Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6893 E. 2023/7755 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
normlar hiyerarşisi↗ 5174 sayılı kanun↗ hizmet tespiti davası↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ organsızlık↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ savunma hakkı↗ şirketin ihyası↗ kısıtlılık↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ pasif husumet yokluğu↗ sicilden terkin↗ tespit davası↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'ne karşı Eskişehir 3. İş Mahkemesinin 2023/76 E. sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığını, yargılama esnasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini öğrendiklerini, İş Mahkemesindeki davada taraf teşkilinin sağlanması için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, bu nedenlerle şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde terkin olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a ihtar gönderildiğini, ihtarların ilan edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete tasfiye memuru atanmasına, yasal hasım olduklarından yargılama gideri ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; söz konusu şirketin vergi kaydı terkini nedeniyle 17.03.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında şirketin sicilden terkin edildiği, bu haliyle terkin tarihi dikkate alındığında işbu davanın açıldığı 13.03.2023 tarihi ve ayrıca davacı tarafından Eskişehir 3. İş Mahkemesinin 2023/76 E. sayılı davasının açıldığı tarih itibariyle de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, terkin tarihi ve sonrasında beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde şirket tüzel kişiliği hakkında devam eden dava da bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça İş Mahkemesinde, Yavaşoğlu Mobilya Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait iş yerinde 01.08.1999-11.11.1999 tarihleri arasında çalıştığı iddia edilerek hizmet tespiti davası açıldığı, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihler dikkate alındığında hizmet tespiti ve akabinde iş bu şirketin ihyası davasını şirketin terkini tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürede açma imkânı varken bu hak ve imkanını kullanmayarak yaklaşık 23 yıl sonra açtığı, bu haliyle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Anayasaya aykırılığı ileri sürülmeyen, hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü bulunmayan ve halen geçerli olan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalan şirket hakkında bu maddenin işletilmesi nedeniyle somut olayda uygulanması gerektiği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hizmet tespit davası açıldığını, hizmet tespiti davası ile birlikte şirketin ihyasının gerektiğinin öğrenildiğini, hak düşürücü sürenin geçmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Müdürlükçe söz konusu şirketin vergi kaydı terk nedeni dayanarak sicilden terkin edilmiş ise de, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde vergi kaydının terk nedeninin şirketin re'sen terkin nedenleri arasında düzenlenmediği, bu nedenle terkin işleminin usulsüz olduğu, bu durumda açılan davada usulsüz şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen süreye tabi olmaksızın ihyasına karar verilmesi gerektiği, diğer yandan, eldeki davanın şirket ihyasına yönelik olup, açılan davanın davalı ... Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi yeterli olduğundan ihyası talep edilen ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, ...'nin ihyasına, davalı şirket yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi kaydının kapanmış olması ve şirket faaliyetinin son bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin münfesih kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde normlar hiyerarşisine aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete ilan edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine kusur atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin terkin edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin organsız kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan ihya davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve şirketlerin ihya kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek tasfiye niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama giderleri · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi «kaydının» kapanmış olması ve şirket faaliyetinin «son» bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin «münfesih» kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde «normlar hiyerarşisine» aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve «limited şirketler»" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete «ilan» edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine «kusur» atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin «terkin» edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «organsız» kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan «ihya» davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «savunma hakkının kısıtlanmış» olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve «şirketlerin ihya» kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığın …
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
… n davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde «terkin» olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a «ihtar» gönderildiğini, ihtarların «ilan» edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduklarından «yargılama gideri» ve «masrafların» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · zayi · derdestlik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden «derdest» davasının bulunduğunu, yargılama sırasında şirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi «kaydının» kapanmış olması ve şirket faaliyetinin «son» bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin «münfesih» kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde «normlar hiyerarşisine» aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve «limited şirketler»" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete «ilan» edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine «kusur» atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin «terkin» edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «organsız» kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan «ihya» davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «savunma hakkının kısıtlanmış» olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve «şirketlerin ihya» kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığın …
… n davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde «terkin» olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a «ihtar» gönderildiğini, ihtarların «ilan» edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduklarından «yargılama gideri» ve «masrafların» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · üçüncü kişi · alacak davası · kaldırma ve yeniden hüküm · hukuki yarar · tebligat
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… n davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde «terkin» olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a «ihtar» gönderildiğini, ihtarların «ilan» edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduklarından «yargılama gideri» ve «masrafların» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi «kaydının» kapanmış olması ve şirket faaliyetinin «son» bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin «münfesih» kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde «normlar hiyerarşisine» aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve «limited şirketler»" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete «ilan» edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine «kusur» atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin «terkin» edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «organsız» kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan «ihya» davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «savunma hakkının kısıtlanmış» olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve «şirketlerin ihya» kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığın …
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ihtarat · ticaret sicili tescili · derdestlik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9156 E. 2022/2306 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · ihya · hak düşürücü süre · ihtar · limited şirket · ek tasfiye · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi «kaydının» kapanmış olması ve şirket faaliyetinin «son» bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin «münfesih» kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde «normlar hiyerarşisine» aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve «limited şirketler»" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete «ilan» edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine «kusur» atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin «terkin» edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «organsız» kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan «ihya» davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «savunma hakkının kısıtlanmış» olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve «şirketlerin ihya» kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığın …
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
… n davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde «terkin» olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a «ihtar» gönderildiğini, ihtarların «ilan» edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduklarından «yargılama gideri» ve «masrafların» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» istenilen şirketin adresinin tespit edilememesi nedeni ile resen ticaret sicilinden silindiği buna ilişkin kararın TTSG'nde «ilan» edildiği, resen silinmesine ilişkin «ihtarın» ilgili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine iadeli «taahhütlü» olarak gönderildiği, iade edilmesinin ardından ilan suretiyle «tebligatın» yapıldığı, yapılan işlemler TTK «geçici madde» 7 hükmüne uygun olarak tesis edildiği, davacı her ne kadar resen «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketten alacak ise de söz konusu şirketin terkin işleminin 23/06/2014 tarihinde gerçekleşmiş olduğu ihya davasının ise 21/01/2020 tarihinde açılmış olduğundan, TTK geçici madde 7/15 hükmünde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dava tarihi itibariyle geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine, karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
… n Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış «anonim şirketler» ile «limited şirketler»” hükmüne yer verildiği aynı maddenin 1/b bendinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve limited şirketler” hükmüne yer verildiği ve 1/e bendinde ise “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoları veya «son» ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler” hükmüne yer verilerek «resen terkin» sebepleri belirtilmiştir.
Dosya kapsamından Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17.03.2014 tarihli yazısında, «ihyası» istenilen şirketin 18.05.2014 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Borsalar Kanun’un 10. ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren 2 yıl sonunda oda «kaydı» silinmiş sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler «münfesih» olarak resen silinmelerine ilişkin hüküm gereği 21.06.2014 tarihinde resen kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · resen terkin · geçici 7. madde · kanun yolu · ara karar · anonim şirket · tebligat · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» istenilen şirketin adresinin tespit edilememesi nedeni ile resen ticaret sicilinden silindiği buna ilişkin kararın TTSG'nde «ilan» edildiği, resen silinmesine ilişkin «ihtarın» ilgili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine iadeli «taahhütlü» olarak gönderildiği, iade edilmesinin ardından ilan suretiyle «tebligatın» yapıldığı, yapılan işlemler TTK «geçici madde» 7 hükmüne uygun olarak tesis edildiği, davacı her ne kadar resen «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketten alacak ise de söz konusu şirketin terkin işleminin 23/06/2014 tarihinde gerçekleşmiş olduğu ihya davasının ise 21/01/2020 tarihinde açılmış olduğundan, TTK geçici madde 7/15 hükmünde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dava tarihi itibariyle geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine, karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
… n Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış «anonim şirketler» ile «limited şirketler»” hükmüne yer verildiği aynı maddenin 1/b bendinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve limited şirketler” hükmüne yer verildiği ve 1/e bendinde ise “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoları veya «son» ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler” hükmüne yer verilerek «resen terkin» sebepleri belirtilmiştir.
İstinaf mahkemesince,ilk derece mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan «istinaf kanun yolu» başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7. maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi «kaydının» kapanmış olması ve şirket faaliyetinin «son» bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin «münfesih» kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde «normlar hiyerarşisine» aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve «limited şirketler»" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete «ilan» edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ... maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine «kusur» atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ... bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin «terkin» edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «organsız» kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan «ihya» davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin «savunma hakkının kısıtlanmış» olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve «şirketlerin ihya» kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığın …
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/224 Esas -2023/489 Karar Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
… n davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde «terkin» olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a «ihtar» gönderildiğini, ihtarların «ilan» edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduklarından «yargılama gideri» ve «masrafların» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · amme alacağı · tüzel kişiliğin ihyası · resen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicili tescili · derdestlik · alacak davası
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2016/208 E. sayılı «derdest» olan rücuan «alacak davası» bulunduğundan, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak «ihya» istemine konu şirketin terkinine karar verilmesinin de doğru olmadığı, bu durumda, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6893 E. , 2023/7755 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1111 Esas, 2023/1359 Karar
DAVALILAR 1.Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili Avukat ...
... ...
2.Yavaşoğlu Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti.
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/224 Esas -2023/489 Karar
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'ne karşı Eskişehir 3. İş Mahkemesinin 2023/76 E. sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığını, yargılama esnasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini öğrendiklerini, İş Mahkemesindeki davada taraf teşkilinin sağlanması için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, bu nedenlerle şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davaya konu şirketin 15.04.1988 tarihinde kurulduğunu, vergi mükellefiyetinin 31.08.2011 tarihinde sona erdiğini, 17.03.2014 tarihinde terkin olduğunu, ayrıca şirket ortaklarından Ruşen ... ve Seyfullah ...'a ihtar gönderildiğini, ihtarların ilan edildiğini, şirketin terkin edilmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirkete tasfiye memuru atanmasına, yasal hasım olduklarından yargılama gideri ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; söz konusu şirketin vergi kaydı terkini nedeniyle 17.03.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında şirketin sicilden terkin edildiği, bu haliyle terkin tarihi dikkate alındığında işbu davanın açıldığı 13.03.2023 tarihi ve ayrıca davacı tarafından Eskişehir 3. İş Mahkemesinin 2023/76 E. sayılı davasının açıldığı tarih itibariyle de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, terkin tarihi ve sonrasında beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde şirket tüzel kişiliği hakkında devam eden dava da bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça İş Mahkemesinde, Yavaşoğlu Mobilya Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait iş yerinde 01.08.1999-11.11.1999 tarihleri arasında çalıştığı iddia edilerek hizmet tespiti davası açıldığı, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihler dikkate alındığında hizmet tespiti ve akabinde iş bu şirketin ihyası davasını şirketin terkini tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürede açma imkânı varken bu hak ve imkanını kullanmayarak yaklaşık 23 yıl sonra açtığı, bu haliyle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Anayasaya aykırılığı ileri sürülmeyen, hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal hükmü bulunmayan ve halen geçerli olan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalan şirket hakkında bu maddenin işletilmesi nedeniyle somut olayda uygulanması gerektiği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hizmet tespit davası açıldığını, hizmet tespiti davası ile birlikte şirketin ihyasının gerektiğinin öğrenildiğini, hak düşürücü sürenin geçmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Müdürlükçe söz konusu şirketin vergi kaydı terk nedeni dayanarak sicilden terkin edilmiş ise de, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde vergi kaydının terk nedeninin şirketin re'sen terkin nedenleri arasında düzenlenmediği, bu nedenle terkin işleminin usulsüz olduğu, bu durumda açılan davada usulsüz şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen süreye tabi olmaksızın ihyasına karar verilmesi gerektiği, diğer yandan, eldeki davanın şirket ihyasına yönelik olup, açılan davanın davalı ... Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi yeterli olduğundan ihyası talep edilen ...
yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, ...'nin ihyasına, davalı şirket yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; vergi dairesi kaydının kapanmış olması ve şirket faaliyetinin son bulduğunun tespit edildiği hallerde şirketlerin münfesih kapsama alındığını, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereği şirketlerin münfesih kapsama alınmasının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2017 tarih ve 2017/4-1358 E - 2017/1193 K sayılı kararında belirtildiği şekilde normlar hiyerarşisine aykırılık oluşturmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde içeriğinde hangi nitelikteki şirketlerin münfesih sayılacağı belirtilmekle birlikte (b) fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler" denilmekle şirketlerin münfesih sayılmasını gerektiren diğer hallerin sayıldığını, 30.12.2012 tarihli, 28513 no.lu Resmi Gazete ilan edilen Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 ...
maddesinin (d) fıkrasında "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler" denilmekle 5174 sayılı Kanun gereği münfesih kapsama alınmış şirketlerin sayıldığını, birbirinden farklı hukuki akademik görüşlerin bulunduğu gerçeği karşısında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 01.07.2015 tarihinde uygulaması son bulan maddeyi uygulayan sicil müdürlüklerine kusur atfedilmesinin adaletli bir yanı bulunmadığını, bakanlık tarafından gönderilen yazılar neticesinde sicil müdürlüklerinin görevlerini yerine getirdiğini, bu nedenle atfı ...
bir kusurlarının bulunmadığını, şirketin terkin edilmesinde usuli işlemleri eksiksiz yerine getiren sicil müdürlüklerinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kararlarda şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin organsız kaldığını, bir başka davaya taraf teşkili sağlanması için açılan ihya davalarında şirkete yetkili atanmaması halinde şirketin savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu, ayrıca bakanlık ulusal ağı olan Mersis'e giriş dahi yapılamadığını ve şirketlerin ihya kararının tescil ve ilan edilemediğini, şirketlerin ihya edilmesinin ancak içeriği sınırlı olmak üzere ek tasfiye niteliğinde olduğunu, ek tasfiyeye konu işlem tamamlandığında şirketin yeniden terkin edildiğini, bu firmaların yeniden ticari hayata katılmasının mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003582400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz