YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3861 E. 2024/31 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/346 E., 2018/307 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın "işyerim internet" ibareli marka başvurusuyla müvekkiline ait "iş ortağım", "iş yerim cebimde", "benim işim", "benim işim mega", "benim işim süper" markaları arasında iltibas bulunduğunu, davacının markasının tanınmış olduğunu, kötü niyetli olarak başvuruda bulunulduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığını, kötü niyet iddiasının reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının "işyerim internet" ibareli marka başvurusu ile davacının "İşOrtağım", "İş Yerim Cebimde", "Benim İşim" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği ya da davacının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedeleneceği ve davalının başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 ... maddesi anlamında iltibas bulunduğunu, markanın ayırtediciliğinin olduğunu, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yazılı gerekçeler ve sebepler ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1767 E. 2023/5505 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ile davacının "İşOrtağım", "İş Yerim Cebimde", "Benim İşim" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin bi …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın "işyerim internet" ibareli marka başvurusuyla müvekkiline ait "iş ortağım", "iş yerim cebimde", "benim işim", "benim işim mega", "benim işim süper" markaları arasında «iltibas» bulunduğunu, davacının markasının tanınmış olduğunu, kötü niyetli olarak başvuruda bulunulduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığını, «kötü niyet» iddiasının reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının asıl unsurunu oluşturan "cep" ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, «kötü niyet» iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · oy yasağı · kaldırma ve yeniden hüküm · kötüniyet · ayırt edicilik · dahili dava
Benzer bu kararda… ının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, «kötüniyet» iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… arı ile benzer olup müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki "cep" sözcüğünün markanın asli unsuru oluşturduğunu, "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkilinin "işyerim cebimde", "ofisim" cebimde" ibareli markaları ile de anlam ve konsept bütünlüğü oluşturması nedeniyle karıştırılma ihtimali olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu zira müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla "cep" ibaresini tanınır ve ayırt edici hale getirdiğini ileri sürer …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6696 E. 2024/2857 K.
Ortak:iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın "işyerim internet" ibareli marka başvurusuyla müvekkiline ait "iş ortağım", "iş yerim cebimde", "benim işim", "benim işim mega", "benim işim süper" markaları arasında «iltibas» bulunduğunu, davacının markasının tanınmış olduğunu, kötü niyetli olarak başvuruda bulunulduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
… ile davacının "İşOrtağım", "İş Yerim Cebimde", "Benim İşim" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin bi …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 ... maddesi anlamında «iltibas» bulunduğunu, markanın ayırtediciliğinin olduğunu, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ialar yönünden benzer olduğu görülmekle birlikte, anılan ibarenin niteliği itibariyle dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, karıştırılma ve «iltibas» ihtimaline neden olmayacağı, dava konusu "KENDİ İŞİM" şeklindeki markanın KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca en temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmeye elverişli bir ibare olmadığı, tescilinin mümkün olamayacağı, anılan KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi doğrudan hizmetin amacını, niteliğini belirtir durumda olduğu, ticaret hayatında kendi işini yapanlar tarafından sıklıkla kullanıldığı, tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın YİDK iptal talebi yönünden kabulü ile, YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesinin davanın mutlak ret nedenleri yönünden incelenemeyeceğinin tespitinin isabetli olmadığını, taraf markalarının «iltibasa» yol açacak derecede benzer olduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · istinaf incelemesi · kamu düzeni · iptal davası · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · harç · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile davacı tarafça başvuruya itiraz aşamasında, anılan KHK'nın 7 nci maddesinde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin hiçbirisine dayanılmadığı, «uyuşmazlık konusu» iptali istenen YİDK kararında da davalı şirket başvurusuna davacı şirketin tescilli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz, işaretlerin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca anlamında benzer olmadıkları gerekçe gösterilerek reddedildiği, her ne kadar mahkeme gerekçesine konu olan mutlak ret nedenleri kapsamında olup, «kamu düzenine» ilişkin bulunan bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekmekte ise de, 556 sayılı KHK'nın 53 üncü maddesine dayalı olarak açılan davada, mahkemece sadece iptali istenen YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinden, bu kararda tartışılmayan hususların kararın iptalinde gerekçe olarak göz önüne alınmasının mümkün olmadığı, somut uyuşmazlık yönünden de YİDK kararında değerlendirilmeyen mutlak ret nedenlerinin, YİDK kararının iptali davasında dikkate alınması mümkün olmayıp, ancak böyle bir nedene dayalı hükümsüzlük davasında değerlendirme yapılması gerektiği, mahkemece yapılan değerlendirmede de tarafların markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, mahkemece verilen kararın davacı tarafça da istinaf edilmediği, o halde mahkemece, uyuşmazlığın hukuki tavsifinin tarafların iddia ve savunmaları ile iptal istenen YİDK kararının dayanağını teşkil eden hükümler çerçevesinde yapılması ve sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılan YİDK kararının iptali hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği, ayrıca somut uyuşmazlıkta davalının marka başvurusu İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden önce, 13.12.2017 tarihinde tescil edildiği halde, mahkemece davalı markasının hükümsüzlük istemi konusunda, dava konusu markanın henüz tescil edilmediği gerekçesiyle bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiği, karara karşı davacı vekilince (veya davalı şirket «temsilcisi» tarafından) istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, bu durumda hükümsüzlük talebi konusunda verilen karardaki bu yanlışlık, kararın kaldırılması nedeni yapılamadığı, davacı yararına oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına bu nedenle hükmedilen «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleri» ile ilgili hüküm kısmı da aynen muhafaza edildiği, YİDK kararının «iptali davası» yönünden ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan «harç» ve vekalet ücretleri dikkate alındığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… rak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki aksi kanaatte olunsa dahi dava konusu başvurunun, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunduğu gibi tanımlayıcı veya vasıf bildirici de olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ialar yönünden benzer olduğu görülmekle birlikte, anılan ibarenin niteliği itibariyle dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, karıştırılma ve «iltibas» ihtimaline neden olmayacağı, dava konusu "KENDİ İŞİM" şeklindeki markanın KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca en temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmeye elverişli bir ibare olmadığı, tescilinin mümkün olamayacağı, anılan KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi doğrudan hizmetin amacını, niteliğini belirtir durumda olduğu, ticaret hayatında kendi işini yapanlar tarafından sıklıkla kullanıldığı, tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın YİDK iptal talebi yönünden kabulü ile, YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3861 E. , 2024/31 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/740 Esas, 2022/31 Karar
Avukat ...
DAVALILAR 1-.... vekili Avukat ...
2-... (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/346 E., 2018/307 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın "işyerim internet" ibareli marka başvurusuyla müvekkiline ait "iş ortağım", "iş yerim cebimde", "benim işim", "benim işim mega", "benim işim süper" markaları arasında iltibas bulunduğunu, davacının markasının tanınmış olduğunu, kötü niyetli olarak başvuruda bulunulduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığını, kötü niyet iddiasının reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının "işyerim internet" ibareli marka başvurusu ile davacının "İşOrtağım", "İş Yerim Cebimde", "Benim İşim" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği ya da davacının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedeleneceği ve davalının başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 ... maddesi anlamında iltibas bulunduğunu, markanın ayırtediciliğinin olduğunu, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yazılı gerekçeler ve sebepler ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993651200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz