Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/5428 E. 2010/1772 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet raporu↗ doğrudan zarar↗ kooperatifler kanunu↗ dolaylı zarar↗ birim fiyat↗ kötüleme↗ yönetici sorumluluğu↗ ibraname↗ malvarlığına ilişkin dava↗ satış sözleşmesi↗ münhasırlık↗ üçüncü kişi↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ komisyon↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ kusur↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği ihtarın davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin taşınmaz satış sözleşmesini yapmayan yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine ve kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait arsayı usulüne uygun olmayan satımları nedeniyle davacıların doğrudan zarara uğradığı iddiasını kapsayan davada kooperatif tüzel kişiliğine husumet düşmeyeceğinden davalı kooperatif yönünden, davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken esastan reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün bozulmasını gerektirmemesine göre, davacılar vekilinin davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kooperatif ortakları tarafından, kooperatifin arsalarının düşük bedelle satıldığı ve satım sonucu elde edilen bedelin davacı ortaklara geç ödendiği bu nedenle davacı ortakların zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak, hem kooperatifin arsalarının satışını gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri, hem parayı geç ödediği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri hem de, taşınmazları satın alanlar aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yapmak suretiyle açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı satın alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, ilk olarak davalı kooperatifin 18.06.1996 tarihli genel kurulunda taşınmazların metrekaresinin 20.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere satış işlemi için yönetim kuruluna yetki verildiği, daha sonra 08.11.1997 tarihli genel kurul kararı ile bu kez metrekaresi 1.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere arsaların satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmakta olup, yönetim kurulu bu son yetkiye dayalı olarak arsaları davalılara 27.02.1998 tarihli protokolden sonra tapuda 23.03.1998 tarihinde satmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 58 nolu parsel metrekaresi 27.027.000.-TL’den toplam 13.000.000.000.-TL’na, 65 nolu parsel metrekaresi 23.988.000.- TL’den toplam 23.700.000.000.-TL’na satılmıştır. Satış bedelleri aynı gün kooperatif defterlerine kayıt edilmiş ve ibraname karşılığı ortakların kooperatife ödedikleri aidat oranında ödenmiştir. Yargılama sırasında davacılara da 22.02.1998 tarihinde paylarına düşen miktar ödenmiştir. Kooperatifin satıştan sonra 13.06.1998 tarihli genel kurulunda 1997 yılı faaliyet raporunda satış paralarının dağıtım şekli açıklanmış, ancak bu genel kurulda faaliyet raporu onaylanmamış ve hesap tetkik komisyonunun kurulmasına karar verilmiştir. Fakat hesap tetkik komisyonunun çalışmasının sonucunun ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Kooperatifler Kanunu’nun 42/6. maddesi uyarınca kooperatife ait taşınmazların satış usulü ve fiyatını belirleme yetkisi münhasıran genel kurula bırakılmış olup, genel kurulda yasaya uygun şekilde alınacak bir kararla kooperatife ait taşınmazların satışı mümkündür. Ne var ki, yukarıda anılan genel kurullarda davaya konu taşınmazların asgari ne miktara satılacağı belirtilmesine rağmen satışın usulü belirlenmemiştir. Yine genel kurulda taşınmazların asgari ne miktara satılacağının belirtilmesi nedeniyle yönetim kurulunun bu asgari birim fiyat da dikkate alınmak suretiyle taşınmazı satış tarihinde emsallerine uygun bir fiyat ile satması gerekirdi. Ortakların satışın emsallerine göre düşük fiyatla yapıldığı iddiasının dinlenmesi, bu nedenle mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar almasına bağlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Bu dava türünde ise, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.
Somut olayda, kooperatife ait arsanın yönetim kurulu tarafından usulüne uygun satılmaması fiili nedeniyle kooperatif doğrudan zarar görmüş ise de, satım bedeli davacılar dışındaki ortaklara kooperatife ödedikleri payları oranında ödenmiş ve ortaklar tarafından ihtirazi kayıtta konulmadığından artık uyuşmazlık davacılara ödenecek bedel konusunda olduğundan bu durumda taşınmazları satan yöneticiler ve taşınmazı satın alan kişilerin neden olduğu doğrudan doğruya zarar sözkonusu olup davacıların doğrudan kendi adlarına dava açmaları mümkün bulunmaktadır. O halde mahkemece, davalı kooperatif defter ve kayıtları
üzerinde aralarında kooperatifler hukuku uzmanı, muhasebeci ve mülk bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tesbit edilerek satış bedelinden fazla bir değere taşınmazların satılabileceği tesbit edilirse bundan kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulmalarının gerektiği sonucuna varılması halinde, davacıların hissesine düşen miktarın tahsiline, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14242 E. 2011/3710 K.
Ortak:birim fiyat · ihtar · ilan
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen «birim fiyatın» üzerinde «ilanlar» yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4.
Mahkemece davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen «birim fiyatın» üzerinde «ilanlar» yapmak suretiyle açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği «ihtarın» davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen «birim fiyatın» üzerinde «ilanlar» yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4.
… meyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği «ihtarın» davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dai …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin taşınmaz «satış sözleşmesini» yapmayan «yönetim kurulu» üyeleri ..., ... ve ... yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine ve kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait arsayı usulüne uygun olmayan satımları nedeniyle davacıların «doğrudan zarara» uğradığı iddiasını kapsayan davada kooperatif «tüzel kişiliğine» «husumet» düşmeyeceğinden davalı kooperatif yönünden, davanın «pasif husumet» nedeniyle reddi gerekirken esastan reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün bozulmasını gerektirmemesine göre, davacılar vekilinin davalı kooperatif tüzel kişiliğ …
2-Dava, kooperatif ortakları tarafından, kooperatifin arsalarının düşük bedelle satıldığı ve satım sonucu elde edilen bedelin davacı ortaklara geç ödendiği bu nedenle davacı ortakların zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak, hem kooperatifin arsalarının satışını gerçekleştiren «yönetim kurulu» üyeleri, hem parayı geç ödediği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri hem de, taşınmazları satın alanlar aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
… olarak davalı kooperatifin 18.06.1996 tarihli genel kurulunda taşınmazların metrekaresinin 20.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere satış işlemi için yönetim kuruluna «yetki» verildiği, daha sonra 08.11.1997 tarihli genel kurul kararı ile bu kez metrekaresi 1.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere arsaların satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmakta olup, «yönetim kurulu» bu «son» yetkiye dayalı olarak arsaları davalılara 27.02.1998 tarihli «protokolden» sonra tapuda 23.03.1998 tarihinde satmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usuli eksikliğin gideril …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usuli eksikliğin gideril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8020 E. 2016/8583 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaSatış bedelleri aynı gün kooperatif «defterlerine» kayıt edilmiş ve «ibraname» karşılığı ortakların kooperatife ödedikleri aidat oranında ödenmiştir.
O halde mahkemece, davalı kooperatif «defter» ve kayıtları üzerinde aralarında kooperatifler hukuku uzmanı, muhasebeci ve mülk bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tesbit edilerek satış bedelinden fazla bir değere taşınmazların satılabileceği tesbit edilirse bundan kooperatif «yöneticilerinin sorumlu» tutulmalarının gerektiği sonucuna varılması halinde, davacıların hissesine düşen miktarın tahsiline, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirkete ait taşınmazların metrekare birim değerleri ve rayice uygun olarak 04/01/2011 tarih 2011/... sayılı şirket ortaklar kararına uygun olarak satışının yapıldığı, şirket kayıt ve «defterlerinin» taşınmaz satışı ve bedellerini doğruladığı, şirket veya ortakların zararına olarak bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ını ileri sürmüştür.Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen ... daire ve bir dükkanın satışının yapıldığı, 2011 yılı «defterlerindeki» kayıtlara göre bir dükkan ve ... dairenin emlak vergi rayiç bedellerinden düşük satılmadığı, ... daireye ilişkin satışın da 2011 yılı defterlerinde bulunmadığı bel …
… faaliyete başladığı, şirketin hangi tarihten itibaren işyerini boşalttığı, şirketin işyerini boşattıktan sonra kira ödemeye devam edip etmediği hususlarında şirket «defter» ve kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişiler kurulundan rapor alınıp, davacıların tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilip, «şirketin zararının» olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün sorumluluğu · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · olumsuz oy · limited şirket
Benzer bu kararda… indeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın «limited şirket» yöneticisine karşı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 309.maddesi uyarınca açılmış «sorumluluk davası» niteliğinde olması nedeniyle müdür sıfatını haiz olmayan davalı ortaklar ... ve ... hakkındaki davanın dinlenemeyecek olmasına ve davaya konu ...,...,... ve ... parsel sayılı taşınmazların satışının 04/01/2011 tarih 2011/... sayılı şirket «ortaklar kurulu» kararına uygun olarak yapılmış bulunmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumlu» olduğu ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, taşınmazların şirket ortaklarının yakınlarına muvaazalı olarak satıldığına ilişkin davacı iddiası üzerinde hiç durulmamış, bu yönde karar gerekçesinde olumlu ya da «olumsuz» bir değerlendirme yapılmamıştır.
No.38 ..........'' adresindeki işyerinin kira olup, 07/09/2011 tarihinde «ortaklar kurulu» kararı ile kapanmasına karar verildiğini savunmuştur.
… faaliyete başladığı, şirketin hangi tarihten itibaren işyerini boşalttığı, şirketin işyerini boşattıktan sonra kira ödemeye devam edip etmediği hususlarında şirket «defter» ve kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişiler kurulundan rapor alınıp, davacıların tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilip, «şirketin zararının» olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/5428 E. , 2010/1772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.12.2005 tarih ve 2000/167 - 2005/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacılar vekili Av...., davacılardan asıl ...ile davalılardan ... vekili Av....ve asillerden ...,..., ... duruşmaya gelip, diğer davalı asil ve vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kooperatifin 14.09.1998 tarihinde arsa karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre arsa sahiplerine ait taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın %25’inin arsa sahiplerine ait olacağını, arsa sahiplerine verilecek dairelerin 57 nolu parsel üzerinde yapılan inşaattan karşılanacağını, ortaklara ise 58 ve 65 nolu taşınmazlar üzerinde yapılacak dairelerin verileceğini, kooperatifin arsa sahiplerine olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini 58 ve 65 nolu taşınmazların kooperatife mal edildiğini, 18.01.1997 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna seçilen davalılardan ..., ... ve ...’ın genel kurulu yanlış yönlendirerek, anasözleşmeye aykırı olarak yetkileri de olmadığı halde 65 nolu parseli davalılar ..., ...
... ve ...’e ve 58 nolu parseli de davalılar ... ve ...’e el ve işbirliği ederek düşük bedelle
sattıklarını, elde ettikleri paranın bir kısmını üyelere dağıttıklarını, paranın bankaya yatırılması için son yönetim kurulu davalılar ..., ... ve ...’na çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, müvekkilleri adına ayrılan paranın 11 ay davalıların yedinde kaldığını, müvekkillerinin zarara uğramasına neden olduklarını ileri sürerek,fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 15.000.000.000.- TL'nın faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ..., ..., ..., ... ve ... vekili, arsa satışını emlakçıdan öğrendiklerini, yöneticilerle aralarında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği ihtarın davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin taşınmaz satış sözleşmesini yapmayan yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine ve kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait arsayı usulüne uygun olmayan satımları nedeniyle davacıların doğrudan zarara uğradığı iddiasını kapsayan davada kooperatif tüzel kişiliğine husumet düşmeyeceğinden davalı kooperatif yönünden, davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken esastan reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün bozulmasını gerektirmemesine göre, davacılar vekilinin davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ...
..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kooperatif ortakları tarafından, kooperatifin arsalarının düşük bedelle satıldığı ve satım sonucu elde edilen bedelin davacı ortaklara geç ödendiği bu nedenle davacı ortakların zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak, hem kooperatifin arsalarının satışını gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri, hem parayı geç ödediği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri hem de, taşınmazları satın alanlar aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yapmak suretiyle açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı satın alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, ilk olarak davalı kooperatifin 18.06.1996 tarihli genel kurulunda taşınmazların metrekaresinin 20.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere satış işlemi için yönetim kuruluna yetki verildiği, daha sonra 08.11.1997 tarihli genel kurul kararı ile bu kez metrekaresi 1.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere arsaların satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmakta olup, yönetim kurulu bu son yetkiye dayalı olarak arsaları davalılara 27.02.1998 tarihli protokolden sonra tapuda 23.03.1998 tarihinde satmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 58 nolu parsel metrekaresi 27.027.000.-TL’den toplam 13.000.000.000.-TL’na, 65 nolu parsel metrekaresi 23.988.000.- TL’den toplam 23.700.000.000.-TL’na satılmıştır.
Satış bedelleri aynı gün kooperatif defterlerine kayıt edilmiş ve ibraname karşılığı ortakların kooperatife ödedikleri aidat oranında ödenmiştir. Yargılama sırasında davacılara da 22.02.1998 tarihinde paylarına düşen miktar ödenmiştir. Kooperatifin satıştan sonra 13.06.1998 tarihli genel kurulunda 1997 yılı faaliyet raporunda satış paralarının dağıtım şekli açıklanmış, ancak bu genel kurulda faaliyet raporu onaylanmamış ve hesap tetkik komisyonunun kurulmasına karar verilmiştir. Fakat hesap tetkik komisyonunun çalışmasının sonucunun ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Kooperatifler Kanunu’nun 42/6. maddesi uyarınca kooperatife ait taşınmazların satış usulü ve fiyatını belirleme yetkisi münhasıran genel kurula bırakılmış olup, genel kurulda yasaya uygun şekilde alınacak bir kararla kooperatife ait taşınmazların satışı mümkündür. Ne var ki, yukarıda anılan genel kurullarda davaya konu taşınmazların asgari ne miktara satılacağı belirtilmesine rağmen satışın usulü belirlenmemiştir. Yine genel kurulda taşınmazların asgari ne miktara satılacağının belirtilmesi nedeniyle yönetim kurulunun bu asgari birim fiyat da dikkate alınmak suretiyle taşınmazı satış tarihinde emsallerine uygun bir fiyat ile satması gerekirdi. Ortakların satışın emsallerine göre düşük fiyatla yapıldığı iddiasının dinlenmesi, bu nedenle mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar almasına bağlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.
Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur.
Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Bu dava türünde ise, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.
Somut olayda, kooperatife ait arsanın yönetim kurulu tarafından usulüne uygun satılmaması fiili nedeniyle kooperatif doğrudan zarar görmüş ise de, satım bedeli davacılar dışındaki ortaklara kooperatife ödedikleri payları oranında ödenmiş ve ortaklar tarafından ihtirazi kayıtta konulmadığından artık uyuşmazlık davacılara ödenecek bedel konusunda olduğundan bu durumda taşınmazları satan yöneticiler ve taşınmazı satın alan kişilerin neden olduğu doğrudan doğruya zarar sözkonusu olup davacıların doğrudan kendi adlarına dava açmaları mümkün bulunmaktadır. O halde mahkemece, davalı kooperatif defter ve kayıtları
üzerinde aralarında kooperatifler hukuku uzmanı, muhasebeci ve mülk bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tesbit edilerek satış bedelinden fazla bir değere taşınmazların satılabileceği tesbit edilirse bundan kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulmalarının gerektiği sonucuna varılması halinde, davacıların hissesine düşen miktarın tahsiline, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davalılar ..., ... ve ... ve davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ...’e yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008897800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz