İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4414 E. 2024/290 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kmh (kredili mevduat hesabı)↗ kkdf (kaynak kullanımını destekleme fonu)↗ taksitli ticari kredi↗ akdi faiz oranı↗ kapitalizasyon↗ gayri nakdi kredi↗ hesap kat ihtarnamesi↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ ilamsız takip↗ ödeme planı↗ kat ihtarnamesi↗ güveni kötüye kullanma↗ kat ihtarı↗ kefalet limiti↗ taleple bağlılık↗ akdi faiz↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ imza incelemesi↗ ticari kredi↗ icra inkâr tazminatı↗ bsmv↗ temerrüt tarihi↗ maddi hata↗ müteselsil kefil↗ ikrar↗ kesinlik sınırı↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ tebligat↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/292 E., 2022/93 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin, 1.004.623,88 TL toplam talepli icra takibine itiraz üzerine açtığı davada Samsun İcra Dairesinin 2021/22950 sayılı takip dosyasında davalı borçlular aleyhine 503.535,46 TL asıl alacak, 494.780,32 TL faiz, BSMV, KKDF, 5.469,28 TL masraf, 838,82 işlemiş faiz, olmak üzere toplam 1.004.623,88 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatılmış olup, İlk Derece Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı ... hariç diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 503.535,46 TL asıl alacak, 493.915,42 TL işlemiş faiz + BSMV, 2.676,66 TL ihtar masrafı, 417,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.000.545,10 TL (davalı şirket yönünden 503.535,46 TL asıl alacak, 493.434,33 TL işlemiş faiz, 2.676,66 TL ihtar masrafı, 417,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.000.064,01 TL ile sınırlı olmak üzere) alacak hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Talep edilen ve kabulüne karar verilen kısım dikkate alındığında, ... hariç diğer davalılar yönünden reddedilen miktar 4.078,78 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında 20.04.2016 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların müşterek müteselsil kefil olduklarını, kredi geri ödemelerinin zamanında yapılmaması üzerine hesap kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibine ve davaya dayanak gösterilen genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekillerinin ... ürünü olmadığını, sözleşmeyi kabul anlamına gelmemekle birlikte hesap kat ihtarının tebliğinin usulüne uygun olmadığını, istenilen faiz oranının fahiş olduğunu, müvekkillerinden ...'ın eşinin muvafakatinin alınmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte davalı ...'ın şirket ortağı olmadığı, evli olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesi gereği kefalet tarihinde eşinin rızasının alınmadığının anlaşıldığı, diğer davalılar yönünden yapılan değerlendirmeye göre, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzaların davalılara ait olmadığı savunulduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 211 ... maddesi uyarınca davalı ... ve ...'a çıkarılan ihtarlı tebligata rağmen imza incelemesi için belirlenen günde duruşmaya iştirak etmediklerinden sözleşmedeki imzalarını ikrar etmiş sayıldıkları, bilirkişi raporuna göre, 20.04.2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari, BCH kredisi ve KMH kredisi kullandırıldığı, diğer davalıların kefil oldukları kefalet limitinin 2.000.000,00 TL olduğu, hesap kat ihtarlarına ilişkin tebligatların sözleşmenin 7.3.1 maddesi gereği geçerli olduğu, akdi faiz oranının sözleşme hükümleri, faiz genelgesi ve ödeme planına göre yukarıda belirtilen krediler için sırasıyla %15,48, %16,75, %19,50, KMH yönünden ise tarihlere göre %25,80 ve %24 olduğu temerrüt faiz oranlarının taksitli ticari kredi ve BCH kredileri için %52,92, KMH kredisi için de tarihlere göre sırasıyla %28,80, %24, %20,40 ve %18,60 olduğu, her bir kredi yönünden öncelikle akdi faiz uygulanmak suretiyle kat tarihi itibari ile alacak hesabı yapıldıktan sonra taleple bağlılık gereği kapitalize edilmeden kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz uygulanarak temerrüt tarihindeki alacağın belirlendiği, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanarak her bir kredi yönünden ayrı ayrı hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, ... hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve ... ile ... Petrol Ürünleri Tic. San. A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2008 yılında müvekkili bankayla yapılan bir sözleşmede ...'ın müvekkiline şirket ortağı olduğuna dair ticaret sicilindeki ortaklığını gösterdiğini, 17.07.2011 yılında evlendikten sonra müvekkili bankaya şirket ortaklığından ayrıldığına dair veya evlendiğine dair bilgi vermediğini, bankaya sağladığı güveni kötüye kullanarak durumdan yararlandığını, diğer davalılar yönünden reddedilen kısmın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, ...'ın 6098 sayılı Kanun'un 583 ve 584 üncü maddeleri gereğince eşinin rızasının kefalet sözleşmesi sırasında alınmadığı, bilirkişiler tarafından tespit edilen ve mahkemece hükmedilen miktarın dosya içeriği ile uyumlu olduğu, asıl alacak-toplam alacak ibaresinin mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi bir hata olduğu, kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesap kat ihtarnamesine yasal süresi içerisinde itiraz etmemesine dava tarihine kadar sessiz kalmasına rağmen davalı ...'ın icra takibine itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 211, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 184, 583 ve 584 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kredi sözleşmelerinde | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2686 E. 2020/5732 K.
Ortak:taksitli ticari kredi · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · ticari kredi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihte davalı ...'ın şirket ortağı olmadığı, evli olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesi gereği «kefalet» tarihinde eşinin rızasının alınmadığının anlaşıldığı, diğer davalılar yönünden yapılan değerlendirmeye göre, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzaların davalılara ait olmadığı savunulduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 211 ... maddesi uyarınca davalı ... ve ...'a çıkarılan ihtarlı «tebligata» rağmen «imza incelemesi» için belirlenen günde duruşmaya iştirak etmediklerinden sözleşmedeki imzalarını «ikrar» etmiş sayıldıkları, bilirkişi raporuna göre, 20.04.2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari, BCH kredisi ve KMH kredisi kullandırıldığı, diğer davalıların «kefil» oldukları «kefalet limitinin» 2.000.000,00 TL olduğu, «hesap kat ihtarlarına» ilişkin tebligatların sözleşmenin 7.3.1 maddesi gereği geçerli olduğu, «akdi faiz oranının» sözleşme hükümleri, faiz genelgesi ve «ödeme planına» göre yukarıda belirtilen krediler için sırasıyla %15,48, %16,75, %19,50, KMH yönünden ise tarihlere göre %25,80 ve %24 olduğu «temerrüt faiz» oranlarının «taksitli ticari kredi» ve BCH kredileri için %52,92, KMH kredisi için de tarihlere göre sırasıyla %28,80, %24, %20,40 ve %18,60 olduğu, her bir kredi yönünden öncelikle akdi faiz uygulanmak suretiyle kat tarihi itibari ile alacak hesabı yapıldıktan sonra «taleple bağlılık» gereği «kapitalize» edilmeden kat tarihinden «temerrüt tarihine» kadar akdi faiz uygulanarak temerrüt tarihindeki alacağın belirlendiği, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanarak her bir kredi yönünden …
… tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, ...'ın 6098 sayılı Kanun'un 583 ve 584 üncü maddeleri gereğince eşinin rızasının «kefalet sözleşmesi» sırasında alınmadığı, bilirkişiler tarafından tespit edilen ve mahkemece hükmedilen miktarın dosya içeriği ile uyumlu olduğu, «asıl alacak»-toplam alacak ibaresinin mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi bir hata olduğu, kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekç …
Davacı vekilinin, 1.004.623,88 TL toplam talepli «icra takibine itiraz» üzerine açtığı davada Samsun İcra Dairesinin 2021/22950 sayılı takip dosyasında davalı borçlular aleyhine 503.535,46 TL «asıl alacak», 494.780,32 TL faiz, BSMV, KKDF, 5.469,28 TL «masraf», 838,82 «işlemiş faiz», olmak üzere toplam 1.004.623,88 TL alacağın tahsili için «ilamsız takip» başlatılmış olup, İlk Derece Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı ... hariç diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 503.535,46 TL asıl alacak, 493.915,42 TL işlemiş faiz + BSMV, 2.676,66 TL «ihtar» masrafı, 417,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.000.545,10 TL (davalı şirket yönünden 503.535,46 TL asıl alacak, 493.434,33 TL işlemiş faiz, 2.676,66 TL ihtar …
Benzer bu karardaİcra Dairesi'nin 2015/19975 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte davalı borçlunun, «taksitli ticari kredi» yönünden, 184.294,92 TL «asıl alacak», 511,11 TL «işlemiş faiz», 25,56 TL BSMV olmak üzere toplam 184.831,59 TL'lik alacak miktarına, ticari kredili «mevduat hesabı» yönünden, 5.415,58 TL asıl alacak, 29,17 TL işlemiş faiz, 1,46 TL BSMV olmak üzere toplam 5.446,21 TL nakdî alacak miktarına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu miktar alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» davalı «müteselsil kefilin» «çek garanti bedellerinin» «depo» edilmesi hususunda bir yükümlülük altına girmediği anlaşıldığından davacının çek garanti tutarlarına ilişkin «depo talebinin» reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu «genel kredi sözleşmesinde», «kefalet limiti», kefalet türü ve miktarının sözleşmede «kefil» olarak imzası bulunan davalı ... tarafından el yazısıyla yazıldığı, ancak dava konusu sözleşmede, davalının kefaletinin, eş rızasının olmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, geçersiz «kefalet sözleşmesine» dayanılarak kefilden alacak talep edilemeyeceğinden, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» da gözetilmek suretiyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden hüküm tesisine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tar …
Şti. arasında «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalının da bu sözleşmenin müşterek borçlusu ve «müteselsil kefili» olduğu, söz konusu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, «çek karnesi» verildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı şirket ve davalı kefil hakkında kredi alacaklarının tahsili ve «çek garanti bedellerinin» «depo» edilmesi için icra takibi başlatıldığı, Kayseri 5.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çek garanti bedeli · depo talebi · çek karnesi · kamu düzenine aykırılık · ticari işletme · depo kararı · mevduat hesabı · eş rızası
Benzer bu karardaİcra Dairesi'nin 2015/19975 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte davalı borçlunun, «taksitli ticari kredi» yönünden, 184.294,92 TL «asıl alacak», 511,11 TL «işlemiş faiz», 25,56 TL BSMV olmak üzere toplam 184.831,59 TL'lik alacak miktarına, ticari kredili «mevduat hesabı» yönünden, 5.415,58 TL asıl alacak, 29,17 TL işlemiş faiz, 1,46 TL BSMV olmak üzere toplam 5.446,21 TL nakdî alacak miktarına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu miktar alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» davalı «müteselsil kefilin» «çek garanti bedellerinin» «depo» edilmesi hususunda bir yükümlülük altına girmediği anlaşıldığından davacının çek garanti tutarlarına ilişkin «depo talebinin» reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Şti. arasında «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalının da bu sözleşmenin müşterek borçlusu ve «müteselsil kefili» olduğu, söz konusu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, «çek karnesi» verildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı şirket ve davalı kefil hakkında kredi alacaklarının tahsili ve «çek garanti bedellerinin» «depo» edilmesi için icra takibi başlatıldığı, Kayseri 5.
6098 sayılı TBK’nın 584. maddesi gereğince eş «rızası» bulunmadan yapılan «kefalet sözleşmelerinin» «geçersiz» olacağı düzenlemesi bulunmakta ise de, 28.03.2013 tarihli değişiklikle «ticaret siciline» kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketlerinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme ya da şirketle ilgili olarak verilen kefaletler yönünden eşin rızasının aranmayacağı düzenlemesi yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu «genel kredi sözleşmesinde», «kefalet limiti», kefalet türü ve miktarının sözleşmede «kefil» olarak imzası bulunan davalı ... tarafından el yazısıyla yazıldığı, ancak dava konusu sözleşmede, davalının kefaletinin, eş rızasının olmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, geçersiz «kefalet sözleşmesine» dayanılarak kefilden alacak talep edilemeyeceğinden, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» da gözetilmek suretiyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden hüküm tesisine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6067 E. 2024/2409 K.
Ortak:akdi faiz oranı · kapitalizasyon · kat ihtarnamesi · taleple bağlılık · akdi faiz · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı tarihte davalı ...'ın şirket ortağı olmadığı, evli olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesi gereği «kefalet» tarihinde eşinin rızasının alınmadığının anlaşıldığı, diğer davalılar yönünden yapılan değerlendirmeye göre, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzaların davalılara ait olmadığı savunulduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 211 ... maddesi uyarınca davalı ... ve ...'a çıkarılan ihtarlı «tebligata» rağmen «imza incelemesi» için belirlenen günde duruşmaya iştirak etmediklerinden sözleşmedeki imzalarını «ikrar» etmiş sayıldıkları, bilirkişi raporuna göre, 20.04.2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari, BCH kredisi ve KMH kredisi kullandırıldığı, diğer davalıların «kefil» oldukları «kefalet limitinin» 2.000.000,00 TL olduğu, «hesap kat ihtarlarına» ilişkin tebligatların sözleşmenin 7.3.1 maddesi gereği geçerli olduğu, «akdi faiz oranının» sözleşme hükümleri, faiz genelgesi ve «ödeme planına» göre yukarıda belirtilen krediler için sırasıyla %15,48, %16,75, %19,50, KMH yönünden ise tarihlere göre %25,80 ve %24 olduğu «temerrüt faiz» oranlarının «taksitli ticari kredi» ve BCH kredileri için %52,92, KMH kredisi için de tarihlere göre sırasıyla %28,80, %24, %20,40 ve %18,60 olduğu, her bir kredi yönünden öncelikle akdi faiz uygulanmak suretiyle kat tarihi itibari ile alacak hesabı yapıldıktan sonra «taleple bağlılık» gereği «kapitalize» edilmeden kat tarihinden «temerrüt tarihine» kadar akdi faiz uygulanarak temerrüt tarihindeki alacağın belirlendiği, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanarak her bir kredi yönünden …
… tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, ...'ın 6098 sayılı Kanun'un 583 ve 584 üncü maddeleri gereğince eşinin rızasının «kefalet sözleşmesi» sırasında alınmadığı, bilirkişiler tarafından tespit edilen ve mahkemece hükmedilen miktarın dosya içeriği ile uyumlu olduğu, «asıl alacak»-toplam alacak ibaresinin mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi bir hata olduğu, kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekç …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında 20.04.2016 tarihli «kredi sözleşmesi» imzalandığını, diğer davalıların müşterek «müteselsil kefil» olduklarını, kredi geri ödemelerinin zamanında yapılmaması üzerine «hesap kat» edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına …
Benzer bu karardaAksi takdirde bu sürenin dolduğu tarihte, alacağın tamamı kendiliğinden «muaccel» hale gelecek, müşteri mütemerrit olacaktır ve bu tarihten itibaren anapara ve bu tarihe kadar tahakkuk etmiş olan faiz borçlarına «temerrüt faizi» uygulanacaktır." hükmüne atıfla davalı-kefillerin KMH kredi borcundan sorumlu tutulamayacakları belirtilmiş ise de «kredi sözleşmesinin» işbu hükmünün somut olayda KMH kredi alacağının talep edilebilirliğini ortadan kaldıracak bir hüküm olarak kabul edilmediği, ayrıca davacı banka tarafından dava konusu ilamsız icra takibinde takip talebinde KMH alacağı olarak 84.239,00 TL «asıl alacak» ve %39 temerrüt faizi oranı üzerinden «işlemiş faiz» talep edildiğine göre «taleple bağlılık kuralı» gözetilerek takip tarihine kadar davalı-«kefiller» aleyhine kat tarihinden takip tarihine kadar yıllık %24,24 «akdi faiz oranı» üzerinden akdi faiz alacağı hesaplanarak asıl alacakla «kapitalize» edilmemiş veya ayrı bir akdi faiz alacağı kalemine de hükmedilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, dava konusu Ankara 15.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı firma ile imzalanan iki ayrı «kredi sözleşmesinden» 09.02.2011 tarihli kredi sözleşmesinin davalılar tarafından müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalandığını, müvekkili bankanın nakdi alacağının davalılar tarafından keşide edilen «ihtarnamelerin» tebliğ edildiği tarih itibarı ile henüz ödenmediğini, taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri kapsamında kefillikten dönme ve diğer yasal haklarından vazgeçtiklerini peşinen kabul etmiş olmaları nedeniyle «kefaletlerinin» devam ettiğini, «bilirkişi raporuna itirazlarının» dikkate alınmadığını, «genel kredi sözleşmesindeki» faiz oranına ilişkin hüküm dikkate alınarak %39 oranı üzerinden hesaplama yapılması ve akdi faizlerin de hesaplamaya «dahil» edilmesi edilmesi gerekirken bilirkişi tarafından bu konuda hata yapıldığını, hesaplamada kat tarihi ihtarname tarihi olarak hatalı bir şekilde işleme alınmış olup …
… h ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda belirlendiği üzere dava ve takip konusu kredi alacağını oluşturan Borçlu Cari Hesabı (BCH) kredisi davalıların «kefalet» imzalarının bulunduğu 09.12.2011 tarihli «kredi sözleşmesinden» sonra imzalanan 03.03.2015 tarihli davalıların «kefalet sözleşmelerinin» bulunmadığı ikinci «genel kredi sözleşmesi» imzalandıktan sonra 25.03.2015 tarihinde kullandırıldığı, davacı bankaca da işbu kredinin davalıların kefalet imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının ispatlanamadığı, şu halde davalıların «kefil» sıfatıyla imzalarının bulunmadığı 03.03.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra açılarak kullandırıldığı belirlenen takip konusu BCH kredisi sebebiyle davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefaletten dönme · taleple bağlılık kuralı · genel işlem koşulları · borçtan kurtulma · bilirkişi raporuna itiraz · ilamsız icra takibi · mevduat hesabı · muacceliyet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «genel kredi sözleşmesine» istinaden dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredi alacağının tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemiyle açılan davada, davalıların 09.12.2011 tarihli sözleşmede «kefil» sıfatı ile imzaları bulunup 03.03.2015 tarihli sözleşmede ise kefil olmadıkları, kredi sözleşmelerinde «kefaletten» doğmuş ve doğacak borçlar içinde geçerli olduğu, kredi sözleşmelerinin süresiz olduğu kabul edilmekte ise de asıl borçlu ile yeni bir sözleşme yapılarak yeni bir kredi kullandırılması halinde yeni sözleşmede kefaletleri bulunmayan eski kefillerin yerleşik yargı kararları dikkate alındığında sorumlulukları cihetine gidilemeyeceği, davacı banka ile davalıların kefaletini kapsayacak şekilde dava dışı şirketle düzenlenen 09.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra, 03.03.2015 tarihinde borçlu şirketin banka ile davalıların kefaletini içermeyen farklı bir genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, bu tarihten önce davalıların «kefaletten dönme» iradesini içerir «ihtarnameler» gönderdiği, icra takibine dayanak alacağın 03.03.2015 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu nedenle borçlu davalıların icra takibine konu edilen banka alacağı nedeniyle sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine, davacı bankanın icra takibini kötü niyetle yaptığı kanıtlanamadığından davalıların «kötü niyet tazminat» istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Aksi takdirde bu sürenin dolduğu tarihte, alacağın tamamı kendiliğinden «muaccel» hale gelecek, müşteri mütemerrit olacaktır ve bu tarihten itibaren anapara ve bu tarihe kadar tahakkuk etmiş olan faiz borçlarına «temerrüt faizi» uygulanacaktır." hükmüne atıfla davalı-kefillerin KMH kredi borcundan sorumlu tutulamayacakları belirtilmiş ise de «kredi sözleşmesinin» işbu hükmünün somut olayda KMH kredi alacağının talep edilebilirliğini ortadan kaldıracak bir hüküm olarak kabul edilmediği, ayrıca davacı banka tarafından dava konusu ilamsız icra takibinde takip talebinde KMH alacağı olarak 84.239,00 TL «asıl alacak» ve %39 temerrüt faizi oranı üzerinden «işlemiş faiz» talep edildiğine göre «taleple bağlılık kuralı» gözetilerek takip tarihine kadar davalı-«kefiller» aleyhine kat tarihinden takip tarihine kadar yıllık %24,24 «akdi faiz oranı» üzerinden akdi faiz alacağı hesaplanarak asıl alacakla «kapitalize» edilmemiş veya ayrı bir akdi faiz alacağı kalemine de hükmedilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, dava konusu Ankara 15.
… verilen karara katılmadıklarını, zira KHM' nin yeni kefillerle imzalanan sözleşme kapsamında kaldığının açık olduğunu, sözleşmenin 37/9 uncu maddesine göre kredili «mevduat hesabı» kredisinin kullanıldığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde kapatılması gerektiğini, her ne kadar istinaf mahkemesince KHM' den kefillerin sorumlu tutulmasına ilişkin karar vermişse de davalılarca keşide ve «ihtar» edilen kefillikten dönüldüğüne dair beyanı içeren «ihtarname» sonrası yeni kefillerle 03.03.2015 tarihinde «kredi sözleşmesi» imzalayarak davalıların «kefaletten dönme» iradelerinin dikkate aldığını açıkça gösterdiğini, mahkemece kısmen kabul kısmen ret kararı verildiğine göre alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, bu duruma müvekkil aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını, karşı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı firma ile imzalanan iki ayrı «kredi sözleşmesinden» 09.02.2011 tarihli kredi sözleşmesinin davalılar tarafından müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalandığını, müvekkili bankanın nakdi alacağının davalılar tarafından keşide edilen «ihtarnamelerin» tebliğ edildiği tarih itibarı ile henüz ödenmediğini, taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri kapsamında kefillikten dönme ve diğer yasal haklarından vazgeçtiklerini peşinen kabul etmiş olmaları nedeniyle «kefaletlerinin» devam ettiğini, «bilirkişi raporuna itirazlarının» dikkate alınmadığını, «genel kredi sözleşmesindeki» faiz oranına ilişkin hüküm dikkate alınarak %39 oranı üzerinden hesaplama yapılması ve akdi faizlerin de hesaplamaya «dahil» edilmesi edilmesi gerekirken bilirkişi tarafından bu konuda hata yapıldığını, hesaplamada kat tarihi ihtarname tarihi olarak hatalı bir şekilde işleme alınmış olup …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4414 E. , 2024/290 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/434 Esas, 2022/878 Karar
vekili Avukat ...
DAVALILAR 1....
2....
3....
4.... Petrol Ürünleri Tic. Ve San. A.Ş.
vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/292 E., 2022/93 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin, 1.004.623,88 TL toplam talepli icra takibine itiraz üzerine açtığı davada Samsun İcra Dairesinin 2021/22950 sayılı takip dosyasında davalı borçlular aleyhine 503.535,46 TL asıl alacak, 494.780,32 TL faiz, BSMV, KKDF, 5.469,28 TL masraf, 838,82 işlemiş faiz, olmak üzere toplam 1.004.623,88 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatılmış olup, İlk Derece Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı ... hariç diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 503.535,46 TL asıl alacak, 493.915,42 TL işlemiş faiz + BSMV, 2.676,66 TL ihtar masrafı, 417,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.000.545,10 TL (davalı şirket yönünden 503.535,46 TL asıl alacak, 493.434,33 TL işlemiş faiz, 2.676,66 TL ihtar masrafı, 417,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.000.064,01 TL ile sınırlı olmak üzere) alacak hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Talep edilen ve kabulüne karar verilen kısım dikkate alındığında, ... hariç diğer davalılar yönünden reddedilen miktar 4.078,78 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında 20.04.2016 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların müşterek müteselsil kefil olduklarını, kredi geri ödemelerinin zamanında yapılmaması üzerine hesap kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibine ve davaya dayanak gösterilen genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekillerinin ... ürünü olmadığını, sözleşmeyi kabul anlamına gelmemekle birlikte hesap kat ihtarının tebliğinin usulüne uygun olmadığını, istenilen faiz oranının fahiş olduğunu, müvekkillerinden ...'ın eşinin muvafakatinin alınmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte davalı ...'ın şirket ortağı olmadığı, evli olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesi gereği kefalet tarihinde eşinin rızasının alınmadığının anlaşıldığı, diğer davalılar yönünden yapılan değerlendirmeye göre, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzaların davalılara ait olmadığı savunulduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 211 ... maddesi uyarınca davalı ... ve ...'a çıkarılan ihtarlı tebligata rağmen imza incelemesi için belirlenen günde duruşmaya iştirak etmediklerinden sözleşmedeki imzalarını ikrar etmiş sayıldıkları, bilirkişi raporuna göre, 20.04.2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari, BCH kredisi ve KMH kredisi kullandırıldığı, diğer davalıların kefil oldukları kefalet limitinin 2.000.000,00 TL olduğu, hesap kat ihtarlarına ilişkin tebligatların sözleşmenin 7.3.1 maddesi gereği geçerli olduğu, akdi faiz oranının sözleşme hükümleri, faiz genelgesi ve ödeme planına göre yukarıda belirtilen krediler için sırasıyla %15,48, %16,75, %19,50, KMH yönünden ise tarihlere göre %25,80 ve %24 olduğu temerrüt faiz oranlarının taksitli ticari kredi ve BCH kredileri için %52,92, KMH kredisi için de tarihlere göre sırasıyla %28,80, %24, %20,40 ve %18,60 olduğu, her bir kredi yönünden öncelikle akdi faiz uygulanmak suretiyle kat tarihi itibari ile alacak hesabı yapıldıktan sonra taleple bağlılık gereği kapitalize edilmeden kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz uygulanarak temerrüt tarihindeki alacağın belirlendiği, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanarak her bir kredi yönünden ayrı ayrı hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, ...
hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve ... ile ... Petrol Ürünleri Tic. San. A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2008 yılında müvekkili bankayla yapılan bir sözleşmede ...'ın müvekkiline şirket ortağı olduğuna dair ticaret sicilindeki ortaklığını gösterdiğini, 17.07.2011 yılında evlendikten sonra müvekkili bankaya şirket ortaklığından ayrıldığına dair veya evlendiğine dair bilgi vermediğini, bankaya sağladığı güveni kötüye kullanarak durumdan yararlandığını, diğer davalılar yönünden reddedilen kısmın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, ...'ın 6098 sayılı Kanun'un 583 ve 584 üncü maddeleri gereğince eşinin rızasının kefalet sözleşmesi sırasında alınmadığı, bilirkişiler tarafından tespit edilen ve mahkemece hükmedilen miktarın dosya içeriği ile uyumlu olduğu, asıl alacak-toplam alacak ibaresinin mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi bir hata olduğu, kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesap kat ihtarnamesine yasal süresi içerisinde itiraz etmemesine dava tarihine kadar sessiz kalmasına rağmen davalı ...'ın icra takibine itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 211, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 184, 583 ve 584 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin ... hariç diğer davalılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyizi yönünden;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999131000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz