6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/5428 E. 2010/1772 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet raporu doğrudan zarar kooperatifler kanunu dolaylı zarar birim fiyat kötüleme yönetici sorumluluğu ibraname malvarlığına ilişkin dava satış sözleşmesi münhasırlık üçüncü kişi pasif husumet tüzel kişilik komisyon kâr dağıtımı protokol ihtar yetki yönetim kurulu kararı ilan kusur husumet e-defter i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği ihtarın davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin taşınmaz satış sözleşmesini yapmayan yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine ve kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait arsayı usulüne uygun olmayan satımları nedeniyle davacıların doğrudan zarara uğradığı iddiasını kapsayan davada kooperatif tüzel kişiliğine husumet düşmeyeceğinden davalı kooperatif yönünden, davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken esastan reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün bozulmasını gerektirmemesine göre, davacılar vekilinin davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, kooperatif ortakları tarafından, kooperatifin arsalarının düşük bedelle satıldığı ve satım sonucu elde edilen bedelin davacı ortaklara geç ödendiği bu nedenle davacı ortakların zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak, hem kooperatifin arsalarının satışını gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri, hem parayı geç ödediği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri hem de, taşınmazları satın alanlar aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yapmak suretiyle açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı satın alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından, ilk olarak davalı kooperatifin 18.06.1996 tarihli genel kurulunda taşınmazların metrekaresinin 20.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere satış işlemi için yönetim kuruluna yetki verildiği, daha sonra 08.11.1997 tarihli genel kurul kararı ile bu kez metrekaresi 1.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere arsaların satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmakta olup, yönetim kurulu bu son yetkiye dayalı olarak arsaları davalılara 27.02.1998 tarihli protokolden sonra tapuda 23.03.1998 tarihinde satmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 58 nolu parsel metrekaresi 27.027.000.-TL’den toplam 13.000.000.000.-TL’na, 65 nolu parsel metrekaresi 23.988.000.- TL’den toplam 23.700.000.000.-TL’na satılmıştır. Satış bedelleri aynı gün kooperatif defterlerine kayıt edilmiş ve ibraname karşılığı ortakların kooperatife ödedikleri aidat oranında ödenmiştir. Yargılama sırasında davacılara da 22.02.1998 tarihinde paylarına düşen miktar ödenmiştir. Kooperatifin satıştan sonra 13.06.1998 tarihli genel kurulunda 1997 yılı faaliyet raporunda satış paralarının dağıtım şekli açıklanmış, ancak bu genel kurulda faaliyet raporu onaylanmamış ve hesap tetkik komisyonunun kurulmasına karar verilmiştir. Fakat hesap tetkik komisyonunun çalışmasının sonucunun ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.

Kooperatifler Kanunu’nun 42/6. maddesi uyarınca kooperatife ait taşınmazların satış usulü ve fiyatını belirleme yetkisi münhasıran genel kurula bırakılmış olup, genel kurulda yasaya uygun şekilde alınacak bir kararla kooperatife ait taşınmazların satışı mümkündür. Ne var ki, yukarıda anılan genel kurullarda davaya konu taşınmazların asgari ne miktara satılacağı belirtilmesine rağmen satışın usulü belirlenmemiştir. Yine genel kurulda taşınmazların asgari ne miktara satılacağının belirtilmesi nedeniyle yönetim kurulunun bu asgari birim fiyat da dikkate alınmak suretiyle taşınmazı satış tarihinde emsallerine uygun bir fiyat ile satması gerekirdi. Ortakların satışın emsallerine göre düşük fiyatla yapıldığı iddiasının dinlenmesi, bu nedenle mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar almasına bağlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Bu dava türünde ise, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.

Somut olayda, kooperatife ait arsanın yönetim kurulu tarafından usulüne uygun satılmaması fiili nedeniyle kooperatif doğrudan zarar görmüş ise de, satım bedeli davacılar dışındaki ortaklara kooperatife ödedikleri payları oranında ödenmiş ve ortaklar tarafından ihtirazi kayıtta konulmadığından artık uyuşmazlık davacılara ödenecek bedel konusunda olduğundan bu durumda taşınmazları satan yöneticiler ve taşınmazı satın alan kişilerin neden olduğu doğrudan doğruya zarar sözkonusu olup davacıların doğrudan kendi adlarına dava açmaları mümkün bulunmaktadır. O halde mahkemece, davalı kooperatif defter ve kayıtları

üzerinde aralarında kooperatifler hukuku uzmanı, muhasebeci ve mülk bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tesbit edilerek satış bedelinden fazla bir değere taşınmazların satılabileceği tesbit edilirse bundan kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulmalarının gerektiği sonucuna varılması halinde, davacıların hissesine düşen miktarın tahsiline, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14242 E. 2011/3710 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8020 E. 2016/8583 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/5428 E.  ,  2010/1772 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.12.2005 tarih ve 2000/167 - 2005/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacılar vekili Av...., davacılardan asıl ...ile davalılardan ... vekili Av....ve asillerden ...,..., ... duruşmaya gelip, diğer davalı asil ve vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kooperatifin 14.09.1998 tarihinde arsa karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre arsa sahiplerine ait taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın %25’inin arsa sahiplerine ait olacağını, arsa sahiplerine verilecek dairelerin 57 nolu parsel üzerinde yapılan inşaattan karşılanacağını, ortaklara ise 58 ve 65 nolu taşınmazlar üzerinde yapılacak dairelerin verileceğini, kooperatifin arsa sahiplerine olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini 58 ve 65 nolu taşınmazların kooperatife mal edildiğini, 18.01.1997 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna seçilen davalılardan ..., ... ve ...’ın genel kurulu yanlış yönlendirerek, anasözleşmeye aykırı olarak yetkileri de olmadığı halde 65 nolu parseli davalılar ..., ...

... ve ...’e ve 58 nolu parseli de davalılar ... ve ...’e el ve işbirliği ederek düşük bedelle

sattıklarını, elde ettikleri paranın bir kısmını üyelere dağıttıklarını, paranın bankaya yatırılması için son yönetim kurulu davalılar ..., ... ve ...’na çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, müvekkilleri adına ayrılan paranın 11 ay davalıların yedinde kaldığını, müvekkillerinin zarara uğramasına neden olduklarını ileri sürerek,fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 15.000.000.000.- TL'nın faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ... ..., ..., ..., ... ve ... vekili, arsa satışını emlakçıdan öğrendiklerini, yöneticilerle aralarında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yaparak açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı, davalıların çektiği ihtarın davalılara ödemeden önce tebliğ edildiğine dair belge sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin taşınmaz satış sözleşmesini yapmayan yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine ve kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait arsayı usulüne uygun olmayan satımları nedeniyle davacıların doğrudan zarara uğradığı iddiasını kapsayan davada kooperatif tüzel kişiliğine husumet düşmeyeceğinden davalı kooperatif yönünden, davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken esastan reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün bozulmasını gerektirmemesine göre, davacılar vekilinin davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ...

..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, kooperatif ortakları tarafından, kooperatifin arsalarının düşük bedelle satıldığı ve satım sonucu elde edilen bedelin davacı ortaklara geç ödendiği bu nedenle davacı ortakların zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak, hem kooperatifin arsalarının satışını gerçekleştiren yönetim kurulu üyeleri, hem parayı geç ödediği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri hem de, taşınmazları satın alanlar aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davalı yöneticilerin, taşınmazların satışını rayicin altında da olsa genel kurulca belirlenen birim fiyatın üzerinde ilanlar yapmak suretiyle açıklık ve rekabet şartlarını sağlayarak gerçekleştirdikleri ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararında yapılan tesbitlerin mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle rayicin altında gerçekleşen satışlardan taşınmazı satın alan davalılarla birlikte sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından, ilk olarak davalı kooperatifin 18.06.1996 tarihli genel kurulunda taşınmazların metrekaresinin 20.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere satış işlemi için yönetim kuruluna yetki verildiği, daha sonra 08.11.1997 tarihli genel kurul kararı ile bu kez metrekaresi 1.000.000.-TL’den aşağı olmamak üzere arsaların satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmakta olup, yönetim kurulu bu son yetkiye dayalı olarak arsaları davalılara 27.02.1998 tarihli protokolden sonra tapuda 23.03.1998 tarihinde satmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 58 nolu parsel metrekaresi 27.027.000.-TL’den toplam 13.000.000.000.-TL’na, 65 nolu parsel metrekaresi 23.988.000.- TL’den toplam 23.700.000.000.-TL’na satılmıştır.

Satış bedelleri aynı gün kooperatif defterlerine kayıt edilmiş ve ibraname karşılığı ortakların kooperatife ödedikleri aidat oranında ödenmiştir. Yargılama sırasında davacılara da 22.02.1998 tarihinde paylarına düşen miktar ödenmiştir. Kooperatifin satıştan sonra 13.06.1998 tarihli genel kurulunda 1997 yılı faaliyet raporunda satış paralarının dağıtım şekli açıklanmış, ancak bu genel kurulda faaliyet raporu onaylanmamış ve hesap tetkik komisyonunun kurulmasına karar verilmiştir. Fakat hesap tetkik komisyonunun çalışmasının sonucunun ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.

Kooperatifler Kanunu’nun 42/6. maddesi uyarınca kooperatife ait taşınmazların satış usulü ve fiyatını belirleme yetkisi münhasıran genel kurula bırakılmış olup, genel kurulda yasaya uygun şekilde alınacak bir kararla kooperatife ait taşınmazların satışı mümkündür. Ne var ki, yukarıda anılan genel kurullarda davaya konu taşınmazların asgari ne miktara satılacağı belirtilmesine rağmen satışın usulü belirlenmemiştir. Yine genel kurulda taşınmazların asgari ne miktara satılacağının belirtilmesi nedeniyle yönetim kurulunun bu asgari birim fiyat da dikkate alınmak suretiyle taşınmazı satış tarihinde emsallerine uygun bir fiyat ile satması gerekirdi. Ortakların satışın emsallerine göre düşük fiyatla yapıldığı iddiasının dinlenmesi, bu nedenle mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla, kusur yoksa yönetim ve denetim kurulunun da bir sorumluluğu söz konusu değildir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, böyle bir davanın açılabilmesi, genel kurulun bu yönde bir karar almasına bağlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.

Dava hakkının kullanılması, ortaklığın dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına bağlı değildir. Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur.

Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Bu dava türünde ise, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.

Somut olayda, kooperatife ait arsanın yönetim kurulu tarafından usulüne uygun satılmaması fiili nedeniyle kooperatif doğrudan zarar görmüş ise de, satım bedeli davacılar dışındaki ortaklara kooperatife ödedikleri payları oranında ödenmiş ve ortaklar tarafından ihtirazi kayıtta konulmadığından artık uyuşmazlık davacılara ödenecek bedel konusunda olduğundan bu durumda taşınmazları satan yöneticiler ve taşınmazı satın alan kişilerin neden olduğu doğrudan doğruya zarar sözkonusu olup davacıların doğrudan kendi adlarına dava açmaları mümkün bulunmaktadır. O halde mahkemece, davalı kooperatif defter ve kayıtları

üzerinde aralarında kooperatifler hukuku uzmanı, muhasebeci ve mülk bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davaya konu taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tesbit edilerek satış bedelinden fazla bir değere taşınmazların satılabileceği tesbit edilirse bundan kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulmalarının gerektiği sonucuna varılması halinde, davacıların hissesine düşen miktarın tahsiline, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davalılar ..., ... ve ... ve davalı kooperatif tüzel kişiliği yönünden yaptığı tüm temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...’e yönelik olarak ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davalılar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ...’e yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008897800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.