Genel kurul kararı olmadan kâr payı istenemez; öngörülen yollar tüketilmelidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8116 E. 2011/964 K. · · İlk derece: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Genel kurulca kâr dağıtım kararı alınmadıkça kâr payı alacak davasıyla istenemez; uzun süre kâr dağıtılmaması halinde azınlık önce gündem teklifi yolunu, reddi halinde genel kurul kararının iptali yolunu kullanmalıdır. Bu yollar tüketilmeden ve iptal davasının yasal süresi geçtikten sonra genel kurul kararlarının geçersizliği ileri sürülerek kâr payı istenemez.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararı olmadan kâr payının tahsili ve öngörülen yolların tüketilmemesi → ret
İddia: Banka uzun yıllar kâr payı ödememiş, ortakları genel kurula çağırmamış, rüçhan hakkı tanımamış ve ana sözleşmeyi kanuna aykırı değiştirmiştir; ödenmeyen kâr payları ve alınamayan hisse senetlerinin bedeli tahsil edilmelidir.
Gerekçe: TTK 469 gereği anonim ortaklıklarda genel kurulca kâr payı dağıtılması kararı alınmadıkça kâr payının alacak davasıyla istenmesi olanaksızdır. Uzun süre kâr dağıtım kararı alınmaması halinde azınlık TTK 336 uyarınca genel kurul gündemine kâr dağıtımı maddesi konulmasını teklif edebilir; yönetim kurulunun bu teklifi gündeme almaması ya da görüşüp reddetmesi halinde azınlık TTK 381 uyarınca genel kurul kararının iptalini isteyebilir. Davacı bu yolların hiçbirine başvurmamış, iptal davasının yasal süresi de geçmiş olduğundan genel kurul kararlarının geçersizliğinden söz edilemez; dava reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Genel kurul kararı olmadan kâr payının istenemeyeceği ve azınlığın önce gündem teklifi/iptal davası yollarını süresinde kullanması gerektiği yönündeki yerleşik içtihadı teyit eden bağlayıcı Yargıtay kararıdır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Genel kurul kararının iptali davası yasal (hak düşürücü) süreye tabidir; süre geçtikten sonra kararların geçersizliği/iptali ileri sürülemez.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı↗ kâr dağıtım kararı↗ azınlık gündem teklifi↗ genel kurul kararının iptali↗ rüçhan hakkı↗ nama yazılı hisse senedi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8116 E. , 2011/964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2009 tarih ve 2008/58-2009/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1950 yılında 5.800 TL nominal değerli, 13 adet nama yazılı hisse senedi alarak davalı bankaya ortak olduğunu, bankanın 1969-2003 yılları arasında kar payı ödemediğini, ortakları genel kurul toplantılarına çağırmadığını, sermaye artırımında ortaklara rüçhan hakkı tanınmadığını,kanuna aykırı olarak ana sözleşmenin değiştirildiğini ileri sürerek, genel kurulların iptal edilip edilmediğinin, ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenip engellenmediğinin, genel kurul çağrılarının TTK 368.maddeye uygun yapılıp yapılmadığının,ana sözleşme değişikliklerinin kanuna uygun yapılıp yapılmadığının,tüm genel kurullarda ortaklar aleyhine alınan kararların TTK'na uygun olup olmadığının, eğer genel kurul çağrıları usulüne uygun yapılmış olsa ve 1969-2008 arası bedelli sermaye artırımlarına katılarak rüçhan hakkını kullansaydı, müvekkilinin mülkiyetinde olabilecek bedelli hisse senedi miktarının tespitini, bu miktarın pay defterine tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin hisse senedi adedinin toplamı tespit edildikten sonra, malvarlığında bulunması gerekirken bulunmayan hisse senetlerinin reel piyasa değerinden şimdilik 5.950 YTL'nın ve 1969 yılından dava tarihine kadar ödenmemiş kar paylarına mahsuben 50 YTL'nın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan maddi tazminat talebini 6.500 YTL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil banka hisselerin 24.03.1950 yılından itibaren halka arz edildiğini, 1950-1984 yılları arasında TTK hükümlerine göre sermaye artırımı yaptığını, hissedarlara genel kurul çağrı kağıdının çıkarıldığını, 1963, 1966, 1967, 1968, 1969 yıllarında temettü dağıtımı yapıldığını, beş sene içinde temettüsünü almayan ortakların kanun hükmü gereğince hazineye intikal ettiğini, 1984-2000 arası 233 Sayılı KHK ile bankanın kamu iktisadi teşebbüsü niteliğine sokulduğunu, KHK hükmü gereği genel kurulların yapılmadığını, sermaye artışlarının hazine tarafından karşılandığını, 2000-2007 arası bankanın tekrar özel hükümlere tabi tutulduğunu, genel kurul ilanlarının usulüne uygun yapıldığını, rüçhan hakkı kısıtlaması olmadığını, sermaye artırımında rüçhan hakkı kullanan hissedar çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
../..
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK.nun 469 maddesi gereği anonim ortaklıklarda genel kurulca kâr payı dağıtılması hakkında karar alınmadıkça kâr payının alacak davası ile istenmesinin olanaksız olduğu, Anonim ortaklığın uzun süre kâr dağıtım kararı almaması halinde, azınlığın TTK.nun 336 maddesi gereğince genel kurul gündemine kâr dağıtımı konusunda madde konulmasını teklif edeceği, yönetim kurulunun bu teklifi gündeme almaması veya alıp görüştükten sonra reddetmesi halinde azınlık pay sahiplerinin TTK.nun 381 maddesi gereğince genel kurul kararının iptalini talep etme hakkının olduğu, davacının anlatılan yollardan hiç birisine başvurmadığı, İptal davasının yasal süresinin geçtiği, genel kurul kararların geçersizliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009586600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz