Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3209 E. 2023/6867 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çağrısız genel kurul↗ aile şirketi↗ toplantı ve karar nisabı↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ butlan↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ emredici hüküm↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ depo kararı↗ ara karar↗ esastan ret↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/116 E., 2020/193 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 1/3 oranında ortak olduğunu, 17.01.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul yapmak üzere ... Noterliğinden 08.01.2019 tarih ve 00077 yevmiye numaralı genel kurul davetinin müvekkiline gönderildiğini, 17.01.2019 tarihli genel kurulun şirket merkezinde yapılacağı bildirilmiş olmasına rağmen başka bir adreste, şirket muhasebecisinin iş yerinde yapılarak yasada belirtilen şartlara uygun olarak yapılmadığını, olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasını gerektirecek bir gündemin söz konusu olmadığını ileri sürerek 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkete ait ... köyü hudutlarında bulunan ... soğuk hava deposu yönetici kadrosunun değişmesine rağmen halen eski müdür davacı ve çocukları tarafından zorla elde tutulduğu ve tüm gelirinin de kendileri tarafından kullanıldığını, bu depo gelirinin şirkete intikal ettirilmediğini, depo gelirinin tahsili için Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın reddedilmesi üzerine kararın istinaf edildiği, bölge adliye mahkemesince şirket adına diğer hissedarlar aleyhine dava açmak için genel kurul kararı istendiğini, iptali istenilen kararın bunu yerine getirmek için alındığını, kararın alınmasında yapılan olağanüstü toplantıda da davacının bizzat hazır olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) toplantı ile ilgili tüm kurallara uygun olarak yapıldığını, başlangıçta alınan karara itiraz etmeyen ancak genel kurul bitiminde imzadan imtina ederek dava açan davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.01.2019 tarihli genel kurul gündeminin davalılar tarafından hazırlanarak, davacıya toplantı gününün tebliğ edildiği, davacının toplantıya katılarak genel kurulda alınanan kararların içeriğine muhalefet ettiği ve toplantı tutanağına imza atmadığı, dava konusu ortaklar kurul toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağının düzenlendiği, somut olayda da iptali istenen genel kurulu o tarihte müdür olan davalıların toplantıya çağırdığı ve genel kurulu yaptıkları, ancak davacının, davalıların kendilerini müdür olarak atadıkları 31.11.2011 tarihli genel kurulun yoklukla batıl olduğuna ilişkin dava açtığı ve açılan davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinin yollamasıyla uygulanacak olan 416 ncı maddesinde çağrısız genel kurula ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup anılan maddeye göre, bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabileceği, diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları, pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları ve bu toplantı nisabının toplantı sonuna kadar var olması şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul ettiği, tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmeyeceği, davacının 17.01.2019 tarihli genel kurula katıldığı ve toplantı şekline itiraz etmediği toplantı tutanağından anlaşıldığı, davacının toplantı sonuna kadar tüm kararların görüşülmesi sırasında kararların esasına ilişkin görüş bildirdiği ve en son kararları kabul etmediğini belirttiği ve imzadan imtina etmiş olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartlar gerçekleşmiş olmakla, genel kurulun yoklukla malul olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı, davacı tarafından genel kurulun iptali için başka bir sebep de ileri sürülmediğinden ve iptali gerektirir kanunun emredici hükümlerine aykırı bir durum da görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin şirket müdürü olarak görev yaparken şirket ortaklarından babası ... ile ortaya çıkan ailevi problemler nedeniyle 31.01.2011 tarihinde müvekkilinin haberi olmaksızın babası ve kardeşi tarafından şirket genel kurul toplantısı yapılarak müvekkilinin müdürlük yetkisinin alındığını, buna ilişkin dava açtıklarını, yokluk ve butlan halinde genel kurul kararının yok hükmünde sayılacağından dolayı yapılmış olan genel kurul kararlarının ve tüm işlemlerin yok sayıldığını, 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının gerektirici sebepler içermediği ve olağanüstü kurul kararı ile alınacak kararlar olmadığının ortada olduğunu, şirketin olağanüstü bir toplantı yapmasını gerekli kılacak bir ortamın oluşmadığını, 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının hem içerik bakımından hem şekil bakımından hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, iptali istenen genel kurulun Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/268 E. sayılı dosyasında görülen davada, Dairelerinin 30.04.2018 gün ve 2017/1973 E., 2018/104 K. sayılı kaldırma kararı doğrultusunda davacı tarafa davacı şirket lehine iş bu davayı açmak üzere genel kurul kararı alınması için mahkemece 02.10.2018 tarihli celsede verilen ara karar üzerine alındığı, genel kurul kararlaştırılan yer dışında şirket muhasebecisinin bulunduğu Yalvaç'ta yapılmış ise de, davacının bu yerde yapılan genel kurula katılması nedeniyle sonuca etkisinin bulunmadığı, genel kurula bu şekilde bütün ortakların katıldığı ve kararın oy çokluğuyla alındığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11946 E. 2014/18708 K.
Ortak:çağrısız genel kurul · toplantı ve karar nisabı · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · yokluk · pay sahipliği · terkin
İncelediğiniz kararda… r tarafından hazırlanarak, davacıya toplantı gününün tebliğ edildiği, davacının toplantıya katılarak genel kurulda alınanan kararların içeriğine muhalefet ettiği ve «toplantı tutanağına» imza atmadığı, dava konusu «ortaklar kurul» toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağının düzenlendiği, somut olayda da iptali istenen genel kurulu o tarihte müdür olan davalıların toplantıya çağırdığı ve genel kurulu yaptıkları, ancak davacının, davalıların kendilerini müdür olarak atadıkları 31.11.2011 tarihli genel kurulun «yoklukla» batıl olduğuna ilişkin dava açtığı ve açılan davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinin yollamasıyla uygulanacak olan 416 ncı maddesinde «çağrısız genel kurula» ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup anılan maddeye göre, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabileceği ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabileceği, diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları, pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları ve bu toplantı nisabının toplantı sonuna kadar var olması şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul ettiği, tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı «terk» ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmeyeceği, davacının 17.01.2019 tarihli genel kurula katıldığı ve toplantı şekline itiraz etmediği toplantı tutanağından anlaşıldığı, davacının toplantı sonuna kadar tüm kararların görüşülmesi sırasında kararların esasına ilişkin görüş bildirdiği ve en «son» kararları kabul etmediğini belirttiği ve imzadan imtina etmiş olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartlar gerçekleşmiş olmakla, genel kurulun «yoklukla malul» olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı, davacı tarafından genel kurulun iptali için başka bir sebep de ileri sürülmediğinden ve iptali gerektirir kanunun «emredici» hükümlerine aykırı bir durum da görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin bir «aile şirketi» olduğunu, müvekkilinin «şirket müdürü» olarak görev yaparken şirket ortaklarından babası ... ile ortaya çıkan ailevi problemler nedeniyle 31.01.2011 tarihinde müvekkilinin haberi olmaksızın babası ve kardeşi tarafından şirket genel kurul toplantısı yapılarak müvekkilinin müdürlük «yetkisinin» alındığını, buna ilişkin dava açtıklarını, «yokluk» ve «butlan» halinde genel kurul kararının yok hükmünde sayılacağından dolayı yapılmış olan genel kurul kararlarının ve tüm işlemlerin yok sayıldığını, 17.01.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının gerektirici sebepler içermediği ve olağanüstü kurul kararı ile alınacak kararlar olmadığının ortada olduğunu, şirketin olağanüstü bir toplantı yapmas …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul «toplantısında nisabının» yeterli olduğu, ancak TTK'da belirtilen çağrı ve tebliğ usullerinin tamamının uygulanmadığı, buna rağmen söz konusu kararın «yokluk» ve «mutlak butlan» ile batıl olmadığı, ancak iptal edilebilir olduğu, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, iptal davasının 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının genel kurul kararının ilanından uzun bir süre sonra kararın iptali için başvurmasının MK.
Dava, 31.11.2011 tarihli «limited şirket» genel kurul toplantısının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 31.11.2011 tarihli genel kurul toplantısının çağrı yapılmadan müvekkilinin katılımı olmaksızın yapıldığını ileri sürerek, genel kurul kararının «yoklukla malul» olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · hakkın kötüye kullanılması · hak düşürücü süre · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul «toplantısında nisabının» yeterli olduğu, ancak TTK'da belirtilen çağrı ve tebliğ usullerinin tamamının uygulanmadığı, buna rağmen söz konusu kararın «yokluk» ve «mutlak butlan» ile batıl olmadığı, ancak iptal edilebilir olduğu, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, iptal davasının 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının genel kurul kararının ilanından uzun bir süre sonra kararın iptali için başvurmasının MK.
2. maddesindeki «hakkın kötüye kullanılması» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 31.11.2011 tarihli «limited şirket» genel kurul toplantısının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
-
Genel kurul kararının yokluğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4560 E. 2022/8566 K.
Ortak:çağrısız genel kurul · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · temsil
İncelediğiniz kararda… r tarafından hazırlanarak, davacıya toplantı gününün tebliğ edildiği, davacının toplantıya katılarak genel kurulda alınanan kararların içeriğine muhalefet ettiği ve «toplantı tutanağına» imza atmadığı, dava konusu «ortaklar kurul» toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağının düzenlendiği, somut olayda da iptali istenen genel kurulu o tarihte müdür olan davalıların toplantıya çağırdığı ve genel kurulu yaptıkları, ancak davacının, davalıların kendilerini müdür olarak atadıkları 31.11.2011 tarihli genel kurulun «yoklukla» batıl olduğuna ilişkin dava açtığı ve açılan davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinin yollamasıyla uygulanacak olan 416 ncı maddesinde «çağrısız genel kurula» ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup anılan maddeye göre, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabileceği ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabileceği, diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları, pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları ve bu toplantı nisabının toplantı sonuna kadar var olması şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul ettiği, tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı «terk» ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmeyeceği, davacının 17.01.2019 tarihli genel kurula katıldığı ve toplantı şekline itiraz etmediği toplantı tutanağından anlaşıldığı, davacının toplantı sonuna kadar tüm kararların görüşülmesi sırasında kararların esasına ilişkin görüş bildirdiği ve en «son» kararları kabul etmediğini belirttiği ve imzadan imtina etmiş olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartlar gerçekleşmiş olmakla, genel kurulun «yoklukla malul» olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı, davacı tarafından genel kurulun iptali için başka bir sebep de ileri sürülmediğinden ve iptali gerektirir kanunun «emredici» hükümlerine aykırı bir durum da görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Somut olayda davalı şirket iki ortaktan oluşmakta olup ortaklardan davacı «temsilcisi» aracılığıyla, diğer ortak ise kendisi toplantıya katılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · kamu düzeni · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket» «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Bölge adliye mahkemesince, kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1031 E. 2019/7461 K.
Ortak:çağrısız genel kurul · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · toplantı tutanağı · yokluk · emredici hüküm · genel kurul kararının iptali · temsil · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… r tarafından hazırlanarak, davacıya toplantı gününün tebliğ edildiği, davacının toplantıya katılarak genel kurulda alınanan kararların içeriğine muhalefet ettiği ve «toplantı tutanağına» imza atmadığı, dava konusu «ortaklar kurul» toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağının düzenlendiği, somut olayda da iptali istenen genel kurulu o tarihte müdür olan davalıların toplantıya çağırdığı ve genel kurulu yaptıkları, ancak davacının, davalıların kendilerini müdür olarak atadıkları 31.11.2011 tarihli genel kurulun «yoklukla» batıl olduğuna ilişkin dava açtığı ve açılan davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinin yollamasıyla uygulanacak olan 416 ncı maddesinde «çağrısız genel kurula» ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup anılan maddeye göre, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabileceği ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabileceği, diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları, pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları ve bu toplantı nisabının toplantı sonuna kadar var olması şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul ettiği, tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı «terk» ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmeyeceği, davacının 17.01.2019 tarihli genel kurula katıldığı ve toplantı şekline itiraz etmediği toplantı tutanağından anlaşıldığı, davacının toplantı sonuna kadar tüm kararların görüşülmesi sırasında kararların esasına ilişkin görüş bildirdiği ve en «son» kararları kabul etmediğini belirttiği ve imzadan imtina etmiş olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartlar gerçekleşmiş olmakla, genel kurulun «yoklukla malul» olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı, davacı tarafından genel kurulun iptali için başka bir sebep de ileri sürülmediğinden ve iptali gerektirir kanunun «emredici» hükümlerine aykırı bir durum da görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin bir «aile şirketi» olduğunu, müvekkilinin «şirket müdürü» olarak görev yaparken şirket ortaklarından babası ... ile ortaya çıkan ailevi problemler nedeniyle 31.01.2011 tarihinde müvekkilinin haberi olmaksızın babası ve kardeşi tarafından şirket genel kurul toplantısı yapılarak müvekkilinin müdürlük «yetkisinin» alındığını, buna ilişkin dava açtıklarını, «yokluk» ve «butlan» halinde genel kurul kararının yok hükmünde sayılacağından dolayı yapılmış olan genel kurul kararlarının ve tüm işlemlerin yok sayıldığını, 17.01.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısının gerektirici sebepler içermediği ve olağanüstü kurul kararı ile alınacak kararlar olmadığının ortada olduğunu, şirketin olağanüstü bir toplantı yapmas …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 416. maddesine ilişkin düzenlemenin «emredici» nitelikte olduğu, bu hüküm uyarınca alınan kararların geçerli olabilmesi için bütün ortakların mevcut olması ve genel kurul toplantısı yapılabilmesi yönünde itirazın bulunmaması gerektiği, somut olayda, genel kurulun nasıl icra edildiği yönünde bir karışıklık olduğu gibi, «toplantı tutanağında» TTK'nın 416. maddesine uygun yapıldığı ısrarla vurgulandığı, ancak, tüm ortakların katılımı mevcut bulunmadığından toplantı ve karar «nisabının» bulunmadığı, «çağrısız genel kurula» ilişkin emredici hükme aykırı olarak alınan kararların «yoklukla» malül olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının 04.08.2015 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; genel kurul toplantısında 8 adet payın toplantıda «temsil» edilmediği, 13.070 payın tamamının vekaleten temsil edildiği, «toplantı tutanağı» içeriğinden ve dosya kapsamından, genel kurulun TTK’nın 416. maddesi uyarınca çağrısız olarak toplandığı, 6102 sayılı TTK'nın 416/1. maddesine göre, çağrısız toplantı için tüm ortakların bir itirazının bulunmaması ve kararların tüm ortakların katıldığı toplantıda alınması gerektiği, davacı toplantıya katılmadığından toplantı ve karar «nisabının» bulunmadığı, kanunun «emredici» hükümlerine aykırılık bulunduğu gerekçesiyle davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… . maddesine istinaden yapılan toplantıya hiçbir itirazın olmadığının anlaşılması...'' ibaresi nedeniyle genel kurul toplantısının TTK'nın 416. maddesinde düzenlenen «çağrısız genel kurul» olduğu ve toplantıya oybirliği ile katılımın sağlanmadığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; davalı şirket, genel kurul çağrısı yapıldığına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazete «ilanlarını» «ibraz» etmiş, davacı da genel kurul tarihinden sonra kendisine ulaşan çağrıyı gösterir «tebligat» belgesini ibraz etmiş olup, iptali istenen kararların alındığı genel kurulun Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilan edilen gün ve saatte yapıldığı da «toplantı tutanağından» anlaşılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · istinaf incelemesi · limited şirket · tebligat · ilan · ibraz
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «genel kurulu kararının iptali» istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı kanunun 446. maddesine göre çağrının usulüne göre yapılmadığını iddia eden ortağın «muhalefet şerhi» aranmaksızın alınan kararlarının iptalini talep etme hakkı bulunmaktadır.
… . maddesine istinaden yapılan toplantıya hiçbir itirazın olmadığının anlaşılması...'' ibaresi nedeniyle genel kurul toplantısının TTK'nın 416. maddesinde düzenlenen «çağrısız genel kurul» olduğu ve toplantıya oybirliği ile katılımın sağlanmadığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; davalı şirket, genel kurul çağrısı yapıldığına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazete «ilanlarını» «ibraz» etmiş, davacı da genel kurul tarihinden sonra kendisine ulaşan çağrıyı gösterir «tebligat» belgesini ibraz etmiş olup, iptali istenen kararların alındığı genel kurulun Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilan edilen gün ve saatte yapıldığı da «toplantı tutanağından» anlaşılmıştır.
… n TTK'nın 410 v.d. maddelerinde yerini bulan çağrı üzerine toplantı usulü ile toplanmış olduğu anlaşılmakla davacıya usulüne uygun çağrı yapılmadığından karşı oy ve «muhalefet şerhi» aranmaksızın iptal sebepleri değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, sadece «toplantı tutanağındaki» ibare nedeniyle anılan şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp, kararın davalı yararına bozulması gerektirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; genel kurul toplantısında 8 adet payın toplantıda «temsil» edilmediği, 13.070 payın tamamının vekaleten temsil edildiği, «toplantı tutanağı» içeriğinden ve dosya kapsamından, genel kurulun TTK’nın 416. maddesi uyarınca çağrısız olarak toplandığı, 6102 sayılı TTK'nın 416/1. maddesine göre, çağrısız toplantı için tüm ortakların bir itirazının bulunmaması ve kararların tüm ortakların katıldığı toplantıda alınması gerektiği, davacı toplantıya katılmadığından toplantı ve karar «nisabının» bulunmadığı, kanunun «emredici» hükümlerine aykırılık bulunduğu gerekçesiyle davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3209 E. , 2023/6867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1563 Esas, 2022/199 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/116 E., 2020/193 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 1/3 oranında ortak olduğunu, 17.01.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul yapmak üzere ... Noterliğinden 08.01.2019 tarih ve 00077 yevmiye numaralı genel kurul davetinin müvekkiline gönderildiğini, 17.01.2019 tarihli genel kurulun şirket merkezinde yapılacağı bildirilmiş olmasına rağmen başka bir adreste, şirket muhasebecisinin iş yerinde yapılarak yasada belirtilen şartlara uygun olarak yapılmadığını, olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasını gerektirecek bir gündemin söz konusu olmadığını ileri sürerek 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkete ait ... köyü hudutlarında bulunan ... soğuk hava deposu yönetici kadrosunun değişmesine rağmen halen eski müdür davacı ve çocukları tarafından zorla elde tutulduğu ve tüm gelirinin de kendileri tarafından kullanıldığını, bu depo gelirinin şirkete intikal ettirilmediğini, depo gelirinin tahsili için Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın reddedilmesi üzerine kararın istinaf edildiği, bölge adliye mahkemesince şirket adına diğer hissedarlar aleyhine dava açmak için genel kurul kararı istendiğini, iptali istenilen kararın bunu yerine getirmek için alındığını, kararın alınmasında yapılan olağanüstü toplantıda da davacının bizzat hazır olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) toplantı ile ilgili tüm kurallara uygun olarak yapıldığını, başlangıçta alınan karara itiraz etmeyen ancak genel kurul bitiminde imzadan imtina ederek dava açan davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.01.2019 tarihli genel kurul gündeminin davalılar tarafından hazırlanarak, davacıya toplantı gününün tebliğ edildiği, davacının toplantıya katılarak genel kurulda alınanan kararların içeriğine muhalefet ettiği ve toplantı tutanağına imza atmadığı, dava konusu ortaklar kurul toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağının düzenlendiği, somut olayda da iptali istenen genel kurulu o tarihte müdür olan davalıların toplantıya çağırdığı ve genel kurulu yaptıkları, ancak davacının, davalıların kendilerini müdür olarak atadıkları 31.11.2011 tarihli genel kurulun yoklukla batıl olduğuna ilişkin dava açtığı ve açılan davanın reddedildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesinin yollamasıyla uygulanacak olan 416 ncı maddesinde çağrısız genel kurula ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup anılan maddeye göre, bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabileceği, diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları, pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları ve bu toplantı nisabının toplantı sonuna kadar var olması şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul ettiği, tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmeyeceği, davacının 17.01.2019 tarihli genel kurula katıldığı ve toplantı şekline itiraz etmediği toplantı tutanağından anlaşıldığı, davacının toplantı sonuna kadar tüm kararların görüşülmesi sırasında kararların esasına ilişkin görüş bildirdiği ve en son kararları kabul etmediğini belirttiği ve imzadan imtina etmiş olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartlar gerçekleşmiş olmakla, genel kurulun yoklukla malul olduğunu söylemeye olanak bulunmadığı, davacı tarafından genel kurulun iptali için başka bir sebep de ileri sürülmediğinden ve iptali gerektirir kanunun emredici hükümlerine aykırı bir durum da görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin şirket müdürü olarak görev yaparken şirket ortaklarından babası ... ile ortaya çıkan ailevi problemler nedeniyle 31.01.2011 tarihinde müvekkilinin haberi olmaksızın babası ve kardeşi tarafından şirket genel kurul toplantısı yapılarak müvekkilinin müdürlük yetkisinin alındığını, buna ilişkin dava açtıklarını, yokluk ve butlan halinde genel kurul kararının yok hükmünde sayılacağından dolayı yapılmış olan genel kurul kararlarının ve tüm işlemlerin yok sayıldığını, 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının gerektirici sebepler içermediği ve olağanüstü kurul kararı ile alınacak kararlar olmadığının ortada olduğunu, şirketin olağanüstü bir toplantı yapmasını gerekli kılacak bir ortamın oluşmadığını, 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının hem içerik bakımından hem şekil bakımından hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların iptalini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, iptali istenen genel kurulun Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/268 E. sayılı dosyasında görülen davada, Dairelerinin 30.04.2018 gün ve 2017/1973 E., 2018/104 K. sayılı kaldırma kararı doğrultusunda davacı tarafa davacı şirket lehine iş bu davayı açmak üzere genel kurul kararı alınması için mahkemece 02.10.2018 tarihli celsede verilen ara karar üzerine alındığı, genel kurul kararlaştırılan yer dışında şirket muhasebecisinin bulunduğu Yalvaç'ta yapılmış ise de, davacının bu yerde yapılan genel kurula katılması nedeniyle sonuca etkisinin bulunmadığı, genel kurula bu şekilde bütün ortakların katıldığı ve kararın oy çokluğuyla alındığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003966600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz