının sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava niteliğindedir; sigortalının hangi mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de geçerlidir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sigortalısı taşıtan ile davalı şirket arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup diğer davalı taşıyanın yardımcı kişisi sıfatındadır; davanın tarafları arasında sigorta ilişkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla yetkili icra dairesinin tespitinde, sigortalı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin (taşıma sözleşmesi) niteliği esas alınmalıdır. HMK m.6 uyarınca borçluların ikametgahı; uyuşmazlık taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından TTK 890/1 uyarınca malın teslim alındığı veya teslim edildiği yer icra daireleri; TBK m.89 uyarınca para borçlarında ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olduğundan HMK m.10 uyarınca alacaklının (sigortalının) yerleşim yeri icra daireleri yetkilidir. Somut olayda davalılar Adıyaman'da, sigortalı Gaziantep'te ikamet etmekte, yük Mersin'de teslim alınıp Adıyaman'da teslim edilecek olduğundan, Adıyaman, Gaziantep ve Mersin icra dairelerinin yetkisi bulunmaktadır. Davacı tarafından icra takibi bu yetkili yerlerden birinde başlatılmadığından, davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı haklıdır ve davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Dava şartı yokluğundan ret halinde avukatlık ücretinin AAÜT 7/2 uyarınca sınırlandırılması → kabul

İddia: Davacı vekili, hükmedilen avukatlık ücretinin tarifenin 2. kısım 2. bölümünde yazılı ücretleri geçemeyeceğini, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Karar tarihinde geçerli AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Mahkemece davanın red sebebi ortak olan her iki davalı yönünden tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı 4.080-TL'yi aşacak şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Sigortacının halefiyet yoluyla açtığı rücu davasında/takibinde yetkili icra dairesinin, sigorta ilişkisi değil sigortalı ile sorumlular arasındaki asıl hukuki ilişkinin niteliğine göre tespit edileceğine ilişkin gerekçesi ile dava şartı yokluğundan ret hallerinde avukatlık ücretinin AAÜT 7/2 kapsamında sınırlandırılması gerektiğine ilişkin tespiti bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Sigortacının, sigortalısına ödediği tazminatı halefiyet yoluyla rücuen talep ettiği davalarda/takiplerde, yetkili icra dairesinin tespitinde sigortalı ile sorumlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği esas alınır; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda TTK 890/1 uyarınca malın teslim alındığı veya teslim edildiği yer icra daireleri, TBK 89 ve HMK 10 uyarınca alacaklının (sigortalının) yerleşim yeri icra daireleri, ayrıca borçluların ikametgahı icra daireleri yetkilidir.
Dava şartı
Takibin/davanın yetkili icra dairesinde başlatılmış olması (özel dava şartı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
halefiyet sigortacının rücu hakkı yetkili icra dairesi dava şartı itirazın iptali taşıma sözleşmesi AAÜT 7/2 ön şart yokluğundan ret

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 14726102 sayılı TTK 1472-(1)6102 sayılı TTK 890/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 89 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 6HMK 10 · AAÜT — AAÜT 7/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/855

KARAR NO 2022/759

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/06/2021

NUMARASI 2020/597 Esas - 2021/413 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2022

Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ayçiçek yağı emtiasının, Mersin'den Adıyaman'a taşınmak üzere davalı şirket adına kayıtlı, davalı ... sevk ve idaresindeki ... - ... plakalı araca 04.09.2019 tarihinde yüklendiğini, davalı şirket tarafından bu nakliye işine ilişkin 04.09.2019 tarihli nakliye faturası düzenlendiğini, yüklenen aracın 04/09/2019 tarihinde alıcı adresine doğru yol almaktayken Gaziantep civarında maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile gerçekleşen kaza sonucunda araç dorsesinin yan yattığını, emtianın yola saçılıp, patladığını ve ezildiğini,kaza tespit tutanağında, davalı sürücü ...'in şerit izleme ve değiştirme kurallarını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, hasarlı emtianın tespiti için ekspertiz raporu düzenlendiğini, olay sonucu 103.001-TL zarar meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin zarardan taşıyan ve işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu beyan ederek İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına davalılarca yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... vekili; olay tarihinde arızalı bir yük aracının herhangi bir güvenlik tedbiri almadan emniyet şeridi dışında durması nedeniyle müvekkilinin yük aracına çarpmamak için sollamaya geçtiği esnada arkadan gelen aracın müvekkilini sıkıştırması neticesinde müvekkilinin fren yapması üzerine sağlam bir şekilde bağlanmayan yağ tenekelerinin yerlerinden çıkarak yollara savrulduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı şirket vekili; öncelikle davanın husumet nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini, ayrıca davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yaşanan kaza sonrasında ürünlerin büyük bölümünün hasara uğramadığını, kaza tespit tutanağının hangi verilere göre tutulduğunun belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı sigorta şirketinin, icra takibini ve bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığı, yetkili icra dairesinin tayininde sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerektiği, davacının sigortalısı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin taşıma ilişkisi olduğu, davacının sigortalısının üstlendiği yurtiçi taşıma işini alt taşıyıcı olarak davalı şirkete yaptırdığı, diğer davalının ise davalı şirketin araç sürücüsü olduğu, davalıların Adıyaman'da ikamet ettikleri, TTK 890/1. Maddesine göre taşımaya konu malın teslim alındığı veya teslim edildiği yer icra dairesinin, TBK m.89 ve HMK m.10 uyarınca alacaklının ikametgahı yer icra dairelerinin, ayrıca haksız fiilin işlendiği yer ve zarar görenin yerleşim yerinde bulunan icra dairelerinin yetkili olacağını, somut olayda malın teslim alındığı Mersin, teslim edileceği Adıyaman, kazanın meydana geldiği, sigortalı alacaklının ikametgahı Gaziantep icra dairelerinin yetki olduğu, fakat davacı tarafından somut uyuşmazlıkta yetkili icra dairelerinden birinde takip başlatılmadığı gerekçesiyle özel dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; sigortalının zararını tazmin eden müvekkili sigorta şirketinin alacaklı konumuna geçtiğini ve TBK m. 89 uyarınca kendi ikametgahında takip başlatmasının mümkün olduğunu, haksız fiil hükümlerine göre de takibin yetkili yerde başlatıldığını, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısının zararını karşılamakla zarar gören sıfatını elde ettiğini, ayrıca temlik sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı söz konusu olduğundan TBK m.89 uyarınca kendi merkez adresinde dava açmasının mümkün olduğunu, hükmedilen avukatlık ücretinin tarifenin 2. kısım 2. bölümünde yazılı olan ücretleri geçemeyeceğini, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalıya ödenen hasar bedelinin taşıma sözleşmesi ve haksız fiil sorumluluğu kapsamında sorumlularından rücuen tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK nun 1472-(1)maddesi; "Sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlululara karşı dava hakkı var ise bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmış ise, sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarih ve 37 Esas 9 Karar (RG 03.07.1944) sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sigortalısı taşıtan ile davalı şirket arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup diğer davalı, taşıyanın yardımcı kişisi sıfatına sahiptir.

Davanın tarafları arasında sigorta ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı sigortalısı taşıyıcıya poliçesi kapsamında hasar bedelini ödediğinden bahisle rucüen ödediği bedeli sorumlulardan talep etmektedir. Somut olayda, HMK m.6 uyarınca borçluların ikametgahı; yine, uyuşmazlık taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından TTK 890/1. maddesine göre taşımaya konu malın teslim alındığı veya teslim edildiği yer icra daireleri yetkilidir. Ayrıca TBK'nın 89. maddesine göre para borçlarında ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olduğundan, HMK'nın 10. maddesine göre alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin de yetkisi bulunmaktadır. Davalılar Adıyaman ilinde, davacı sigorta şirketinin sigortalısı Gaziantep ilinde ikamet etmektedir.

Yükün teslim alındığı yer Mersin, teslim yeri ise Adıyaman'dır. Bu durumda somut uyuşmazlıkta Adıyaman, Gaziantep, Mersin icra dairelerinin yetkisi bulunmakta olup, davacı tarafından icra takibi yetkisiz icra dairesinde başlatılmıştır. Davalılar tarafından icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın haklı olduğu, mahkemece davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin hükmün esasına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte, karar tarihinde geçerli olan AAÜT'nin 7/2 maddesinde; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." denilmiştir.

Bu durumda mahkemece davanın red sebebi ortak olan her iki davalı yönünden tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı 4.080-TL aşacak şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davalı lehine tarifede öngörülen miktarı aşacak şekilde avukatlık ücreti takdiri doğru olmayıp bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen yanılgı nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yeniden hüküm verilerek icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2021 Tarih 2020/597 Esas - 2021/413 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine," ''İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 1.260,09-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.179,39-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalılar vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 74‬-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.

25/05/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101204 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.