Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2333 E. 2023/6483 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alternatif çözüm↗ çıkma payı↗ rayiç değer↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ i̇i̇k 265↗ muacceliyet↗ fesih↗ kâr payı↗ haciz↗ harç↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava davalı şirketin feshi talebi, birleşen dava ise davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması talebine ilişkin olup, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Taraf vekillerince Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, diğer ortakların müvekkilinin şirket ile ilgili olan faaliyetlerini engellediklerini, şirket idaresinde müvekkilinin görüşünü almadıklarını ve keyfi davrandıklarını, 2005-2006 ve 2007 yılı kâr paylarını ödemediklerini, müvekkilini şirket ortaklığından çıkardıklarını ve dava açtıklarını, şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) 522 nci maddesine göre alacaklının şirketin fesihinin talep hakkının bulunduğunu, aynı Yasanın 523/4 maddesi gereğince maddede belirtilen koşullar sağlanarak davalının ortaklıktan çıkarılmasına 04.04.2012 tarihinde karar verildiğini ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini, iddia ettiği yılların kâr paylarını talep etmediğini, 2008 yılı karından davacıya düşen kısmın davacının borçlu olduğu icra dosyasına gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasını gerektirecek koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen dava yönünden 6762 sayılı Kanun'un 523/4 üncü maddesi koşulları oluşmadığından birleşen davanın reddine, asıl dava bakımından 6762 sayılı Kanun'un 636 ve devamı maddeleri ile öngörülen haklı sebeplerin oluştuğu, ancak şirketin feshi yerine alternatif çözüme hükmedilmesinin daha rasyonel olacağı, buna göre davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılarak davacı ortağın ödenmeyen 16.451,83 TL, hakiki sermaye bedelinin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 06.10.2022 tarih, 2021/2782 E. ve 2022/6747 K. sayılı kararıyla, usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, hükmedilen sermaye miktarına faiz işletilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama harç ve giderlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili; asıl davada bilirkişi raporunun hatalı hesaplandığını, icra dosyasına yatırılan meblağların düşülmediğini ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının talepleri gibi bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava şirketin kötü yönetilmesi iddiasına dayalı olarak fesih istemine ilişkin olup, birleşen dava davalı ortağın payına haciz konulması üzerine şirketin feshini önlemek için hissedarın şirket ortaklığından çıkarılması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun 522, 523/4 , 636 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilâmında benimsenen gerektirici sebeplere göre,asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirisini ihtiva etmeyen aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki birleşen davaya yönelik karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir
2. Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmış ise de mahkemece asıl davada davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ise de çıkma payının belirlenmesinde hissenin kaydi-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale geldiği Dairemiz yerleşik uygulamalarından olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesinin de hükmü gereğidir. Somut olayda, mahkemece 09.07.2018 tarihinde alınan ek bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulduğu ve fakat hüküm tarihinin 11.12.2020 olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraf vekillerinin bu yöne ilişkin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2007/3352 E. 2008/5309 K.
Ortak:çıkma payı · şirketin feshi · fesih · kâr payı · haciz
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava şirketin kötü yönetilmesi iddiasına dayalı olarak «fesih» istemine ilişkin olup, birleşen dava davalı ortağın payına «haciz» konulması üzerine «şirketin feshini» önlemek için hissedarın şirket «ortaklığından çıkarılması» talebine ilişkindir.
Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmış ise de mahkemece asıl davada davalı «şirketin feshi» yerine davacı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiş ise de «çıkma payının» belirlenmesinde hissenin «kaydi»-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın «rayiç değerlerinin» esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde «muaccel» hale geldiği Dairemiz yerleşik uygulamalarından olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesinin de hükmü gereğidir.
dava davalı «şirketin feshi» talebi, birleşen dava ise davalı ortağın «ortaklıktan çıkarılması» talebine ilişkin olup, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı şirketin ortağı olan dava dışı R.B.'nin «çıkma payının» ne miktarda olduğunu belirleme hakkı davacı şirkete ait olup, bu miktarın belirlenmesi amacıyla mahkemeye müracaat etmeye gerek yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacı şirket ortağının hissesine «haciz» konulmuş olup, davacı şirkete de TTK'nın 522. maddeye göre «muhtıra» göndermiş olduğu, hakkında takibat olan şirket ortağının hissesinin «gerçek değerini tespitte» davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ortağı R.B/nin davacı şirketteki hisse değerinin 31.12.2005 tarihli bilançoya göre 52.«167»,07 YTL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, davacı şirketin hissedarı olup, hissesi üzerine davalı banka tarafından «haciz» konulan dava dışı ortak M.R.B/nin şirketteki hissesinin «gerçek değerinin tespiti» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek değer tespiti · icra takibinin kesinleşmesi · tevdi mahalli tayini · tevdi mahalli · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · i̇i̇k 167 · muhtıra
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı banka tarafından davacı şirket ortağının hissesine «haciz» konulmuş olup, davacı şirkete de TTK'nın 522. maddeye göre «muhtıra» göndermiş olduğu, hakkında takibat olan şirket ortağının hissesinin «gerçek değerini tespitte» davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile şirket ortağı R.B/nin davacı şirketteki hisse değerinin 31.12.2005 tarihli bilançoya göre 52.«167»,07 YTL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Ancak, limited ortaklıkta bir ortağın aleyhindeki «icra takibinin kesinleşmesi» ile limited ortaklık «münfesih» duruma gelmez.
Davacı şirket tarafından bulunan miktar, davalı banka tarafından kabul edilmediği takdirde, «tevdi mahalli tayin» edilmek suretiyle paranın yatırılması ve bu aşamadan sonra davalı bankanın bu miktarın gerçek değeri yansıtmadığı itirazı halinde, davacı şirket tarafından «menfi tespit» davasının açılması veya davalı bankanın TTK'nın 522 ve 523. maddesinin kendisine tanıdığı hakları kullanabilmesi mümkündür.
Dava, davacı şirketin hissedarı olup, hissesi üzerine davalı banka tarafından «haciz» konulan dava dışı ortak M.R.B/nin şirketteki hissesinin «gerçek değerinin tespiti» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2333 E. , 2023/6483 K.
"İçtihat Metni"
AHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2015/265 Esas, 2020/299 Karar
HÜKÜM
Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine
BİRLEŞEN DAVA
Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/501 E.
Taraflar arasındaki asıl dava davalı şirketin feshi talebi, birleşen dava ise davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması talebine ilişkin olup, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Taraf vekillerince Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, diğer ortakların müvekkilinin şirket ile ilgili olan faaliyetlerini engellediklerini, şirket idaresinde müvekkilinin görüşünü almadıklarını ve keyfi davrandıklarını, 2005-2006 ve 2007 yılı kâr paylarını ödemediklerini, müvekkilini şirket ortaklığından çıkardıklarını ve dava açtıklarını, şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) 522 nci maddesine göre alacaklının şirketin fesihinin talep hakkının bulunduğunu, aynı Yasanın 523/4 maddesi gereğince maddede belirtilen koşullar sağlanarak davalının ortaklıktan çıkarılmasına 04.04.2012 tarihinde karar verildiğini ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini, iddia ettiği yılların kâr paylarını talep etmediğini, 2008 yılı karından davacıya düşen kısmın davacının borçlu olduğu icra dosyasına gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasını gerektirecek koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen dava yönünden 6762 sayılı Kanun'un 523/4 üncü maddesi koşulları oluşmadığından birleşen davanın reddine, asıl dava bakımından 6762 sayılı Kanun'un 636 ve devamı maddeleri ile öngörülen haklı sebeplerin oluştuğu, ancak şirketin feshi yerine alternatif çözüme hükmedilmesinin daha rasyonel olacağı, buna göre davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılarak davacı ortağın ödenmeyen 16.451,83 TL, hakiki sermaye bedelinin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 06.10.2022 tarih, 2021/2782 E. ve 2022/6747 K. sayılı kararıyla, usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, hükmedilen sermaye miktarına faiz işletilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama harç ve giderlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili; asıl davada bilirkişi raporunun hatalı hesaplandığını, icra dosyasına yatırılan meblağların düşülmediğini ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının talepleri gibi bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava şirketin kötü yönetilmesi iddiasına dayalı olarak fesih istemine ilişkin olup, birleşen dava davalı ortağın payına haciz konulması üzerine şirketin feshini önlemek için hissedarın şirket ortaklığından çıkarılması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun 522, 523/4 , 636 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilâmında benimsenen gerektirici sebeplere göre,asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirisini ihtiva etmeyen aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki birleşen davaya yönelik karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir
2. Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmış ise de mahkemece asıl davada davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ise de çıkma payının belirlenmesinde hissenin kaydi-nominal değerlerinin esas alınamayacağı, şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerektiği, zira ayrılma alacağının, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale geldiği Dairemiz yerleşik uygulamalarından olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesinin de hükmü gereğidir.
Somut olayda, mahkemece 09.07.2018 tarihinde alınan ek bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulduğu ve fakat hüküm tarihinin 11.12.2020 olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraf vekillerinin bu yöne ilişkin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketi vekilinin birleşen davaya yönelik tüm karar düzeltme itirazlarının REDDİNE,
2. Karar düzeltme istenilen Dairemiz ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar ve karar düzeltme harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999818900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz