Şirketin feshi ve tasfiyesi | Boşanma | Limited şirketin fesih ve tasfiyesini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/4928 E. 2010/1162 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin feshi↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ kar payı↗ tasfiye memuru atanması↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kar payının ortaklar kurulu kararı ile dağıtılması gerektiği halde bu konuda kararın bulunmadığı, tarafların şirketi iyi ilişkiler içinde yönetmedikleri, şirketin çekişmesiz şekilde devamının imkansız olduğu, muhik sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle davalı .... Şti.nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, davacının kar payı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı .... Şti. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dava sebebinin dayandığı TTK'nun 549/4 ncü maddesinde haklı sebep kavramı tanımlanmamıştır. Öyleyse her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler TTK’nun 549/4 ncü maddesinde yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir. Dava konusu olayda, davacı, davalı şirket müdürünün şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini, şirketin çok iyi geliri olmasına rağmen krediler almak suretiyle şirketi borçlandırdığını, şirket defterlerinde şişirilen bir çok giderler nedeniyle şirketin zararda olduğunun gösterildiğini, genel kurul toplantısı yapmadan kendi menfaatine kararlar aldığını, müvekkiline kar payı verilmediği halde verilmiş gibi gösterildiğini, defterlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, davalının gösterdiği maaş miktarı ile gerçekte aldığı maaş miktarının farklı olduğunu, müvekkiline denetim imkanının verilmediğini, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine boşanma davası açıldığını, bu durumda şirketin yürütülebilmesi imkanının kalmadığını ileri sürerek, limited şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiştir. Mahkemece, şirketin iki ortaklı olup, karı koca olan ortaklar arasında boşanma davasının bulunması birlikte değerlendirildiğinde, tarafların şirketi iyi ilişkiler içinde yönetmedikleri, şirketin çekişmesiz şekilde devamının imkansız olduğu, muhik sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle davalı .... Şti’nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, davacının kâr payı isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, bu iddialar bakımından karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zira; dosya kapsamında davalı ...’nın, davacı aleyhine açtığı boşanma davasının reddedilip, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2006/15174-2007/2444 sayılı kararı ile onandığı, buna karşı bu kez davacı tarafından davalı aleyhine boşanma davasının açıldığı ve Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2007/465 esas sayılı dosyası ile davanın derdest olduğu davalı şirket vekilinin 19.9.2007 tarihli dilekçesinden anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece taraflar arasındaki dava dosyaları celbedilmemiş, duruşmada incelenmemiştir. Öte yandan, bilgisine başvurulan bilirkişi heyeti de dava dilekçesinde belirtilen iddiaların tamamını irdelememiştir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak rapor uyuşmazlık konusu olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı limited şirketin bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/754 E. 2013/133 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · uyuşmazlık konusu · limited şirket · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaŞti.nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının «kar payı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Şti’nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının kâr «payı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… ket müdürünün şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini, şirketin çok iyi geliri olmasına rağmen krediler almak suretiyle şirketi borçlandırdığını, şirket «defterlerinde» şişirilen bir çok giderler nedeniyle «şirketin zararda» olduğunun gösterildiğini, genel kurul toplantısı yapmadan kendi menfaatine kararlar aldığını, müvekkiline «kar payı» verilmediği halde verilmiş gibi gösterildiğini, defterlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, davalının gösterdiği maaş miktarı ile gerçekte aldığı maaş miktarının farklı olduğunu, müvekkiline denetim imkanının verilmediğini, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine boşanma davası açıldığını, bu durumda şirketin yürütülebilmesi imkanının kalmadığını ileri sürerek, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ...nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının kâr «payı» isteminin ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği, ortaklığın çekişmesiz bir biçimde devamının olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının kâr «payı alacağı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
1-Mahkemece davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine yönelik olarak verilen karar Dairemizce "taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak raporda «uyuşmazlık konusu» olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı «limited şirketin» bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek" bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı vekiline bozma ilamında belirtilen şekilde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasını teminen «bilirkişi ücreti» yatırılması için süre verilmiş, bu konuda davacı taraf «kesin süre» verilmesi halinde dahi bilirkişi ücreti yatırmayacaklarını imzalı beyanı ile belirtmiş, bu kez ücretin taraflarca yatırılması halinde bilirkişi incelemesi yapılmas …
2-Öte yandan, davacı tarafın davalı şirketin «fesih» ve «tasfiye» ilişkin isteminin muhatabı davalı şirket olup diğer davalı ortağa bu konuda «husumet» yöneltilemeyeceği nazara alınmadan mahkemece davanın davalı ortak yönünden de kabulü ve bu bağlamda anılan bu davalının yargılama ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulması kabul şekli bakımından dahi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · bilirkişi ücreti · kesin süre · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm · husumet
Benzer bu kararda1-Mahkemece davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine yönelik olarak verilen karar Dairemizce "taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak raporda «uyuşmazlık konusu» olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı «limited şirketin» bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek" bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı vekiline bozma ilamında belirtilen şekilde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasını teminen «bilirkişi ücreti» yatırılması için süre verilmiş, bu konuda davacı taraf «kesin süre» verilmesi halinde dahi bilirkişi ücreti yatırmayacaklarını imzalı beyanı ile belirtmiş, bu kez ücretin taraflarca yatırılması halinde bilirkişi incelemesi yapılmas …
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mahkemece «ispat yükü» kendisinde olan davacı tarafın «bilirkişi ücreti» yatırmaktan kaçındığının sabit olması karşısında davanın reddi yerine isabetli görülmeyen yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, davalı ...nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının kâr «payı» isteminin ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği, ortaklığın çekişmesiz bir biçimde devamının olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davacının kâr «payı alacağı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, taraflarca hazırlama ilkesinin hakim olduğu bu davada «ispat yükü» davacı tarafta olup, bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hakkın doğduğu kuşkusuzdur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/383 E. 2011/8133 K.
Ortak:limited şirketin feshi · haklı sebep · şirketin feshi · fesih · limited şirket · temerrüt
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirketin feshi» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
… ket müdürünün şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini, şirketin çok iyi geliri olmasına rağmen krediler almak suretiyle şirketi borçlandırdığını, şirket «defterlerinde» şişirilen bir çok giderler nedeniyle «şirketin zararda» olduğunun gösterildiğini, genel kurul toplantısı yapmadan kendi menfaatine kararlar aldığını, müvekkiline «kar payı» verilmediği halde verilmiş gibi gösterildiğini, defterlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, davalının gösterdiği maaş miktarı ile gerçekte aldığı maaş miktarının farklı olduğunu, müvekkiline denetim imkanının verilmediğini, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine boşanma davası açıldığını, bu durumda şirketin yürütülebilmesi imkanının kalmadığını ileri sürerek, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesini talep etmiştir.
Şti.nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», davacının «kar payı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin feshine» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, feshi istenen şirketin üç ortaklı olduğu, «şirketin feshini» gerektirir bir nedenin tespit edilemediği ve davacı iddialarının şirketin «fesih» için değil ancak ortaklıktan çıkmaya izin için haklı neden oluşturabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Limited şirketlerin «infisah» sebeplerini düzenleyen TTK.nun 549/4 ncü maddesinde haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla da şirketin «fesih» olunabileceği hüküm altına alınmış ancak, haklı neden kavramı tanımlanmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah
Benzer bu karardaLimited şirketlerin «infisah» sebeplerini düzenleyen TTK.nun 549/4 ncü maddesinde haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla da şirketin «fesih» olunabileceği hüküm altına alınmış ancak, haklı neden kavramı tanımlanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/4928 E. , 2010/1162 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2007 tarih ve 2005/442-2007/423 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davalılar Diamed Dializ Merkezleri Ltd. Şti. vekili Av. Berkant Yekeler ile davalılardan ... vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili ve Tasfiye Memurları duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'nın davalı şirketin iki ortağı olduğunu, müvekkilinin şirkette %10 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirket müdürünün şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini, şirketin çok iyi geliri olmasına rağmen krediler almak suretiyle şirketi borçlandırdığını, şirket defterlerinde şişirilen bir çok gittiler nedeniyle şirketin zararda gösterildiğini, genel kurul toplantısı yapmadan kendi menfaatine kararlar aldığını, müvekkiline kar payı verilmediği halde verilmiş gibi gösterildiğini, defterlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, davalının gösterdiği maaş miktarı ile gerçekte aldığı maaş miktarının farklı olduğunu, müvekkiline denetim imkanının verilmediğini, davalı ...
tarafından müvekkili aleyhine boşanma davası açıldığını, bu durumda şirketin yürütülebilmesi imkanının kalmadığını ileri sürerek, şirketi basiretsiz ve kendi menfaatine yöneterek şirketi ve müvekkilini zarara uğratan müdür ...'nın dava sonuna kadar müdürlük görevinden azline ve ihtiyati tedbir yolu ile kayyım atanmasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 YTL. kâr payının dağıtılma tarihinden itibaren ticari faizi ile davalı ...'dan tahsiline, şirketin muhik sebeplerden dolayı fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Şti. vekili, ortak sayısı 20'yi geçmeyen limited şirkette sermayenin yarısından fazlasını temsil eden ortağın iradesine uygun karar alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, şirket kar paylarının dağıtıldığını, taraflar arasında boşanma davasının bulunmasının şirketin kötü yönetildiği anlamına gelmeyeceğini, davacının dava açma nedeninin müvekkili zor duruma sokmak olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., şirketin anasözleşme ve kanuna uygun olarak yönetildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kar payının ortaklar kurulu kararı ile dağıtılması gerektiği halde bu konuda kararın bulunmadığı, tarafların şirketi iyi ilişkiler içinde yönetmedikleri, şirketin çekişmesiz şekilde devamının imkansız olduğu, muhik sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle davalı .... Şti.nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, davacının kar payı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı .... Şti. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dava sebebinin dayandığı TTK'nun 549/4 ncü maddesinde haklı sebep kavramı tanımlanmamıştır. Öyleyse her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler TTK’nun 549/4 ncü maddesinde yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir. Dava konusu olayda, davacı, davalı şirket müdürünün şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini, şirketin çok iyi geliri olmasına rağmen krediler almak suretiyle şirketi borçlandırdığını, şirket defterlerinde şişirilen bir çok giderler nedeniyle şirketin zararda olduğunun gösterildiğini, genel kurul toplantısı yapmadan kendi menfaatine kararlar aldığını, müvekkiline kar payı verilmediği halde verilmiş gibi gösterildiğini, defterlerin usulüne uygun düzenlenmediğini, davalının gösterdiği maaş miktarı ile gerçekte aldığı maaş miktarının farklı olduğunu, müvekkiline denetim imkanının verilmediğini, davalı ...
tarafından müvekkili aleyhine boşanma davası açıldığını, bu durumda şirketin yürütülebilmesi imkanının kalmadığını ileri sürerek, limited şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiştir. Mahkemece, şirketin iki ortaklı olup, karı koca olan ortaklar arasında boşanma davasının bulunması birlikte değerlendirildiğinde, tarafların şirketi iyi ilişkiler içinde yönetmedikleri, şirketin çekişmesiz şekilde devamının imkansız olduğu, muhik sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle davalı .... Şti’nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, davacının kâr payı isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, bu iddialar bakımından karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Zira; dosya kapsamında davalı ...’nın, davacı aleyhine açtığı boşanma davasının reddedilip, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2006/15174-2007/2444 sayılı kararı ile onandığı, buna karşı bu kez davacı tarafından davalı aleyhine boşanma davasının açıldığı ve Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2007/465 esas sayılı dosyası ile davanın derdest olduğu davalı şirket vekilinin 19.9.2007 tarihli dilekçesinden anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece taraflar arasındaki dava dosyaları celbedilmemiş, duruşmada incelenmemiştir. Öte yandan, bilgisine başvurulan bilirkişi heyeti de dava dilekçesinde belirtilen iddiaların tamamını irdelememiştir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında görülen boşanma dava dosyaları celbedilerek, davacının iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve muhasebeci bilirkişiden oluşacak bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile alınacak rapor uyuşmazlık konusu olan hususlar birlikte değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraflar arasında boşanma davasının bulunması ve iki ortaklı limited şirketin bu nedenle iyi yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 02.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008744900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz