Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4940 E. 2023/6928 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin satış destek primi↗ üst hakkı↗ rekabet kurulu kararı↗ ecrimisil↗ intifa hakkı↗ prim alacağı↗ i̇i̇k 258↗ kefalet limiti↗ kefalet sözleşmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ mutabakat↗ tahsilde tekerrür↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ kira sözleşmesi↗ ek prim↗ kesinlik sınırı↗ kefalet↗ fesih↗ kamu düzeni↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/347 E., 2018/1385 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Mustafa Demirkol dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan 16.258,04 TL işletme hakkı ücret alacağı ve birleşen davaya konu edilen toplam miktar 32.516,08 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığından davalılar vekilinin asıl davada işletme hakkı ücret alacağı ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinin 22.07.2010 tarihinde imzalanan protokol ile Rekabet Kurulu kararı uyarınca 18.09.2010 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uygulanması konusunda mutabakata vardıklarını, müvekkilinin dava dışı ...'dan kiraladığı taşınmazı davalıya teslim ettiğini, davalı ...'ın 250.000,00 USD limitle kefil olduğunu, müvekkilinin 5 yıl için 750.000,00 USD + KDV olmak üzere toplam 885.000,00 USD prim ödemeyi taahhüt ettiğini, 23.09.2010 tarihinde davalı şirkete 1.124.694,50 TL ödediğini, davalı şirketin başka kaynaklardan akaryakıt tedarik ederek satışa sunduğunu, borçlarını vadesinde ödemediğini, istasyon otomasyon sistemini sözleşmeye uygun kullanmadığını, söz konusu aykırılıkların giderilmesi için davalıya ihtarname keşide edildiğini, mahkeme aracılığıyla yatırılan tespitte istasyonun kapalı olduğunun tespit edildiğini, 23.08.2013 tarihinde sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilince ödenen peşin satış destek priminin bakiye 757 günlük süresi için toplam 366.892,16 USD'nin iade edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın derhal tahliye edilerek müvekkiline teslim edilmesi istendiği halde davalı şirketin ihtarnameye rağmen taşınmazı tahliye etmediğini, taraflar arasındaki protokolün 4. maddesi uyarınca keşide edilen 01.10.2013 ve 01.11.2013 tarihli faturalar toplamı 16.258,04 TL işleticilik bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 366.892,16 USD bakiye peşin satış destek primi ve 16.258,04 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davalı tarafın ihtarnameye rağmen taşımazı tahliye etmemesi nedeniyle müvekkilince davalı şirket aleyhine meni müdahale davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, davalının halen taşınmaz üzerinde başka bir şirketin bayiliğini sürdürdüğünü, düzenlenen faturalar ile ilgili aylara ait toplam 32.516,08 TL işletme bedeli talep edilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek söz konusu meblağın faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, müvekkili ile taşınmaz maliki arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin kiracı ve üst hakkı sahibi olduğunu, haksız olarak feshedilen sözleşmeye göre talep edilen işletmecilik bedelinin hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar 5 yıl süreli protokol ve 18.09.2010 tarihli bayiilik sözleşmesi akdedildiği, davalı ...'ın 250.000 USD limit ile kefil olduğu, davacı şirket ile akaryakıt istasyonunun kurulduğu taşınmaza ilişkin 5 yıl süreli kira sözleşmesi akdedildiği, aylık işletme bedelinin 5.832,00 TL olarak belirlendiği, davacının, 750.000 USD peşin satış destek primini davalı şirkete ödediği, davacı tarafça 23.08.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, sözleşmenin 13/1-c maddesi nazara alındığında davacının asıl davada talep ettiği peşin satış destek priminin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren uygulanmayan süresine karşılık gelen kısmının iadesi talebinin yerinde olduğu, davalı ...'ın sorumluluğunun kefalet limiti ile sınırlı tutulması gerektiği, taraflar arasındaki protokolün 4. maddesinde düzenlenen işletme hakkı bedelinin sözleşmenin devamında her ay için ödenecek bir bedel olduğu, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürdüğü taşınmazı tahliye ve teslim etmediği gerekçesiyle feshedilen ve fesih tarihinden itibaren taraflar arasında uygulanma olanağı kalmayan protokol maddesi uyarınca işletme hakkı bedeli talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, (tahsilde tekerrür olmamak ve kefil olan davalı ...'ın kefâlet limiti olan 250.000,00 USD ile sorumlu olması kaydı ile) 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; peşin satış destek priminin 484,71 USD eksik hesaplandığını, işleticilik bedeli talebinin reddinin hatalı olduğunu, davalıların bayilik sözleşmesinin sona ermesine rağmen taşınmazı tahliye etmemelerinin kendilerini haksız işgalci konumuna düşürdüğünü, sözleşmede öngörülen işleticilik bedelinin davalılarca müvekkiline ecrimisil olarak ödenmesi gerektiğini, talep edilen işleticilik bedellerine ilişkin faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun bilirkişi incelemesinde tespit edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin peşin satış destek primine ilişkin kararının yerinde olduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin haksız kullanımlara dayalı taleplerin ecrimisil istemi niteliğinde olduğu, taraflar arasında görülen davalı şirketin bayilik sözleşmesine konu taşınmaza müdahalesinin men'ine dair 08.01.2014 tarihinde verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 11.10.2013 tarihli tespit dosyası raporunda davaya konu istasyonda dava dışı bir şirkete ait ürünlerin satıldığının belirlendiği, davalı şirket adına tapuya tescil edilmiş bir üst hakkının mevcut olmadığı, davalının beyanlarından taşınmazı davacıya teslim etmediğinin anlaşıldığı, davacı söz konusu taşınmazı dava dışı malikten kiralamış olup taşınmazı kullanma hakkına sahip olduğu, davalı şirket, davacı ile olan kira sözleşmesi sona erdikten sonra taşınmazı 01.10.2013, 01.11.2013, 01.12.2013, 01.01.2014, 01.02.2014, 01.03.2014 tarihli faturaların ait olduğu dönemler itibarıyla kullanmaya devam ettiğine göre bu dönemlere ilişkin ecrimisil bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın peşin satış destek primi istemi yönünden kısmen kabulüne, işletme hakkına ilişkin istem yönünden kabulüne, peşin satış destek priminin karşılıksız kalan kısmı 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve işletme hakkı ücreti alacağı 8.129,02 TL'nin 01.10.2013, 8.129,02 TL'nin 01.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte her iki alacak kalemi yönünden davalı kefil ...'ın sorumluluğu 250.000,00 USD ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden geçerli bir kefalet bulunmadığını, Mahkemece bu konuda inceleme yapılmadığını, kefile yönelik icra takibinin iptali gerekeceğini, bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisinin 9 yıl sorunsuz sürdüğünü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından intifa hakkı sürelerinin kısaltılmasının ardından davacının başka bir olayı ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğini, müvekkiline günlerce akaryakıt verilmediğini, akabinde istasyona tespite gelinerek satılan ürünün petrol ofisi ürünü olmadığının iddia edildiğini, dosyadaki tek kanıtın tespit raporu olduğunu, akaryakıtta hangi ürünün hangi firmadan geldiği belli olmadığından o dönemki kayıtlara ve stok kayıtlarına bakılması gerektiğini, bu konuda eksik inceleme ile karar verildiğini, başka şirketin ürününün satılıp satılmadığının yan delillerle ispatı gerektiğini, petrol mühendisi bilirkişinin düzenlediği raporun dayanak alınmasının hukuka aykırı olduğunu, dövize faiz uygulamasının, hem döviz artışından yararlandırıp hem de en yüksek faizle tahsil yönünde karar verilmesinin çelişki oluşturduğunu, inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davalı ... bakımından geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunup bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı ve hükmedilen faize ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 995 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi kararı yalnızca asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalıların asıl davadaki peşin satış destek primi alacağı bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince asıl davada peşin satış destek primi alacağı yönünden temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1667 E. 2023/5426 K.
Ortak:ecrimisil · intifa hakkı · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · kira sözleşmesi · protokol · taahhütname · ihtarname · Tazminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar 5 yıl süreli «protokol» ve 18.09.2010 tarihli bayiilik sözleşmesi akdedildiği, davalı ...'ın 250.000 USD limit ile «kefil» olduğu, davacı şirket ile akaryakıt istasyonunun kurulduğu taşınmaza ilişkin 5 yıl süreli «kira sözleşmesi» akdedildiği, aylık işletme bedelinin 5.832,00 TL olarak belirlendiği, davacının, 750.000 USD «peşin satış destek primini» davalı şirkete ödediği, davacı tarafça 23.08.2013 tarihli «ihtarname» ile sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, sözleşmenin 13/1-c maddesi nazara alındığında davacının asıl davada talep ettiği peşin satış destek priminin «sözleşmenin feshi» tarihinden itibaren uygulanmayan süresine karşılık gelen kısmının iadesi talebinin yerinde olduğu, davalı ...'ın sorumluluğunun «kefalet limiti» ile sınırlı tutulması gerektiği, taraflar arasındaki protokolün 4. maddesinde düzenlenen işletme hakkı bedelinin sözleşmenin devamında her ay için ödenecek bir bedel olduğu, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürdüğü taşınmazı tahliye ve «teslim» etmediği gerekçesiyle feshedilen ve «fesih» tarihinden itibaren taraflar arasında uygulanma olanağı kalmayan protokol maddesi uyarınca işletme hakkı bedeli talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, («tahsilde tekerrür olmamak» ve kefil olan davalı ...'ın kefâlet limiti olan 250.000,00 USD ile sorumlu olması «kaydı» ile) 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya il …
DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinin 22.07.2010 tarihinde imzalanan «protokol» ile Rekabet Kurulu kararı uyarınca 18.09.2010 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uygulanması konusunda «mutabakata» vardıklarını, müvekkilinin dava dışı ...'dan kiraladığı taşınmazı davalıya «teslim» ettiğini, davalı ...'ın 250.000,00 USD limitle «kefil» olduğunu, müvekkilinin 5 yıl için 750.000,00 USD + KDV olmak üzere toplam 885.000,00 USD «prim» ödemeyi «taahhüt» ettiğini, 23.09.2010 tarihinde davalı şirkete 1.124.694,50 TL ödediğini, davalı şirketin başka kaynaklardan akaryakıt tedarik ederek satışa sunduğunu, borçlarını vadesinde ödemediğini, istasyon otomasyon sistemini sözleşmeye uygun kullanmadığını, söz konusu aykırılıkların giderilmesi için davalıya «ihtarname» keşide edildiğini, mahkeme aracılığıyla yatırılan tespitte istasyonun kapalı olduğunun tespit edildiğini, 23.08.2013 tarihinde sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilince ödenen «peşin satış destek priminin» bakiye 757 günlük süresi için toplam 366.892,16 USD'nin iade edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın derhal tahliye edilerek müvekkiline teslim edilmesi istendiği halde davalı şirketin ihtarnameye rağmen taşınmazı tahliye etmediğini, taraflar arasındaki protokolün 4. maddesi uyarınca keşide edilen 01.10.2013 ve 01.11.2013 tarihli faturalar toplamı 16.«258»,04 TL işleticilik bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 366.892,16 USD bakiye peşin satış destek primi ve 16.258,04 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmişt …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin «peşin satış destek primine» ilişkin kararının yerinde olduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin haksız kullanımlara dayalı taleplerin «ecrimisil» istemi niteliğinde olduğu, taraflar arasında görülen davalı şirketin «bayilik sözleşmesine» konu taşınmaza müdahalesinin men'ine dair 08.01.2014 tarihinde verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 11.10.2013 tarihli tespit dosyası raporunda davaya konu istasyonda dava dışı bir şirkete ait ürünlerin satıldığının belirlendiği, davalı şirket adına tapuya tescil edilmiş bir «üst hakkının» mevcut olmadığı, davalının beyanlarından taşınmazı davacıya «teslim» etmediğinin anlaşıldığı, davacı söz konusu taşınmazı dava dışı malikten kiralamış olup taşınmazı kullanma hakkına sahip olduğu, davalı şirket, davacı ile olan «kira sözleşmesi» sona erdikten sonra taşınmazı 01.10.2013, 01.11.2013, 01.12.2013, 01.01.2014, 01.02.2014, 01.03.2014 tarihli faturaların ait olduğu dönemler itibarıyla kullanmaya devam ettiğine göre bu dönemlere ilişkin ecrimisil bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın peşin satış destek primi istemi yönünden kısmen kabulüne, işletme hakkına ilişkin istem yönünden kabulüne, peşin satış destek priminin karşılıksız kalan kısmı 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve işletme hakkı ücreti alacağı 8.129,02 TL'nin 01.10.2013, 8.129,02 TL'nin 01.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte her iki alacak kalemi yönünden davalı «kefil» ...'ın sorumluluğu 250.000,00 USD ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne «kesin» olarak karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 25.10.2011 tarihli ve 5 yıl süreli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirket veya «garantörün» istasyon üzerinde müvekkili lehine 5 yıl süreli «intifa hakkı» vereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya 650.000,00 TL tutarında «hizmet bedeli» ödediğini, kalan tutarın sözleşme kapsamında eski bayinin müvekkiline olan borcuna «mahsup» edildiğini, davalının müvekkiline 20/06/2013 tarihli «ihtarname» ile bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız olarak feshettiğini, davalı şirketin «taahhütlerine» uygun davranmadığını, 2 yıl bile olmadan müvekkilinin onayı dışında istasyonu 3. şahıslara devretmek istediğini, müvekkilinin onay vermemesi üzerine gönderdiği ihtarname ile bayilik ilişkisini haksız feshettiğini, anılan «kira ilişkisinin» hukuken ölü doğduğunu zira istasyonun intifa hakkının müvekkiline ait olduğunu, kuru mülkiyet hakkına sahip maliklerin davalı şirketi istasyondan tahliye edemeyeceğini, istasyonda davalı şirketin dava dışı üçüncü bir şirket ile bayilik sözleşmesi imzaladığını, davalının intifa hakkı müvekkiline ait olan akaryakıt istasyonu üzerinde başka bir «dağıtım» şirketi ile bayilik sözleşmesi imzalamasının aralarındaki «protokole» aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmesinin 46. maddesine göre bayinin feshi tarihini takip eden 2 gün içinde istasyonu müvekkiline «teslim» edeceğinin kararlaştırıldığını, diğer davalılar Aydın ve ...'nun müvekkili ile davalı şirket arasındaki sözleşmeleri garantör sıfatı ile imzaladıklarını, davalının halen taşınmazda faaliyette bulunarak haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz yönündeki davalının haksız müdahalesinin menine müvekkili şirketin taşınmazı fiilen kullanamaması sebebiyle uğradığı «kar kaybı» ve diğer zararlar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09/03/2018 «havale» tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kar kaybına yönelik davalarının 25.000,00 TL, «ecrimisil» taleplerinin 25.000,00 TL, müdahalenin men'i talebi yönünden dava değerlerinin ilerde artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL olduğunu belirtmiş, daha sonra kar kaybı talebini 437.805,00 TL olarak «ıslah» etmiş ve harcını yatırmıştır.
CEVAP Davalılar davaya süresinde cevap vermemişler ancak davalılar ...vekili sonradan «ibraz» ettiği beyan dilekçesinde özetle; davanın öncelikle «husumet» yönünden reddinin gerektiğini, dava tarihi itibariyle davalıların taşınmazda herhangi bir tecavüzlerinin olmadığını, müvekkillerinin taşınmazın eski malikleri olduğunu, davalı ...şirketinin taşınmazın yeni malikleri tarafından tahliye edildiğini, ...şirketi ile olan «kira sözleşmelerini fesh» ederek kira bedelinin tahsili ve tahliye istemli yaptıkları takip sonucu ...şirketinin taşınmazı tahliye etmek zorunda kaldığını, taşınmazda dava dışı Kaan Akaryakıt isimli başka bir akaryakıt istasyonunun faaliyet gösterdiğini, müdahalenin meni için taşınmazın değeri üzerinden «harç» alınması gerektiğini, ...şirketi tarafından taşınmazın tahliye edilmesi söz konusu olduğundan sözleşmenin artık uygulanamayacağının davacıya bildirildiğini, bu «ihtarnamenin» davacı tarafça yanlış yorumlandığını bir feshin bulunmadığını, intifa sözleşmesinin malikler tarafından fesh edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini …
… I İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapuya tescil edilerek ve yasal mevzuat çerçevesinde geçerli olarak kurulmuş olan «intifa hakkı» sebebiyle kendisine tanınan süre boyunca taşınmazı kullanmak semerelerinden faydalanmak «yetkisine» sahip olduğu, kendilerinde kuru mülkiyet hakkı kalan taşınmaz maliklerinin taşınmazı kiraya veremeyecekleri, yapılan bir «kira sözleşmesi» varsa da bunun «geçersiz» olup davalı şirketin bunu gerekçe gösterek çektiği «ihtarname» ile sözleşme ilişkisini sonlandırmasının haksız olduğu, davalı şirket ve sözleşmeyi «garantör» olarak imzalayan davalı ...'nun bundan davacının uğradığı zararları karşılamakla yükümlü olduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilamı doğrultusunda sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği 20.06.2013 tarihinden itibaren davacının dava dışı Kaan Akaryakıt şirketi ile yaptığı 02.09.2014 tarihli kira sözleşmesine kadar uğradığı «kar kaybını» isteyebileceği alınan «son» ek raporun «denetime elverişli» olması sebebiyle hükme esas alınması gerektiği, davalı ...'nun sözleşmede imzası bulunmadığı, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazdaki istasyonun dava dışı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:akaryakıt bayilik sözleşmesi · kira ilişkisi · müdahale talebi · asli müdahale · kar kaybı · yoksun kalınan kâr · hizmet bedeli · vekalet ücreti takdiri
Benzer bu karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 25.10.2011 tarihli ve 5 yıl süreli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirket veya «garantörün» istasyon üzerinde müvekkili lehine 5 yıl süreli «intifa hakkı» vereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya 650.000,00 TL tutarında «hizmet bedeli» ödediğini, kalan tutarın sözleşme kapsamında eski bayinin müvekkiline olan borcuna «mahsup» edildiğini, davalının müvekkiline 20/06/2013 tarihli «ihtarname» ile bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız olarak feshettiğini, davalı şirketin «taahhütlerine» uygun davranmadığını, 2 yıl bile olmadan müvekkilinin onayı dışında istasyonu 3. şahıslara devretmek istediğini, müvekkilinin onay vermemesi üzerine gönderdiği ihtarname ile bayilik ilişkisini haksız feshettiğini, anılan «kira ilişkisinin» hukuken ölü doğduğunu zira istasyonun intifa hakkının müvekkiline ait olduğunu, kuru mülkiyet hakkına sahip maliklerin davalı şirketi istasyondan tahliye edemeyeceğini, istasyonda davalı şirketin dava dışı üçüncü bir şirket ile bayilik sözleşmesi imzaladığını, davalının intifa hakkı müvekkiline ait olan akaryakıt istasyonu üzerinde başka bir «dağıtım» şirketi ile bayilik sözleşmesi imzalamasının aralarındaki «protokole» aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmesinin 46. maddesine göre bayinin feshi tarihini takip eden 2 gün içinde istasyonu müvekkiline «teslim» edeceğinin kararlaştırıldığını, diğer davalılar Aydın ve ...'nun müvekkili ile davalı şirket arasındaki sözleşmeleri garantör sıfatı ile imzaladıklarını, davalının halen taşınmazda faaliyette bulunarak haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz yönündeki davalının haksız müdahalesinin menine müvekkili şirketin taşınmazı fiilen kullanamaması sebebiyle uğradığı «kar kaybı» ve diğer zararlar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09/03/2018 «havale» tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kar kaybına yönelik davalarının 25.000,00 TL, «ecrimisil» taleplerinin 25.000,00 TL, müdahalenin men'i talebi yönünden dava değerlerinin ilerde artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL olduğunu belirtmiş, daha sonra kar kaybı talebini 437.805,00 TL olarak «ıslah» etmiş ve harcını yatırmıştır.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı açılmış «kar kaybının» tahsili, müdahalenin men'i ve «ecrimisil» isteğine ilişkindir.
Asli müdahil gerekli harcı ödemezse, «asli müdahale talebi» incelenemez.
Asli «müdahale talebinin» kabulü halinde de mahkemece «asli müdahale» davasında ayrıca karar vermesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4940 E. , 2023/6928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/792 Esas, 2022/288 Karar
HÜKÜM
Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/347 E., 2018/1385 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Mustafa Demirkol dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan 16.258,04 TL işletme hakkı ücret alacağı ve birleşen davaya konu edilen toplam miktar 32.516,08 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığından davalılar vekilinin asıl davada işletme hakkı ücret alacağı ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinin 22.07.2010 tarihinde imzalanan protokol ile Rekabet Kurulu kararı uyarınca 18.09.2010 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uygulanması konusunda mutabakata vardıklarını, müvekkilinin dava dışı ...'dan kiraladığı taşınmazı davalıya teslim ettiğini, davalı ...'ın 250.000,00 USD limitle kefil olduğunu, müvekkilinin 5 yıl için 750.000,00 USD + KDV olmak üzere toplam 885.000,00 USD prim ödemeyi taahhüt ettiğini, 23.09.2010 tarihinde davalı şirkete 1.124.694,50 TL ödediğini, davalı şirketin başka kaynaklardan akaryakıt tedarik ederek satışa sunduğunu, borçlarını vadesinde ödemediğini, istasyon otomasyon sistemini sözleşmeye uygun kullanmadığını, söz konusu aykırılıkların giderilmesi için davalıya ihtarname keşide edildiğini, mahkeme aracılığıyla yatırılan tespitte istasyonun kapalı olduğunun tespit edildiğini, 23.08.2013 tarihinde sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilince ödenen peşin satış destek priminin bakiye 757 günlük süresi için toplam 366.892,16 USD'nin iade edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın derhal tahliye edilerek müvekkiline teslim edilmesi istendiği halde davalı şirketin ihtarnameye rağmen taşınmazı tahliye etmediğini, taraflar arasındaki protokolün 4.
maddesi uyarınca keşide edilen 01.10.2013 ve 01.11.2013 tarihli faturalar toplamı 16.258,04 TL işleticilik bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 366.892,16 USD bakiye peşin satış destek primi ve 16.258,04 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davalı tarafın ihtarnameye rağmen taşımazı tahliye etmemesi nedeniyle müvekkilince davalı şirket aleyhine meni müdahale davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, davalının halen taşınmaz üzerinde başka bir şirketin bayiliğini sürdürdüğünü, düzenlenen faturalar ile ilgili aylara ait toplam 32.516,08 TL işletme bedeli talep edilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek söz konusu meblağın faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, müvekkili ile taşınmaz maliki arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin kiracı ve üst hakkı sahibi olduğunu, haksız olarak feshedilen sözleşmeye göre talep edilen işletmecilik bedelinin hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar 5 yıl süreli protokol ve 18.09.2010 tarihli bayiilik sözleşmesi akdedildiği, davalı ...'ın 250.000 USD limit ile kefil olduğu, davacı şirket ile akaryakıt istasyonunun kurulduğu taşınmaza ilişkin 5 yıl süreli kira sözleşmesi akdedildiği, aylık işletme bedelinin 5.832,00 TL olarak belirlendiği, davacının, 750.000 USD peşin satış destek primini davalı şirkete ödediği, davacı tarafça 23.08.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, sözleşmenin 13/1-c maddesi nazara alındığında davacının asıl davada talep ettiği peşin satış destek priminin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren uygulanmayan süresine karşılık gelen kısmının iadesi talebinin yerinde olduğu, davalı ...'ın sorumluluğunun kefalet limiti ile sınırlı tutulması gerektiği, taraflar arasındaki protokolün 4.
maddesinde düzenlenen işletme hakkı bedelinin sözleşmenin devamında her ay için ödenecek bir bedel olduğu, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürdüğü taşınmazı tahliye ve teslim etmediği gerekçesiyle feshedilen ve fesih tarihinden itibaren taraflar arasında uygulanma olanağı kalmayan protokol maddesi uyarınca işletme hakkı bedeli talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, (tahsilde tekerrür olmamak ve kefil olan davalı ...'ın kefâlet limiti olan 250.000,00 USD ile sorumlu olması kaydı ile) 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; peşin satış destek priminin 484,71 USD eksik hesaplandığını, işleticilik bedeli talebinin reddinin hatalı olduğunu, davalıların bayilik sözleşmesinin sona ermesine rağmen taşınmazı tahliye etmemelerinin kendilerini haksız işgalci konumuna düşürdüğünü, sözleşmede öngörülen işleticilik bedelinin davalılarca müvekkiline ecrimisil olarak ödenmesi gerektiğini, talep edilen işleticilik bedellerine ilişkin faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun bilirkişi incelemesinde tespit edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin peşin satış destek primine ilişkin kararının yerinde olduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin haksız kullanımlara dayalı taleplerin ecrimisil istemi niteliğinde olduğu, taraflar arasında görülen davalı şirketin bayilik sözleşmesine konu taşınmaza müdahalesinin men'ine dair 08.01.2014 tarihinde verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 11.10.2013 tarihli tespit dosyası raporunda davaya konu istasyonda dava dışı bir şirkete ait ürünlerin satıldığının belirlendiği, davalı şirket adına tapuya tescil edilmiş bir üst hakkının mevcut olmadığı, davalının beyanlarından taşınmazı davacıya teslim etmediğinin anlaşıldığı, davacı söz konusu taşınmazı dava dışı malikten kiralamış olup taşınmazı kullanma hakkına sahip olduğu, davalı şirket, davacı ile olan kira sözleşmesi sona erdikten sonra taşınmazı 01.10.2013, 01.11.2013, 01.12.2013, 01.01.2014, 01.02.2014, 01.03.2014 tarihli faturaların ait olduğu dönemler itibarıyla kullanmaya devam ettiğine göre bu dönemlere ilişkin ecrimisil bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın peşin satış destek primi istemi yönünden kısmen kabulüne, işletme hakkına ilişkin istem yönünden kabulüne, peşin satış destek priminin karşılıksız kalan kısmı 366.407,45 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve işletme hakkı ücreti alacağı 8.129,02 TL'nin 01.10.2013, 8.129,02 TL'nin 01.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte her iki alacak kalemi yönünden davalı kefil ...'ın sorumluluğu 250.000,00 USD ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden geçerli bir kefalet bulunmadığını, Mahkemece bu konuda inceleme yapılmadığını, kefile yönelik icra takibinin iptali gerekeceğini, bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisinin 9 yıl sorunsuz sürdüğünü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından intifa hakkı sürelerinin kısaltılmasının ardından davacının başka bir olayı ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğini, müvekkiline günlerce akaryakıt verilmediğini, akabinde istasyona tespite gelinerek satılan ürünün petrol ofisi ürünü olmadığının iddia edildiğini, dosyadaki tek kanıtın tespit raporu olduğunu, akaryakıtta hangi ürünün hangi firmadan geldiği belli olmadığından o dönemki kayıtlara ve stok kayıtlarına bakılması gerektiğini, bu konuda eksik inceleme ile karar verildiğini, başka şirketin ürününün satılıp satılmadığının yan delillerle ispatı gerektiğini, petrol mühendisi bilirkişinin düzenlediği raporun dayanak alınmasının hukuka aykırı olduğunu, dövize faiz uygulamasının, hem döviz artışından yararlandırıp hem de en yüksek faizle tahsil yönünde karar verilmesinin çelişki oluşturduğunu, inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davalı ... bakımından geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunup bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı ve hükmedilen faize ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 995 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi kararı yalnızca asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalıların asıl davadaki peşin satış destek primi alacağı bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince asıl davada peşin satış destek primi alacağı yönünden temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalılar vekilinin İşletme Hakkı Ücretine Yönelik Temyizleri Yönünden
Davalılar vekilinin asıl davada talep edilen işletme hakkı ücret alacağı ile birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B.Davalılar vekilinin Asıl Davada Peşin Satış Destek Primine Yönelik Temyizleri Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davada peşin satış destek primi alacağı bakımından 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990811600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz