Temsil yetkisinin sınırlandırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2758 E. 2023/6724 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ dava açma ehliyeti↗ davanın yenilenmesi↗ limited şirket müdürü↗ şirket müdürünün azli↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ azil↗ temsil yetkisi↗ belirsiz alacak davası↗ re'sen terkin↗ işlemden kaldırma↗ ceza zamanaşımı↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ davanın açılmamış sayılması↗ şirket zararı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tespit davası↗ tazminat davası↗ derdestlik↗ açılmamış sayılma↗ iş bölümü↗ yenileme↗ alacak davası↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ iflas↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 14.02.2012 tarih, 2011/370 E. ve 2012/28 K. sayılı kararı ile davalı şirketin davacı ... ve davalı ... olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davalı ...'un 10.03.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar gereğince her türlü yetkiye haiz şirket müdürü olarak seçildiği, yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu iddia edildiğinden bu kararın iptali için mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 381 maddesine göre bu atama işleminin dayanağı olan ortaklar kurulu kararının iptali istekli bir dava açıldığının iddia edilmediği, birleşen dosya yönünden ise, davalının tek başına şirketi temsile yetkili olmadığı, sadece bir ortak için davanın açılmasının söz konusu olamayacağı, davacı ... İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak açıldığı tarihte Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlükte olduğu, bu Kanun gereği davacının böyle bir dava açma hak ve yetkisi olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 maddesi ile bu şekilde bir dava açılabilirse de davacı dilekçesi ile maddi bir olayın tespitini talep ettiği, yasada açıkça maddi vakaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca aynı Kanun'un 107 nci maddesindeki şartlarına göre de talebin uygun olmadığı, zira davacının dava ettiği ve somut olarak belirttiği olaylar nedeniyle zararın miktarının belirlenebilir bir zarar olduğu, belirli bir rakamın dilekçede yer almadığı gerekçesi ile asıl davada davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davada davacı ... İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... İş makineleri Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 05.11.2013 tarih, 2012/5812 E. ve 2013/22160 K. sayılı kararıyla asıl davada, mülga 6762 sayılı Kanun 556 ve 309 uncu maddesi uyarınca pay sahiplerinin ortaklar kurulu kararı olmaksızın böyle bir dava açma hakkı olduğu, mahkemece işin esasına girilip karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise 6100 sayılı Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; şirkete ait taşınmazın davalı ... tarafından şirkette müdür olduğu dönemde, genel kurul kararı almaksızın 31.05.2011 tarihinde tapuda gösterilen değere göre 78.000,00 TL bedelle dava dışı Ahmet Esen'e satıldığı, satış bedelinin defterlere 78.000,36 TL olarak işlendiği, Ahmet Esen'in şirkete toplam 151.000,00 TL ödeme yaptığı, bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki değerinin 571.812,35 TL olduğu, bu satış nedeniyle şirketin uğradığı zararın 420.812,35 TL olduğu, taşınmaza ait arsanın ...'a ait olduğu, üzerindeki muhdesatların onun tarafından yapıldığı yönündeki iddiaların resmi tapu kayıtları gözetildiğinde itibar edilmediği, tapunun iptali yada muhdesatın aidiyeti konusunda açılmış bir dava bulunmadığı, bu nedenle asıl davada 20.000,00 TL zararın tazminine ilişkin talebin kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen 2016/831 E. sayılı davası yönünden; bu davada taşınmaz satışından kaynaklanan bakiye zararın tazmininin talep edildiği, taşınmazın 31.05.2011 tarihinde satıldığı, asıl davanın 08.07.2011 tarihinde, birleşen davanın ise 08.04.2016 tarihinde açıldığı, asıl davanın mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açıldığı ve bu Kanunda belirsiz alacak davalarının düzenlenmediği, bu nedenle alacağın tamamı için zamanaşımı süresinin asıl dava tarihinde kesilmesinin söz konusu olamayacağı, zararın ve sorumlunun en geç asıl davanın açıldığı 08.07.2011 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığından bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, birleşen 2011/475 E. sayılı dosyası yönünden; tüm davalar yönünden dosyanın 30.03.2021 tarihinde işlemden kaldırıldığı, ancak bu dosyada davacı ... Ltd. Şti.'nin davayı yenileme talebinde bulunmadığı ve 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, birleşen 2013/144 E. sayılı dosyası yönünden; benzer bir davanın Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/164 E. sayılı dosyasında açıldığı, bu davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, 2013/144 E. sayılı davanın 07.03.2013 tarihinde 2012/164 E. sayılı davanın ise 20.04.2012 tarihinde açıldığı, şirkete ait taşınmazın ve bazı makinelerin düşük bedelle satışının söz konusu önceki davaya da konu edildiği, ancak o dava tarihinden ve kararın kesinleştiği tarihten sonraki eylemler için de azil istenebileceği, ...'un ve davacının müdürlük yaptıkları dönemde şirkete ait defterleri her türlü denetimden uzak şekilde ve kanuna aykırı olarak tuttukları, şirketin defterlerini hesap verilebilir bir şekilde muhasebe usul ve esaslarına uygun tutmadıkları, satışlarından elde edilen hasılatların nerelere harcandığının ve hangi hesaplara gittiğinin tespit edilemediği, davalının müdürlük yaptığı dönemde şirketin faaliyetinin sona erdiği ve vergi dairesince re'sen terk işlemi yapıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi kapsamında haklı nedenle azil şartlarının oluştuğu gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne 20.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'tan tahsil edilerek ... İş Makineleri Servis Yedek Parça Torna İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödenmesine, birleşen 2011/475 E. sayılı davasının açılmamış sayılmasına, birleşen 2016/831 E. sayılı davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen 2013/144 E. sayılı dosyasında azil talebinin kabulüne davalı ...'un ... İş Makineleri Servis Yedek Parça Torna İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti 'ndeki yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen 2013/144 E. dosyasında davalı ... ile birleşen 2011/475 E. dosyasında davacı ... İş...Ltd. Şti. vekili
temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece birleşen 2016/831 E. sayılı dosyasından verilen ret kararı yönünden mahkeme kararının temyiz edildiğini, mahkemece somut olaya mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Katılma yoluyla asıl ve birleşen 2013/144 E. dosyasında davalı ... ile birleşen 2011/475 E. dosyasında davacı ... İş...Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava ile birleşen 2011/475 E., birleşen 2013/144 E. dosyalarında verilen kararların katılma yoluyla temyiz edildiğini, satılan taşınmazın müvekkili ...'a ait olduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ancak buna rağmen mahkemece asıl davada müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, birleşen 2011/475 E. dosyasının işlemden kaldırıldığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, işbu davada davacı olduklarını ve bu dava yönünden davayı takip etmediklerine yönelik bir beyanlarının olmadığını, birleşen 2013/144 E. dosyasında müvekkili Mehmet Kurutulmuş'un müdürlük görevinden azline karar verildiğini, ancak şirketi ciddi anlamda zarara sokan kişinin aslında ... olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, limited şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemi ile limited şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309, 336, 342, 556 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl davaya ek olarak açılan bu dava limited şirket müdüründen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zararın ve sorumlunun en geç asıl davanın açıldığı 08.07.2011 tarihinde öğrenildiği, bu tarihten itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı, somut olayda ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; iddianın ileri sürülüş biçimi bakımından, davalıya isnat edilen zararı doğuran fiillerin, bu konuda herhangi bir cezai soruşturma olmasa dahi, ceza kanunları mucibince suç sayılan bir fiil teşkil etmesi halinde, davadaki zamanaşımının, bu fiile karşılık gelen yasa maddesi için öngörülen, uygulamadaki deyimi ile “uzatılmış zamanaşımı süresine” tabi olacağı açıktır. Mahkemece, eldeki davada davacı tarafın tazminata konu ettiği davalı eylemlerinin suçun unsurunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2758 E. , 2023/6724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/149 Esas, 2022/644 Karar
BİRLEŞEN DAVA
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/475 E.
BİRLEŞEN DAVA
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/144 E.
BİRLEŞEN DAVA
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/831 E.
HÜKÜM
Asıl ve birleşen 2013/144 E. sayılı davanın kabulü
Birleşen 2011/475 E. sayılı davasının açılmamış sayılmasına
Birleşen 2016/831 E. sayılı davasının reddine
Taraflar arasındaki tazminat ve limited şirket müdürünün azli davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen 2013/144 E. sayılı davanın kabulüne, birleşen 2011/475 E. davasının açılmamış sayılmasına, birleşen 2016/831 E. davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen 2013/144 E. dosyasında davalı ... ile birleşen 2011/475 E. dosyasında davacı ... İş...Ltd.Şti vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Davalılar vekili her ne kadar kararı katılma yoluyla temyiz etmiş ise de davacı tarafın temyizi birleşen 2016/831 E. sayılı davaya ilişkin olup, davalılar vekilinin temyizinin ise asıl davada, birleşen 2013/144 E. ve birleşen 2011/475 E. davasında verilen hükme ilişkin olduğu, bu haliyle davalılar vekilinin davacı tarafın temyiz dilekçesine karşı katılma yoluyla temyiz isteminde bulunamayacağı, nitekim her dört dava aralarındaki bağlantı sebebiyle birlikte görülmüş ise de esasında dört ayrı dava ve dört ayrı hüküm bulunduğu, bu sebeple davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Gerekli şartları taşıdığı anlaşılan birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ... İş Makineleri Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, davalı ...’un resmi olarak şirket müdürü sıfatıyla şirket adına kayıtlı Adana ili ... ilçesi ... köyü 11098 ada 11 parsel deki 7 no.lu bağımsız bölümü müvekkili şirketin ortağının bilgisi olmadan bedelinden çok aşağı bir değere sattığını, yine şirket adına kayıtlı başta iş makineleri olmak üzere bir çok menkulü değerinin altında satarak haksız menfaat elde ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL’nin davalıdan alınarak ... İş Makineleri Ltd. Şti.'ye ödenmesi ile haksız yapılan işlemler nedeniyle davalının temsil yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2- Birleşen 2011/475 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ortağı ve eski müdürü olan ...'un görevli olduğu dönemde şirketi zarara sokucu işlem ve eylemlerde bulunduğunu, şahsi harcamalarını şirket gideri olarak gösterdiğini, müvekkili şirket ile aynı işi yapan işyeri kurduğunu ve burada sigortalı olarak çalıştığını, bu şirkete müvekkili şirkete ait araç ve gereçleri aktardığını, müşterileri bu şirkete yönlendirdiğini, müvekkili şirketi zararda gösterip kâr dağıtımı yapmadığını, şirketin borçlarını ödemeyerek şirketin itibar kaybına uğramasına neden olduğunu ileri sürerek davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı 04.12.2009-02.03.2011 tarihleri arasında şirketin uğradığı zararın tesbitine, şirketin kuruluş tarihi olan 19.03.2008 tarihinden bu yana kâr, zarar ve ortaklara yapılan ödemelerin ve ortakların şirketten olan alacaklarının tesbitine, yargılama sırasında ortaya çıkacak zararın davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir.
3-Birleşen 2013/144 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; ortaklar kurulunun 02.03.2011 tarihli kararı ile davalının şirkete süresiz olarak müdür atandığını, davalının kötü yönetim ve kasten şirkete ait mal varlığını değerinin çok altına gösterip muvazaalı olarak 3. şahıslara devrederek şirketi zarara uğrattığını ve borca batık hale getirdiğini, şirkete ait tek taşınmazı yok pahasına sattığını, şirketi zarara sokan faaliyetleri bulunduğunu ileri sürerek davalının müdürlükten azline karar verilmesini talep etmiştir.
4-Birleşen 2016/831 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının şirket müdürü olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmeyerek şirkete ait gayrimenkulü değerinden aşağıya satarak şirketi zarara uğratması nedeni ile açılan ve Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/149 E. sayılı dosyasında derdest olan davada alınan bilirkişi raporları ile tespit edilen bakiye 481.812,99 TL zararın davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine, dosyanın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/149 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1-Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın şirket tarafından açılması gerektiğini, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, asıl davacının şirket müdürü iken şirketi zarara uğrattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2-Birleşen 2011/475 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
3-Birleşen 2013/144 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın aynı konuda Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/164 E. sayılı dosyası ile dava açtığını ve davanın reddedilerek kararın kesinleştiğini, davacı ...'un şirket yönetiminde iken yapmış olduğu yolsuzluklar bulunduğunu ve şirkete verdiği zarar verdiğini, şirketi iflasa sürüklediğini, müvekkili tarafından kardeşi davacı ...'a emanet edilen şirketin içinin boşaltıldığını, şirket kayıt ve hesapları ile oynandığını, şirket hesabının kendi ihtiyaçlarında kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2-Birleşen 2016/831 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketi zarara uğrattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 14.02.2012 tarih, 2011/370 E. ve 2012/28 K. sayılı kararı ile davalı şirketin davacı ... ve davalı ... olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davalı ...'un 10.03.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar gereğince her türlü yetkiye haiz şirket müdürü olarak seçildiği, yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu iddia edildiğinden bu kararın iptali için mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 381 maddesine göre bu atama işleminin dayanağı olan ortaklar kurulu kararının iptali istekli bir dava açıldığının iddia edilmediği, birleşen dosya yönünden ise, davalının tek başına şirketi temsile yetkili olmadığı, sadece bir ortak için davanın açılmasının söz konusu olamayacağı, davacı ...
İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak açıldığı tarihte Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlükte olduğu, bu Kanun gereği davacının böyle bir dava açma hak ve yetkisi olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 maddesi ile bu şekilde bir dava açılabilirse de davacı dilekçesi ile maddi bir olayın tespitini talep ettiği, yasada açıkça maddi vakaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca aynı Kanun'un 107 nci maddesindeki şartlarına göre de talebin uygun olmadığı, zira davacının dava ettiği ve somut olarak belirttiği olaylar nedeniyle zararın miktarının belirlenebilir bir zarar olduğu, belirli bir rakamın dilekçede yer almadığı gerekçesi ile asıl davada davacı ...
tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davada davacı ... İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... İş makineleri Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 05.11.2013 tarih, 2012/5812 E. ve 2013/22160 K. sayılı kararıyla asıl davada, mülga 6762 sayılı Kanun 556 ve 309 uncu maddesi uyarınca pay sahiplerinin ortaklar kurulu kararı olmaksızın böyle bir dava açma hakkı olduğu, mahkemece işin esasına girilip karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise 6100 sayılı Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; şirkete ait taşınmazın davalı ... tarafından şirkette müdür olduğu dönemde, genel kurul kararı almaksızın 31.05.2011 tarihinde tapuda gösterilen değere göre 78.000,00 TL bedelle dava dışı Ahmet Esen'e satıldığı, satış bedelinin defterlere 78.000,36 TL olarak işlendiği, Ahmet Esen'in şirkete toplam 151.000,00 TL ödeme yaptığı, bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki değerinin 571.812,35 TL olduğu, bu satış nedeniyle şirketin uğradığı zararın 420.812,35 TL olduğu, taşınmaza ait arsanın ...'a ait olduğu, üzerindeki muhdesatların onun tarafından yapıldığı yönündeki iddiaların resmi tapu kayıtları gözetildiğinde itibar edilmediği, tapunun iptali yada muhdesatın aidiyeti konusunda açılmış bir dava bulunmadığı, bu nedenle asıl davada 20.000,00 TL zararın tazminine ilişkin talebin kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen 2016/831 E.
sayılı davası yönünden; bu davada taşınmaz satışından kaynaklanan bakiye zararın tazmininin talep edildiği, taşınmazın 31.05.2011 tarihinde satıldığı, asıl davanın 08.07.2011 tarihinde, birleşen davanın ise 08.04.2016 tarihinde açıldığı, asıl davanın mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açıldığı ve bu Kanunda belirsiz alacak davalarının düzenlenmediği, bu nedenle alacağın tamamı için zamanaşımı süresinin asıl dava tarihinde kesilmesinin söz konusu olamayacağı, zararın ve sorumlunun en geç asıl davanın açıldığı 08.07.2011 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığından bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, birleşen 2011/475 E.
sayılı dosyası yönünden; tüm davalar yönünden dosyanın 30.03.2021 tarihinde işlemden kaldırıldığı, ancak bu dosyada davacı ... Ltd. Şti.'nin davayı yenileme talebinde bulunmadığı ve 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, birleşen 2013/144 E. sayılı dosyası yönünden; benzer bir davanın Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/164 E. sayılı dosyasında açıldığı, bu davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, 2013/144 E. sayılı davanın 07.03.2013 tarihinde 2012/164 E. sayılı davanın ise 20.04.2012 tarihinde açıldığı, şirkete ait taşınmazın ve bazı makinelerin düşük bedelle satışının söz konusu önceki davaya da konu edildiği, ancak o dava tarihinden ve kararın kesinleştiği tarihten sonraki eylemler için de azil istenebileceği, ...'un ve davacının müdürlük yaptıkları dönemde şirkete ait defterleri her türlü denetimden uzak şekilde ve kanuna aykırı olarak tuttukları, şirketin defterlerini hesap verilebilir bir şekilde muhasebe usul ve esaslarına uygun tutmadıkları, satışlarından elde edilen hasılatların nerelere harcandığının ve hangi hesaplara gittiğinin tespit edilemediği, davalının müdürlük yaptığı dönemde şirketin faaliyetinin sona erdiği ve vergi dairesince re'sen terk işlemi yapıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi kapsamında haklı nedenle azil şartlarının oluştuğu gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne 20.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'tan tahsil edilerek ...
İş Makineleri Servis Yedek Parça Torna İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödenmesine, birleşen 2011/475 E. sayılı davasının açılmamış sayılmasına, birleşen 2016/831 E. sayılı davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen 2013/144 E. sayılı dosyasında azil talebinin kabulüne davalı ...'un ... İş Makineleri Servis Yedek Parça Torna İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti 'ndeki yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen 2013/144 E. dosyasında davalı ... ile birleşen 2011/475 E. dosyasında davacı ... İş...Ltd. Şti. vekili
temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece birleşen 2016/831 E. sayılı dosyasından verilen ret kararı yönünden mahkeme kararının temyiz edildiğini, mahkemece somut olaya mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Katılma yoluyla asıl ve birleşen 2013/144 E. dosyasında davalı ... ile birleşen 2011/475 E. dosyasında davacı ... İş...Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava ile birleşen 2011/475 E., birleşen 2013/144 E. dosyalarında verilen kararların katılma yoluyla temyiz edildiğini, satılan taşınmazın müvekkili ...'a ait olduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ancak buna rağmen mahkemece asıl davada müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, birleşen 2011/475 E. dosyasının işlemden kaldırıldığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, işbu davada davacı olduklarını ve bu dava yönünden davayı takip etmediklerine yönelik bir beyanlarının olmadığını, birleşen 2013/144 E.
dosyasında müvekkili Mehmet Kurutulmuş'un müdürlük görevinden azline karar verildiğini, ancak şirketi ciddi anlamda zarara sokan kişinin aslında ... olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, limited şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemi ile limited şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309, 336, 342, 556 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Birleşen 2016/831 E. sayılı davasında davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl davaya ek olarak açılan bu dava limited şirket müdüründen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zararın ve sorumlunun en geç asıl davanın açıldığı 08.07.2011 tarihinde öğrenildiği, bu tarihten itibaren 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı, somut olayda ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; iddianın ileri sürülüş biçimi bakımından, davalıya isnat edilen zararı doğuran fiillerin, bu konuda herhangi bir cezai soruşturma olmasa dahi, ceza kanunları mucibince suç sayılan bir fiil teşkil etmesi halinde, davadaki zamanaşımının, bu fiile karşılık gelen yasa maddesi için öngörülen, uygulamadaki deyimi ile “uzatılmış zamanaşımı süresine” tabi olacağı açıktır. Mahkemece, eldeki davada davacı tarafın tazminata konu ettiği davalı eylemlerinin suçun unsurunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin asıl davaya, birleşen 2013/144 E. sayılı davasına ve davacı ... İş...Ltd. Şti. vekilinin birleşen 2011/475 E. sayılı davasına yönelik katılma yoluyla temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Birleşen 2016/831 E. sayılı davası yönünden mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/994556900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz