Bağlı şirket pay sahibi tazminat ve pay satın alımını terditli isteyebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2132 E. 2023/6542 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hâkim ve bağlı şirket↗ hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması↗ denkleştirme↗ payların satın alınması↗ terditli talep↗
Gerekçe özeti
Hâkim şirketin hakimiyetini bağlı şirketi zarara uğratacak biçimde kullanıp zararı faaliyet yılı içinde denkleştirmemesi hâlinde (TTK 202/1), bağlı şirketin her pay sahibi hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden zararın tazminini isteyebilir; hâkim, istem üzerine veya re'sen, tazminat yerine paylarının satın alınmasına ya da uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir (TTK 202/2). Pay sahibi, tazminat ile payların satın alınması taleplerini terditli olarak birlikte ileri sürebilir.
Ele alınan sorunlar
Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasında bağlı şirket pay sahibinin talep hakları ve terditli talep → kabul
İddia: Davacılar, hâkim şirketin bağlı şirketleri zarara uğrattığını (malvarlığı satışı, ... A.Ş. lehine teminat mektubu, sermaye artırımıyla paylarının erimesi) ileri sürerek zararın tahsilini, aksi hâlde paylarının satın alınmasını ve ödenmeyen kâr paylarının tahsilini terditli olarak talep etmiştir.
Gerekçe: TTK 195 hâkim ve bağlı şirket tanımını yapar. TTK 202/1-a hâkim şirketin hakimiyetini bağlı şirketi zarara uğratacak şekilde kullanması hâlinde zararın faaliyet yılı içinde denkleştirilerek giderilmesini düzenler; 202/1-b uyarınca denkleştirme yapılmazsa bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden şirketin zararının tazminini isteyebilir; hâkim ise istem üzerine veya re'sen, somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse tazminat yerine 202/2 uyarınca payların hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir. Buna göre davacı pay sahipleri, bağlı şirkete verilen zararın tazmini ile bunun kabul edilmemesi hâlinde paylarının satın alınmasını terditli olarak birlikte talep edebilir; İlk Derece Mahkemesinin bu taleplerin terditli dahi talep edilemeyeceği yönündeki değerlendirmesi hatalı olup, tarafların delilleri toplanıp gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bağlı şirket pay sahibinin TTK 202 uyarınca tazminat ile payların satın alınması taleplerini terditli olarak birlikte ileri sürebilmesi yönünden bağlayıcı emsaldir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Çağrıya rağmen katılmayan ve muhalefet şerhi koymayan pay sahibinin dava hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/815 E. 2023/5288 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi
Benzer bu kararda… sı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısına ilişkin gündem ve toplantı gününün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414 üncü maddesine uygun olarak «ilan» ve tebliğ edildiği, kaldı ki, davacı tarafın genel kuruldan önce şirkete «ihtarname» çektiği gözönünde bulundurulduğunda gündemden ve genel kurul tarihinden haberdar olduğu, bu bağlamda davacı tarafın dayandığı çağrının ve gündemin «usulsüz tebliğine» ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, genel kurula haksız olarak alınmama iddiasına yönelik ise, davacı ortakların usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmadıkları, katılma teşebbüsünde bulunan avukat ve davacı eşinin genel kurula katılma şartını sağlayan vekaletname «ibraz» etmedikleri, bu nedenle bu kişilerin genel kurulda «temsil» «temsil yetkisi» olmadığından genel kurula katılmalarının engellenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların genel kurula katılmayarak ihtarname çekmesinin ise «genel kurul kararının iptali» «sebebi» olmayacağı, davacıların usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmamış ve alınan kararlara «muhalefet şerhi» koymamış olmaları nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5642 E. 2020/5829 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasında bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 12.672,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar, Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2132 E. , 2023/6542 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/116 E., 2019/631 K.
Taraflar arasındaki şirket ortaklık payı alacağının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babaları olan, davalı şirket ve diğer bağlı şirketlerin kurucusu ve büyük ortağı Ahmet Kömürcü'nün 2007 yılında Alzheimer tedavisi görmeye başladığını, bu süreçte mal varlığında karşılıksız eksilmeye yol açacak şekilde iş ve işlemler yaptırıldığını, bunun üzerine vasi atandığını, yapılan muvazaalı işlemlere karşı davalar açıldığını, 12.01.2015 tarihinde vefat etmesi üzerine şirketlere intikalen ortak olduklarını, davalı şirket ve bağlı şirketin ortaklarınca kurulan ... Gıda A.Ş. ve diğer şirketlere babalarının hakkı olmasına rağmen ortak edilmediklerini, babalarının hastalığı sırasında şirketlerindeki hisselerinin yarısını oğlu Murat Kömürcü'de devrettiği, kâr paylarının neden dağıtılmadığını, hakim şirketin 2014 yılı bilançosunda gözüken 9.672,525,00 TL bedelli alacak senedinin neden tahsil edilip bilanço ve kâr payına eklenmediğinin açıklanmasını, ...
Gıda'ya sağlanan 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubunun açıklanmasını istediklerini ama açılama yapılmadan genel kurul yapılarak müvekkillerinin muhalefet şerhi eklenerek ibra edildiğini, davalı şirket ve ortakları ile aralarında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ortaklığın çekilmez hale geldiğini, davalı şirket ve bağlı şirket tarafından müvekkillerine yapılan genel kurul çağrısında şirketlere borçlanma yetkisi ve müvekkilerin payını eritmek için şirketlerde sermaye arttırımı gibi gündemler belirlendiğini, müvekkilleri tarafından davalı şirket yöneticilerine hisselerinin satın alınması talep edildiği ancak şirketlerin yazılı cevap vrmediği, uzlaşmaya 7 yıldır tüm davalar boyunca yanaşılmadığını ve müvekkillerinin bu konuda ümitleri olmadığını, bu nedenlerle davalı şirket ile bağlı şirketlerin 30.01.2017 tarihinde sermaye arttırımı yapılacak genel kurulları hakkında tedbir kararı verilerek müvekkillerinin gerçek hisse değerinin tespit edilerek hesaplarına yatırılıncaya kadar ertelenmesini, aksi takdirde karar ile birlikte eski hale iadesini, hisselerin satın alınmasını, mahkeme aksi kanaatte ise muris Ahmet Kömürcü'den intikal eden hisselerin tereke temsili ile azınlık hakkı kabul edilerek uygun bir çözüme karar verilmesini ayrıca müvekkillerine ait mirasen ve şahsen hak ettikleri kâr paylarının tahsiline bağlı şirketler bakımından denkleştirilmesi ve kâr paylarının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin piyasa şartlarından dolayı her işletme gibi bankalardan kredi kullanmak zorunda olan ve geçmişten beri sürekli kredi ödemeleri olan bir şirket olduğu, bu nedenle borçlandırıcı kredi işlemlerini şirket için rutin işlemler olarak görmek gerektiğini, şirketin bütün işlemlerinin usulüne ve mevzuata uygun olduğunu, davacı şirket ortaklarına bilgi vermeme, taleplerini karşılamama ve kendilerine zarar verecek şekilde hareket etmenin söz konusu olmadığını, davacıların sermaye artırımına karşı çıkmaları, ayrıca şirket yönetimine borçlanma yetkisi vermemelerinin şirketi çıkmaza sokmaktan başka bir işe yaramayacağı, davacılar çok küçük bir payları olmasına rağmen şirketi çalışmaz hale getirmek istedikleri, müvekkili şirketin 30.01.2017 tarihinde genel kurul yapıldığı, şirket sermayesinin 1.700.000,00 TL'den 10.000.000,00 TL'ye yükseltilmesi kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin Efes Pilsen, Philip Morris gibi şirketlerin distribütörlüğünü yapmakta olduğunu, bu sözleşmelerin her yıl yenilendiği, karşıdaki firmanın sözleşmeyi yenilememesi veya distribütörlüğü başka bir firmaya vermesi durumunda müvekkili şirketin zor duruma düşeceğini, bu nedenle bahsi geçen bayiliklerin şirkette devamlılık arz etmeyeceğini dikkate alarak şirket değerini buna göre hesaplamak gerektiğini, bu nedenlerle davacının açmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, ... Gıda Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin %84,65 oranındaki hissesine sahip olduğu, fiili hakimiyetinde olduğu ve ... Gıda Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin bağlı şirket olduğu, ancak davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ... Gıda Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında yukarıda belirtildiği şekilde sözleşmesel veya fiili hakimiyet ilişkisi tespit edilemediği, her iki şirketin Memik Kömürcü dışındaki ortakları ve yetkilileri aynı da olsa bu hususun iki şirket arasında hakim/ bağlı ortaklık olduğu sonucuna götürmeyeceği, bu sebeple bu iki şirket arasındaki ilişkiye 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığını, bu nedenle esas itibari ile hakim şirket olan ...
Gıda'nın, hakimiyetini kullanarak bağlı şirket olan ... Gıda Ticaret Şirketi'ni uğrattığı kaybın değerlendirilmesi gerektiği, davacının hakim ortaklık tarafından hakimiyetin kötüye kullanılmasından doğan sorumluluğa dayandığı ve bağlı ortaklardan birine verdiği kayba ilişkin olduğu, bağlı şirketlerin; hakim şirketin, hakimiyetini kayba uğratıcı şekilde kullanması gerektiği, davacının terditli olarak hisselerin satın alınması, mahkeme aksi kanaatte ise muris Ahmet Kömürcü'den intikal edilen hisselerin tereke temsili ile azınlık hakkı kabul edilerek uygun bir çözüme karar verilmesi ayrıca müvekkillerine ait mirasen ve şahsen hak ettikleri kâr paylarının tahsiline bağlı şirketler bakımından denkleştirilmesini ve de kâr paylarının tahsiline ilişkin talebinin mevcut olduğu, bağlı ortaklığın genel kurul vasıtasıyla hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına karşın 6102 sayılı Kanun'un iki yeni davayı hayata geçirdiği, bunlardan birincisi bağlı ortaklığın paysahiplerine (ortaklarına) tanınan hakim teşebbüse karşı tazminat davası, ikincisi ise davacının paylarının satın alınması davası olduğunu, bu iki davanın birbirinden bağımsız olduğunu, iki talebin ne terditli olarak aynı davada ileri sürülebilecğini ne de tazminat davası bağlamında mahkeme uygun görürse payların satın alınması kararının verilebileceğini, payların satın alınması davasında mahkemenin 6102 sayılı Kanun'un aksine ''Duruma uygun düşen bir çözüm'' için karar kuramayacağı, yeniliği olan bu özel davalar yerine paysahipleri (ortaklar) arzu ederlerse ve şartları varsa genel kurul kararının butlanının tespiti veya iptali davası açabileceğini, dava dosyasında hem tazminat hem de payların satın alınması veya uygun bir çözüme karar verilmesi taleplerinin beraber talep edildiği, hepsinin beraber terditli de olsa talep edilemeyeceğinin değerlendirildiği, bunun aksi düşünülse bile dava dilekçesinde somut olarak belirli bir işlemden kaynaklı kayıp ya da zarardan bahsedilmediği, daha ziyade belirtilen şirketlerde davacı ile davalıların yaşadığı temel ihtilafların sayıldığı, davacının iddia ettiği hususlar aşağıda tek tek irdelendiğinde,
Davacıların müteveffa babalarının vesayeti sırasında gerçekleşen ve vasinin bir kısım hukuka aykırı olduğu iddia edilen işlemlerinden bahsedilmiş ise de; vasinin o dönemde sağ olan müteveffaya tayin edildiği, vasi eliyle yapılan işlemlere ilişkin itiraz ve denetimin vesayet ve denetim makamınca yerine getirilmesi gerektiği,
Davacının dayandığı hususlardan babalarının şirketlerdeki hissesinin yarısını oğlu Murat Kömürcü'ye devretmesi belirtilen ve dayanılan hükümler çerçevesinde değerlendirilebilecek bir mevzu olmadığı gibi bunun hasmı devralan kişi olduğu,
... Gıda A.Ş.'nin 2014 mali bilançosunda gözüken 9.672.525,00 TL bedelli alacak senedinin tahsiline ilişkin iddia da; hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı bir iddiaya ilişkin olmadığı, kaldı ki dava ibralara ilişkin genel kurul kararının iptali talebine ilişkin olmadığı gibi yöneticinin sorumluluğuna ilişkin de bir talep olmadığı,
Yönetim kurulu üyelerinin ve de üçüncü şahısların maaşları, ödenen kredi kartları ve çekilen avanslara ilişkin açıklanması talep edilen hususlar da; hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı bir iddiaya ilişkin değildir. Yine yöneticilerin sorumluluğuna dayalı olarak açılmış bir dava da değildir.
... Gıda A.Ş. ve diğer A.Ş.'lere sağlandığı iddia edilen teminat mektubu ve organik bağ içerisinde yapılan borçlandırıcı işlemler ileri sürülmesine karşın buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi, iddianın hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı doğan kayba ilişkin de herhangi bir delil ibraz edilmediği,
Yine sermaye arttırımına ilişkin bir kısım iddialar mevcut ise de; hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı doğan kayba ilişkin olmadığı gibi buna ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi halinde ve yasal şartlarının mevcut olması halinde ilgili genel kurul kararının iptali talep edilebileceği,
Davacının kâr paylarının dağıtımına ilişkin talebi de mevcut ise de; hasmın ... A.Ş. olduğu, hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı doğan kayba ilişkin olmadığı gibi, kâr payının dağıtılması için açıkça karar alınması gerektiği buna ilişkin bir karar da mevcut olmadığı nazara alındığında bu talepte yerinde görülmediği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakim şirket olan davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'de babalarının 17.000 hissesinin 10.200 payına, bağlı ortak Şirket olan ... Gıda Dağıtım San. ve Tic. A.Ş.'de babalarından gelen 1.100 hissenin 660 payına, yine bağlı şirket olan ... Gıda Ticaret ve Sanayi A.Ş.'de babalarından gelen 10.000 hissenin 6000 payına sahip oldukları, işbu şirketlerin hissedarları, yöneticileri, şirket merkezleri vs. aynı yer ve kişilerden oluştuğunu, bu A.Ş.'lerin aile şirketi olup, müvekkilleri dahil akraba olup, genel kurul kararı ile de akraba dışı kişilere hisse satışının yasakladıklarını, yerel mahkemenin kararının aksine işbu 3 şirketin bağlı şirketler grubu olduğunu, bilirkişi raporunda sermaye artırımı ile müvekkillerin hisselerinin beşte birine düştüğünün aşikar olduğu, bu hem şirkette hem de aile şirketindeki akraba sorunları nedeni ile küçük hissedar olan müvekkillerinin kaybına yol açtığı, hissedarların kaybı şirketin kaybı olduğu, kaldı ki şirket yöneticilerinin dava dilekçesinde ve burda belirtikleri işlemleri sırf müvekkilleri zarara uğratmak, yani işi yapma, yapmama ve zarar verme kastı ile hareket ettiklerini, dava dosyası incelendiğinde;
hem tazminat hem de payların satın alınması veya uygun bir çözüme karar verilmesi taleplerinin beraber talep ettiğini, ancak açıklandığı üzere hepsinin beraber terditli de olsa talep edemeyeceğinin değerlendirildiğini, bunun aksi bile değerlendirilse, dava dilekçesi incelendiğinde, somut olarak belirli bir işlemden kaynaklı kayıp ya da zarardan bahsedilmediğini, daha ziyade belirtilen şirketlerde davacı ile davalıların yaşadığı temel ihtilafların sayıldığını, bilirkişi heyetince de hesaplanan toplamda 2.605.848,00 TL olan hisse bedellerinin dava sonrası genel kurulda 565.704,00 TL'ye düşürüldüğünü, kendilerinin somut zararlarının hisse bedellerilerinin 5/1'ine düşürülmesi ve bunca zamandır dağıtılmayan kâr paylarının olduğunu, yerel mahkemenin kararında hataya düştüğünü, kararın hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, yerel mahkemece, hakim şirket tarafından mizanı tutturmak üzere düzenlenen 9.672.525,00 TL alacak senedi, ...
Gıda A.Ş.'ye ait satılan gayrimenkuller, hakim şirketin hissedarı olduğu, ... Mar Gıda A.Ş.'ye verilen teminat mektuplarının hesaba katılmadığını, yeterli araştırma yapılmadan karara varıldığını, yine yapılan işbu işlemlerin hakim şirketin sorumluluğunda olmadığını, şirket yönetcilerinin sorumluluğunda olduğunu, şirket yöneticilerine dava açılmadığı gerekçesinin de hatalı olduğunu, şirket yöneticilerinin davranış ve işlemlerinin şirketi de bağlayacağını, kaldı ki şirketin bir makine olmayıp, hissedarlardan ve de yöneticilerden ibaret olduğunu, müvekkillerinin babalarının hisse devirleri, hisseyi devralan ile arasındaki mesele gibi gerekçelendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu şirketlerin aile şirketi olduğunu, gerektiğinde aile üylerinin kendi mal varlıklarını satıp şirkete katabilmekte ve de tüm ailenin geçim kaynağının işbu şirket kârları olduğunu, şirket yöneticilerinin basiretli tacir gibi davranmayarak şirket zararına yapılan işlemlere göz yumduğunu, noter ihtarnamesi ile davada amaçladıkları sonuçları şirket yöneticilerinden talep ettiklerini, sonrasında 30.01.2017 tarihli genel kurul öncesi işbu davayı açarak, genel kurulların tedbiren durdurulmasının istendiğini, ancak yerel mahkemenin tedbir talebinin reddine karar verdiğini, sonrasında tedbir istemi ret olunca yapılan genel kurula aynı mahkemede açtıkları Gaziantep 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/542 E. sayılı davanın, ihtarname ile muhalefet şerhi konulmasına rağmen aktif dava ehliyeti yönünden reddedildiğini, mahkemenin kararında kendisi ile çeliştiğini, Kanun ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca da şirketlerde hissedar kalmalarının beklenemeyeceğini, ancak yerel mahkemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 202 nci gereğince uygun bir çözüm bulacağı yerde müvekkillerini daha beter çözümsüzlüğe ittiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Bilirkişi tarafından, şirketlerin marka değerini, bilançosunu, taşınmaz değerleri ve şirket toplam değerlerini sonrasında, müvekkillerin ödenmeyen kâr paylarını ve hisse değerlerini hesapladığını, netice olarak dava tarihindeki hisse bedelleri ile hakim şirketin görevini kötüye kullanması sonucu sermaye arttırımından sonra müvekkillerin hisse değerlerinin belirlendiğini, hesaplamada haklı olduklarının ispat edildiğini ancak mahkemece davanın reddine karar verildiğini,
2.Mahkemece ... Gıda A.Ş.'nin bağlı şirket olmadığına karar verildiğini, ancak bu şirketlerin yöneticilerinin şirket merkezlerinin aynı yer ve kişilerden oluştuğunu, bu şirketlerin aile şirketi olduğunu, genel kurul kararı ile akraba dışı kişilere hisse satışının yasaklandığını, mahkeme kararının aksine işbu 3 şirketi bağlı şirket olduğunu,
3.Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi sermaye arttırımı ile müvekkil hisselerinin beşte birine düştüğü, akraba sorunlarının müvekkillerin kaybına yol açtığını, şirket yöneticilerinin sırf müvekkilleri zarara uğratmak yani işi yapma yapmama ve zarar verme kastı ile hareket ettiklerini,
4.Mahkemece her ne kadar belirli bir işlemden kaynaklı kayıp ya da zarardan söz edilemeyeceği belirtilmiş ise de, hisse bedellerinin dava sonrası genel kurulda sermaye arttırımı neticesinde düşürüldüğü ve zararlarının bunca zaman dağıtılmayan kâr payları olduğunu,
5. Mahkemece, hakim şirket tarafından düzenlenen 9.672,525 TL alacak senedi, Uzaman Gıda A.Ş.'ye ait satılan gayrimenkuller, hakim şirketin hissedarı olduğu ... Mar Gıda A.Ş.'ye verilen teminat mektuplarının hesaba katılmadığı, gerekçe olarak ise, bu işlemlerin hakim şirketin sorumluluğunda olduğunu ve yöneticilere dava açılması gerektiğinin belirtildiği ancak zaten şirketin hissedar ve yöneticilerden oluşturduğunu,
6. Şirket yöneticilerinin basiretli bir iş adamı gibi davranmayarak şirket zararına işlemlere göz yumduklarını,
7. Mahkemece, hakim şirketin bağlı şirkete yöneltmesinden kaynaklı doğan kayba ilişkin olmadığı gibi buna ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi halinde ve yasal şartların mevcut olması halinde ilgili genel kurul kararının iptalinin talep edilebileceğini belirttiği, müvekkillerinin genel kurul gündemleri ile açıkça açıkça zarara uğrayacakları için 30.01.2017 tarihli Genel Kurul öncesi bu davayı açarak tedbir talebinde bulundukları ancak mahkemece yerel mahkeme başkanının muhalefeti ile talebin reddedildiği, tedbir isteminin red olunması sonucunda Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde yukarıda belirtilen davayı açtıklarını ancak davanın aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, mahkemenin kararları arasında kendisi ile çeliştiğini,
8. Halen 3 şirketten herhangi bir kâr payı, hisse bedeli veyahut bir menfaat edinmediklerini, ellerindeki hisseleri dışında bir kazanımları olmadığını, genel kurullarda muvazaalı şekilde sermaye arttırımları ile hisselerinin maddi değerini kaybettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından ileri sürülen ihtilafların hâkim şirketin bağlı şirkete vermiş olduğu zarar kapsamında olup olmadığı, bu kapsamda ise tazminat veya payların satın alınmasının veya kâr paylarının talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 195 inci, 202 nci maddeleri
3. Değerlendirme
Dava, hâkim şirket olduğu iddia edilen davalı şirketin bağlı şirketlere vermiş olduğu zararların tahsili, eğer bu talep kabul edilmez ise davacı hisselerinin davalı şirket tarafından satın alınması ve davalı hâkim şirketle bağlı şirketlerden şimdiye kadar ödenmeyen kâr paylarının tahsili taleplerine ilişkindir.
Davacı, davalı şirket ve bağlı şirket yöneticilerinin kurucusu ve ortağı oldukları ... Gıda A.Ş. lehine 2.000.000,00 TL teminat mektubu verilmesi ve bağlı şirketlerden ... Gıda A.Ş.'nin malvarlığının satılması yoluyla bağlı şirketlere zarar verildiğini ileri sürerek zararın tahsili aksi halde payların satın alınmasını ve davalı ve davalıya bağlı şirketin kâr paylarının ödenmediğini ileri sürerek kâr paylarının da ödenmesini talep etmiştir.
Hâkim şirket ile bağlı şirketin tanımı 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinde yapılmıştır. Bu hükme göre bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa, bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasını düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile, hâkim şirketin hakimiyetini bağlı şirketi zarara uğratacak şekilde kullanması halinde, bağlı şirketin zararı faaliyet yılı içerisinde denkleştirmek suretiyle giderilmesinin yöntemi düzenlendikten sonra, aynı fıkranın (b) bendiyle de denkleştirmenin yapılmaması halinde, bağlı şirketin her pay sahibi, hakim şirketten ve onun, kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebileceği, hakimin ise istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca pay sahiplerinin paylarının hakim şirket tarafından satın alınmasına veya uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebileceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesi kapsamında hakim şirket olan davacının bağlı şirketi ... Gıda Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin malvarlığının satışını yaptığı, ayrıca şirketler grubunun yöneticilerinin pay sahibi oldukları ... Gıda Anonim Şirketi ve diğer şirketlere bağlı ... A.Ş. vasıtasıyla 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu da sağlandığı, ve böylece bağlı şirkete zarara verildiği, diğer iddiaları yanında, ileri sürülecek bağlı şirkete verilen zararın tazminini bu olmazsa paylarının hakim şirket tarafından satıl alınmasını da diğer taleplerinin yanında talep etmiştir. Belirtmek gerekirse davacı pay sahipleri hâkim şirket olan davalının bağlı şirketi ...
A.Ş. zarar verdiği ve verdiği zararı da denkleştirmediğinin kabul edilerek bağlı şirket verilen zararın tazmini olmasa payların hâkim şirket olan davalı tarafından satın alınması hususu da, diğer taleplerinin yanında davacılar tarafından talep edilmiştir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen 6102 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca davacıların hâkim şirket olan davalılar aleyhine bağlı şirkete verildiğini iddia ettikleri zararın tazminini ya da paylarının satın alınması şeklinde terditli talepleri içeren dava açabileceklerinin mümkün olduğu gözetilip tarafların delilleri toplanıp, gerektiğinde ... kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan aynı 202 nci maddenin ikinci fıkrasında da örnek mahiyetinde belirtilen bazı işlemler de pay sahiplerinin hâkim şirkete karşı tazminat talepli veya paylarının hâkim şirket tarafından satın alınması talepli dava açabileceklerinin gözetilmemesi de doğru olmamıştır. Hal böyle olunca Hukuk Dairesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990572700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz