Iskat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4897 E. 2023/6906 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ıskat↗ genel kurula çağrı↗ organsızlık↗ sermaye taahhüdü↗ yönetim kurulu üyeliği↗ el koyma↗ istifa↗ kayyım↗ ibra↗ vekâlet ücreti↗ şirket zararı↗ ifa↗ ihtar↗ esastan ret↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/560 E., 2019/1053 K.
Taraflar arasındaki sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin ortağı, davalıların 05.07.2017 tarihine kadar ki yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalı ...'ın ise halen yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, belirtilen tarihe kadar yönetim kurulunu oluşturan davalıların şirket genel kurulu için çağrı yapmadığını, bu hususta gönderilen ihtar gereğinin de yerine getirilmemesi üzerine çağrıya izin için dava açıldığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/180 E. 2017/349 K. sayılı ilamı ile çağrı için izin kararı verildiğini, kayyım tarafından ilan süreçleri yapılarak toplantının 05.07.2017 tarihinde yapıldığını, bu çağrı için masraflar yapıldığını, şirket zararını ortadan kaldıracak hiçbir davranışta bulunulmadığını, yönetim kurulu üyeleri üzerinde ciddi miktarda şirket parası olduğunu ileri sürerek davalıların şirkete verdikleri zararların bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi ile şimdilik 250.000,00 TL alacağın avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin 2013 yılı genel kurulunun 20.06.2014 tarihinde çağrısız olarak yapıldığını, bu genel kurulda yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edildiğini, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının ayrı ayrı görüşülüp müzakere edilip, yönetim kurulu raporu ve denetim kurulu raporunun genel kurulun oyuna sunulduğunu, yapılan oylama sonucunda kabul edildiğini, Elif ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerinden yerlerine geçecek herhangi bir atama olmadığından istifalarından sonra yerlerine atama yapılmadığından şirketin organsız kaldığını, istifadan sonraki süreç için sorumluluk yüklenemeyeceğini, organsız kalan şirketin 2014 ve devamı yıllarda gayri faal olarak ticari yaşamını sürdürdüğünü, bu süreçte davacının şirkete karşı kayıtsız kaldığını, ödemesi gereken sermaye taahhüt borçlarını ödemediğini, şirkette tek seçilmiş yönetim kurulu üyesinin şirketin zaruri masraflarını kendi kişisel birikimi ile karşıladığını, kayyım tarafından yapılan genel kurulda davacı ve diğer ortakların davet edilmesine rağmen katılmadıklarını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belirtilen tarihlerde yönetim kurulu üyeliği yapan davalıların bu sürede şirketi zararlandırıcı eylem ve davranışlarda bulunduğu, kusurlu olan davalıların sorumlu olduğu iddia edilmesine rağmen zararlandırıcı eylemlerin ispat edilemediği, davalılardan, ...'nin davadan önce şirketten aldığı borcu kapattığı, tüm ortakların sermaye koyma taahhütlerini tamamen yerine getirmedikleri, sermaye taahhüt koyma borcunu yerine getirmeyen ortaklarla ilgili şirket tarafından ıskat veya borcun tahsili yoluna gidilebileceği kanaatine varılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların, mali anlamdaki görevlerini yerine getirmedikleri gibi, şirketin genel kurulunu dahi toplamadıklarını ve şirket ortaklarına hesap dahi vermediklerini, sermaye koyma borcunun ifası hususunda karar almadıklarını, sermaye koyma borcunu da ifa etmediklerini, üstelik üzerlerinde ciddi şirket parası varken ve şirket zarar ederken, bu konularda yönetim kuruluna ait hiçbir yasal görevi ifa etmediklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini isteniştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; şirket yöneticilerinin şirketi uğrattıkları zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 553 üncü madde ve devamı
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belirtilen tarihlerde «yönetim kurulu üyeliği» yapan davalıların bu sürede şirketi zararlandırıcı eylem ve davranışlarda bulunduğu, kusurlu olan davalıların sorumlu olduğu iddia edilmesine rağmen zararlandırıcı eylemlerin ispat edilemediği, davalılardan, ...'nin davadan önce şirketten aldığı borcu kapattığı, tüm ortakların sermaye «koyma» «taahhütlerini» tamamen yerine getirmedikleri, «sermaye taahhüt» koyma borcunu yerine getirmeyen ortaklarla ilgili şirket tarafından «ıskat» veya borcun tahsili yoluna gidilebileceği kanaatine varılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
… ların, mali anlamdaki görevlerini yerine getirmedikleri gibi, şirketin genel kurulunu dahi toplamadıklarını ve şirket ortaklarına hesap dahi vermediklerini, sermaye «koyma» borcunun ifası hususunda karar almadıklarını, sermaye koyma borcunu da «ifa» etmediklerini, üstelik üzerlerinde ciddi şirket parası varken ve «şirket zarar» ederken, bu konularda yönetim kuruluna ait hiçbir yasal görevi ifa etmediklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar v …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davaya konu davalı eyleminin haksız el «koyma» niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13524 E. 2015/2938 K.
Ortak:el koyma
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belirtilen tarihlerde «yönetim kurulu üyeliği» yapan davalıların bu sürede şirketi zararlandırıcı eylem ve davranışlarda bulunduğu, kusurlu olan davalıların sorumlu olduğu iddia edilmesine rağmen zararlandırıcı eylemlerin ispat edilemediği, davalılardan, ...'nin davadan önce şirketten aldığı borcu kapattığı, tüm ortakların sermaye «koyma» «taahhütlerini» tamamen yerine getirmedikleri, «sermaye taahhüt» koyma borcunu yerine getirmeyen ortaklarla ilgili şirket tarafından «ıskat» veya borcun tahsili yoluna gidilebileceği kanaatine varılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
… ların, mali anlamdaki görevlerini yerine getirmedikleri gibi, şirketin genel kurulunu dahi toplamadıklarını ve şirket ortaklarına hesap dahi vermediklerini, sermaye «koyma» borcunun ifası hususunda karar almadıklarını, sermaye koyma borcunu da «ifa» etmediklerini, üstelik üzerlerinde ciddi şirket parası varken ve «şirket zarar» ederken, bu konularda yönetim kuruluna ait hiçbir yasal görevi ifa etmediklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar v …
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · haciz
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15320 E. 2015/2749 K.
Ortak:organsızlık · kayyım · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin 2013 yılı genel kurulunun 20.06.2014 tarihinde çağrısız olarak yapıldığını, bu genel kurulda «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun «ibra» edildiğini, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının ayrı ayrı görüşülüp müzakere edilip, yönetim kurulu raporu ve denetim kurulu raporunun genel kurulun oyuna sunulduğunu, yapılan oylama sonucunda kabul edildiğini, Elif ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinden «istifa» ettiklerinden yerlerine geçecek herhangi bir atama olmadığından istifalarından sonra yerlerine atama yapılmadığından şirketin «organsız» kaldığını, istifadan sonraki süreç için sorumluluk yüklenemeyeceğini, organsız kalan şirketin 2014 ve devamı yıllarda gayri faal olarak ticari yaşamını sürdürdüğünü, bu süreçte davacının şirkete karşı kayıtsız kaldığını, ödemesi gereken «sermaye taahhüt» borçlarını ödemediğini, şirkette tek seçilmiş yönetim kurulu üyesinin şirketin zaruri «masraflarını» kendi kişisel birikimi ile karşıladığını, «kayyım» tarafından yapılan genel kurulda davacı ve diğer ortakların davet edilmesine rağmen katılmadıklarını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir …
2017/349 K. sayılı ilamı ile çağrı için izin kararı verildiğini, «kayyım» tarafından «ilan» süreçleri yapılarak toplantının 05.07.2017 tarihinde yapıldığını, bu çağrı için «masraflar» yapıldığını, «şirket zararını» ortadan kaldıracak hiçbir davranışta bulunulmadığını, «yönetim kurulu» üyeleri üzerinde ciddi miktarda şirket parası olduğunu ileri sürerek davalıların şirkete verdikleri zararların bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi ile şimdilik 250.000,00 TL alacağın «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin ortağı, davalıların 05.07.2017 tarihine kadar ki «yönetim kurulu» üyesi olduklarını, davalı ...'ın ise halen yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, belirtilen tarihe kadar yönetim kurulunu oluşturan davalıların şirket genel kurulu için çağrı yapmadığını, bu hususta gönderilen «ihtar» gereğinin de yerine getirilmemesi üzerine çağrıya izin için dava açıldığını, Ankara 3.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 110.000 adet hissesi davacı şirket kayıtlarında ve «zilyetliğinde» olduğundan davacının katılmadığı «çağrısız genel kurul» toplantısı yapılması halinin TTK'nın 370. maddesine aykırı olduğu, bu şekilde yapılan toplantı yok hükmünde olduğu, şirketin «organsız» durumda olmadığından «kayyım atanması» talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «yönetim kurulu» kararları aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 20/08/2010 tarihli Genel Kurul Toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine, Yönetim …
Bu itibarla, «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğu ve şirketin «organsız» kaldığı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle «yönetim kurulu kararının iptali» ve «kayyım tayinine» ilişkin talepler yönünden davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti, «yönetim kurulu kararının iptali» ve şirkete «kayyım atanmasına» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:görev dağılımı · genel kurul kararının yokluğu · çağrısız genel kurul · yönetim kurulu kararının iptali · kayyım tayini · zilyetlik · anonim şirket yönetim kurulu · kayyım atanması
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 110.000 adet hissesi davacı şirket kayıtlarında ve «zilyetliğinde» olduğundan davacının katılmadığı «çağrısız genel kurul» toplantısı yapılması halinin TTK'nın 370. maddesine aykırı olduğu, bu şekilde yapılan toplantı yok hükmünde olduğu, şirketin «organsız» durumda olmadığından «kayyım atanması» talebinin yerinde olmadığı, ayrıca «yönetim kurulu» kararları aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 20/08/2010 tarihli Genel Kurul Toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine, Yönetim …
Dava, «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti, «yönetim kurulu kararının iptali» ve şirkete «kayyım atanmasına» ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine, «yönetim kurulu kararının iptali» ve «kayyım atanması» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğu ve şirketin «organsız» kaldığı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle «yönetim kurulu kararının iptali» ve «kayyım tayinine» ilişkin talepler yönünden davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4897 E. , 2023/6906 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/760 Esas, 2022/655 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/560 E., 2019/1053 K.
Taraflar arasındaki sorumluluk davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin ortağı, davalıların 05.07.2017 tarihine kadar ki yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalı ...'ın ise halen yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, belirtilen tarihe kadar yönetim kurulunu oluşturan davalıların şirket genel kurulu için çağrı yapmadığını, bu hususta gönderilen ihtar gereğinin de yerine getirilmemesi üzerine çağrıya izin için dava açıldığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/180 E. 2017/349 K. sayılı ilamı ile çağrı için izin kararı verildiğini, kayyım tarafından ilan süreçleri yapılarak toplantının 05.07.2017 tarihinde yapıldığını, bu çağrı için masraflar yapıldığını, şirket zararını ortadan kaldıracak hiçbir davranışta bulunulmadığını, yönetim kurulu üyeleri üzerinde ciddi miktarda şirket parası olduğunu ileri sürerek davalıların şirkete verdikleri zararların bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi ile şimdilik 250.000,00 TL alacağın avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin 2013 yılı genel kurulunun 20.06.2014 tarihinde çağrısız olarak yapıldığını, bu genel kurulda yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edildiğini, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının ayrı ayrı görüşülüp müzakere edilip, yönetim kurulu raporu ve denetim kurulu raporunun genel kurulun oyuna sunulduğunu, yapılan oylama sonucunda kabul edildiğini, Elif ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerinden yerlerine geçecek herhangi bir atama olmadığından istifalarından sonra yerlerine atama yapılmadığından şirketin organsız kaldığını, istifadan sonraki süreç için sorumluluk yüklenemeyeceğini, organsız kalan şirketin 2014 ve devamı yıllarda gayri faal olarak ticari yaşamını sürdürdüğünü, bu süreçte davacının şirkete karşı kayıtsız kaldığını, ödemesi gereken sermaye taahhüt borçlarını ödemediğini, şirkette tek seçilmiş yönetim kurulu üyesinin şirketin zaruri masraflarını kendi kişisel birikimi ile karşıladığını, kayyım tarafından yapılan genel kurulda davacı ve diğer ortakların davet edilmesine rağmen katılmadıklarını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belirtilen tarihlerde yönetim kurulu üyeliği yapan davalıların bu sürede şirketi zararlandırıcı eylem ve davranışlarda bulunduğu, kusurlu olan davalıların sorumlu olduğu iddia edilmesine rağmen zararlandırıcı eylemlerin ispat edilemediği, davalılardan, ...'nin davadan önce şirketten aldığı borcu kapattığı, tüm ortakların sermaye koyma taahhütlerini tamamen yerine getirmedikleri, sermaye taahhüt koyma borcunu yerine getirmeyen ortaklarla ilgili şirket tarafından ıskat veya borcun tahsili yoluna gidilebileceği kanaatine varılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların, mali anlamdaki görevlerini yerine getirmedikleri gibi, şirketin genel kurulunu dahi toplamadıklarını ve şirket ortaklarına hesap dahi vermediklerini, sermaye koyma borcunun ifası hususunda karar almadıklarını, sermaye koyma borcunu da ifa etmediklerini, üstelik üzerlerinde ciddi şirket parası varken ve şirket zarar ederken, bu konularda yönetim kuruluna ait hiçbir yasal görevi ifa etmediklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini isteniştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; şirket yöneticilerinin şirketi uğrattıkları zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 553 üncü madde ve devamı
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993531800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz