İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4157 E. 2024/154 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas ve mahsup hakkı↗ gayri nakdi kredi↗ çerçeve sözleşme↗ kat ihtarnamesi↗ takas-mahsup↗ kefalet limiti↗ ihtirazi kayıt↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ takas↗ icra inkâr tazminatı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ kamu düzenine aykırılık↗ bsmv↗ ilamsız icra takibi↗ temerrüt tarihi↗ depo kararı↗ sözleşmenin feshi↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ muacceliyet↗ ipotek↗ iş bölümü↗ infaz↗ kefalet↗ mahsup↗ kamu düzeni↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ esastan ret↗ iflas↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ çek↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/742 E., 2019/1002 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili banka ile davalı Via Marin Lojistik Madencilik İnş. Turizm ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin asıl borçlu, davalı ...'nin ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 11.12.2013 tarihli ve 2.500.000,00 TL kredi limitli kredi çerçeve sözleşmesine istinaden davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ancak vadesinde ödenmeyen kredinin tahsili için davalılara kat ihtarnameleri keşide edildiği halde davalılarca borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ayrıca davalı asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi de başlatıldığını ancak davalı borçlular tarafından ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı Via Lojistik Madencilik İnş. .... ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak banka lehine toplam ipotek miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL asıl alacak, 254.292,61 TL işlemiş temerrüt faizi 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, kefalet sözleşmesinde davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden depo talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet çek yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin infazda dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptali ile takibin davalı ... yönünden 1.691.874,50 TL asıl alacak (Davalı asıl borçlu Via Marin Ltd. Şti.'nin asıl alacak 560.352,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 254.292,61 TL işlemiş temerrüt faizi, 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL masraf olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve davalı kefil yönünden gayri nakdi alacağa ilişkin depo isteminin reddine, hüküm altına alınan 1.959,232,29 TL'nin %20 icra inkâr tazminatının davalılardan (davalı asıl borçlu şirketin 560.352,29 TL'nin %20'sinden sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda K9000192 no.lu ve K9000189 no.lu kredilerin 30.12.2014 tarihinde yapılan 111.040,01 TL'lik tahsilat ile kapatıldığı belirtilmiş ise de tahsilatın temerrüt tarihinden sonra yapıldığını, dolayısıyla kapatıldığı varsayılan krediye ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, kefilin sorumluluğunun belirlenmesinde sadece K9000200 no.lu kredinin hesaplamaya dahil edildiğini, asıl alacak tutarı hesaplanırken yapılan tüm tahsilatların borçlu lehine anaparaya yapıldığını, ancak tahsilatların öncelikle işleyen faiz ve BSMV ye yönelik yapılması gerektiğini, nitekim bilirkişi raporunda Banka alacağının bildiriminde görüldüğü üzere ihtar tarihinden günümüze değin 367.586,17 TL'lik tahsilat yapıldığı izlenmekte olup, bilirkişi tarafından tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili banka tarafından tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya vapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, diğer yandan asıl borçlu yönünden temerrüt tarihi 31.01.2015 olarak belirtildiğini, bu nedenle asıl alacaklı yönünden hem K9000192 hem de K9000189 kredilerin hesaplamasında yukarıdaki hesaplamanın baz alınarak 30.12.2014 tarihi itibari ile kapatıldığı varsayılan kredilere ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, hem de 09.12.2014-30.01.2015 tarihi arasında %36 faiz oranı ile faiz hesaplaması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yine tahsilatlar anlamında tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili bankaca tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya yapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği dikkate alınarak davalı kefilin de takip tarihi itibarı ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu tutar kadar borçtan sorumlu tutulduğunu, kredi alacağı bir bütün olup aksine bir düzenleme ya da kefil tarafından bir yasaklama beyanı bulunmadıkça kefalette nakdi ya da gayri nakdi ayrımına gidilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmedeki limit dahilinde davalı kefilin de gayri nakdi kredi alacağından dolayı sorumlu olduğunu, gayri nakdi kredi için kefalet vermek istemeyen kefilin sözleşmeye ihtirazi kayıt koyması gerektiğini, nakdi ve gayri nakdi kredinin aynı sözleşmede düzenlendiğini, kredi çerçeve sözleşmesinin genel hükümler başlıklı 2/2 nci maddesi, rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı başlıklı 3.3.1 ... maddesi ve borçlara muacceliyet verilmesi, cari hesapların kesilmesi, sözleşmenin feshi, banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümler başlıklı 4.1.3 üncü maddelerinin ve kefalet sözleşmesi başlıklı bölümün 2 nci maddesinin 8 ... fıkrası hükümleri gözetildiğinde davalı kefilin gayri nakdi kredi alacağından da sorumlu tutulması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdikleri itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2670 E. 2015/4427 K.
Ortak:gayri nakdi kredi · müteselsil kefil · kefil · ihtarname · çek
İncelediğiniz karardaŞti'nin asıl borçlu, davalı ...'nin ise müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı 11.12.2013 tarihli ve 2.500.000,00 TL kredi limitli kredi «çerçeve sözleşmesine» istinaden davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ancak vadesinde ödenmeyen kredinin tahsili için davalılara «kat ihtarnameleri» keşide edildiği halde davalılarca borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine «tahsilde tekerrür» etmemek kaydıyla «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, ayrıca davalı asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla icra takibi de başlatıldığını ancak davalı borçlular tarafından ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek nakdi ve «gayri nakdi kredi» alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin «teminatı» olarak banka lehine toplam «ipotek» miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, «kefalet limiti» ve kendi «temerrütünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL «asıl alacak», 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi» 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, «kefalet sözleşmesinde» davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden «depo» talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet «çek» yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin «infazda» dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların …
… ilirkişi raporunda K9000192 no.lu ve K9000189 no.lu kredilerin 30.12.2014 tarihinde yapılan 111.040,01 TL'lik tahsilat ile kapatıldığı belirtilmiş ise de tahsilatın «temerrüt» tarihinden sonra yapıldığını, dolayısıyla kapatıldığı varsayılan krediye ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, «kefilin» sorumluluğunun belirlenmesinde sadece K9000200 no.lu kredinin hesaplamaya «dahil» edildiğini, «asıl alacak» tutarı hesaplanırken yapılan tüm tahsilatların borçlu lehine anaparaya yapıldığını, ancak tahsilatların öncelikle işleyen faiz ve BSMV ye yönelik yapılması gerektiğini, nitekim bilirkişi raporunda Banka alacağının bildiriminde görüldüğü üzere «ihtar» tarihinden günümüze değin 367.586,17 TL'lik tahsilat yapıldığı izlenmekte olup, bilirkişi tarafından tüm tahsilatların anaparaya «mahsup» edildiğini, müvekkili banka tarafından tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya vapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek «temerrüt faiz» tutarını da etkilediğini, diğer yandan asıl borçlu yönünden «temerrüt tarihi» 31.01.2015 olarak belirtildiğini, bu nedenle asıl alacaklı yönünden hem K9000192 hem de K9000189 kredilerin hesaplamasında yukarıdaki hesaplamanın baz alınarak 30.12.2014 tarihi itibari ile kapatıldığı varsayılan kredilere ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, hem de 09.12.2014-30.01.2015 tarihi arasında %36 faiz oranı ile faiz hesaplaması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yine tahsilatlar anlamında tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili bankaca tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya yapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği dikkate alınarak davalı kefilin de takip tarihi itibarı ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu tutar kadar borçtan sorumlu tutulduğunu, kredi alacağı bir bütün olup aksine bir düzenleme ya da kefil tarafından bir yasaklama beyanı bulunmadıkça «kefalette» nakdi ya da gayri nakdi ayrımına gidilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmedeki limit dahilinde davalı kefilin de «gayri nakdi kredi» alacağından dolayı sorumlu olduğunu, gayri nakdi kredi için kefalet vermek istemeyen kefilin sözleşmeye «ihtirazi kayıt» koyması gerektiğini, nakdi ve gayri nakdi kredinin aynı sözleşmede düzenlendiğini, kredi «çerçeve sözleşmesinin» genel hükümler başlıklı 2/2 nci maddesi, «rehin», hapis, «takas» ve mahsup hakkı başlıklı 3.3.1 ... maddesi ve borçlara «muacceliyet» verilmesi, cari hesapların kesilmesi, «sözleşmenin feshi», banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümler başlıklı 4.1.3 üncü maddelerinin ve «kefalet sözleşmesi» başlıklı «bölümün» 2 nci maddesinin 8 ... fıkrası hükümleri gözetildiğinde davalı kefilin gayri nakdi kredi alacağından da sorumlu tutulması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu n …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, «ibraz» edilmeyen «çek» yaprakları için talep olunan bedelin banka tarafından ödenmesi gerektiği, bu nedenle «keşideci» şirket ve «müteselsil kefile» «rücu» imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, 14.560,00 TL yönünden talebin reddi ile, kredi alacağının rehinle temin edilmemiş olması ve yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle …
Ancak Çek Kanunun 3/3. maddesi uyarınca, muhatap bankanın, «ibraz» eden düzenleyici dışındaki «hamile», süresinde ibraz edilen her «çek» yaprağı için; çek karşılığının bulunmaması hâlinde ödeyeceği miktar belirlenmiş olup bu husus, hesap sahibi ile «muhatap banka» arasında çek «defterinin» «teslimi» sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî «kredi sözleşmesi» hükmünde olduğundan talep edenin göndermiş olduğu «ihtarname» ile bu tutarın da kat edilmiş olduğunun kabulü ile bu alacak yönünden de talebin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, «ihtiyati haciz» talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı tarafa «teslim» edilen ancak henüz iade edilmeyen on üç adet «çek» yaprağı bedelinin gayrı nakdi alacak olması sebebiyle 14.560 TL karşılığı davalı aleyhine «ihtiyati haciz» talep edilmiş olup, mahkemece yukarıdaki gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:muhatap banka · rücu · hamil · ihtiyati haciz · keşideci · haciz · kredi sözleşmesi · ibraz
Benzer bu karardaAncak Çek Kanunun 3/3. maddesi uyarınca, muhatap bankanın, «ibraz» eden düzenleyici dışındaki «hamile», süresinde ibraz edilen her «çek» yaprağı için; çek karşılığının bulunmaması hâlinde ödeyeceği miktar belirlenmiş olup bu husus, hesap sahibi ile «muhatap banka» arasında çek «defterinin» «teslimi» sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî «kredi sözleşmesi» hükmünde olduğundan talep edenin göndermiş olduğu «ihtarname» ile bu tutarın da kat edilmiş olduğunun kabulü ile bu alacak yönünden de talebin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, «ihtiyati haciz» talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, «ibraz» edilmeyen «çek» yaprakları için talep olunan bedelin banka tarafından ödenmesi gerektiği, bu nedenle «keşideci» şirket ve «müteselsil kefile» «rücu» imkanı bulunmadığı gerekçesiyle, 14.560,00 TL yönünden talebin reddi ile, kredi alacağının rehinle temin edilmemiş olması ve yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle …
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Davalı tarafa «teslim» edilen ancak henüz iade edilmeyen on üç adet «çek» yaprağı bedelinin gayrı nakdi alacak olması sebebiyle 14.560 TL karşılığı davalı aleyhine «ihtiyati haciz» talep edilmiş olup, mahkemece yukarıdaki gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2138 E. 2021/3004 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · dosya masrafı · teminat
İncelediğiniz karardaŞti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin «teminatı» olarak banka lehine toplam «ipotek» miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, «kefalet limiti» ve kendi «temerrütünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL «asıl alacak», 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi» 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, «kefalet sözleşmesinde» davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden «depo» talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet «çek» yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin «infazda» dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların …
Şti'nin asıl borçlu, davalı ...'nin ise müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı 11.12.2013 tarihli ve 2.500.000,00 TL kredi limitli kredi «çerçeve sözleşmesine» istinaden davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ancak vadesinde ödenmeyen kredinin tahsili için davalılara «kat ihtarnameleri» keşide edildiği halde davalılarca borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine «tahsilde tekerrür» etmemek kaydıyla «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, ayrıca davalı asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla icra takibi de başlatıldığını ancak davalı borçlular tarafından ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek nakdi ve «gayri nakdi kredi» alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'nin «asıl alacak» 560.352,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi», 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL «masraf» olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve davalı «kefil» yönünden gayri nakdi alacağa ilişkin «depo» isteminin reddine, hüküm altına alınan 1.959,232,29 TL'nin %20 icra inkâr tazminatının davalılardan (davalı asıl borçlu şirketin 560.352,29 TL'nin %20'sinden sorum …
Benzer bu karardaAncak sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını «taşıyan» kısmının 1. maddesi; “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, «komisyon» vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü «masraflar» eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve «müteselsil kefilin» sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haizdir.
Anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve «masraflara» ilişkin borçlar «kefalet kapsamına» alınmışsa da gayrinakdi kredilerden kaynaklanan borçların «teminat kapsamına» alınmadığı anlaşılmaktadır.
1-) Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı borcun sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kefaletin kapsamı · teminat mektubu · teminat kapsamı · genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · harç · taşıyan
Benzer bu kararda1-) Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklı borcun sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Ancak sözleşmenin “Kefalet Şerhi” başlığını «taşıyan» kısmının 1. maddesi; “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, «komisyon» vergi ve vekalet ücretleri ile diğer her türlü «masraflar» eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve «müteselsil kefilin» sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” hükmünü haizdir.
Anılan sözleşme hükmüyle, nakdi kredilerden kaynaklı anapara, faiz ve «masraflara» ilişkin borçlar «kefalet kapsamına» alınmışsa da gayrinakdi kredilerden kaynaklanan borçların «teminat kapsamına» alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının, dava dışı şirket tarafından imzalanan sözleşmeye «kefaletinden» dolayı davacıya dava tarihi itibariyle 40.872,16 TL borçlu olduğu, ancak davacı tarafça 37.500.- TL üzerinden «harç» yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.500.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15742 E. 2015/1038 K.
Ortak:asıl alacak
İncelediğiniz karardaŞti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin «teminatı» olarak banka lehine toplam «ipotek» miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, «kefalet limiti» ve kendi «temerrütünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL «asıl alacak», 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi» 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, «kefalet sözleşmesinde» davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden «depo» talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet «çek» yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin «infazda» dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların …
Şti.'nin «asıl alacak» 560.352,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi», 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL «masraf» olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve davalı «kefil» yönünden gayri nakdi alacağa ilişkin «depo» isteminin reddine, hüküm altına alınan 1.959,232,29 TL'nin %20 icra inkâr tazminatının davalılardan (davalı asıl borçlu şirketin 560.352,29 TL'nin %20'sinden sorum …
… ilirkişi raporunda K9000192 no.lu ve K9000189 no.lu kredilerin 30.12.2014 tarihinde yapılan 111.040,01 TL'lik tahsilat ile kapatıldığı belirtilmiş ise de tahsilatın «temerrüt» tarihinden sonra yapıldığını, dolayısıyla kapatıldığı varsayılan krediye ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, «kefilin» sorumluluğunun belirlenmesinde sadece K9000200 no.lu kredinin hesaplamaya «dahil» edildiğini, «asıl alacak» tutarı hesaplanırken yapılan tüm tahsilatların borçlu lehine anaparaya yapıldığını, ancak tahsilatların öncelikle işleyen faiz ve BSMV ye yönelik yapılması gerektiğini, nitekim bilirkişi raporunda Banka alacağının bildiriminde görüldüğü üzere «ihtar» tarihinden günümüze değin 367.586,17 TL'lik tahsilat yapıldığı izlenmekte olup, bilirkişi tarafından tüm tahsilatların anaparaya «mahsup» edildiğini, müvekkili banka tarafından tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya vapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek «temerrüt faiz» tutarını da etkilediğini, diğer yandan asıl borçlu yönünden «temerrüt tarihi» 31.01.2015 olarak belirtildiğini, bu nedenle asıl alacaklı yönünden hem K9000192 hem de K9000189 kredilerin hesaplamasında yukarıdaki hesaplamanın baz alınarak 30.12.2014 tarihi itibari ile kapatıldığı varsayılan kredilere ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, hem de 09.12.2014-30.01.2015 tarihi arasında %36 faiz oranı ile faiz hesaplaması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yine tahsilatlar anlamında tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili bankaca tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya yapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği dikkate alınarak davalı kefilin de takip tarihi itibarı ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu tutar kadar borçtan sorumlu tutulduğunu, kredi alacağı bir bütün olup aksine bir düzenleme ya da kefil tarafından bir yasaklama beyanı bulunmadıkça «kefalette» nakdi ya da gayri nakdi ayrımına gidilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmedeki limit dahilinde davalı kefilin de «gayri nakdi kredi» alacağından dolayı sorumlu olduğunu, gayri nakdi kredi için kefalet vermek istemeyen kefilin sözleşmeye «ihtirazi kayıt» koyması gerektiğini, nakdi ve gayri nakdi kredinin aynı sözleşmede düzenlendiğini, kredi «çerçeve sözleşmesinin» genel hükümler başlıklı 2/2 nci maddesi, «rehin», hapis, «takas» ve mahsup hakkı başlıklı 3.3.1 ... maddesi ve borçlara «muacceliyet» verilmesi, cari hesapların kesilmesi, «sözleşmenin feshi», banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümler başlıklı 4.1.3 üncü maddelerinin ve «kefalet sözleşmesi» başlıklı «bölümün» 2 nci maddesinin 8 ... fıkrası hükümleri gözetildiğinde davalı kefilin gayri nakdi kredi alacağından da sorumlu tutulması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu n …
Benzer bu kararda… , savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında taşıma hizmeti alımı hususunda hukuki bir ilişki olduğu, sözleşmenin taraflarca mutabık kalınarak «yenilendiği», verilen hizmete ilişkin düzenlenen faturaların bir kısmının davalı tarafından ödendiği ve davacının bakiye alacağının 58.254,22 TL olduğu, takip öncesi dönem için faiz talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile taleple bağlı kalınarak takibe 57.691,62 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan % 20 icra inkâr tazminatı olan 11.538,32 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · yenileme · ticari defter · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu kararda2- Ancak, dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, sadece davacının «ticari defterlerine» göre düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı vekilinin talebi olmasına rağmen davalı defterleri üzerinde de dava konusu uyuşmazlığa yönelik bir inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre oluşturulan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… , savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında taşıma hizmeti alımı hususunda hukuki bir ilişki olduğu, sözleşmenin taraflarca mutabık kalınarak «yenilendiği», verilen hizmete ilişkin düzenlenen faturaların bir kısmının davalı tarafından ödendiği ve davacının bakiye alacağının 58.254,22 TL olduğu, takip öncesi dönem için faiz talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile taleple bağlı kalınarak takibe 57.691,62 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan % 20 icra inkâr tazminatı olan 11.538,32 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9381 E. 2013/13401 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaŞti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin «teminatı» olarak banka lehine toplam «ipotek» miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, «kefalet limiti» ve kendi «temerrütünün» hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL «asıl alacak», 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi» 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, «kefalet sözleşmesinde» davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden «depo» talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet «çek» yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin «infazda» dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların …
Şti.'nin «asıl alacak» 560.352,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 254.292,61 TL işlemiş «temerrüt faizi», 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL «masraf» olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve davalı «kefil» yönünden gayri nakdi alacağa ilişkin «depo» isteminin reddine, hüküm altına alınan 1.959,232,29 TL'nin %20 icra inkâr tazminatının davalılardan (davalı asıl borçlu şirketin 560.352,29 TL'nin %20'sinden sorum …
… ilirkişi raporunda K9000192 no.lu ve K9000189 no.lu kredilerin 30.12.2014 tarihinde yapılan 111.040,01 TL'lik tahsilat ile kapatıldığı belirtilmiş ise de tahsilatın «temerrüt» tarihinden sonra yapıldığını, dolayısıyla kapatıldığı varsayılan krediye ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, «kefilin» sorumluluğunun belirlenmesinde sadece K9000200 no.lu kredinin hesaplamaya «dahil» edildiğini, «asıl alacak» tutarı hesaplanırken yapılan tüm tahsilatların borçlu lehine anaparaya yapıldığını, ancak tahsilatların öncelikle işleyen faiz ve BSMV ye yönelik yapılması gerektiğini, nitekim bilirkişi raporunda Banka alacağının bildiriminde görüldüğü üzere «ihtar» tarihinden günümüze değin 367.586,17 TL'lik tahsilat yapıldığı izlenmekte olup, bilirkişi tarafından tüm tahsilatların anaparaya «mahsup» edildiğini, müvekkili banka tarafından tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya vapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek «temerrüt faiz» tutarını da etkilediğini, diğer yandan asıl borçlu yönünden «temerrüt tarihi» 31.01.2015 olarak belirtildiğini, bu nedenle asıl alacaklı yönünden hem K9000192 hem de K9000189 kredilerin hesaplamasında yukarıdaki hesaplamanın baz alınarak 30.12.2014 tarihi itibari ile kapatıldığı varsayılan kredilere ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, hem de 09.12.2014-30.01.2015 tarihi arasında %36 faiz oranı ile faiz hesaplaması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yine tahsilatlar anlamında tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili bankaca tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara; 70.776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya yapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği dikkate alınarak davalı kefilin de takip tarihi itibarı ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu tutar kadar borçtan sorumlu tutulduğunu, kredi alacağı bir bütün olup aksine bir düzenleme ya da kefil tarafından bir yasaklama beyanı bulunmadıkça «kefalette» nakdi ya da gayri nakdi ayrımına gidilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmedeki limit dahilinde davalı kefilin de «gayri nakdi kredi» alacağından dolayı sorumlu olduğunu, gayri nakdi kredi için kefalet vermek istemeyen kefilin sözleşmeye «ihtirazi kayıt» koyması gerektiğini, nakdi ve gayri nakdi kredinin aynı sözleşmede düzenlendiğini, kredi «çerçeve sözleşmesinin» genel hükümler başlıklı 2/2 nci maddesi, «rehin», hapis, «takas» ve mahsup hakkı başlıklı 3.3.1 ... maddesi ve borçlara «muacceliyet» verilmesi, cari hesapların kesilmesi, «sözleşmenin feshi», banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümler başlıklı 4.1.3 üncü maddelerinin ve «kefalet sözleşmesi» başlıklı «bölümün» 2 nci maddesinin 8 ... fıkrası hükümleri gözetildiğinde davalı kefilin gayri nakdi kredi alacağından da sorumlu tutulması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu n …
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4157 E. , 2024/154 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/98 Esas, 2022/345 Karar
DAVALILAR 1....
2.Via Marin Lojistik Madencilik İnş. Turizm ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/742 E., 2019/1002 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili banka ile davalı Via Marin Lojistik Madencilik İnş. Turizm ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin asıl borçlu, davalı ...'nin ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 11.12.2013 tarihli ve 2.500.000,00 TL kredi limitli kredi çerçeve sözleşmesine istinaden davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan ancak vadesinde ödenmeyen kredinin tahsili için davalılara kat ihtarnameleri keşide edildiği halde davalılarca borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ayrıca davalı asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi de başlatıldığını ancak davalı borçlular tarafından ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı Via Lojistik Madencilik İnş. .... ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kedi sözleşmesinde diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı, borçlu şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak banka lehine toplam ipotek miktarı 1.400.000,00 TL olan üç adet gayrimenkulun ipotek edildiği, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun borç miktarı, kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı dikkate alındığında davalı kefilin takip tarihi itibarı ile 1.691.874,50 TL asıl alacak, 254.292,61 TL işlemiş temerrüt faizi 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL'den sorumlu olduğu, kefalet sözleşmesinde davacı bankanın gayri nakdi riskler için kefilden depo talebinde bulunabileceğine dair açık hüküm bulunmadığından davalı kefilin bir adet çek yaprağı için 1.120,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı, banka lehine verilen toplam 1.400.000,00 TL ipotek tutarının davalı asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam 1.960.001,74 TL borçtan mahsubu sonrasında borçlu olduğu asıl alacak 560.352,29 TL'den sorumluluğunun bulunduğu, davadan sonra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2015/23562 E.
sayılı icra takip dosyasına yapılan ödemelerin infazda dikkate alınacağı, alacağın hesap edilebilir olduğu ve banka lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptali ile takibin davalı ... yönünden 1.691.874,50 TL asıl alacak (Davalı asıl borçlu Via Marin Ltd. Şti.'nin asıl alacak 560.352,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 254.292,61 TL işlemiş temerrüt faizi, 12.714,63 TL BSMV ve 350,55 TL masraf olmak üzere toplam 1.959.232,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin nakdi ve davalı kefil yönünden gayri nakdi alacağa ilişkin depo isteminin reddine, hüküm altına alınan 1.959,232,29 TL'nin %20 icra inkâr tazminatının davalılardan (davalı asıl borçlu şirketin 560.352,29 TL'nin %20'sinden sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda K9000192 no.lu ve K9000189 no.lu kredilerin 30.12.2014 tarihinde yapılan 111.040,01 TL'lik tahsilat ile kapatıldığı belirtilmiş ise de tahsilatın temerrüt tarihinden sonra yapıldığını, dolayısıyla kapatıldığı varsayılan krediye ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, kefilin sorumluluğunun belirlenmesinde sadece K9000200 no.lu kredinin hesaplamaya dahil edildiğini, asıl alacak tutarı hesaplanırken yapılan tüm tahsilatların borçlu lehine anaparaya yapıldığını, ancak tahsilatların öncelikle işleyen faiz ve BSMV ye yönelik yapılması gerektiğini, nitekim bilirkişi raporunda Banka alacağının bildiriminde görüldüğü üzere ihtar tarihinden günümüze değin 367.586,17 TL'lik tahsilat yapıldığı izlenmekte olup, bilirkişi tarafından tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili banka tarafından tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara;
70. 776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya vapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, diğer yandan asıl borçlu yönünden temerrüt tarihi 31.01.2015 olarak belirtildiğini, bu nedenle asıl alacaklı yönünden hem K9000192 hem de K9000189 kredilerin hesaplamasında yukarıdaki hesaplamanın baz alınarak 30.12.2014 tarihi itibari ile kapatıldığı varsayılan kredilere ilişkin tahsilat tarihine kadar işleyen tüm faizlerin göz ardı edildiğini, hem de 09.12.2014-30.01.2015 tarihi arasında %36 faiz oranı ile faiz hesaplaması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yine tahsilatlar anlamında tüm tahsilatların anaparaya mahsup edildiğini, müvekkili bankaca tahsilatların 296.809,93 TL'lik kısmının anapara;
70. 776,24 TL'lik bölümünün ise faiz ve BSMV'ye yapıldığının izlendiğini, 30.12.2014 tarihinde yapılan tahsilatların anaparaya yapıldığı varsayımının, takip tarihine kadar hem anapara tutarını ve dolayısı ile de takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faiz tutarını da etkilediğini, kefile asıl borçludan daha fazla bir yükümlülük yüklenemeyeceği dikkate alınarak davalı kefilin de takip tarihi itibarı ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu tutar kadar borçtan sorumlu tutulduğunu, kredi alacağı bir bütün olup aksine bir düzenleme ya da kefil tarafından bir yasaklama beyanı bulunmadıkça kefalette nakdi ya da gayri nakdi ayrımına gidilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmedeki limit dahilinde davalı kefilin de gayri nakdi kredi alacağından dolayı sorumlu olduğunu, gayri nakdi kredi için kefalet vermek istemeyen kefilin sözleşmeye ihtirazi kayıt koyması gerektiğini, nakdi ve gayri nakdi kredinin aynı sözleşmede düzenlendiğini, kredi çerçeve sözleşmesinin genel hükümler başlıklı 2/2 nci maddesi, rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı başlıklı 3.3.1 ...
maddesi ve borçlara muacceliyet verilmesi, cari hesapların kesilmesi, sözleşmenin feshi, banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümler başlıklı 4.1.3 üncü maddelerinin ve kefalet sözleşmesi başlıklı bölümün 2 nci maddesinin 8 ... fıkrası hükümleri gözetildiğinde davalı kefilin gayri nakdi kredi alacağından da sorumlu tutulması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdikleri itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999318300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz