İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/847 E. 2013/802 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamsız icra takibi↗ icra takibine itiraz↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/67 esas sayılı dosyasında tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, bilirkişi incelemesi sonunda hesaplanan rakamın daha fazla çıkması nedeniyle söz konusu bu rakamın ilamsız icra takibi ile davalıdan talep edildiği, davaya konu asıl alacak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/67 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre tespit edildiği, toplam borcun 101.908,14 TL olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada ise takibe konulan alacak miktarının 91.820,78 TL olduğu, itiraz üzerine duran takibin bakiye 10.087,36 TL için yapıldığı, bu icra takibine de davalı tarafça itirazda bulunulduğu, fakat bu itirazın dayanaksız olduğu, zira yukarıda belirtilen dosya ile yapılan inceleme neticesinde davalının davacı şirkete borçlu olduğu, şahsi harcamalarının şirket kaynaklarından yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamanın hükme esas alınacak nitelikte bulunduğu dolayısıyla davalının icra takibi öncesi davacı şirkete 10.087,36 TL borçlu olduğu fakat bu miktarın yargılama sonucu tespit edildiği ve takip öncesi bu miktar bakımında davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 10.087,36 TL asıl alacak üzerinden devamına takip konusu alacak miktarı yargılama ile belirlendiğinden ve takip öncesinde temerrüt gerçekleşmediğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcisi temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı temsilcisinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, şirket ortağı olan davalının davacı şirkete olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibine itiraz nedeniyle itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı şirket temsilcisi, davalı şirket ortağının şirkete borcunun bulunduğunu ve söz konusu borcun çekilen ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve alacak konusu miktar yargılama ile belirlendiğinden davacı şirket yararına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Buna karşın dosya kapsamından davaya konu alacağın, taraflar arasında daha önce görülen davada bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacı tarafından davalıya çekilen ihtarla söz konusu miktarın davalıdan talep edildiği, alacağın belirlenebilir ve likit özellikte olduğu anlaşılmakla, davacı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile değinilen talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16709 E. 2012/19899 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaTalep, «genel kredi sözleşmesi» borçlu ve «kefili» olan borçlular hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişilerin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının, alacağının kısmen «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile borçluların taşınır, taşınmaz mal ve haklarının 25.087,43 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7903 E. 2012/209 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · yasal faiz · dava sebebi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 01.12.2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 5.890 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu miktardan davalı ...Ş.’nin 1.087,52 TL + KDV olmak üzere «poliçe limiti» ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
2 - Ancak, tüm davalılar yönünden kısmi ret «sebebinin» ortak olduğu gözönüne alınmaksızın, reddedilen miktar bakımından gerçek kişi davalılar ve davalı ... şirketi lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3875 E. 2021/2186 K.
Ortak:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… alının icra takibi öncesi davacı şirkete 10.087,36 TL borçlu olduğu fakat bu miktarın yargılama sonucu tespit edildiği ve takip öncesi bu miktar bakımında davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 10.087,36 TL «asıl alacak» üzerinden devamına takip konusu alacak miktarı yargılama ile belirlendiğinden ve takip öncesinde temerrüt gerçekleşmediğinden davalı aleyhine «icra inkar tazminatı» hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
2 – Dava, şirket ortağı olan davalının davacı şirkete olan borcunun tahsili için başlatılan «icra takibine itiraz» nedeniyle itirazın iptali ve «icra inkar tazminatı» istemlerine ilişkindir.
Davacı şirket «temsilcisi», davalı şirket ortağının şirkete borcunun bulunduğunu ve söz konusu borcun çekilen «ihtara» rağmen ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve alacak konusu miktar yargılama ile belirlendiğinden davacı şirket yararına «icra inkar tazminatı» «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2014/1949 Esas sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 15.087,43 TL üzerinden devamına, davalı takibe konu «asıl alacak» tutarı olan 15.087,43 TL’nin %20 oranındaki «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 19.359,72 TL’lik fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, faturalara dayalı «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · karine · kötüniyet tazminatı · olumsuz oy · fatura · kötüniyet
Benzer bu karardaDavacının takibe konu faturalarının «kapalı fatura» olduğu ve bunun da ödemeye «karine» teşkil ettiği anlaşılmakla mahkemece reddedilen 2 fatura tutarı üzerinden davalı yararına «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu «olumsuz» herhangi bir hüküm kurulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takip konusu faturaların, «kapalı fatura» olduğu kapalı faturanın ödemeye ilişkin «karine» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun Mersin 1.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/847 E. , 2013/802 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.07.2011 tarih ve 20410/248-2011/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı temsilcisi, davalının, davacı şirketin ortaklarından olduğunu, şirketten ve şirket hesaplarından para çekerek şirket alacaklarını tahsil ederek kendi ihtiyaçları için harcadığını, istenilmesine rağmen bu paraları iade etmediğini, şirketin bu nedenle ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve faaliyetine ara verdiğini, paranın tahsili amacıyla aleyhine girişilen icra takibine itiraz ettiğini, şirket tarafından itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davalının takibe konu edilmeyen 10.087,36 TL daha borcunun bulunduğunun belirlendiğini, bu miktarın da tahsili için ihtarname keşide edildiğini ancak ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibinde bulunulduğunu ancak davalının itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaliyle takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/67 esas sayılı dosyasında tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, bilirkişi incelemesi sonunda hesaplanan rakamın daha fazla çıkması nedeniyle söz konusu bu rakamın ilamsız icra takibi ile davalıdan talep edildiği, davaya konu asıl alacak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/67 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre tespit edildiği, toplam borcun 101.908,14 TL olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada ise takibe konulan alacak miktarının 91.820,78 TL olduğu, itiraz üzerine duran takibin bakiye 10.087,36 TL için yapıldığı, bu icra takibine de davalı tarafça itirazda bulunulduğu, fakat bu itirazın dayanaksız olduğu, zira yukarıda belirtilen dosya ile yapılan inceleme neticesinde davalının davacı şirkete borçlu olduğu, şahsi harcamalarının şirket kaynaklarından yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamanın hükme esas alınacak nitelikte bulunduğu dolayısıyla davalının icra takibi öncesi davacı şirkete 10.087,36 TL borçlu olduğu fakat bu miktarın yargılama sonucu tespit edildiği ve takip öncesi bu miktar bakımında davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 10.087,36 TL asıl alacak üzerinden devamına takip konusu alacak miktarı yargılama ile belirlendiğinden ve takip öncesinde temerrüt gerçekleşmediğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcisi temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı temsilcisinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, şirket ortağı olan davalının davacı şirkete olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibine itiraz nedeniyle itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı şirket temsilcisi, davalı şirket ortağının şirkete borcunun bulunduğunu ve söz konusu borcun çekilen ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve alacak konusu miktar yargılama ile belirlendiğinden davacı şirket yararına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Buna karşın dosya kapsamından davaya konu alacağın, taraflar arasında daha önce görülen davada bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacı tarafından davalıya çekilen ihtarla söz konusu miktarın davalıdan talep edildiği, alacağın belirlenebilir ve likit özellikte olduğu anlaşılmakla, davacı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile değinilen talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı temsilcisinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz davacıya iadesine, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/252480600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz