Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7903 E. 2012/209 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
poliçe limiti↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin 01.12.2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 5.890 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu miktardan davalı ...Ş.’nin 1.087,52 TL + KDV olmak üzere poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Ancak, tüm davalılar yönünden kısmi ret sebebinin ortak olduğu gözönüne alınmaksızın, reddedilen miktar bakımından gerçek kişi davalılar ve davalı ... şirketi lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/97 E. 2016/5908 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetkili mahkeme · yerleşim yeri · dava şartı yokluğu · usulden reddi · yetkisizlik kararı · teslim · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK 6. maddesi uyarınca «genel yetkili» ve «görevli» davalı borçlu «yerleşim yeri» ....
İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle, itirazın iptaline konu geçerli bir takip bulunmadığından dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece davalının «yerleşim yeri» mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
İİK 50 maddesi uyarınca icra dairelerinin yetkileri konusunda da aynı kural uygulanacağından icra dairelerinin «yetkisiz» olduğundan bahisle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16159 E. 2013/13391 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · vade · temerrüt faizi · asıl alacak · temerrüt
Benzer bu karardaDavacı taraf, davaya konu bonoların «vade» tarihlerinden itibaren «temerrüt faiz» talebinde bulunduğu halde mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı tarafın «asıl alacak» miktarı olan 17.890,00 TL'yi kabul ettiği, davadan önce zaman aşımına uğrayan bu senetler yönünden başkaca «temerrüdün» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.890,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/847 E. 2013/802 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi · icra takibine itiraz · ihtar · bilirkişi incelemesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDavacı şirket «temsilcisi», davalı şirket ortağının şirkete borcunun bulunduğunu ve söz konusu borcun çekilen «ihtara» rağmen ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve alacak konusu miktar yargılama ile belirlendiğinden davacı şirket yararına «icra inkar tazminatı» «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/67 esas sayılı dosyasında tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, «bilirkişi incelemesi» sonunda hesaplanan rakamın daha fazla çıkması nedeniyle söz konusu bu rakamın «ilamsız icra takibi» ile davalıdan talep edildiği, davaya konu «asıl alacak» ...
… alının icra takibi öncesi davacı şirkete 10.087,36 TL borçlu olduğu fakat bu miktarın yargılama sonucu tespit edildiği ve takip öncesi bu miktar bakımında davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 10.087,36 TL «asıl alacak» üzerinden devamına takip konusu alacak miktarı yargılama ile belirlendiğinden ve takip öncesinde temerrüt gerçekleşmediğinden davalı aleyhine «icra inkar tazminatı» hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
2 – Dava, şirket ortağı olan davalının davacı şirkete olan borcunun tahsili için başlatılan «icra takibine itiraz» nedeniyle itirazın iptali ve «icra inkar tazminatı» istemlerine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16709 E. 2012/19899 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaTalep, «genel kredi sözleşmesi» borçlu ve «kefili» olan borçlular hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişilerin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının, alacağının kısmen «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile borçluların taşınır, taşınmaz mal ve haklarının 25.087,43 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7903 E. , 2012/209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
VEKİLİ AV. ...
DAVALILAR 1-...
2-...
VEKİLİ AV. ...
3-...
VEKİLİ AV. ... ÖDEMEN
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2010 tarih ve 2009/481-2010/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, maliki, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait ferdi sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı Semih ......’a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, sigortalının tedavisi için müvekkilince toplam 58.908,29 TL ödendiğini ileri sürerek, şimdilik 14.727,07 TL’nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemizin 01.12.2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 5.890 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu miktardan davalı ...Ş.’nin 1.087,52 TL + KDV olmak üzere poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Ancak, tüm davalılar yönünden kısmi ret sebebinin ortak olduğu gözönüne alınmaksızın, reddedilen miktar bakımından gerçek kişi davalılar ve davalı ... şirketi lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
15/03/2012-S/E
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009828100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz