6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Senetle yapıldığı savunulan ödemenin ispatında senet aslının ibrazı zorunluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2896 E. 2023/6838 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında, senede bağlı bir ödemenin gerçekleştiğini ispat yükü ödediğini savunan taraftadır; aynı protokoldeki başka bir senedin alacaklı defterinde ödenmiş görünmesi diğer senetlerin de ödendiğini göstermez. Ödeme savunması ancak senet aslının ibrazıyla değerlendirilebilir; mahkeme, ödediğini savunan tarafa kesin mehil vererek senet aslını istemeden ve savunmayı değerlendirmeden karar veremez.

Ele alınan sorunlar

Senede bağlı ödemenin gerçekleştiğinin ispatı ve senet aslının sunulması → kabul

İddia: Davacı, çalışanına yapıldığı iddia edilen ödemelerin kendisini bağlamadığını, kayıtlarına girmeyen ödemelerle alacağının sona ermiş sayılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Satış protokolüne bağlı senetlerden birine ilişkin ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı görünmesi, aynı protokoldeki diğer senetlerin de ödendiğinin kabulünü gerektirmez. Senetle yapıldığı savunulan ödemenin gerçekleştiğini ispat yükü, ödediğini ileri süren davalıdadır; davalının üzeri çizilmiş senet fotokopisi sunması yeterli olmayıp, ödemişse senet aslını ibraz etmesi gerekir. Bu nedenle davalıya kesin mehil verilerek senet aslının istenmesi ve ödeme savunmasının birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, senet aslı istenmeden yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Senetle savunulan ödemenin ispatında ispat yükünün ödeyen tarafta olması ve senet aslının ibrazı zorunluluğu bakımından emsaldir (Yargıtay bozma gerekçesi).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap ödemenin ispatı ispat yükü senet aslının ibrazı kesin mehil

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5302 E. 2022/2319 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6970 E. 2013/23081 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2896 E.  ,  2023/6838 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1640 Esas, 2022/162 Karar

HÜKÜM

Esastan red

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/633 E., 2018/1112 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ile müvekkilinin aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı borçlu şirkete cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcunu ödemesi için noterlik marifetiyle ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen borç ödenmediğinden davalı şirket aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin borcunu ödemediği gibi takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili şirket kayıtlarına göre davalı-borçlu şirketin takip tarihi itibariyle müvekkiline 120.304,57 TL borçlu olduğunu ileri sürerek davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın iptal edilerek takibin devamına, kötü niyetli borçlunun alacağın %20’sinden az olmak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacının alacağı konusunda detaya yer verilmemekle birlikte takibe dayanak olan cari hesap dökümünde müvekkilin yaptığı bir kısım ödemelerin görünmediğini, cari hesabına mahsuben davacı çalışanı Serkan Doğan’a 05.12.2013 tarihinde 20.000,00 euro ve 17.12.2013 tarihinde 15.000,00 euro makbuzlarla ödeme yaptığını, müvekkilinin 22.05.2014 vadeli 19.000,00 euro, 31.07.2014 vadeli 20.000,00 euro ve 31.08.2014 vade tarihli 20.000,00 euro bedelli bonoları davacıya teslim ederek daha sonra bedellerini ödeyerek asıllarını davacıdan iade ve teslim aldığını, belirtilen bonolardan 31.07.2014 vade tarihli 20.000,00 euro bedelli olanın davacı tarafça tahsil edildiği hususunun davacı defterlerinde görüldüğünü, buna göre her üç bononun da cari hesaba dayalı olarak verildiği ve ödenerek asılları davacıdan alındığı halde bir bononun kayıtlara intikal ettirilmiş olması diğer iki bono bedelinin de ödendiğini ortaya koyduğunu, müvekkilinin gerek Serkan Doğan’a elden yaptığı ödemeler ve gerekse 3 adet bono bedeli ödemeleri dikkate alındığında müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığı gibi aksine 93.938,80 TL alacakları olduğunu ve bu alacakları için İstanbul 27.

İcra Müdürlüğü'nde 2015/23444 E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, ticari defter ve kayıtlarda görüldüğü üzere davacının tahsilat için çalışanı Serkan Doğan'ı görevlendirdiği, dava konusu ödemelerinde ibraz edilen belgeler itibariyle davacının görevlendirdiği Serkan Doğan'a yapıldığı anlaşıldığından, alınan bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, müvekkiline olan borcunu ödemediğini, ticaretle uğraşanların yapacakları 7.000,00 TL'yi aşan tahsilat ve ödemelerin 01.08.2003 tarihinden itibaren banka, özel finans kurumları veya posta iradesi aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenecek belgelerle tevsikinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsikinin zorunlu olduğunu, eğer davalı şirketin müvekkili şirket çalışanına usule aykırı ödeme yaptı ise, bu ilişkinin çalışan Serkan Doğan ile davalı şirket arasında olup, davalı şirketin yaptığı ödemeyi işçiden talep edebileceği, müvekkiliyle bağı kesilmiş olan işçi arasındaki ilişkinin kapsamının açık olmadığını, müvekkili şirketin kendi kasasına ve hesabına girmeyen parayı aldığını, alacağının sona erdiğinin kabulünün mümkün olmadığını, alacaklı işçisine yapıldığı iddia edilen ödemenin alacaklı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, burada sorumluluğun davalı şirkette olduğu sonuçlarından da davalının kendisinin sorumlu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların, 2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan gerek icra ve gerekse dava tarihi itibariyle 113.543,10 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıdan 193.538,80 TL alacaklı olduğu, davacının alacağının kaynağını davalı yana satışı yapılan 3 araç bedelinden bakiye ödenmeyen tutarın oluşturduğu, araba satışları konusunda her iki tarafın defterlerinde çelişki olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya yaptığını iddia ettiği ve davacıda kayıtlı olmayan toplamı 95.623,00 TL olan davacı çalışanı Serkan Doğan'a yapılan elden ödemeler olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydına göre Serkan Doğan'ın 01.02.2012 ila 31.01.2016 tarihleri arasında davacı çalışanı olduğu, Euro para cinsinden yapılan ödemelere ait makbuz yerine geçmek üzere tahsilat yazılarını Serkan Doğan'ın imzaladığı, ancak tarafların ticari defterlerinde uyuşmazlık sadece Serkan Doğan'a yapılan iki ödemeden kaynaklanmadığı, davalının davacıya yaptığını iddia ettiği ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davacıda olmayan toplamı 39.000,00 euro karşılığı 117.753,10 TL olan senetli iki ödemenin de olduğu, 17.04.2014 tarihinde yapılan satış protokolünün tetkikinden;

59. 000,00 euro bedelli Audi A6.20 TDI aracın davacı tarafından davalıya satışı için yapılan ve faturası tanzim edilen protokolde yer alan ''Yapılan Ödeme'' ibaresi başlığı altında 22.05.2014 tarihli 19.000,00 euro nakit ve 31.08.2014 vadeli 20.000,00 euro bedelli senedin de davalı tarafından davacıya ödendiği, senetlerin davalıya iade edildiği, üç ödemeden bir adedinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu gözetildiğinde bu uyuşmazlığın çözümü için Serkan Doğan'a yapıldığı iddia edilen ödemelerin sıhhati hususunda bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği, iki adet senetli (39.000,00 euro) ödeme davacının kayıtlarına alınmadığı belirlenen bu ödeme nedeniyle davacı alacağının bulunmadığı, eldeki dava davacının alacak iddiasına ilişkin olarak açıldığından Serkan Doğan'a yapılan fazla bir ödeme var ise eldeki davanın konusunu oluşturmadığı, iki ayrı senetli ödeme nedeniyle davacının alacağının bulunmadığı belirlendiğinden çalışanın tahsilat yetkisinin bulunup bulunmadığının bu davada incelenmesi gerekmediği, sonuç olarak davacının, davalıdan alacağını ispatlayamadığına ilişkin verilen kararda isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasında cari (açık )hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, taraflar arasında cari (açık) hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, tarafların karşılıklı ticari defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı yanın davalı tarafa tanzim etmiş olduğu 3 adet faturanın da davalı ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, ancak davacının 2014 yılı yevmiye defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının da kendi ticari defterlerine göre davacıdan alacaklı olduğu, ticari defterler arasındaki farkın nedeninin davalının ticari defterlerinde kayıtlı işlemlerin davacı ticari defterlerinde bulunmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasında akdedilen 17.04.2014 tarihli satış protokolünde yer alan 31.08.2014 tarihli 20.000,00 Euro bedelli senetten doğan alacağın ödendiğine dair davacı defterlerinde bir kayıt bulunmamakta ancak davalı tarafından ödendiği savunulmaktadır. Protokol gereğince ödemesi yapılan 22.05.2014 tarihli senet kaydının davacı ticari defter kayıtlarında bulunması diğer senetlerin de ödenmiş olduğunun kabulü sayılamaz. Bu ödemenin yapıldığının davalı tarafça ispat edilmesi gerekir. Davalı tarafça sunulan 31.08.2014 tarihli üzeri çizilmiş senet fotokopisi yer almakta ise de, davalının ödemiş ise senet aslını sunması gerekir. Bu nedenle davalı tarafa kesin mehil verilerek senet aslının istenmesi ve bu senete ilişkin ödeme savunmasının birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şeklide karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/998545400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1640 E. 2022/162 K.

Cari hesap alacağında ispat yükü ve senetli ödemelerin defterlerde kayıt uyuşmazlığı

Gerekçe özeti

Cari hesap alacağının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, davalı borçlu ödeme yaptığını savunmakla ispat yükünü üstlenir ve bu ödemeyi yazılı belgelerle ispatla yükümlüdür. Taraf ticari defterlerinde çelişki bulunan kalemler (özellikle davalı defterinde kayıtlı olup davacı defterinde bulunmayan senetli ödemeler) davacı aleyhine değerlendirilerek alacağın bulunmadığı sonucuna varılabilir; bu tespit yapıldıktan sonra, alacağın sona erip ermediğine ilişkin diğer tali iddiaların (örn. üçüncü kişiye/çalışana yapılan ödemenin tahsilat yetkisi kapsamında olup olmadığı) ayrıca incelenmesine gerek kalmaz.

Emsal değeri

Cari hesap alacağına dayalı itirazın iptali davalarında, ödeme savunmasında bulunan davalının ispat yükünü üstlendiği ve ticari defter kayıtları arasındaki çelişkinin davacı defterinde yer almayan senetli ödemeler üzerinden çözülebileceği; bu tespit yeterli olduğunda üçüncü kişiye (çalışana) yapılan ödemenin tahsilat yetkisi meselesinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı yönünden bölgesel ikna edici değer taşımaktadır.

Kavramlar: cari hesap itirazın iptali ispat yükü ticari defter delili tahsilat yetkisi senetle ödeme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1640

KARAR NO 2022/162

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/11/2018

NUMARASI 2016/633 Esas 2018/1112 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/02/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı borçlu ile müvekkilinin aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı borçlu şirkete cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcunu ödemesi için noterlik marifetiyle ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen borç ödenmediğinden davalı şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin borcunu ödemediği gibi takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili şirket kayıtlarına göre davalı-borçlu şirketin takip tarihi itibariyle müvekkiline 120.304,57-TL borçlu olduğunu belirterek davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın iptal edilerek takibin devamına, kötü niyetli borçlunun alaacğın %20’sinden az olmak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava dilekçesinde davacının alacağı konusunda detaya yer verilmemekle birlikte takibe dayanak olan cari hesap dökümünde müvekkilin yaptığı bir kısım ödemelerin görünmediğini,cari hesabına mahsuben davacı çalışanı ...’a 05.12.2013 tarihinde 20.000-euro ve 17.12.2013 tarihinde 15.000-euro makbuzlarla ödeme yaptığını, yine müvekkilinin 22.05.2014 vadeli 19.000-euro+31.07.2014 vadeli 20.000-euro ve 31.08.2014 vade tarihli 20.000-euro bedelli bonoları davacıya teslim ederek daha sonra bedellerini ödeyerek asıllarını davacıdan iade ve teslim aldığını, belirtilen bonolardan 31.07.2014 vade tarihli 20.000-euro bedelli olanın davacı tarafça tahsil edildiği hususunun davacı defterlerinde görüldüğünü, buna göre her üç bononun da cari hesaba dayalı olarak verildiği ve ödenerek asılları davacıdan alındığı halde bir bononun kayıtlara intikal ettirilmiş olması diğer iki bono bedelinin de ödendiğini ortaya koyduğunu, müvekkilinin gerek ...’a elden yaptığı ödemeler ve gerekse 3 adet bono bedeli ödemeleri dikkate alındığında müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığı gibi aksine 93.938,80-TL alacakları olduğunu ve bu alacakları için İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nde ... Esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötü niyetli davacının %20 tazminata mahkumiyetine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

Mahkemece; davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, ticari defter ve kayıtlarda görüldüğü üzere davacının tahsilat için çalışanı ... görevlendirdiği, dava konusu ödemelerinde ibraz edilen belgeler itibariyle davacının görevlendirdiği ...'a yapıldığı anlaşıldığından, alınan bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının , müvekkiline olan borcunu ödemediğini,ticaretle uğraşanların yapacakları 7.000-TL'yi aşan tahsilat ve ödemelerin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka, özel finans kurumları veya posta iradesi aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenecek belgelerle tevsikinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsikinin zorunlu olduğunu, eğer davalı şirketin müvekkili şirket çalışanına usule aykırı ödeme yaptı ise, bu ilişkinin çalışan ... ile davalı şirket arasında olup, davalı şirketin yaptığı ödemeyi işçiden talep edebileceği ,müvekkiliyle bağı kesilmiş olan işçi arasındaki ilişkinin kapsamının açık olmadığını, müvekkili şirketin kendi kasasına ve hesabına girmeyen parayı aldığını, alacağının sona erdiğinin kabulünün mümkün olmadığını, alacaklı işçisine yapıldığı iddia edilen ödemenin alacaklı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, burada sorumluluğun davalı şirkette olduğu sonuçlarından da davalının kendisinin sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflara arasında cari(açık )hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı ;Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı ilamsız takip ile ticari satışlar nedeniyle oluşan cari hesap alacağından kaynaklanan ''113.543,30-TL asıl alacak , 6.761,27-TL işlemiş faiz toplamı alacağın asıl alacağa işleyecek ticari faiz ile birlikte tahsilini talep etmiştir Somut davada, davacı alacağının varlığını iddia etmekte; davalı, davacının çalışanına ödemeler yaptığını bu nedenle davacı şirkete borcunun kalmadığını hatta alacaklı olduğunu savunmaktadır. Davalı bu durumda davacıya ödeme yaptığını savunmakla ispat yükünü üzerine almış olup ödemeye dair yazılı bilgi ve belgelerle davacın alacağının bulunmadığını, ödemede bulunduğunu ispatla yükümlüdür.

Tarafların, 2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu belirlenmiştir.Davacının ticari defterlerine göre davalıdan gerek icra ve gerekse dava tarihi itibariyle 113.543,10- TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıdan 193.538,80-TL alacaklı olduğu, davacının alacağının kaynağını davalı yana satışı yapılan 3 araç bedelinden bakiye ödenmeyen tutarın oluşturduğu, araba satışları konusunda her iki tarafın defterlerinde çelişki olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya yaptığını iddia ettiği ve davacıda kayıtlı olmayan toplamı 95.623-TL olan davacı çalışanı ...'a yapılan elden ödemeler olduğu, SGK kaydına göre ...'ın 01.02.2012 ila 31.01.2016 tarihleri arasında davacı çalışanı olduğu, euro para cinsinden yapılan ödemelere ait makbuz yerine geçmek üzere tahsilat yazılarını ...'ın imzaladığı anlaşılmaktadır.

Ancak tarafların ticari defterlerinde uyuşmazlık sadece ...'a yapılan iki ödemeden kaynaklanmamaktadır.Davalının davacıya yaptığını iddia ettiği ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davacıda olmayan toplamı 39.000-Euro karşılığı 117.753,10-TL olan senetli iki ödemenin, 22.05.2014 ve 31.08.2014 tarihli olarak senetlerin davalı ticari defterlerinde ödemelerin senetle yapıldığı kayıtlıdır.

17. 04.2014 tarihinde yapılan satış protokolünün tetkikinden;

59. 000- euro bedelli ... aracın davacı tarafından davalı ya şatışı için yapılan ve faturası tanzim edilen protokolde yer alan ''Yapılan Ödeme'' ibaresi başlığı altında 22.05.2014 tarih 19.000-euro nakit ve 31.08.2014 vadeli 20.000- euro bedelli senedin de davalı tarafından davacıya ödendiği,senetlerin davalıya iade edildiği ,üç ödemeden bir adedinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu gözetildiğinde iş bu uyuşmazlığın çözümü için ...'a yapıldığı iddia edilen ödemelerin sıhhati hususunda bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.İki adet senetli(39.000-euro )ödeme davacının kayıtlarına alınmadığı anlaşılmakla belirlenen bu ödeme nedeniyle davacı alacağının bulunmadığı sabit olmakla ,çalışan ...'a tahsilat yetkisi verilip verilmediği hususu incelenmemiştir.Zira elde ki dava davacının alacak iddiasına ilişkin olarak açılmıştır.

...'a yapılan fazla bir ödeme var ise eldeki davanın konusunu oluşturmamaktadır.İki ayrı senetli ödeme nedeniyle davacının alacağının bulunmadığı belirlendiğinden çalışanın tahsilat yetkisinin bulunup bulunmadığının eldeki bu dava da incelenmesi gerekmez.Davacının, davalıdan alacağını ispatlayamadığına ilişkin verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ;hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/02/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.